“Aşık olmadığım biriyle birlikteyim”

“Aşık olmadığım biriyle birlikteyim”

Türkiye'nin ilk kadın rock sanatçısı olma özelliğini taşıyan Seyyal Taner, bugün çılgınlıkları, hiperaktifliği ve güçlü yorumuyla hala tam bir klasik. Ünlü sanatçı müzikten rol aldığı erotik filmlere ve kızı Melanie'ye kadar her şeyini Karnaval'a anlattı

24 Mayıs 2015, Pazar 05:00 Son Güncelleme:
YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Röportaj: Canan Danyıldız

Prodüksiyon: Begüm Baki

‘Seyyal’ yerinde duramayan bir yıldızın adıymış...

İsimler ruhları etkilermiş ya, öyle oldu bende de; aşırı bir hiperaktifimdir, tezcanlıyımdır, yerimde duramam hiç! Bu yüzden de beni dinleyenler, sevenler ‘çılgın, deli’ gibi sıfatlar koydular.

Kendinizi ne zaman keşfettiniz Seyyal Hanım? Vallahi benim farkettiğim değil ama etrafımın anladığı bir şeymiş; sporla uğraşan, aktif bir kızmışım; sürekli müzik, dans, koşma, yarış ne varsa orda olan bir kızdım.

Sanatçı olmasaydınız bu gazla ne olurdunuz?

Eskiden hariciye derlerdi, yani dışişleri... Orada bir görevim olurdu, ülkemi temsil ederdim. Zamanında çok teklif geldi politika için ama hiç istemedim

Canan, çok doğrucu Davut’umdur; politikada olmayacak kadar temiz bir kadınım. Annem Süleyman Demirel’e yakın çalışırdı; biraz da o yüzden istemedim. Çatışmalı bir dönemdi.

Amerikan Kız Koleji mezunusunuz; kolejli kız havanız var mıydı?

Tam havalı kız demeyelim ama oranın kattığı bir özgüven oldu bana hep. Yani olan özgüvenimi pekiştirdi; kolej duruşunu taşıdım.

Liseden sonra bir İspanya maceranız olmuş...

Evet, okula gelen bir İspanyol grup vardı konser için Los Bravos, işi organize edenler aile dostum; tanışma fırsatı buldum. Onların menajeri beni ilginç bulup İspanya’ya davet etti, müzikal film için.

Ne hissettiniz?

O yaştaki bir kız çocuğu olarak aklım gitti, havalara uçtum; zaten İspanya’yı hep merak ederdim; boğa güreşi, dansları filan hep ilgimi çekerdi. Beni çeken bir de Hindistan oldu; orayı da görme şansım oldu.

İspanya ne kattı size?

Çok şey, dünya starları tanışmak, çalışmak; müzik tarafımı çok geliştirdi; evlenip çocuk sahibi olmak... Yani sana sayamayacağım çok şey var İspanya’nın hayatıma kattığı.

Buraya dönünce peki...

Türkiye’ye hayallerle dönmedim açıkçası; 2 senedir İspanya’da yaşıyordum; annem gel dediği için kısa süreli ülkeye döndüm. Sonra Arda Uskan bana teklifte bulundu, yürüdü gitti.

Ne kattığınızı düşünüyorsunuz peki geri dönüp bakınca?

Bunu benim söylemem doğru değil belki Canan ama, bu ülkenin müziğe ve kadına bakış açısını değiştirdim. Bu çok net! Yaptığım şeyler ve bu kadar yıl bir şeye değdi diye düşünüyorum. Sanata bakış açısında ender bir devrimciyim.

Bunca yıl değişmemiş mi bu?

Hayır! Hem de hiç biliyor musun? Bugün 18 yaşındaki, ya da dün 73 yaşındaki bir kadın ‘Seyyal Hanım nerdesiniz?’ diye soruyorsa kendimi misyonumu yerine getirmiş görüyorum. Bir pencere açmam gerekiyordu; başarmışım.

“Batıdan geliyorum, erotik sahnelerimden pişman değilim” 

Hep böyle kıpırdak ve güçlü durma felsefesi niye?

Misyonumdan sanırım... Yıllardır ayakta bir başına duran, istediğini elde eden güçlü kadındım; hala da bu ışığı yaymam gerekiyor. Bu yüzden beni dışarıya, sahneye çıktığım an böyle bulursun.

Rock söylemem de ondan. Ben Türkiye’nin Amerika’sıyım. Annem çok güçlü ve dominant bir kadındı, teyzelerim de öyleydi.

Çılgınlığınız azaldı mı hiç?

Yooo... Ben ayna gibiyim; bana kim ne için bakıyorsa onu görüyor. Bence hala aynı çılgınım!

Erotik sahnelerinizden hiç pişmanlık duydunuz mu?

Hayır hiçç! Ben batıdan geliyorum, batıda öyle bir şey yok ki! Sana yönetmen ne derse yapman gerekir.

Sadece iş olarak baktım, erotik sahneler ya da onun gibiler benim gerçeğim olmadı. Bunlar görevdi.

Hımm, burası muhafazakar bir ülke diye korkmadınız mı?

Yoo! ‘İşti’ diyorum Canan, Ajda Pekkan’ın da, Hülya Avşar’ın da, Müjde Ar’ın da öyle sahneleri, neleri neleri var...

Hepimiz bir görevi icra ettik, yanlış yapmadık ki! O zamanlar bunu böyle ayıp gören bir dünya yoktu. Ayıplanacak bir şey değildi.

Buradaki dinleyenlerinizi kırdınız mı? Hayranlarınızı azalttı mı o filmler?

