'Benden melankolik bir adam bekliyorlar'

Kendi halinde, sessiz sedasız dizi ve film müzikleri yaparken 'Hakim Bey' şarkısı ile büyük bir çıkışa imzasını attı. Mehmet Erdem sağlam duruşu, cool havası ve farklı ses tonuyla sert bir imaj çizdiğini kabul ediyor

11 Ocak 2014, Cumartesi 05:00
A A
'Benden melankolik bir adam bekliyorlar'

Ama gerçekte o kadar dışadönük ve konuşkan ki, tanısanız şaşarsınız. Aslında mühendis olan Mehmet Erdem “Benden çok melankolik bir adam bekliyorlar, neşeli çıkınca şaşırıyorlar. Herkesin kafasında farklı bir ben var ama gerçekteki ben samimi, konuşkan, hiperaktif” diyor.

Röportaja başlamadan sorayım, iki kaşının arasında yara bandı var. Geçmiş olsun.

İltihap oluştu. Bir de krem sürdüm, ellemeyeyim diye bant yapıştırdım. Yoksa bir sıkıntı yok.

Yeni albümün ve bolca seni görebildiğimiz yeni klibin hayırlı olsun.

Sağol. Ya evet, ilk kez bu kadar kendimi gösterdim. Ben çekiniyorum. Kameranın önünde çok rahat olamıyorum. Sert duruyorum, bu yüzden insanlar benden çekiniyor. Sesimden dolayı da çekindikleri oluyor.

Gerçekten çok sıcak ve samimisin. Gelirken tereddütlerim var, şeker gibi bir adam çıktı karşıma.

Şaşırtalım (gülüyor). İçinden ‘gidiyoruz nemrut memlekete’ mi dedin? Ama şimdi sorularınla korkutma beni. Çalıştığım yerlerden sor.

Yeni albüm diyorduk...

Güzel geri dönüşler alıyoruz. Seyircimiz anında reaksiyon verdi.

Şarkılar yine senin tarzında; duygulu, iç acıtan, efkarlı... Nedir bunun sırrı?

Bu albümde şarkıları daha titiz seçtim, dinleyiciye mahcup olmak istemedim. Aslında ne hissediyorsam onu yapıyorum, sırrı bu. Sadece duyguyu hissetmeye çalışıyorum. Dizi müziklerinde de.

Yaptığın dizi ve film müziklerini neden bir albümde toplamayı düşünmüyorsun?

Düşünüyoruz. Yakında çıkacak. Çünkü ekibimiz o müziklere çok emek harcadı. Bir albümde 10 parça varsa biz ‘Leyla ile Mecnun’ dizisi için 250 farklı parça yaptık.

Dizi müziği yapmaya ‘Leyla ile Mecnun’ sayesinde mi başladın?

İlk olarak ‘Sınıf’ dizisi vardı, 6 bölüm sürdü. ‘Leyla ile Mecnun’ ise üç yıl devam etti. Ayrıca ‘Deli Deli Olma’ filminin müzikleriyle Altın Portakal kazandık. Aslında müziğimiz biliniyordu ama tipimiz bilinmiyordu. Ama kendimi geç kalmış hissetmiyorum. Çünkü o günlerde yaptığım işler bugüne hizmet ediyordu.

Dizi müziğini nasıl yapıyorsun? Yayınlanmamış bölümler sana mı geliyor?

Evet. Yayınlanmamış bölümler geliyor, izliyoruz ve konuyla ilgili müzik yapıyoruz. 3 dakika 20 saniyelik bir parça var elimizde mesela ama sahne 2 dakika 50 saniye. Parçayı ona göre yeniden oluşturuyor, hatta enstrüman seçimleri yapıyoruz. Nerede müzik girmesi iyi olur, nerede sahne planlaması yapılır, dikkat ediyoruz. Yani insanların tahmin ettiği gibi parçayı yapıyoruz hop bitti, durumu yok.

Şu an kaç dizinin müziklerini yapıyorsun?

Şimdi adı ve yayın tarihi belli olmayan bir film müziği ile uğraşıyoruz. Bunun dışında ‘Vicdan’ ve ‘Altındağlı’ dizileri var. Görüştüğümüz başka diziler de oluyor. Bir yandan da maratonumuz devam ediyor. Konserler, turneler, imza günleri... Yüzdük yüzdük, kuyruğuna geldik. Şimdi tepkileri bekliyor, işin keyfini çıkartıyoruz.

