Biran Damla Yılmaz: Bir şeyi kafama koyduysam mutlaka yaparım! Aksi kabul edilemez

Biran Damla Yılmaz: Bir şeyi kafama koyduysam mutlaka yaparım! Aksi kabul edilemez

Henüz 23 yaşında olmasına rağmen ciddi bir oyunculuk kariyeri var. Çok küçük yaşlardan beri setlerde ama bunun negatif yanlarını yaşamadığını çünkü genel olarak hayatta eksilere inanmadığını söylüyor. Biran Damla Yılmaz, son dönemin en öne çıkan kadın oyuncularından. Türk sinemasının kült filmlerinden ‘Baraj’ın uyarlaması olan aynı adlı dizide Nehir rolüyle izliyoruz. Aynı zamanda çok izlenen bir YouTube kanalı var. Yeni dizisinden, sosyal medyaya, aşka ve hayatın geri kalanına dair konuştuk. Oya Çınar / oya.cinar@posta.com.tr

16 Ağustos 2020, Pazar 07:01 Son Güncelleme:
YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Daha önce çok izlenen birçok dizide ve Mahsun Kırmızıgül’ün yönettiği ‘Mucize Aşk: 2’de izledik sizi. Oyunculuk hayattaki tek idealiniz miydi? Her şey nasıl başladı?

Hayattaki tek idealimdi diyemem. Hatta hiç öyle olmadı. Bir iş ya da görev olarak bakmadım hiç işime. Tam tersine, oyun olarak baktım hep. Küçük yaşta kendi kendime ürettiğim bir oyundu. Sonra bir baktım, insanlar bunu meslek olarak yapıyor. O zaman “Neden olmasın?” dedim ve oyunculuğu profesyonel olarak yapmaya karar verdim.

Zorlandığınız dönemler olmuştur mutlaka…

Tabii ki zorlu yollar da oldu ama neticede sevdiğim ve istediğim şeyi yapmak istiyordum. O yüzden hep “İyi ki” diyorum.

GENEL OLARAK EKSİLERE ÇOK TAKILMAM “ONLARI DA ARTIYA ÇEVİRECEĞİM AN GELİR” DİYE BAKARIM

En zor yanlarından biri çok küçük yaşlardan itibaren setlerde olmaktır herhalde. Bunun artılarını ve eksiklerini ölçtüğünüzde ne çıkıyor ortaya?

Yaşım büyüdükçe, işimle ilgili tecrübelerim de onunla beraber büyüdü. Sette piştim, yaş aldım, öğrendim… Bu benim için büyük bir artı. Hala da her gün yeni bir şey öğreniyorum… Ama genel olarak eksilere çok takılmam. Sonuçta onları da artıya çevireceğim zaman gelecek diye düşünürüm her zaman.

Ne güzel bir bakış açısı. Sizin için kötü tecrübe diye bir şey yok, her zaman deneyim var bu durumda…

Kesinlikle öyle. Her zaman deneyim, tecrübe olarak bakarım yaşadığım her şeye. Sonuçta olana çare yok. Önemli olan yaşadığın şeyden sana verilmek istenen doğru mesajı almak. O zaman her şey kazanıma dönüşüyor zaten.

Bir süredir Fox’ta yayınlanan ‘Baraj’ dizisinde Nehir olarak karşımızdasınız. Karaktere alıştınız mı? Nehir’e hayat vermek zevkli mi?

Nehir’i çok seviyorum. Aslında içinde küçük çılgın bir çocuk var ama kaybolmuş. Yerini kaybetmiş. Bence Nazım ve Tarık ikilisiyle zaman geçirdikçe özüne dönecek ve karakter olarak daha parlamaya başlayacak.

PROJE BANA GELDİĞİNDE BAŞTA BİR PANİK OLDUM

‘Baraj’ Türk sinemasının en iyi filmlerinden birinin uyarlaması. Projeye girerken çekindiğiniz, “O ruhu yansıtabilecek miyiz?” gibi endişe duyduğunuz konular oldu mu? 

Tabii ki! Öncelikle proje bana hiç beklemediğim bir anda geldi. Dolayısıyla başta bende bir panik oluştu ister istemez. Fakat her şeyin sonu çok çalışmaktan ve işine sahip çıkmaktan geçiyor. Ben de elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyorum.

Sumru Yavrucuk gibi deneyimli bir oyuncuyla karşılıklı oynamak nasıl?

