Atatürk'ün İsmail Saib Sencer için imzaladığı kararname ortaya çıktı

Atatürk'ün İsmail Saib Sencer için imzaladığı kararname ortaya çıktı

Beyazıt Devlet Kütüphanesi'nin ikinci müdürü olan İsmail Saib Sencer'in, Mustafa Kemal Atatürk imzalı 'emeklilik uzatma kararnamesi' ilk kez gün yüzüne çıktı.

28 Mart 2021, Pazar 11:58 Son Güncelleme:
YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Son dakika haberler: Beyazıt Devlet Kütüphanesi yani Türkiye'nin ilk milli kütüphanesi Kütüphane-i Umumi-i Osmani'nin ikinci müdürü olan İsmail Saib Sencer'in, Mustafa Kemal Atatürk imzalı 'emeklilik uzatma kararnamesi' ilk kez gün yüzüne çıktı.

Beyazıt Devlet Kütüphanesi yani Türkiye'nin ilk milli kütüphanesi Kütüphane-i Umumi-i Osmani'nin ikinci müdürü olan İsmail Saib Sencer'in, Mustafa Kemal Atatürk imzalı 'emeklilik uzatma kararnamesi' ilk kez gün yüzüne çıktı.İsmail Saib Sencer için, geçtiğimiz günlerde Beyazıt Devlet Kütüphanesi Müdürü Ramazan Minder bir anma etkinliği düzenledi. Erzurumlu İsmail Saib Sencer, Beyazıt Devlet Kütüphanesi'nin 1916 yılında ikinci müdürü yani 'hafız-ı kütüb' oldu. Etkinlikte Sencer'in ölümün 81'inci yılında 43 yıl görev yaptığı Beyazıt Devlet Kütüphanesi'nde bir yıl emekliliğini erteleyen Mustafa Kemal Atatürk imzalı kararname ve Abdülbaki Gölpınarlı'nın merhumu 'kutup' olarak resmettiği karakalem Saib Efendi portresi ilk kez gün yüzüne çıktı.

Sencer 1937 yılında 65 yaşına geldiğinde kanunlar gereği emekli olması gerekiyordu. Ancak Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk'ün imzasıyla bir kararname çıkarılarak İsmail Saib Sencer'in görev süresi bir yıl daha uzatıldı.

"43 YIL BEYAZIT DEVLET KÜTÜPHANESİ'NDE GÖREV YAPMIŞ"

Kedileri çok sevdiği ve yıllar boyunca onları tarihi binada misafir ettiği için kütüphanenin günümüzde 'Kedili Kütüphane' olarak da anılmasına vesile olan, Beyazıt Devlet Kütüpnesi'nin ikinci müdürü, 'hafız-ı kütüb İsmail Saib Sencer'i, kütüphanenin şu anki müdürü Ramazan Minder şöyle anlattı:

"İsmail Saib Sencer Hoca genç yaşında İstanbul'a geliyor, burada çeşitli okullarda okuduktan sonra medrese tahlisini yapıyor. Bu dönemde Arapça ve Farsça öğreniyor, ilaveten Almanca ve Fransızca öğreniyor, Latince ve Grekçe de bildiği söyleniyor. Güzel bir eğitim hayatı geçiriyor. Ama hocanın özellikle ilgi alanı tıp tarihimizle ilgili el yazması kitapları belki inceleyebilmek için tıp, eczacılık ve hukuk fakültesine misafir öğrenci olarak devam ediyor. Diploma almak gibi bir endişesi ve merakı yok bu sadece bizim kültürümüzdeki tıp kitaplarını, daha iyi tetkik edebilmek için. Süheyl Ünver de bir makalesinde hocanın bu yönünü detaylı bir şekilde anlatıyor. Hocamız 1897 yılında memuriyet sınavını kazanarak burada Beyazıt Devlet Kütüphanesi'nde ikinci hafız-ı kütüb olarak göreve başlıyor. Birinci hafız-ı kütüb (kütüphane müdürü) Tahsin Efendi, ikinci hafız-ı kütüb İsmail Saib Sencer Hocamız. 1916 yılında da Tahsin Efendi'nin vefat etmesi üzerine birinci hafız-ı kütüb olarak görev yapıyor. Vefatından bir yıl öncesine kadar da yani 1939 yılına kadar hem birinci hafız-ı kütüb olarak, müdür olarak devam etmiş, 43 yıl Beyazıt Devlet Kütüphanesi'nde görev yapmış. İsmail Saib Sencer sahip olduğu bu müktesebatıyla ilmi birikimiyle hem bugünkü İstanbul Üniversitesi, Darülfünun Edebiyat Fakültesi'nde Arapça hocalığı da yapmış, Osmanlı yazma eserlerle ilgili çok geniş bir malumatı var."

