“Beni gören katil, cinayetten vazgeçer”

Salih Kalyon bugün 69 yaşında hala setlerde alın teriyle çalışan gerçek bir tiyatro oyuncusu. 'Çıplak Vatandaş', 'Vizontele', 'Son Umut' gibi önemli filmlerde de yer alan Kalyon 'Piyasadan Büyük Alacağımız Var' da öğrencileriyle yeniden kamera karşısında geçti. Filmi, hayatını ve politik sol duruşunu Karnaval için konuştuk...

08 Kasım 2015, Pazar 05:00
A A
“Beni gören katil, cinayetten vazgeçer”

Röportaj: Canan DANYILDIZ

canan.danyildiz@posta.com.tr

Prodüksiyon: Begüm Baki

‘Piyasadan Büyük Alacağımız Var’ filminde sizi yeniden gördük!

Yapımcılığını Sami Dündar’ın, yönetmenliğini Ekin Akçay’ın yaptığı komedi filminin senaryosu Okan Metin, İzzet Başlak ve Ekin Akçay’a ait. Ben de orada rahmetli Savaş Dinçel’i canlandırdım. Filmin başrollerinde İzzet Başlak, Ali Yiğit San, Rabia Tutal, Ali Rıza Kara, Okan Metin’in yanı sıra, Cem Özer gibi isimler var.

Rol size nasıl geldi?

Film aslında Müjdat Gezen Sanat Merkezi ve daha önce sahne aldığım Bursa Devlet Tiyatrosu’nun genç oyuncularının projesi. Kabul etmem için bana bir telefon açmaları yetti.

Konusu ne filmin?

Siz hep gençlere yardım ediyorsunuz... Filmde dizi projeleri anlatılıyor. Bir kanal tarafından çalınan bir grup gencin başına gelenler... Evet, doğru tespit; önemli olan onların yolunu açmak; onlar devam edecekler bu yolda.

Savaş Dinçel’in sizdeki yeri çok ayrı sanırım!

Savaş’ın bendeki yeri çok ayrı, çünkü beni tiyatroyla tanıştıran ve en büyük desteği veren kadim dostum, onu hala çok özlüyorum.

'Ailem Bir Alem’ dizisi için Yetkin Dikinciler’le adınız anılıyor? Dizi kabul edilmiş mi?

Haberim yok! O dizinin aslı yabancıdır. Biz o dizi için bir demo çekim yaptık. Orada Yetkin Dikinciler de var, doğru istihbarat. Demoyu bütün kanallara yolladık, ama şimdilik netleşmiş bir şey yok. Şayet olursa orada Yetkin Dikinciler’in emekli komiser olan ve bir ayağı sakat babasını oynuyorum.

‘Komedi Dükkanı’ gibi proje olmayacak mı?

Komedi Dükkanı tadında bir proje şimdilik yok fakat kesinlikle de olmaz demiyorum. Proje gelirse değerlendiririm. Şimdi bir film ve iki kişilik tiyatro çalışması var, onlara konsantreyim.

Tolga Çevik konusunu açayım mı?

Hayatta yanıldığım işlerden biriydi, Tolga konusunda yanıldım; ama gençlerden de onlara güvenmekten de vazgeçmiş değilim. Hata yaptık diye başka birileriyle iş mi yapmayacağım? Yok öyle bir şey!

Yeni komedi filmleri ve oyuncuları çok eleştiriliyor!

Ben öyle düşünmüyorum. Kastettiğin Cem Yılmaz, Şahan Gökbakar gibi isimlerse; onlar çok zeki ve farklı karakterler. Seyirciyi sinemaya çekiyorlar. Hele Cem Yılmaz çok akıllı ve iyi bir aktör tartışmasız.

“Cı, cu ekinden nefret ettiğim için soyadımı değiştirdim!

Dışarıdan çok sert görünüyorsunuz!

Aslında sokakta beni görenler gülümser geçer, hayret! İnsanların karamsar, dertli ya da sorunlu olmalarını değiştirebiliyorsam mutlu oluyorum. İnan bana, beni gören katil cinayetten vazgeçer!

Kemal Sunal’ın günlük hayattaki ciddiyeti gibi...

Evet! Rahmetli Kemal de çok iyi bir komedi oyuncusuydu ama hep ciddi dururdu günlük hayatında. Kimse gelip ensesine vurup alay etmesin diye. Bizde o seviyeyi tutturmak zordur. Belki benim de bilinçaltımda o vardır!

Soyadınız ‘Kalyon mu Kalyoncu’ mu?

Aslında Kalyoncu. Ailem gemiciymiş, gemi yaparlarmış; bu soyadı da ondan almışız; ama ben bu ‘cı, cu, cılık, culuk’ eklerinden nefret ederim. Bütün sülalem ve babamların soyadı hala Kalyoncu, bir tek benim ailem Kalyon. Hatta babam alay etti ‘Oğlum Salih Gemi oldun’ diye; ama boşver; bu zamana kadar gemiciydim; şimdi gemi olayım biraz. Ama daha komik, kuzenlerimden ‘Kalyoncuoğlu’ olanlar da var onlar da az bulmuş soyadlarını, tövbe estağfurullah!

