Ayşe Kulin: Yüzde 90'ı cahil bir halktan Nobel ödüllü yazarlar, bilim insanları yetiştirebilen bir sistem kurmuş mucizevi bir kurucumuz var. O'nun izinden gidin

Ayşe Kulin, edebiyat dünyasının okyanusu. En son yazdığı ‘Her Yerde Kan Var’ romanıyla bizi tarihin derinliklerine sürüklüyor. Soluksuz okuyacağınız bu yeni romanı her ne kadar Osmanlı’yı anlatsa da günümüze dair mesajlarla da dikkat çekiyor. Kitabı okur okumaz Ayşe Kulin’in yanında gittim. Hem geçmişi hem geleceği konuştuk. Alev GÜRSOY CİMİN / alev.gursoy@posta.com.tr

A A
Ayşe Kulin: Yüzde 90'ı cahil bir halktan Nobel ödüllü yazarlar, bilim insanları yetiştirebilen bir sistem kurmuş mucizevi bir kurucumuz var. O'nun izinden gidin

Her Yerde Kan Var’ insanı tarihin derin puslu dönemlerine götürürken çok da şaşırtıyor. Nereden çıktı bu kitabı yazma fikri?

Allen Palmer’in ‘Osmanlı İmparatorluğu’nun Gerileyiş ve Çöküş Tarihi’ni okurken aklıma düştü. Abdülaziz’in ölümü hem şaibeli hem de çok hazindi, beni çok etkilemişti. Uzun zamandır tarihi araştırma gerektiren bir roman yazmamıştım. Hikaye çok üzücü ama ben çok özlemişim tarihin içine dalıp ayrıntılarla boğuşmayı.

Bu bir kurgu roman ama aynı zamanda çok gerçek gibi...İnsanlık ile mal düşkünlüğünün çetin bir mücadelesi var...

Mal düşkünlüğü insanlığın önleyemediği büyük zaaf. İnsan tarih boyunca dinini de insaniyetini de bu zaafa kurban etmiş. Bu zaafa kapılmamak için, tasavvuf felsefesi gibi çok değişik bir bakış açısına sahip olmak lazım. O da her babayiğidin harcı değil.

Osmanlı hayranlığınız var mı?

Ben Osmanlı dede ve ninelerinin evinde doğdum, yaklaşık on beş yılımı onların ocağında, kucağında geçirdim. Hayatımda gördüğüm en merhametli, en dürüst, en güzel insanlardı. Bana dinimi onlar öğretti ki, bugün din diye piyasada dolaşan söylemlerden çok farklıydı öğrendiklerim.

Gerçek bir Müslüman; kibir, yalan, ve hak yemenin haram olduğunu bilir. Müslüman, komşusu açken tok yatmaz ama yardımını gönül kırmadan, hatta habersiz yapar. Dinimizin gerçeğine vakıf olan kuşak çoktan rahmete kavuştuğundan, aptallığa varan bir saflık hep kaldı bende. Şikayetçi değilim.

Sizin gözünüzdeki Osmanlı’yı anlatır mısınız?

Altı yüzyıl boyunca üç kıtada dünyanın en büyük beş devleti arasında var olmayı başarabilmiş bir imparatorluktan söz ediyoruz... Eğer çağa uymayı, elit sınıfını eğittiği gibi halkını da eğitmeyi başarabilseydi, bugün toplumun tüm kesimleri tarafından hayırla yad edilirdi, fakat çöküşü yine önlenemezdi. Çünkü zamanlama itibarıyla çöküşü, ulus devletlerin yükselişe geçtiği döneme denk gelmiştir. Dünyada 19. yüzyıl sonu ve 20. yüzyıl başı imparatorlukların bitiş tarihidir.

Sizce insanlarda hâlâ Osmanlı’ya dönüş özlemi var mı?

İnsanlarda keşke Osmanlı’ya dönüş özlemi değil de halkları daha mutlu yaşatacak sistemlerin özlemi ve arayışı olsa. Toplumlara geri dönüşleri hiç tavsiye etmem. Doğanın sistemi geriye dönüşe müsait değil. Sular denize kavuşmak için dağlardan akar. Kar topu aşağı doğru yuvarlanır. Yaşam ileriye dönük işler.

Analarına dahi güvenmeyen padişahlar ne büyük bir yalnızlık içindedir kim bilir?

Yazarken sizi en çok etkileyen ne oldu?

Padişaha en yakın olması gereken kişilerin dahi ihanet içinde olabilmesi beni çok şaşırttı. Analarına dahi güvenemeyen padişahlar ne büyük bir yalnızlık içindedir kim bilir?

O dönemin günümüzden farkları ne?

İngiltere gibi tarihten ders çıkarabilen toplumlar, bu işlere bir daha tevessül etmediler. Ne var ki bunu başarabilmek için, okullarda öğrencilerin özellikle kendi ülkelerinin tarihini iyi öğrenmesi ve bu bilgilerden ders çıkarması lazım. Tarih okumayı sevmeyen bir toplum olduğumuzdan bize yutturulan saçmalıkları araştırmadan kabul ediyoruz. Cehalet her kötülüğün başıdır.

Yazdığım her satırın ispatı var

Abdülaziz sizce gerçekten intihar mı etti yoksa gerçekten öldürüldü de bir intihar süsü mü verildi?

