‘Anadolu’nun kalbi YEN’ koleksiyonu ile ünlü dokuma sanatçısı Fırat Neziroğlu şimdi gastronomi için tabak tasarlıyor

‘Anadolu’nun kalbi YEN’ koleksiyonu ile ünlü dokuma sanatçısı Fırat Neziroğlu şimdi gastronomi için tabak tasarlıyor

Mehmet Yalçınkaya / mehmet.yalcinkaya@posta.com.tr

23 Ağustos 2020, Pazar 07:00 Son Güncelleme:
YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Seni yaptığın çok özel portre dokumaları ile tanıyoruz. Bu sanatçı kimliğinin diğer tarafı ise tabak tasarımları ile ilgili yaklaşımların. İlham kaynağını merak ettik?

Beden, zihin ve ruh; hayat sürecimizin vazgeçilmez üçlüsü. Günlük yaşamdaki yemek seçimlerimiz, bazen duygusal ihtiyaçlarımızın efekti ile beynimizin bizi yönlendirmesine, bazense metabolik ihtiyaçlarımızın yarattığı farklı iştahların oluşumuna dönüşür. Yediğimiz yemek yaşadığımız toprakların tarımsal özellikleri ve geleneksel tüketimimize dayalı bir kültürden oluşuyor.

İşte tüm bunlar, gelişen beslenme alışkanlıklarımız ve yükselen farkındalığımız ile günümüzde yediklerimizi daha nitelikli tarif etmemizi sağlıyor. Toplumun takip ettiği popüler kültür temsilcilerinin de yedikleriyle ilgili yaklaşımlarını içeren paylaşımları bizlerin de seçimlerini etkiliyor.

Örneğin; Angelina Jolie’nin yaptırdığı “Beni besleyen şey, beni yok eder” dövmesi neyi ifade ediyor, düşünmek gerek. Bugün yediğimiz birçok şeyin kanserojen olduğu kaygısı her geçen gün hepimizde artıyor. Tüm bu durumlar beni, tabaklarımızda sunulan yemeğin görselliği, işlevi ve harmonisini doğru algılatma üzerine düşünmeye sevk etti.

Tabak hazırlarken nelere dikkat edilmeli sence?

Güzelin sonu yoktur. Güzellik konusunda istediğimiz kadar ilerleyebiliriz, önemli olan nerde durmak gerektiğini bilmektir. Resim yaparken yavaş yavaş çizeriz ve nerede durduğumuzu bilmezsek resim karalamaya ve karmaşaya dönüşür. Her şey ilk nokta ile başlar ve son noktaya kadar yaptığımız her şeyin harmonisi görselliği belirler.

Tabak sunumunu tasarlamak da böyle bir şey. İlk dokunuş ve son dokunuş arasındaki sakinlik ve hareketliliğin uyumu çok önemlidir. Unutmayın! Basit olan her zaman en etkili olandır. Tabakta sunduğumuz yiyeceklerin yan yana duruşundaki renkler, boyut farklılıklarının doğru bütünleşmesi ilk lezzet algımızı oluşturur.

Güzel sanatların gastronomi ile ilgili olan bağı çok ilginç. Bunu biraz anlatır mısın?

Temel tasarım yöntemleri, güzel sanatlar alanlarının tamamında (resimheykel- grafik-seramik-tekstil ve mimarlık) kabul edilmiş ölçekler var. Gastronomiye bakarsak tabakta yemeği sunarken alan tanımlamak, doluluk kadar boşluğun önemi, hiyerarşi, ritim ve hareket çok önemli.

Örneğin bir sos ile tabağı süslerken noktalar, çizgiler ve tüm bu öğelerin yardımcısı olan renklerin doğru kullanımı tabağı sunacağınız kişinin bilinçaltına doğru bir mesajın gitmesini sağlar. Yemekteki ana malzemenin rengi ile yardımcı malzemelerin tamamlayıcı unsurunun uyumu önemlidir.