Hayır! Asla! Ben bilgimle cesaretimi birleştirdiğim için beni kimse kınamadı, kabul gördüm. Ben ayrıca aile sanatçısıyımdır düşünsene, bütün evlere girmiş bir şarkıcıyım. Sıra dışıyım.

Kadınların bakışı da değişmedi mi?

Asla! Beni bu ülkede en çok ve önce kadınlar kucakladı, sahiplendi. Kadınlar bende kendilerini gördüler, yapmak istediklerini gördüler.

Kadınların idolü oldum ama erkeklerin oyuncağı olmadım.

Sahi, erkeklerle durumunuz neydi?

Hiçbir erkek bana hükmedemedi Canan, hiçbir erkeğe sırtımı dayamadım, ondan güç almadım. Kendimi hiçbir erkeğe kullandırtmadım! Maddi manevi, hiçbir açıdan!

Öyle olunca daha saygın mı oldunuz?

Evet, ben ne yaptıysam kendi başıma yaptım, arkamdaki sevgiden oldu. Ama o yıllarda herkesin arkasında maddi açıdan güçlü bir erkek vardı, hepimiz de biliyorduk; benim hiç olmadı.

Ahlak nedir sizce?

Edeptir bence, insanın kendi vicdanı, edebi, saygısı galiba...

“Kendimden bıktığım çok an vardır”

Özel hayat desem...

Pek anlatmayı sevmiyorum; hayatımda biri var; uzun yıllardır; aman aman bir aşk yaşıyorum diyemem ama mantık çerçevesinde devam ediyoruz, yalnızlık Allah’a mahsus. Deli divane bir aşk yaşamıyoruz.

Niye aşık değilsiniz?

Ne bileyim ben! Karşıma çıkmadı ne yapayım! Şimdikine de ayıp olmasın yahu!

Kızınız...

Evet, İspanya’ya gittiğimde o grubun gitaristinden Melanie’yi doğurdum; 34 yaşında ve Almanya’da Frankfurt’ta yaşıyor.

Onu da gözden uzak tuttum; hem bana hem de babasına benziyor. O da istemiyor görünmek.

Bu kadar dışa dönük olup özel hayatı saklamak niye?

Sen özelini anlatıyor musun? Hayır! Özel özeldir şekerim! Ne gereği var anlatmanın!

Bu güçlü duruş nereye kadar...

Ya ben dışarı çıkınca sizin bildiğiniz Seyyal oluyorum, içeride daha başka, sakin...

E tabii kendimden bıktığım ‘Üfff! Yeter be!’ dediğim oluyor. İki Seyyal’le yaşamak ne zor bir bilsen!

Sevmediğiniz yanlarınız da var o halde!

Olmaz mı! Çok dobrayım mesela! Hemen söyleyiveriyorum, az biraz çenemi tutabilsem! Yalanı hiç bilmem!

Pişmanlık var mı Amazon kadını?

Sadece en gözde olduğum, meşhur olduğum o yıllarda aniden Bodrum’a gidip uzun süre kalmam acaba yanlış mı oldu diye düşünürüm zaman zaman.

Bu kadar uzun süre uzak kalmak İstanbul’dan, piyasadan galiba hataydı...

“Geçmişin kalitesini özlüyorum”

Eskiye dönüp bakan, arayan bir karakter misinizdir?

Aslında bakınca sadece geçmişin kalitesini özlüyorum; seyircileri kast ediyorsan bugün ben nerde çıkarsam orası dolar; o yönden bir özlemim yok.

Haftada kaç kere çıkardınız eskiden?

Hafta 9 gün sahneye çıkardım! 7 günün gecesi; çarşamba ve pazarları da matine! Bir tek 10 Kasım’da sahneye çıkmazdım; 364 gün sahnedeydim.

Müthiş tempo!

Öyle zamanlar olurdu ki Cumhurbaşkanının ricasıyla hani büyük halk konserlerine falan ayrıca giderdim! Üf! Müthiş enerjiktim!

Hiç sansür/boykot yediniz mi?

TRT’den hiç sansür yemedim; yalnızca bir kere boykot edildim; rahmetli Cenk Koray’ın programı, şarkı söylüyorum; boynundaki şalı aldım ve başıma sardım; anam üzerinde Arapça dua varmış!

Büyük şanssızlık oldu! Canlı yayındayım, Naciye’yi söylüyorum, niye elin ayağın durmaz kadın! Yaramazlığın sonu!

Sonra?

Allah! Daha şarkı bitmeden TRT’nin telefonları patlamış, millet kendini yırtmış, Cenk Abi’ye, bana, yönetmene, programa herkese boykot geldi! 1 sene!

Eee...

E’si ben de o zaman MFÖ’den ‘Ele güne karşı’ şarkısını almışım, onu çıkarayım bari dedim; aman bu defa da onlar demezler mi arkadaşım biz sana 6 aylığına bu şarkıyı vermiştik; geçti süresi! O şarkının da parasını ödememe rağmen sahiplerine geri gitti!

Naciye şarkısının da acayip bir aura’sı varmış!

Yeryüzündeki albüm olmadan, kasetlere, plaklara girmemiş ama bu kadar meşhur olan ilk ve son şarkıdır! Ben bir kere TRT’de bir söyledim şarkı yürüdü gitti, Allah’ım kayıt mayıt yok.

Sıradaki haber yükleniyor...
holder
SIRADAKİ HABER Yaz bitti cildinizi, saçınızı ve vücudunuzu sonbahara nasıl hazırlanırsınız?