'Bir Zamanlar Ağaçtım'

Daha önce 'Şekerci Çırağı' (2003) ve 'Yağmur Durunca' (2008) isimli kitaplarını çıkaran ünlü arabeskçi Ferdi Tayfur'un yeni eseri 'Bir Zamanlar Ağaçtım' vitrinlere çıktı. Kitapta, genç bir harnup ağacını (keçiboynuzu) ve o ağacın altında oturup kızına uzun bir mektup yazan sanatçının ağzından Ferdi Tayfur'un hayat hikayesini buluyoruz. İşte kitaptan alıntılar...

18 Mayıs 2013, Cumartesi 05:00
A A
'Bir Zamanlar Ağaçtım'

Haber: Ali R. Karadağ
alirkaradag@gmail.com


Ferdi Tayfur Turanbayburt’un kitabında sözünü ettiği harnup ağacı, okuyucuyu, sanatçının düşünce dünyasında gezintiye çıkarıyor. Küçük ve toy ağaç ile yanındaki bilge ve yaşlı harnup ağacının sohbeti konu ediliyor. Bu sohbetlerden sanatçının; Türkiye ve dünyadaki siyasi olaylar, misyonerlik faaliyetleri, İsrail-Filistin savaşının nedenleri gibi konulardaki düşüncelerini öğreniyoruz. Ferdi Tayfur’un kızına yazdığı mektuplardan da insanlar ve basın ile ilişkileri konusunda fikir ediniyoruz.

‘Sevgili kızım...’

Sanatçı, kızına yazdığı mektuba, üzüntüsünü belirterek başlıyor; “Sevgili kızım Tuğçem, biliyorum çok kırık, çok üzgünsün. Annen de öyle. Tüm bu olanlar benim bir türlü içimden söküp atamadığım, çocuk yaşta; yani altı yaşımda babamın öldürülmesiyle o küçücük kerpiç evimize yerleşen, adına kader dedikleri yokluk, çaresizlik, ki “17 yaşında rastladığım bir hemşire adayı kızla yaşadığım küçük masum bir beraberlikten doğdu. Benden habersiz hamile kalıp yurt dışına giden kadın çocuğunu 13 sene saklamış. Ben şöhretin tepesine tırmanırken ‘Bu çocuk Ferdi Tayfur’un’ diye haber yaptıklarında çocuğu tanımayabilirdim. Annenin de sonradan hoşgörüsüyle nüfusuma geçirdim.”

Ferdi Tayfur Turanbayburt

Mektuba göre, sanatçının magazin basınıyla kavgası bitmek bilmemiş. “Hâlâ ismimin takma olduğunu yazma hatasını kabullenemeyen magazin magandaları. Adım: Ferdi Tayfur, soyadım: Turanbayburt.”

‘Eli silahlı militan’

Darbe tarihi olan 12 Eylül 1980’den bir gün sonra bir gazete, manşette, Ferdi Tayfur’un fotoğrafını kullanmış. Hapisten izinli çıkan Yılmaz Güney’in oğlunun sünnet düğününde çekilen fotoğrafın altına “Ferdi Tayfur bir zamanlar eli silahlı militandı” diye başlık atılmış. Ferdi Tayfur şöyle yazmış: “Düğünde gazeteciler Yılmaz Güney ile benim samimi pozlarımı çekmişti. Bu resimlerden birini koyup ‘Ferdi Tayfur, Yılmaz Güney’e yaklaşmakla davaya ihanet mi etti?’ diyordu gazete. Çünkü ülkücüler benim kendilerinden olduğumu konuşuyorlardı. Oysa ben, sağın solun ideolojilerinin ne olduğunu bilmeyecek kadar cahildim. Onları mahkemeye verdim, sonunda 400 bin lira tazminat ödediler.”

‘Okumuş olsam beni asarlardı’

Mektubun satır aralarında Ferdi Tayfur’un okumaya duyduğu özlem ortaya çıkıyor.“Eğer rahmetli babam ölmemiş, beni de okutmuş olsaydı, kesin beni asarlardı. Ve ben de bundan gurur duyardım. Çünkü ülken ve insanlık adına yaptığın her adaletli davranış kutsaldır. Ah, keşke beni okutmuş olsalardı da Ferdi Tayfur olmasaydım.”

‘Annen kendini dine verdi’

30 yıl birlikte olduğu eski oyuncu Necla Nazır ile ayrılığının ipuçlarını da mektupta kızına anlatıyor sanatçı. “Tatlım; çok sıkılıyorum, yanı başındayım ama çok uzağındayım. Bu, gerçekten çok zor bir duygudur. İşte annenle de böyleydik; o bir koltukta suskun, ben bir koltukta sıkıntılarda, cıvıl cıvıl ortamlarda arkadaş, dost sohbetlerine hasret. Kimileri konuşur anlatamaz. Kimileri konuşur, anlattığını sanır. Ben, sanırım konuşup anlatamayan tiplerdenim. Ne yazık ki annenle en büyük eksiğimiz işte buydu; konuşmuyorduk, konuşsak da zorlamaydı. Biliyorsun, annen, sen doğunca kendini dine verdi.”

Günümüz Karacaoğlanı

Mektubun bir bölümünden anlıyoruz ki sanatçı Necla Nazır’a da bir mektup yazıp zarfa koymuş. Kızından, bu mektubu annesine ya vermesini ya okumasını rica ediyor. Mektupta “Sen bana ‘günümüz Karacağolanı’ diye iltifat ederdin’ diyor. Şarkıcı kendisini daha iyi anlatabilmek için Necla Nazır’a eski eşinden de söz etmiş; “O sabah yukarıda genç bir anne bırakmıştım; kucağında 1,5 yaşında kızı Tuğba, karnında daha doğmamış bebeği Funda’yla... Onun da yüreğinde umut, sevdiği adamın ideallerine ilk attığı adıma dualar okuyarak kapamıştı arkamdan asansörün kapısını...”

Orhan Abi kadar kültürlü değildim’

Ferdi Tayfur’un 1968’de doldurduğu ilk plağına, Orhan Gencebay da bağlamasıyla destek vermiş. Tayfur kitabında şöyle yazmış; “Orhan Abi’nin karşısında ilk ciddi rakip gösteriliyordum. Ferdiciler-Orhancılar... Oysa benim çizgim Orhan Abi’ninkinden daha farklıydı. Hem ben onun kadar kültürlü değildim. O aynı zamanda çok iyi bir müzisyen ve besteci, araştırmacı, saz virtüözüydü.”

( 11.05.2013 tarihli Cumartesi Postası'ndan alınmıştır. )

Sıradaki haber yükleniyor...
SIRADAKİ HABER Lolita