Arınç: Nedim Şener niye kaçsın?

Arınç: Nedim Şener niye kaçsın?

03 Mayıs 2011, Salı 14:39
A A
Arınç: Nedim Şener niye kaçsın?

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, "Birey odaklı bir anayasayı, toplumsal barışı bir arada tutabilecek, devlet-millet kaynaşmasını sağlayacak ideolojisiz anayasa yapmaya mecburuz. Şimdi ideoloji kokan maddeleri ayıklamamız lazım" dedi.
Arınç, Bursa’da, Yıldırım Belediyesi Cazibe Merkezi’nde CNN Türk’ün canlı yayınına katılarak soruları cevaplandırdı.

Yeni yapılacak anayasanın ansiklopedik değil, kısa, öz ve anlaşılır olacağını belirterek, "Siz de okusanız, ben de okusam, hizmet sektöründe çalışan bir insan da okusa herkes anlayacak. Şimdi öyle bir anayasa yok elimizde, herkesin lastik gibi istediği yere çekeceği bir anayasa var. Birey odaklı bir anayasayı, toplumsal barışı bir arada tutabilecek, devlet-millet kaynaşmasını sağlayacak ideolojisiz anayasa yapmaya mecburuz. Zaten bu anayasa, 2011’de 35 maddesiyle birlikte değişti. Başlangıç maddeleri değişti, bu başlangıç maddeleri arasında kutsal devlet anlayışı vardı onu bile değiştirdik. Şimdi de ideoloji kokan maddeleri ayıklamamız lazım" diye konuştu.

Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığını esas alan bir kavram altında yeni terminolojiyi Anayasa’ya yerleştirmek gerektiğini ifade eden Arınç, "Ama bu bizim düşüncemizi, hazırlığımızı ortaya koyduğumuz zaman diğerleriyle beraber bunu nasıl bir araya getirebileceğiz onu göreceğiz" dedi.
"Kürt sorunu ve Kürt yurttaşların sorunu" konusunun çok önemli olduğuna dikkati çeken Arınç, bugüne kadar "Etnik kökenim Kürt’tür" diyen insanların, "Dilimi konuşamıyorum, kitabımı yazamıyorum, meramımı anlatamıyorum. Ben ikinci, üçüncü sınıf vatandaşım, bana değer verilmiyor" sıkıntısı içinde olduklarını söyledi.

Arınç, şöyle konuştu:
"Ama son yıllara kadar yapılan en büyük atılımlar, bu etnik unsurun bütün temel haklarının, kültürel ve anayasal haklarının onlara verilmesiyle sonuçlandı. Şimdi BDP ve onların siyasetini güdenlerin dışında bölgede yaşayan binlerce insanla bir araya gelin ki -biz geliyoruz zaman zaman- onların taleplerini yüzde 99 karşıladık, yüzde 1 kaldıysa onu da en kısa zamanda vereceğiz. Ama BDP siyasetini güdenlerle bu meseleyi tartışmak bile mümkün değil, onlar her zaman en aşırısını en radikalini en ucunu sadece o hakları elde etmek için değil, onların siyasetini yapmak için talep ediyorlar. Toplumda ne kadar karşılık aldıklarını da seçimlerde göreceğiz. Yeter ki tehdit etmeden, baskı altında tutmadan seçmenin yapısını yönlendirmesini etkilemeden sandığa insanlar huzur içinde gidebilsin."

BDP’nin 2 kişinin de oyunu alsa onların haklı taleplerini devletin ve Hükümet’in dikkate alması gerektiğini bildiren Arınç, alınan oy sayısına bakmadıklarını, ancak bu taleplerin ideolojik kavgayı çağrıştıran ve hiçbir zaman gerçekleşmesi mümkün olmayan talepler olması halinde söyleyecekleri sözün belli olduğunu kaydetti. Arınç, "Bugün Kürt yurttaşların, vatandaşlık hakları, gelişmişlik, eğitim, bürokraside görev alma veya kendisini rahatlıkla ifade edebilme konularında taleplerinin karşılandığını, dinlendiğini ve değerlendirildiğini" söyledi.

