Arda Kural: Sürekli varoluşumu sorguladım. Artık namaza ara verdim. Evrensel enerjiye inanıyorum

Arda Kural: Sürekli varoluşumu sorguladım. Artık namaza ara verdim. Evrensel enerjiye inanıyorum

‘Yerli Leonardo DiCaprio’ olarak girdi hayatımıza. Genç kızların sevgilisiydi. Reytingi bol dizilerde boy gösterdi fakat bir şeyler yolunda gitmedi ve kameralardan uzaklaştı. Kimi şizofren olduğunu, kimi delirdiğini iddia etti. Uzun yıllar psikolojik tedavi gördü. Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde yattı. 10 yıl sonra ‘Tutunamayanlar’ dizisiyle geri döndü. İşte karşınızda bambaşka bir Arda Kural… Alev Gürsoy Cimin / alev.gursoy@posta.com.tr

01 Mart 2020, Pazar 07:01 Son Güncelleme:
YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Yaşadığınız tüm olumsuzluklara rağmen sizi iyi görmek çok güzel...

Teşekkür ederim, mücadeleyi hiç bırakmadım. Hayatla bir çatışma yaşadım ama asla vazgeçmedim.

Yüksekteyken birden tepe taklak olmak zordur elbette...

Her şey insan için... Kimse “Bana hiçbir şey olmaz” demesin. Ben hayatı çok zorladım. Bu da insanı hasta ediyor. Kendimi camiada yalnız hissediyordum. Kimse bana kızmasın ama bu camia dürüst değil. Ben o sahteliğin içinde daha fazla yer almak istemedim.

Varoşta büyümüş bir çocuğum o kitlenin yıldızıyım

Kendinizi ne zaman kötü hissetmeye başladınız?

Ben varoşta büyümüş bir çocuğum ve o kitlenin yıldızıyım. Ne olduğumu biliyorum. Ama camiadaki memnuniyetsizliğimi dile getirdiğimde rahatsız oldular.

Neden rahatsız oldular?

Sette namaz kılıyordum ve herkes bana garip garip bakıyordu. Yoga da yapıyordum. Benim nasıl rahatladığım kimseyi ilgilendirmez ama yargılı bakışlar, hor görmeler başladı.

Namaz kılan birine neden garip bakarlar ki?

Belki de görüntümle uyuşturamıyorlardı o halleri. Umursamamak lazımdı ama ben çok kafaya taktım. Bir süre sonra toplumun değişmesi gerektiğine ya da benim topluma uyum sağlamam gerektiğine inandım. Kendimi yenilenme sürecine aldım. Bunu yaparken de fazla derinleştim.

Dengeyi kuramadım. Ne delirdim ne sıyırdım

Oysaki sizin yerinizde olmak isteyen çok insan vardı... ‘Yerli Leonardo DiCaprio’ olarak anılıyordunuz.

Bence hiç alakamız yoktu. Beni çok yakışıklı buluyorlardı, tekliflerin ardı arkası kesilmiyordu, reytingi bol yapımlar beni istiyordu, her şey güzeldi ama bu seçim bana aitti. Ortamı beğenmedim ve kendimi sektörden izole ettim. Kötü niyetli insanlar beni deli gibi göstermeye çalıştı.

Ünlü olmanızın bedeli ağır olmuş...

Ben mesleğimi çok seviyorum ama ortam yüzünden bu hale geldim. Toplum, ünlüleri efsunlu gibi, ulaşılmaz görüyor. Popüler olduğum dönemde sokakta çekirdek çitleyemiyordum. Kız arkadaşım olduğunda koluna girip sokakta gezemiyordum. Her şeyin göze batıyor, her şeyin haber oluyor. Ben sıradan bir hayatı seçtim. Oyunculuğu da bu yüzden bıraktım. Yapmacıklığı beceremedim. Ruhum dinginleşince de oyunculuğa geri dönmek istedim.

10 yıl oyunculuktan uzak kaldınız. Bu süreçte size “Şizofren” dediler, “Bakırköy’de tedavi gördü” dediler. Bunlar gerçek miydi?

Şizofren değilim. Psikonevroz ve anksiyete teşhisi konuldu. İnsanlar bir şeyleri abartmaya ya da başkalarının mutsuzluklarından beslenmeye bayılıyor. Benim rahatsızlığım belliydi ve bunu zaten kendim ilan ettim. İki ay Bakırköy’de tedavi gördüm. İhtiyacım varmış, dinlendim.

Geçmişe dönme şansınız olsaydı neyi değiştirmek isterdiniz?

Hiçbir şeyden pişman değilim. Yaşadığım her şeyin bir sebebi var. Artık eskisinden daha güçlüyüm. İstesem tedavi sürecimi saklayabilirdim ama dürüst davrandım. Toplum da beni kucakladı.