Tek kelimeyle şahane! Çoğunlukla onunla sahne çekmeyi özlüyorum. Muhteşem bir enerjisi var. Her seferinde yeni bir şey öğreniyorum.

Sizi genellikle dram rollerinde izledik. “Artık ‘kötü kadını’ oynamak isterim” demiştiniz. Nehir bir dolandırıcı ama yine de ‘kötü’ demek zor çünkü izlerken empati kurması kolay bir karakter.

Çünkü Nehir’in durumu mecburiyetlerden kaynaklanıyor. Benim orada bahsettiğim ise daha güçlü ve feminen bir karakterdi. Kötü evet ama daha çok yaşadığı acılarından dolayı bu hale gelmiş bir karakter. Biraz sert, asi ama kimseye acımayan, nahif tarafı da olan bir karakterden bahsediyordum.

“HEPİMİZ İNSANIZ İYİYİ DE KÖTÜYÜ DE İÇİMİZDE BARINDIRIYORUZ”

Bir insan sizce bütünüyle iyi ya da kötü olabilir mi?

Hepimiz insanız, iyiyi de kötüyü de içimizde barındırıyoruz. İyilik sadece insanlara iyi davranmak, iyi düşünmek demek değil. Bazen iyilik yaptığımızı düşünürken bile farkında olmadan aslında o insana kötülük yapabiliyoruz. O yüzden bu, net bir cevap verebileceğim bir soru değil maalesef.

BENİ YAKINDAN TANIMAK ZAMAN ALABİLİR, KENDİMİ ÇOK KOLAY AÇAMAM

Karakterinizin en baskın özellikleri neler? Yakından tanısak sever miyiz? 

Enerjik bir insanım. Sürekli gülerim… Kendime yeni şeyler katmaktan zevk aldığım için de hep yeni bir şey öğrenmeye çalışırım. Çok yakından tanımak biraz zaman alabilir, kendimi kolay açan bir insan değilim ama seversiniz bence (Gülüyor).

“Sürekli gülerim” dediniz. Negatif yanlarınız ne zaman ortaya çıkar?

Daraldığım zamanlarda çok negatif olabiliyorum. Böyle zamanlarda hiçbir şey yapmak istemiyorum ve her şeye “Hayır” ya da “Niye?” tarzı cevaplar verebiliyorum. Bu yanım, karşımdaki insanlar için biraz can sıkıcı olabilir…

İşinizle ilgili ya da özel hayatınızda büyük hırslarınız var mıdır? Bir şeyi kafaya koyunca, oldurana kadar inat eder misiniz?

Evet! Eğer ki kafaya koyduysam mutlaka yaparım, aksi kabul edilemez.

HİSLERİNİZ DE EN AZ EĞİTİM VE YETENEK KADAR ÖNEMLİ

Bir yandan konservatuarda okuyorsunuz hala. Çok erken yaştan itibaren set deneyiminiz olduğunu da düşününce, sizce oyunculuk setlerde mi öğreniliyor yoksa okulda mı?

Ben setin daha iyi, daha öğretici olduğunu düşünüyorum. Bir kere orada öğrendiğiniz her şeyi hemen uygulama şansınız oluyor. Ama yine de kesin bir şey diyemem, herkesin bakış açısı farklı...

Bir karakteri çıkarırken, üzerine çalışırken eğitim mi yetenek mi daha belirleyici oluyor?

Tabii ki ikisi de çok önemli fakat bence hissiyat da önemli. O karakteri hissedebiliyor musun? Ya da kendini onun içine koyabiliyor musun? Bence bu da en az eğitim ve yetenek kadar belirleyici oluyor.

YOUTUBE’A HOBİ AMAÇLI BAKIYORUM AMA GELECEKTE NE OLUR, BİLEMEYİZ

Oyunculuk dışında bir de YouTube kanalınız var. Güzellikten modaya, yemeğe, dizilerinizin set arkasına kadar pek çok farklı içerik üretiyorsunuz. YouTube’a hobi olarak mı bakıyorsunuz yoksa artık günümüz şartlarında onu da bir iş olarak mı görüyorsunuz?

Şimdilik hobi amaçlı yapıyorum. Takipçilerimin merak ettiği konular üstüne gitmeye çaba gösteriyorum. Ama ileride ne olacağı belli olmaz tabii...

YouTube’dan para kazanıyor musunuz?