Tabakta bir altın oran var mı?

Şahane bir tespit şefim. Kesinlikle var. Leonardo da Vinci’nin tasarımda dengeye bakış açısı ana elemanın merkeze yerleşmemesidir. Altın oranın tabağa uyarlanması böyledir. Tabakta ilk noktamız her şeyin başlangıcıdır. Ne yapmak istersek ilk hareket ile devinim kazanır.

Hiyerarşi malzemenin büyükten küçüğe ya da küçükten büyüğe bir düzeninin olması anlamına gelir. Tabaktaki ritim; aynı malzemenin farklı boyutlarda tabak üzerinde farklı noktalara yerleştirirken kendi içinde bir harmonide olmasıdır. Hareketi ise şöyle tanımlayabiliriz.

Bir tabak statik olduğunda durağan, öngörülebilir ve sürprizli değildir. Oysa dinamik bir tabak heyecan vericidir ve bizi şaşırtır, isteğimizi artırır. Tüm bunları tabak görselliğinde sağladığımızda sunumumuzun algısı güçlü, iştah artırıcı ve bilinçaltı notalarımıza uygundur. Burada şeflerimiz bir başyapıtı önümüze getirmiş olurlar.

FIRAT NEZİROĞLU KİMDİR?

Kendi ismine patentli bir dokuma tekniği olan, dünyada nadir portre dokumacıları arasında gösterilen sanatçı Fırat Neziroğlu’nun Londra, İstanbul, Münih ve Paris’te ‘Kumaş Koleksiyonları’; Incheon, Washington, Hawai, New York, Kitakyoshu, Shangai, Tenjin, Bhonburi, Newdeli, Venedik, Buenos Aires, Como, Roma, Maniago, Singapur, Marakeş, Dubai, Oslo, Mexico City, Paris, Abu Dhabi’de sanat eserleri sergilendi.

Norveç Kraliyet Büyükelçiliği himayesinde Oslo’ya, Tayland Kraliçesi Sirikit’in doğum günü kutlamaları nedeniyle, kraliçenin kendisine özel bir kumaş dokumak üzere Tayland’a, Katar Emiri Şeyh Tamim bin Hamad Al Thani’ye bir sanat eseri dokumak üzere Katar’a davet aldı. New York Fashion Week’te ‘YEN’ koleksiyonu ile dünyanın ilgisini ülkemize topladı. Contemporary İstanbul’un en beğenilen eserleri sanatçıya aittir. ‘Sıfır Atık’ projesinde 3. Havalimanı’nda özel koleksiyon defilesiyle geri dönüşüme katkı için vurgu yaptı.

Halen olgunlaşma enstitülerinde sanat danışmanlığı yapmaktadır. New York Fashion Week için hazırladığı yeni koleksiyonunda ise yine Anadolu’dan beslenen sanatçı; Türkiye’nin atık kumaşlarının toplanıp yeniden iplik yapıldığı Uşak’ta kumaşlarını tasarlayıp üretiyor. Üretilen giysilerin artık kumaşlarından ise kağıt yaptırarak paket ve ambalajı bile geri dönüşüm sürecine katıyor.

Kumaşlarını Anadolu ve İstanbul’da kadınlara dokutarak kadına pozitif desteğin yanı sıra geleneksel tekniklerin yaşamasına katkıda bulunuyor. Dünya çağdaş sanatı içinde kabul gören, kendine ait dokuma tekniği ile biliniyor. Hayatı ve dokuma tekniği Duygu Güleş tarafından hazırlanan yüksek lisans tezini bu yıl uluslararası bir yayınevi basılı hale getiriyor.

GASTRONOMİ HIZLA DİJİTALLEŞİYOR!

Pandeminin en önemli travmalarından biri yemek kültürünün kaynaştırıcı, sosyalleştirici özelliğinden ayrı düşmemiz oldu. Diğer yandan paket servis cirolarındaki artış geleceğin önemli bir bölümünde, gastronomi alanında da dijitalleşmenin hızlı yükselişine işaret etti. Yepyeni dijital bir sürecin eşiğindeyiz bence.