Bunca kitabı okuduktan sonra dahi, inanın emin değilim ama bende ağırlık kazanan kalan intiba, cinayete kurban gittiği. Ölümünden beş yıl sonra Sultan Abdülhamit’in emriyle kurulan mahkemede çok abartılı ifadeler yer almasa ve çok yakın tarihte, ordumuza yapılan kumpası yaşamamış olsam, kesinlikle cinayet derdim. Oysa şimdi kumpasın, dış müdahalelerin ve yeraltı faaliyetlerinin gücünü gördükten sonra, her şeye soru işaretiyle yaklaşıyorum.

Bu kitabı yazarken linç edilme ihtimalinizi düşündünüz mü?

Hayır, çünkü ben hep doğruları yazarım. Eğer yazdıklarımdan dolayı yargılanacaksam, her satırımın ispatı var. Ayrıca linç etmeye alışık kitleye ben hiç aşina değilim. Onları okumam, duymam, ilgilenmem.

Kitap çıkalı kısa süre oldu ama epey okundu. Kimi çok beğenirken kimi de para kazanma arzusuyla yazılmış Osmanlı’yı küçük düşürücü bir roman olduğunu iddia ediyor. Tüm bunlara ne dersiniz?

Beğenenlere teşekkür ederim. Bu roman çok kapsamlı bir çalışma sonucu yazıldı. Osmanlı’yı küçük düşürmek için yazdığımı söyleyenler okuduklarını anlamamıştır. Baştan okusunlar.

Sultan Aziz’in sır dolu ölümünü saraydaki birçok önemli kahramanın gözünden okuyoruz. Peki sizi en çok cezbeden hangi isimdi?

Kesinlikle Adile Sultan! Hangi dönemde olursa olsun karakter sahibi, adil ve eğitimli bir kadın herkesin saygısını kazanır.

Ülkemin tüm kadınları; önce akıllanın sonra da ayaklanın!

Yarınlara dair umutlu musunuz?

Ben 78 yaşındayım, nasılsa yarınlarda yokum ama umut sizler için hep olmalı.

Torunlarınızın nasıl bir ülkede yaşamasını arzu ediyorsunuz?

Daha adil bir dünyada yaşayabilmelerini isterdim. Bunu sadece kendi ülkem adına söylemiyorum, tüm dünyayı ele geçirmiş olan, güçlünün güçsüzü ezdiği, servetin çok küçük bir azınlığın elinde toplanıp, büyük kitlelerin aç ve umutsuz bırakıldığı adaletsiz sistem adına söylüyorum. İçinde savrulduğumuz sistem, iyi bir sistem değil.

Artan kadın cinayetleri ve erkek şiddeti konusunda ne diyorsunuz?

Ülkemin tüm kadınları önce akıllanın, sonra da ayaklanın ve bu gidişe isyan edin! Ağlamayan bebeğe meme verilmiyorsa çözüm sizin elinizde demektir.

Twitter, her kafadan çıkan sesin akortsuz bir kakafonisi, önüne gelen fikir saçıyor

Ünlü bir yazarsınız ama sosyal medya kullanmıyorsunuz. Neden?

Sakin ve mütevazı hayatıma yeten bir gelirle geçiniyorum. Daha fazlasına ihtiyaç duymadığım için sosyal medyadan uzağım. Milyonlarca beğeniyi veya eleştiriyi okuyacağıma birkaç kitap daha okurum.

Sosyal medyayı tehlikeli mi buluyorsunuz?

Facebook’um yok çünkü çocuklarım ve torunlarım dahil olmak üzere kimsenin hayatını, ne yaptığını, ne giydiğini, ne yediğini merak etmiyorum. Gündelik hayatım içinde yaptıklarımın da kimseyi alakadar etmeyeceğine inanıyorum. Twitter, her kafadan çıkan sesin akortsuz bir kakafonisi. Önüne gelen fikir saçıyor.

Yalnızca Instagram hesabım var, çünkü etkinliklerimin, okuma ve imza günlerimin duyurulması gerekiyor. Bu işi benim için yayınevim yapıyor. Ben de elbette takip ediyorum. Sosyal medyayı çoğu zaman tehlikeli, bazen de gereksiz buluyorum. Ne de olsa ömrümün dörtte üçünü sosyal medyasız geçirdim. Eksikliğini hiç hissetmiyorum.

Hayallerinizden vazgeçmeyin

Bunca roman yazdınız, emek verdiniz. Geldiğiniz yerden mutlu musunuz?

Hayatımı çevirebilecek parayı kalemimle kazanıyorum. Beni seven ve okuyan sadık okurlarım var. Bana sorarsanız iyi bir yerdeyim.

İnsan bunca şeyi yazarken romanların içine gömülüp gerçeklerden uzaklaşabiliyor mu?

Aksine tamamen hayatın içinde kalıyor. Her roman, kurgu veya belgesel yaşamın ta kendisidir.

Ayşe Kulin olmak çok da kolay değil, sizin gibi olma hayali yaşayanlara tavsiyeniz nedir?

Hayallerinizden asla vazgeçmeyin. En imkansız hayalleri gerçekleştirebilmiş, yüzde 90’ı cahil bir halktan, bilim insanları, Nobel ödüllü yazarlar, fizikçiler, dünya çapında müzisyenler, opera sanatçıları yetiştirebilen bir sistem kurmuş mucizevi bir kurucumuz var, O’nun izinden gidin.

Ayşe Kulin olmak için ağır bedeller ödediniz mi?

Hiç kimsenin yolu düz gitmez. Gitse çok sıkıcı olurdu herhalde. Hayatımın inişleri, çıkışları oldu. Sağlığım yerinde oldukça her şeyle başa çıkabilirim.

Sıradaki haber yükleniyor...
SIRADAKİ HABER Safiye Soyman'dan Banu Zorlu'ya 10 bin dolarlık hediye