-"NEDİM ŞENER, AHMET ŞIK NEREYE GİDECEK MESELA"-

25 sene ceza avukatlığı yaptığını anımsatan Arınç, avukatların ilk bildikleri şeyin "Tutuklama istisnadır, salıverilme ve özgürlük kuraldır" ilkesi ve tutuklamanın 3 ana sebebinin "Delilleri yok etme ve karartma, kaçma endişesi, suçun ağır cezalık cürümler içerisinde olması" olduğunu anlattı. Bu sebeplerde bile hakimlerin delil durumlarına baktığını, kaçma ve kaybolma endişesine bakarak hakimlerin karar verdiğine dikkati çeken Arınç, şunları söyledi:

"İster asker olsun ister basın mensubu olsun eğer delillerin tamamına sahipseniz, yani üzerinde herhangi bir tasarruf söz konusu olmayacaksa, toplumda saygın, yer edinmiş insanların kaçmayacağını da düşünmeniz lazım. Niye kaçsın bu adam, bıraksan gitmez zaten. Bence Nedim Şener, Ahmet Şık nereye gidecek mesela. Giden, kaçan kaybeder zaten. Bu insanlar, toplumda gösterilen, bilinen ve saygınlığı olan insanlar. Saygın insan da suç işler, suçunun karşılığını da mutlaka görmelidir. Bu saygındır diyerek onun bir imtiyazından bahsetmiyorum. Ama tutuklamaya yol açan sebeplerin çok ciddi olarak değerlendirilmesi lazım. Yani bunun karşılığının elindeki dosyada, delil ve iddia itibarıyla da olması lazım. Herhalde var ki tutuklamalar devam ediyor. Yine bir kural var, tutukluluk bir cezaya dönüşmemeli. Diyelim ki o madde 10 senelik bir cezayı öngörüyorsa artık 1 sene, 2 sene yatmış bir insanın her halükarda tahliye edilmesi beklenir. Çünkü asgari ceza miktarını dolduruyor o insan, 10 sene de yatacak hali de yok ki."

Toplumun rahatlamaya ihtiyacı olduğunu dile getiren Arınç, HSYK’nın bunları düzenlemediğini, görevinin belli olduğunu, ama usul hükümlerini savcıların ve hakimlerin yürüttüğünü, savcıların ve hakimlerin özellikle bu operasyon ve devam eden davaların yeni bir perspektife ihtiyacı olduğunu düşündüğünü anlattı.

Toplu tutuklamalar ve gözaltıların, dava devam ederken, üzerinden zaman geçmişken yeni delil toplama girişimlerinin toplumun vicdanında aksi bir tesir yaptığını ifade eden Arınç, "Ben şahsen bu üzüntümü ifade ediyorum. Çünkü bu davalar sonuçlanmalı. 10 tane dava var, ama en azından bir tanesinin iki tanesinin sonuçlanması lazım. Görelim ne olmuş, ne bitmiş, ben de ikna olmak istiyorum. En ağır cezaları da verecekseniz, verin bilelim. Yok beraat edecekse onu da benim bilme hakkım var. Dolayısıyla davalar süratle sonuçlandırılmalı, tutukluluk halleri yüzde yüz gözden geçirilmeli" diye konuştu.

-"ONU SEVMİYORUM DİYE İÇERDE ÇÜRÜSÜN DEME HAKKIMIZ YOK"-

Hz. Muhammed’in bir kavme, "Bir topluluğa olan düşmanlığınız sizi adaletsizliğe sevk etmesin" Hadis-i Şerif’ini hatırlatan Arınç, "Sevmediğim insanlar olabilir, ancak adalet başka bir şey. Adalet, onun hakkını vermektir. Yoksa onu sevmiyorum diye içerde çürüsün deme hakkımız yok. O zaman çok büyük bir adaletsizlik yapmış oluruz, zulüm yapmış oluruz. Şimdi bu davalar kamu vicdanında yaralara yol açıyorsa bence HSYK, terfilerle, nakillerle, görevlendirmelerle ilgilidir. Ama hakimlerin ve başsavcıların bu davalar veya gelişen konular üzerinde daha suratlı hareket etmelerini ve tutukluluğa daha minimum düzeyde bakmalarında yarar var" dedi.

Özel yetkili ağır ceza mahkemelerinin yeniden gözden geçirilmesiyle ilgili Arınç, "Katalog suçlar, yeni ceza kanununda yer aldı. DGM’lerin de kapatılmasıyla bu görevlendirmeler oldu. Yani bu dosyalar elden çıktıktan sonra tabii hakim ilkesi var. Tabii hakimden alıp bir başkasına da veremezsiniz. Bu mahkemelerin görevlerinin mutlaka bitmesinde ve tabii mahkemelerle asliye ceza, ağır cezalarla işin devam etmesinde bundan sonrası için yarar var" diye konuştu.

SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

;
Sıradaki haber yükleniyor...