Doğum Öncesi Azospermi tanısı alan erkekler çocuk sahibi olabilir mi?

Azospermi tanısı alan erkekler çocuk sahibi olabilir mi?

Paylaş
Azospermi tanısı alan erkekler çocuk sahibi olabilir mi?

Sperm hücrelerinin üretimi, miktarı ve yumurtayı dölleme özelliği yeterli olmadığında doğal yolla beklenen gebelik gerçekleşememekte veya süreç oldukça uzamaktadır. Erkek kaynaklı yaşanan üreme problemlerine karşılık uygulanan son tedaviler çiftlerin çocuk sahibi olmalarını ve hayallerine kavuşmalarını sağlamaktadır diye konuşan Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Bülent Erol; “Erkeklerde kısırlık sorununu çözmeye yardımcı yöntemlerden biri de mikro TESE ameliyatıdır. Menisinde hiç sperm bulunmayan (Azospermi) erkeklerin testisinden sperm çıkarılmasına ve bu kişilerin tüp bebek yöntemiyle çocuk sahibi olmasına imkan sağlayan mikro TESE ameliyatlarında başarı oranı yaklaşık %60 düzeyindedir. Spermler, doğrudan üretildikleri yer olan testisten alınır ve anne adayından toplanan yumurtalarla tüp bebek tedavisi gerçekleştirilir. Mikro TESE ile fazla sayıda sperm elde edilmesi durumunda, kullanılmayan sperm hücreleri dondurularak saklanır ve ileride gerçekleştirilecek tüp bebek tedavilerinde çözülerek kullanılabilir” dedi.

 

MİKRO TESE OPERASYONU İLE TESTİS DOKUSUNDAN SPERM ELDE EDİLİR

Haberin Devamı

Erkeğe bağlı kısırlık sorunlarından biri olan azospermi, menide hiç sperm bulunmaması anlamına gelir. Genellikle doğuştan gelen çeşitli sorunlardan kaynaklanan azospermi, birtakım faktörlerin etkisiyle sonradan da oluşabilir. İleri yaş, stresli bir yaşam, dengesiz ve sağlıksız beslenme, kemoterapi, radyoterapi, inmemiş testis hikayesi azospermiye neden olan etkenler arasında gösterilir. Azospermi teşhisi konulan erkeklerin doğal yollarla baba olması zordur ancak gelişen teknoloji ve tedavi yöntemleri sayesinde azospermi, tedavisi yapılabilen bir rahatsızlıktır diye belirten Prof. Dr. Bülent Erol; “Çocuk sahibi olmayı engelleyen azospermi probleminin tanısı semen analiz testi ile konulmaktadır. Azospermi tedavisinde kullanılan ilaçlar hormonal bozukluklardan kaynaklanan durumlarda daha işe yaramaktadır. Hormon seviyelerinin (testosteronun) uygun düzeye getirilmesinden sonra sperm elde edilebilir. Sperm çıkışı sağlanamayan diğer vakalarda ise mikro TESE operasyonu uygulanmaktadır. Mikro TESE, spermlerin doğrudan testis dokusundaki seminifer tübüllerden alındığı bir yöntemdir. Normal şartlarda yeterince sperm üretemeyen ya da testiste sadece lokal üretim alanları varsa mikro TESE ameliyatı ile sperm elde edilebilir. Mikro TESE ameliyatı tıkanıklığa bağlı olmayan tipte azospermisi olan erkekler için uygun bir tedavi yöntemidir. Kanda bakılan testosteron düzeylerinin en az 3 aydır normal olmasına rağmen ejakülatta sperm bulunamayan kişiler için de mikro TESE operasyonu düşünülebilir” diye ifade etti.

Haberin Devamı

MİKRO TESE AMELİYATININ TEKRAR EDİLME DURUMUNDA 6 AY BEKLEME SÜRESİ GEREKİR

Testis dokusundan sperm elde edilememesi, hastanın geçmişte yaptırmış olduğu tüp bebek tedavilerindeki sperme bağlı başarısızlık gibi nedenler mikro TESE ameliyatının tekrar edilme ihtiyacını doğurabilir. Bu durumda yeniden ameliyat olmak için en az 6 ay beklenmesi tavsiye edilmektedir diyen Prof. Dr. Bülent Erol; “Testis yeterli testosteron sağlayabilecek boyutta olduğu taktirde mükerrer defalar mikro TESE ameliyatı yapılabilir. Burada önemli olan mikro TESE sırasında alınan dokunun çok az miktarda olması ve testosteron üretimini bozmamasıdır. Testis dokusunda yeterli sayıda sperm bulunmadığı durumda, hastanın hormon düzeylerinin tekrar kontrol edilmesi ve sperm üretimine engel olabilecek diğer tıbbi sebeplerin araştırılması faydalı olacaktır. Ayrıca mikro TESE ameliyatıyla sperm bulunamadığı taktirde alınan dokular mutlaka patolojik incelemeye gönderilmelidir. Bu inceleme sonucunda elde edilecek patolojik tanı, hastanın bundan sonra yaptıracağı mikroTESE işlemlerinde sperm bulma olasılığı açısından yol gösterici olacaktır” şeklinde konuştu.

Haberin Devamı

AMELİYAT SONRASI SÜREÇTE HASTALARIN DİKKAT ETMESİ GEREKEN KONULAR NELERDİR?

Mikro TESE ameliyatı genel anestezi altında yapılmaktadır, dolayısıyla hasta ameliyat sırasında herhangi bir acı ya da ağrı duymaz; yapılan işlemin farkında olmaz. Ameliyat sonrasında ise 3-4 saat gözlem altında tutulur, genellikle aynı gün içerisinde hastaneden taburcu edilir diye konuşan Prof. Dr. Bülent Erol; “Kişi kendini iyi hissediyorsa ve hekim aksini belirtmemişse ertesi gün normal beslenme düzenine geçiş yapılabilir. Ameliyat sonrasında 5-7 gün kadar süreyle ağrı kesiciye ihtiyaç duyulabilir. Doktor tarafından aksi bir durum belirtilmedikçe ameliyat sonrası 2 hafta boyunca kan sulandırıcı ilaçların kullanılmaması önerilir. Hastalar ameliyat sonrasındaki ilk 5 gün hareketlerini hafif aktiviteyle sınırlandırmalıdır. Operasyon sonrası 1 hafta boyunca araç kullanılmamalı, işten izin alınarak istirahat edilmelidir. Koşma, ağırlık kaldırma gibi egzersizlerden 4 hafta uzak durulmalıdır.

Haberin Devamı