Tiyatrocu olmaya nasıl karar verdiniz?

Çocukluğumda çok tiyatro seyrettim; onun etkisi çok büyük. Hatta 1964’te Ankara Çocuk Tiyatrosu’nu kurduk. Ama 80’lere kadar tiyatroculuk 12 ay yapılan ve para kazanılan bir işti; sonra geriledi.

Sonra çeşitli rollerde sinema filmleri geldi...

Evet, komedi ağırlıklı roller oldu. Ben farklı rollere rahat girebiliyorum. İlk filmim bir işçi filmi, ‘Güneşli Bataklık’. Ama tutmadı, sansür de yedi. Galiba Şener Şen’le oynadığım ‘Çıplak Vatandaş’ ve ‘Vizontele’ gibi işler beni seyirciye sevdirdi.

Komedi zor iş mi?

Levent Kırca aklıma geldi! Evet, kaybettik. Zordur komedi. Hele hiciv, eleştiri varsa işin içinde Kırca’yı tek geçerim bu konuda. Bu ülkede insan güldürmek de sevindirmek de zor.

Unutamadığınız bir anı var mı?

Var! Bir gün bir setteyiz, amele rolündeyim, ara verdiğimizde inşaatın gerçek sahibi geldi ve bizi işçi sanıp ‘neden çalışmıyorsunuz eşekler’ dedi. Biz de çaktırmadan kürekleri aldık işe koyulduk. Onu hiç unutmam!

Bir kızınız var, aranız nasıl?

Arkadaş gibiyiz Ekin’le. Biz bilerek tek çocuk yaptık. ‘Ancak bu kadarına bakabiliriz’ dedik. Günübirlik çalıştığımız için, olanaklarımız kısıtlıydı.

Evliliğiniz de tek ve uzun...

Evet saygı duyar ve arkadaş gibi yaşarsan uzun yıllar evli kalabilirsin.

“Baba malının kıymeti olmaz, BiZDEKi DEMOKRASi BUDUR...”

Ani sert politik çıkışlarınız oluyor...

Birilerinin konuşması lazım; memleketin gidişatından hiç memnun değilim. Biz cumhuriyet için bir mücadele verdik. Kadın erkek savaştık ve ülkeyi kurtardık. Onun değeri var ama demokrasi öyle değil. Atatürk altın tepside sundu, halk hazır değildi. Atatürk’ün de dediği gibi demokrasi adam olmaktır.

Ne oluyor peki böyle olunca?

E baba malının kıymeti olur mu? Demokrasinin ne olduğunu bilen yok ki!

Neden kızgınsınız bu kadar?

Bak, saraylar ki bütün son padişahların batışına sebep oldu o saraylar.

Dindar mısınız?

Çocukluğumda ortaokula kadar namaz kıldım. Ailem de 5 vakit namaz kılar. Dindar sayılmam ama nerede yaşadığımı biliyorum ve saygı duyuyorum.

Korkunuz var mı ülkedeki yönetimle ilgili?

Hayır yok. Çocuk oyuncağı sanıyorlar. Atatürk Devrimlerini yıkıp yerine eski şeyleri getirmek o kadar kolay değil!

Bizde demokrasi ne alemde?

Bizdeki orman demokrasisi! Taa Menderes zamanından kalma bir gelenek bu. O da ‘Her mahallede bir milyoner olacak’ derdi. Gel gecekondunu yap; sonra müteahhide ver; hoop zengin ol! Hala aynı mantık...

Herkes aptal, bir biz mi zekiyiz?

Güzel soru! İnternetten millet bir baksın dünyanın en güzel yaşanılır ülkesi neresi, orada ne var insanlara huzur veren? diye... İnterneti bile porno seyretmek için kullanıyoruz. Vahimliği sen düşün!

¦ Riyakarlık diz boyu yani?

Hem de nasıl! Kafamız para olunca şirazemiz de kayıyor. Gezi olaylarına karışanlar, demokrasiyi, cumhuriyeti savunanlar, sonra koşturarak ‘Muhteşem Yüzyıl’ dizisinde oynadılar.

¦ Ne var bunda, rol rol değil midir?

Tabii rol roldür, ama savunduğun şeyler, içinde bulunduğun davranışla, fikirle uyuşacak. Ama o dizilerin Arap ülkelerine satışlarını da düşünürsen, Osmanlı kafası, Osmanlı güzellemeleri pompalanmaya devam edecek. Sakallı Celal’in söylediği gibi: Türkiye rotası Batı’ya çizilmiş; kendi Doğu’ya giden bir ülkedir!

Sıradaki haber yükleniyor...
SIRADAKİ HABER Ornitolog James Bond