Ben maddi konuları konuşmayı pek seven biri değilim. Ama zaten dediğim gibi, para için de yapmıyorum. Keyif alıyorum…

Instagram’da da 2 milyonu aşkın takipçiniz var. Sizce çok takip edilen biri olmak için ne gerekiyor?

Aslında bunun cevabını hiç bilmiyorum. Ama merak ediyorlar herhalde diye düşünüyorum. “Bunlar ne yapıyor? Ne yiyor? Ne içiyor? Nerede yaşıyor?” gibi… Tabii araya siber zorbalar da kaynayabiliyor arada ama genel olarak yaşam tarzımızı merak ediyorlar sanırım.

Sizi bu konuda rol model alan birine ne önerirsiniz? Çünkü birçok insan için sosyal medya ciddi bir iş alanı olarak görülüyor…

İnsanlara bir içerik sunmak için öncelikle kendilerinin çevrelerinde olan biten her şeyi bol bol gözlemlemelerini, hislerine kulak vermelerini ve çok okumalarını öneririm. Bolca okuyup, öğrenmemiz lazım. Maalesef artık kimse bunları çok önemsemiyor ama bilgi ve gözlem çok değerli şeyler.

BAZILARI İÇİN MÜMKÜN OLABİLİR AMA YÜZÜNÜ GÖRMEDİĞİM BİRİNE AŞIK OLMAK BENİM İÇİN ÇOK FAZLA!

Dizide de Nehir, bir arkadaşlık sitesinde fotoğrafını bile görmediği birine aşık oluyor. Sosyal medyanın duygularımız üzerinde böyle bir yönlendirmesi olabilmesine nasıl bakıyorsunuz?

Günümüzde sosyal medya artık hayatımızın birçok alanını etkiliyor. Kişiden kişiye değişir tabii ama sosyal medya üzerinden tanışıp, karşısındaki insana bir duygu geliştiren insanlar var neticede. Kim bilir, belki çok yoğun hissiyatlar içeriyorsa, çok iyi anlaştıklarını düşünüyorlarsa gerçek hayatta da bunun karşılığı olabilir.

Siz hiç yüzünü görmediğiniz birine,  sadece sosyal medyada yaptığınız sohbetler neticesinde bu tarz bir duygu geliştirebilir ya da aşık olabilir misiniz?

Yok, o çok fazla benim için. Daha başka şeyler gerekiyor.

Neler gerekiyor mesela?

Ben muhabbete, zekaya, uyuma bakıyorum. Güzel ya da çirkin tarzı kriterlerimse hiç yok. Hepimiz insanız sonuçta.

DEĞER VERDİĞİM HERKESİ KISKANIRIM

Sizin için aşkın tanımı ne?

Aşk, kelimelerle tanımlaması zor ama birçok hormonu etkileyen bir durum. O zaman işte daha utangaç, daha nahif bir insan oluyorum…

Aile ve arkadaşlık ilişkilerinizde ya da aşık olduğunuz insana karşı kıskançlıklarınız olur mu?

Kıskancımdır ama “Onu, bunu kıskanıyorum” diyemem. Değer verdiğim herkesi kıskanırım ama dozunda tabii (Gülüyor). Rahatsız edici bir kıskançlığım yoktur.

ŞİDDET HABERLERİNİ OKUYUNCA İÇİM ÇEKİLİYOR

Gündemle ilgileniyor musunuz? Şiddet haberlerini okuduğunuzda, izlediğinizde ne hissediyorsunuz?

İçim çekiliyor. Herkesin daha hassas, daha empati kurmaya yönelik düşünmesi gerektiğini düşünüyorum. Tek taraflı değil, objektif bakış açısına ihtiyacımız var. Şiddet her neye ya da kime olursa olsun, hiçbir haklı gerekçesi olamaz. Kimsenin kimseye, hiçbir koşulda bunu yapmaya hakkı yok.

DÜNYAYI DOLAŞMAK İSTİYORUM

Geleceğe dair planlarınız, hayalleriniz neler? Çok belirgin idealleriniz var mı?

İşimle ilgili, hayatımla ilgili kendimi tatmin ettiğim zaman, dünyayı dolaşmak istiyorum. Farklı kültürleri keşfetmek, farklı insanların hayatını gözlemlemek istiyorum.

Sıradaki haber yükleniyor...
holder
SIRADAKİ HABER Çiçeklerin kraliçesi: Gül