Alt tarafı yazılan karakteri canlandırıyoruz

Yaşadıklarınızdan aldığınız en büyük ders nedir?

Artık hayatla da kendimle de kavga etmiyorum. Ben hayata karşı saygımı yitirmiştim, o yüzden böyle bir hastalık yaşadım. Şımarmamak, değişmemek için savaş verdim. Alt tarafı size yazılan karakteri canlandırıyorsunuz, farklı farklı kişiler oluyorsunuz.

O dönem keşke size yol gösteren, güvendiğiniz biri olsaymış.

Başkasının öğretileriyle doğru ya da yanlış yapılmaz. Ben insanlarla arama mesafe koyamıyordum. Sete gelen çocuklarla ip atlar, top oynardım. Egosu yüksek biri olsam zaten başıma bunlar gelmezdi. Ben hümanistim ve insanları çok seviyorum.

Kızgın ya da kırgın olduğunuz birileri var mı?

Asla! Kimseye kızgın ya da kırgın değilim.

Peki, bu süreci maddi anlamda nasıl atlattınız?

Sosyal hayatın çok içinde olmadığım için parayla da zaten çok işim yoktu. Annem ve kardeşim en büyük destekçimdi. Ama şimdi para kazanmak istiyorum.

Kameralarla yıllar sonra buluşunca ne hissettiniz?

Çok özlemişim. İlk günkü gibi heyecan duydum. Bu camiaya dönmeye ne kadar hazır olduğumu çok daha iyi anladım. Dizinin isimi de ‘Tutunamayanlar’ olduğundan kendi hayatımla dizi arasında bir bağ kurdum.

Biraz kilo aldım ama böyle mutluyum

Biraz kilo almışsınız...

Ben kameralar önünde büyüdüm. 15 yaşımdaydım o zamanlar, şimdiyse 39 yaşındayım. Görsel olarak farklılıkların olması çok normal. Yakışıklılık ve güzellik görecelidir. Her yaşın güzelliği başkadır. Bu yüzden hiç kaygılanmıyorum.

‘Dünya neden yaratıldı?’sorusunun cevabını bulmam gerekiyordu

İçinden çıkabildiğiniz bu zor süreçte çok ağladınız mı?

Ağlamadım ama çok yandım. Nefes alamadığım anlar oldu. Artık kafası tamamlanmış biriyim. Mesleğimi yapabilecek düzeye geldim. Artık ne istediğimi biliyorum. Varoluşumu çok sorguladım. Neden varım? Dünya neden yaratıldı? Allah ne? Şeytan ne? Kötülük ne?

Bu kadar derinlere dalınca insan kafayı sıyırır yahu!

Ben kafayı sıyırmadım ama... Sadece tepkili ve agresiftim. İletişim kurmakta güçlük çekiyordum. Şimdi her şeyden alacağımı aldım. Aradığım soruların cevaplarını da buldum. Kuran-ı Kerim’i inceledim. Namaza ara verdim. Artık evrensel enerjiye inanıyorum. Maddenin enerjinin içinden doğduğuna inanıyorum. Çağdaş, Cumhuriyetçi, Atatürkçü bir insanım.

Derin bir aşk yaşamak istiyorum

Hayatınızda aşk var mı?

Çok büyük derinlikte bir aşk yaşamak istiyorum. Aşka hazırım.

Yıldız Asyalı’yla yaşadığınız aşk gibi mi?

O benim için çoook geçmişte kaldı.

İnsanlara bir mesaj verecek olsanız ne derdiniz?

Güçlü olsunlar. Tanrı’ya inansınlar ve korkmasınlar.

Hayatınızın film olmasını ister miydiniz?

Elbette olabilir çünkü çok ilginç bir hikayem var.

Babanız olsaydı bunları yaşar mıydınız?

Bütün mesele işte bu. Babam olmadığı için yaşamın içinde kendimi uygulamalı olarak yetiştirmek zorunda kaldım. Anne bir yere kadar... Ben bir erkeğim, o bir kadın. Babam olsa özgüvenim daha fazla olabilirdi. Dağılmamış bir ailede, sevgiyle büyüyen çocuklar hep daha farklı olur.

Sırtımı yaslayabileceğim bir güç yoktu. Ben olgun değildim ve daha o yaşta sorumluluklarım çok yüksekti. Bunlar bocalamama sebep oldu. Hem kendimi hem kardeşimi yetiştirmek zorunda kaldım. O bana emanetti. Benim hayatım zordu. Yine de iyi atlattım.




Bu Video
İlgini
Çekebilir
Sıradaki haber yükleniyor...
holder