Bir süre daha herkes onu konuşacak: Piyanist Deniz Erden

Türkiye'de genç piyanist deyince akla ilk gelen isimlerden Deniz Erden, Posta'nın bu sene Instagram'a taşıdığı 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı coşkusunun ilk konuğu olacak. Son yıllarda müziğiyle Türkiye sınırlarını aşıp sanatını Japonya'ya götüren Deniz Erden, yüksek lisans eğitim kapsamında Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nda 20. yüzyıl müziği üzerine araştırmalar yaptı. 2018’de Bahçeşehir Üniversitesi Elektronik Müzik Prodüksiyonu sertifika programını tamamladı ve soundscape alanında çalışmalara yöneldi. 17 Mayıs saat 21.00'da Posta'nın Instagram canlı yayınına konuk olacak Deniz Erden'in müziğini kendi ağzından dinleyin. / Neslihan Arslan

12 Mayıs 2020, Salı 22:27 Son Güncelleme:
YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News
'Hep piyanom olsun hayalini kurdum'

'Hep piyanom olsun hayalini kurdum'

Klasik bir soruyla başlamak istiyorum. Piyanoya nasıl başladın?


Eskişehir’de ilkokuldaki müzik öğretmenim kulağımın çok iyi olduğunu ve her sesi verebildiğim söylemiş aileme. Derslerde notaları öğrendikten sonra her şey çok daha keyifli olmuştu; odamda aklıma gelen her parçanın notalarını yazıyordum bir deftere, bu bir oyundu benim için. Ailemde hiç müzisyen olmamasına rağmen geceleri yatmadan önce hep bir piyanom olmasını hayal ederdim. 10 yaşımda piyano derslerine başladım. Daha sonra bu tutkum üzerine babam Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuvarına götürdü beni, 11 yaşında yarı zamanlı,12’de de tam zamanlı olarak okumaya başladım. Hikaye de böyle devam etti.



Müziğinin elektronik müzikle olan ilişkisinden biraz bahseder misin? Elektronik müzikle temasın giderek yükselen bir değer hale gelmesinden, çok daha fazla insan tarafından dinlenmeye başlamasından kaynaklı bilinçli bir adım mıydı... Yoksa halihazırda sevdiğin iki müzik spontane bir şekilde mi birleşti?


Elektronik müzik çağdaş müzikte güçlü bir ifade kaynağı olmuştur. Klasik müzik okusam da, çok uzun yıllardır yeni albümleri keşfetmeyi, müzik haberleri okumayı çok severim. Hatta bir ara yazarlık bile yaptım. Yeninin peşinde olmayı çok seviyorum. Keşfetmek ve merak duymak insanı kendi çağının içinde dinamik tutuyor. Sevdiğim iki şey böylece yolun sonunda birleşmiş oldu. Piyano ile birleştirmenin yanı sıra elektronik müzikte; formlar, etrafımızdaki sesler, doğa, psikoloji gibi konuları ele aldığım besteler de yapıyorum.

'Aklıma ilk anneannem geldi'

'Aklıma ilk anneannem geldi'

Yurtdışına açıldın, Japonya'da solo bir resital verdin, orada Türk bestecileri dinlettin, burada amacın Türk bestecileri tanıtmak mıydı yoksa milliyetçi duygulardan âzâde, aldığın eğitim doğrultusunda zaten elinde kendine en güvendiğin besteler bunlar mıydı?


Okulda Türk bestecilerimizin eserlerine yer verilse de repertuvarlarımızda, aldığımız eğitim tamamen Batı müziği üzerine. İçsel bağımız ile bu eserleri taşımayı ve çalışmayı; içlerinden yansımaları bulmayı çok seviyorum. Batı ön yargılarının da eski dönemde kaldığını, artık dünyanın her yerinde merakla ve iştahla dinlendiğini düşünüyorum Türk bestecilerin. Biraz da sıkıldım doğrusu sürekli aynı eser seçimlerini görmekten repertuvarlarda, böyle bir şansın içinde yeni bir tat bırakmak istedim dinleyiciye. Kuvvetli bir etki de yarattı doğrusu.


Japonca yazıların olduğu bir afişte kendi ismini ve fotoğrafını görmek nasıldı? İlk ne yaptın?


Japonya konseri benim için her açıdan çok anlamlı. İlk anneannem geldi aklıma, bir sohbetimizde gitmeyi en çok istediği yerin Japonya olduğunu söylemişti. Gururlu hissettim, yol bir şekilde ulaşmış gibi geldi. Ailemle paylaşmak ise tarifsiz bir mutluluktu.

'Para kazanma hedefiyle yapılacak bir iş değil'

'Para kazanma hedefiyle yapılacak bir iş değil'

"Eee ne yapıyorsun sen şimdi? Para kazanıyor musun?" sorularıyla çok karşılaşıyor musun, tepkin ne oluyor?


Üniversite biterken “E sonra ne yapacaksın” sorusuyla çok karşılaşıyordum. Türkiye’de klasik müzik alanındaki sistemsizliğin, özellikle piyanistler için çok yorucu olduğunu düşünüyorum. Alan ayrımı yapılmadığı için hepimiz konser piyanisti olarak yetiştiriliyoruz, alternatiflere yönlendirilemiyor çoğu öğrenci. Herkes için zor tabi o yaşlarda bu gerçekliğin içinde yanıtsız sorular ile kalmak. İçinde kaybolmamak lazım bu soruların.


Piyano deyince klasik müzik, klasik müzik deyince idealist duygular gelir akla... Geçtiğimiz günlerde İdil Biret "Klasik müzik ticari bir hal aldı" yorumunu yaptı. Klasik müzik ille de idealist mi olmalı ne diyorsun? Genç bir piyanistin çok tanınmak, çok para kazanmak gibi hedefleri olamaz mı?

Klasik müziğin romantik hikayeleri içinde kendine bir gelecek planlamak bir çocuk için o yaşlarda olanaksız; öz duyguların heyecanıyla ve bu duyguların gücüyle yolda istikrarla yürüyorsun, 6,7 saat çalışıyorsun kendi başına. Bu yol seni bir yere taşıyor zaten, çok tanınıp para kazanmak hedefi ile yapılacak bir meslek olduğunu düşünmüyorum.

'Sevgi her şeyin özü'

'Sevgi her şeyin özü'

Neler dinlediğini gerçekten merak ediyorum.

Kesinlikle o günkü ruh hali geçişlerimle değişiyor, ki çok değişkendir. Spesifik şeylerin içinde dönmekten hoşlanmam, bir parçayı çok sevdiysem arka arkaya dinleyip onu o dönemimin parçası yapmayı çok severim içimde. O yüzden bir kaç müzisyen saymam mümkün değil. Fakat son dönemlerde yeni albümlerin yanı sıra, bana en çok James Blake - The Colour in Anything, Nils Frahm - All encores, Four Tet - Sixteen Oceans albümleri, Jamie xx - Idontknow single’ı, Flume ve playlisti, Fazıl Say - Beethoven: tüm piyano sonatları, Sergei Prokofiev piyano sonatları ve konçertoları eşlik ediyor.

En sevdiğin duygu hangisi? En çok hangi duygu seni piyanonun başına götürüyor?

Sevgi insanı çok genişleten bir duygu, her şeyin özü bence. Yaşadığım her şey köprü oluyor, çalışmak ve üretmek için.

Bu Video
İlgini
Çekebilir
Sıradaki haber yükleniyor...
holder
SIRADAKİ HABER Stilinize ilham verecek 10 film