"HOCADAN SORMALARI GEREKEN KİTAPLARLA İLGİLİ SORULAR SOYUYOR"

"Burası aslında hocanın hem inzivaya çekildiği bir yer, hem de akşam olunca bütün bu el yazması kitaplarını etüt ediyor, inceliyor, üzerlerinde çalışıyor, notlar alıyor, çok geniş bir malumat sahibi oluyor. " diyen Ramazan Minder, şöyle konuştu: "Bu nedenle de Beyazıt Devlet Kütüphanesi ve Hoca'nın etrafı bir üniversiteye dönüyor. Hem yerli hem de yabancı araştırmacılar muhakkak hocaya geliyorlar, hocadan sormaları gereken kitaplarla ilgili sorular soyuyor, Hoca onlara çok ayrıntılı bir şekilde cevap veriyor. Meşhur oryantalistlerden yani şarkiyatçılardan Hellmut Ritter, Oskar Rescher gibi isimler uzun yıllar boyunca Hoca'dan istifade etmişler. Oscar Rescher o kadar fazla etkileniyor ki Hoca'dan daha sonraki dönemde Müslüman oluyor ve Türk uyruğuna geçiyor, burada vefat ediyor. Bunun yanında Abdülbaki Gölpınarlı, Osman Nuri Ergin, Süheyl Ünver, Şerafettin Yaltkaya gibi dönemin en meşhur uleması, bilginleri, kültür adamları hocanın dizinin dibinden ayrılmıyorlar. Hocamız Melami meşrep birisi, yani kendi isminin öne çıkmasını istemiyor, kendisini gizleyen bir kişi. Bu nedenle hiç fotoğraf çektirmemiş, elimizde maalesef çok fotoğrafı bulunmuyor. Ama bir çok kişinin kitaplar yazmalarına, makaleler yazmalarına vesile olmuş önemli bir allame ve sun hafız-ı kütüb dediğimiz önemli bir kütüphaneci" dedi.

"ATATÜRK'ÜN İMZASIYLA GÖREVİNE 1 YIL DAHA DEVAM EDEBİLMESİNİN ÖNÜ AÇILIYOR

"Ramazan Minder, şöyle devam etti: "Burayı hem bir çalışma mekanı hem de evi gibi kullanmış. Burada yatıyordu, evlenmemişti, bekardı, kendisini tamamen ilme adamış. Buranın kedili kütüphane olarak isimlendirilmesine de Hocamız sebep olmuş. Hoca maaşını aldığı zaman ilk önce kasaplara borçlarını ödüyor çünkü devamlı ciğer, süt alıyor, burada 100'e yakın kedi beslediği söyleniyor. Sokaklarda hasta olmuş, yaralanmış, ne kadar kedi varsa topluyor, onlar tedavi ediliyor. Kendisi de zaten hem geleneksel tıbbı, hem de tıp fakültesi, eczacılık derslerine devam ettiği için kedileri muayene ediyor, tedavi ediyor, besliyor, maaşını onlara harcıyor. 'Kedili kütüphane' olarak da burası isimlendiriliyor. Yaş haddinden artık emekli olması gerekiyor, 65 yaşını doldurmuş. Fakat ilim dünyasının kendisine çok ihtiyacı var. 

Milli Eğitim Bakanlığı yani o zaman ki Maarif Vekaleti, Cumhurbaşkanlığı'na bir teklif sunuyor, yaş haddinden emekli olmasını 1 sene daha uzatılmasını teklif ediyorlar. Elimizde Cumhuriyet arşivlerine ait bir evrak var. Evrakta o zaman Cumhurbaşkanımız Mustafa Kemal Atatürk'ün imzasıyla, İsmail Saib Sencer Hocamızın vazifesine 1 yıl daha devam edebilmesinin önü açılıyor. ve 1 yıl daha hocamız burada çalışma imkanına sahip oluyor. Atatürk ile ilgili de kaynaklarda geçen bilgiler var, şöyle diyorlar; yabancı bir bilgin geliyor, Atatürk'ün huzurunda, sohbet ortamında bir konuyu soruyor. Kemal Atatürk, 'bunu Beyazıt Kütüphanesi'ndeki İsmail Saib Sencer Hocaya sorun, o bilir' diyor. Demek ki Mustafa Kemal Atatürk, İsmail Saib Sencer Hoca'dan haberdar. Haberdar olmaması mümkün değil zaten Atatürk çok kitap okuyan birisi, yerli, yabancı bütün kitapları tetkik eden birisi, Hocamızdan haberi var. Hocamızın da görev süresi 1 yıl daha uzatılmış oluyor.

"İSMAİL SAİB SENCER'İN KARAKALEM RESİMLERİ

İsmail Saib Sencer, ön plana çıkmayı sevmediği için fotoğrafları bulunmuyor. Sencer ile ilgili çevresindekilerin karakalem ya da suluboya çizimleri yer alıyor. Bu çizimlerden biri olan Abdulbaki Gölpınarlı'nın Kutup Risalesi'nden ilhamla yaptığı İsmail Saib Efendi karakalem çizimi Türk Tarih Kurumu arşivinde bulunuyor. Sencer'in Süheyl Ünver tarafından çizilen karakalem çizimleri de yer alıyor.

Sıradaki haber yükleniyor...
holder
SIRADAKİ HABER Çalışanına uygunsuz fotoğraf gönderen patron 'Ben değilim' dedi, karısı ele verdi