SAĞLIK VE BESLENME KİŞİSELLEŞTİRİLEBİLİR

Dünyada her geçen gün daha da yaygın olarak uygulanan kişiselleştirilmiş tıp, beslenme ile çok yakın bağlar içeren yaklaşımlar açıklayarak, beslenme şeklimizin bile genetik kodlarımızda var olduğunu söylüyor. Ülkemizin önde gelen Kişiselleştirilmiş Tıp Doktoru Sibel Özgül’den öğrendiklerimi sizlerle paylaşmak isterim.

‘İŞLENMİŞ GIDA TÜKETMEKTEN SAKININ’

Temel olarak beslenme seçimlerimizde birtakım püf noktalara dikkat etmemiz gerekiyor. Herkesin genel olarak yapması gerekenlerden bir tanesi işlenmiş gıda kullanmaktan sakınmak. İşlenmiş gıda, vücutta enflamasyonu artırabilir ve bu da birçok hastalığa zemin hazırlar.

Ne kadar doğal, ne kadar pakete girmemiş ve rafine olmamış ürün kullanırsak o kadar sağlıklı oluruz. Yani glütenden kaçarken, glüten free adı altında yediğimiz ürünler de bize çok zarar verebilir. Aynı durum light ürünler içinden geçerlidir. Bir ürünü light haline getirmek için bir dizi işleme tabi tutulduğunu okuyoruz. Tüm bunlar ürünün bize daha zarar verici içeriğe dönüşmesine neden olabilir.

İçecek ve yiyecek noktasında seçim yapmak zorunda kalırsak, light’ını tercih etmemek zararı daha azaltacaktır. Sadece light ürünler değil, şarküteri ürünleri ve asitli içecekler de enflamasyonu arttırarak bizi kronik hastalıklara yaklaştırır.

SU CAMDA SAKLANMALI VE CAMDAN İÇİLMELİDİR

Başka bir önemli bir nokta ise bir günde yeteri kadar su tüketilmesidir. Su hayattır ve su tüketimi sağlıklı yaşam için olmazsa olmazdır ama içtiğiniz suyun kaynağı ve içinde ne saklandığı çok önemlidir. Su kesinlikle camda saklanmalı ve camdan içilmelidir. Camda içtiğiniz su frekans yüklüdür ve canlı sudur. Plastikteki su ise ölü sudur. Özellikle de güneş ışığına fazla maruz kalır ya da yüksek sıcaklıkta beklerse aynı zamanda kanserojen özellik dahi kazanabilir.

BİLMEMİZ GEREKEN ÖNEMLİ ÜÇ KONU:

  • Nasıl hepimizin parmak izi birbirinden farklı ise, yediğimiz içtiğimiz şeyler de bizlerde farklı etkiler oluşturabilir.
  • Özellikle aileden gelen kalp krizi riskiniz varsa, Akdeniz tipi beslenmeyi tercih etmelisiniz
  • İyi beslenme alışkanlıkları kazanmanın, stresimizi yönetmemizden, uyku durumumuzu düzeltmeye, vücudumuzun toksinlerle savaşma yeteneğinin yükselmesine kadar büyük etkileri vardır.

MASKE TAK, MASKE TAK…

Sevgili dostlar; yaz aylarındaki sosyalleşme ihtiyacımızı başkalarının sağlığına zararlı hale getirmemek ve yakınlarınızı korumak çok önemli. Aman diyeyim, Sağlık Bakanlığı uyarılarını dikkate alın; sevdiklerinizi ve kendinizi koruyun. Mazhar-Fuat-Özkan üçlüsünün o şahane şarkısını dilinizden eksik etmeyin. ‘Maske tak, Maske tak...’

Sıradaki haber yükleniyor...
holder