Bir Türkiye panoraması

Dört kuşaklı bir hikâye yazmak, her karakterin hikâyesini detaylı bir biçimde kaleme almak ve tüm bunları inandırıcılıktan çıkmadan yazmak oldukça zor. Selahattin Nehir bunu ustalıkla başarıyor

11 Mayıs 2018, Cuma 05:00
A A
Cem TUNÇER

Selahattin Nehir yeni romanı “Haziran Senfoni”sinde, çok katmanlı anlatımına derin bir mesai harcamış görünüyor. Öyle ki kitabın içinde bir yerlerde, kendinizi bu kocaman ailenin bir parçası gibi hissediyorsunuz…

Selahattin  Nehir, 1972 doğumlu, iktisatçı bir yazar. “Haziran Senfonisi” yazarın beşinci romanı. Yazar, Anadolu mistisizmiyle harmanlanmış, yer yer büyülü gerçekçiliğe kayan, anlatımın kuşaktan kuşağa değiştiği, dönem atmosferinin tarihle, politikayla süslendiği bir anlatım sunuyor bu kitapta. Hikâye, kahramanımız Göksel’in Nanne’sinin, yani dedesinin annesinin hasta olduğu haberini almasıyla başlıyor. Göksel, nanne lakabını Nene Hatun’un vefatının akabinde kendisine “nene” diye hitap edilmesinden alan nanne’sinin yanına doğru yola koyulurken biz de Göksel’in atalarına, dedesinin dedesinden, Halil’den başlayarak bir yolculuğa çıkıyoruz.

Dört kuşaklı bir hikâye yazmak, her karakterin hikâyesini detaylı bir biçimde kaleme almak ve tüm bunları kafa karıştırmadan, inandırıcılıktan çıkmadan yazmak oldukça zor. Fakat Selahattin Nehir, beşinci kitabını yazmanın verdiği tecrübeyle, bu işin üstesinden öyle ustalıkla geliyor ki… Kitabın ortalarında bir yerde, tüm bunların bir tanıklık olabileceği izlenimi ediniyorsunuz. Hikâye ilerledikçe, dönemin politik atmosferi, döneme hâkim olaylar daha netlik kazanıyor; Kurtuluş Savaşı’ndan İkinci Dünya Savaşı’na, Marshall yardımlarından Adnan Menderes’in idamına, hikâyemize Türkiye’nin değişen dönemleri de eşlik ediyor ve tüm bunlar, sanki orada yaşamış birinin tanıklıklarıymış gibi anlatılıyor. Bu yönüyle kitaba bir Türkiye panoraması da denebilir. Bir aileyi anlatmak ve içerisindeki dinamikleri kaleme dökmek bile yeterince zorken, Selahattin Nehir dalları dört bir yana uzanan kocaman bir ailenin dört neslini birden anlatmaya girişmiş. 
 

ZORLUKLAR VE SAVRULMALAR


Bu yolculuğa, sadece kadim Anadolu’nun mistisizmi değil, bu topraklarda yaşayanların maruz kaldığı zorluklar, politik savrulmalarla da eşlik ediyor. Romana kimi zaman Mustafa Kemal Atatürk misafir oluyor;  “Tarihin en büyük imparatorluklarından birinin parçalanışına ve çöküşüne şahit olup korkunç bir mağlubiyet duygusuyla yıkılanlar da, yeni ve genç bir ülkenin zaferi ve kuruluşuyla gururlananlar da vardır. Aslında herkes şaşkındır.” Kimi zaman, Nene Hatun’u ve soyadı kanunu sonrası, en iyi soyadını almak için birbiriyle çalışanlar giriyor. 

Köyden kente göç ve sonrasında köylerde ve şehirlerde meydana gelen değişiklikler de romanı oluşturan bir diğer unsur. Göksel’in bir zamanlar çok sevdiği, ayrılırken hüzünlendiği köye, büyük ailesinin bir apartman dairesine taşınması sonrasında yabancılaşması, aslında bir köy-kent okumasını da mümkün kılıyor. 

Haziran Senfonisi
Selahattin Nehir
Altın Kitaplar
408 sayfa 


 

SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

;
Sıradaki haber yükleniyor...

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.