Röportaj: Çağnur HATİPOĞLU

‘Şöhret, işin raconu’

Şöhretten sıkıldığın oluyor mu? “Ne güzel kendi kendime müzik yapıyordum, ünlü olmak nereden çıktı” diyor musun?

Biraz özgürlüğümüz kısıtlanıyor ama işin cilvesi bu. Müzisyeniz ve yaptığım müzikleri çok insan dinlesin isterim. Yapacak bir şey yok, kaçamayız. Bu işin raconu böyle. 

Ünlü olmanın sıkıntısını mesleğinde hissediyor musun peki?

Evet. Mesela eskiden arada kaynardık, şimdi ince eleyip sık dokumamız gerekiyor (gülüyor). Gözden kaçma ihtimalimiz azaldı, sorumluluğumuz arttı. Ama bu da bizi müzikte geliştiren bir şey.

Birçok sanatçıyla ortak müzik projelerinde yer aldın. Bundan sonra en çok kiminle ortak birşey yapmak istersin?

Sezen Aksu. Birkaç kez aynı ortamda bulunduk. Arada da konuşuruz. Beni her zaman destekler.

Sen en çok kimi dinlersin?

Çok çeşitli. Daha çok enstrümental. Gece yatmadan Erkan Uğur’un ‘Fuat’ albümünü dinler, mışıl mışıl uyurum. Veya Fikret Kızılok, Bülent Ortaçgil, MFÖ dinlerim.

Çalmadığın müzik aleti yok gibi.

Telli tüm çalgıları çalarım. Ud, buzuki, cümbüş, saz, mandolin. Benim avantajım çok yakınımda müziği bilen birilerinin olmasıydı. Mesela dayım. Çok güzel bağlama çalardı, 5 yaşındayken bana da öğretti.

‘Şu an birilerinin hayatındayım’

Çok fazla kadın hayranın var. Farkında mısın ya da mutlu oluyor musun bu durumdan?

Sağolsunlar. Mutlu olmaz mıyım? Ama ben kadın-erkek olarak bakmıyorum olaya. Erkek hayranlarımız da var. Hepsi bizi çok sahipleniyor. Yaptığımız iş her yere gidiyor. Ben şu an bir yerlerde mutlaka çalınıyorum ve dinleniyorum. Birinin evinde, birinin arabasında, onun hayatındayım. Bu mutluluk verici.

Yolda seni yıllardır tanıyormuş gibi sarılan ya da konuşan hayranların oluyordur. Ne yapıyorsun o zaman?

Gerçekten öyle davranıyorlar. Çünkü sen bir albüm ortaya çıkardıktan sonra onların oluyorsun. Aslına bakarsan müzik yapıyoruz, dünyayı kurtarmıyoruz. Ama insanlar seni olmadığın bir yere koyuyor. Biz de onları mutlu etmek istiyoruz, kimseyi kırmıyoruz. Bazen yanıma geliyorlar, heyecanlanıyor, konuşamıyorlar. Ben de onlara “Durun, heyecanlanmayın, ben de uzaydan inmedim, sizin gibi bir insanım” diyorum. Rahatım. Kendimi yüksek bir yere koymuyorum ve saklamıyorum. Hatta hayranlarımla sürekli fotoğraf çektiririm. Sayısız fotoğrafım vardır birilerinin evinde, bilgisayarında, masasında... Bir de benden çok melankolik bir adam bekliyorlar, neşeli çıkınca şaşırıyorlar. Ben de bunun nasıl olduğunu bilmiyorum. Herkesin kafasında farklı bir Mehmet Erdem var ama gerçek Mehmet Erdem neşeli, konuşkan, hiperaktif.

Sesin biraz kısık, çatallı... Bağırmadan şarkı söylemen de şaşırtıcı.

Şarkı söylerken sakin olmaya çalışıyorum. Sesime gelince; çocukluktan beri sesim bastı. Yıllar geçtikçe daha da baslaştı ve çatallaştı. Bir de boğazımda ufak tefek nodüller var. Hepsi bir araya gelince bendeki gibi karakteristik bir ses ortaya çıkıyor. İnsanlar farklı bir şeyler arayışında olduğu için sesim ilgi çekiyor.

‘Ağlak adam değilim’

Gece dışarı çıkmayı sever misin?

Evet ama evde oturmayı daha çok severim. 

Romantik bir adam mısın?

Romantik değil de içime iyi dönebildiğimi düşünüyorum. Hislerime tercüman olabilirim gibi geliyor. Hissettiğimi aktarabiliyorum ama ağlak, romantik değilim. ?

Sevgilin var mı?

Bu konuları konuşmak istemiyorum.

Sıradaki haber yükleniyor...