Bisikletle dağda kürekle denizde...

Tehlikeli ve zor olanın peşinde, gücün sınırlarında gezinmek...

13 Temmuz 2013, Cumartesi 05:00
A A
Bisikletle dağda kürekle denizde...

Kürek çekerek dünya denizlerini aşan Hüseyin Ürkmez (48) adrenalin bağımlısı bir maceraperest. Sadece bildiğiniz ahşap sandalıyla denizleri değil, bisikletiyle de ülkeleri geziyor, çölleri ve dağları aşıyor...

Röportaj: Ali R. Karadağ

alirkaradag@gmail.com

Hüseyin Ürkmez’i kısaca tanıyabilir miyiz?

1965, İstanbul doğumluyum. Çocukluğum Gemlik’te geçti. Lise bitene kadar orada yaşadım. Sonra İstanbul’a yerleştim, evlendim, boşandım. Bisiklet tamiri yaptığım, gemi maketleri sattığım bir dükkanım oldu.

Bisiklet ve kürek sporu ile ilgilendim. Hem çalıştım, hem de bu tutkularımı gidermek için zaman ayırdım. Emekli olduktan sonra da sadece bu sporlarla ilgilendim.

Bisiklet maceranızdan başlayalım isterseniz.

Bisiklet sevdam lise yıllarında başladı. Profesyonel anlamda ilk maceramı 1990’da yaşadım. Bursa’dan Van’a kadar, 20 gün pedal bastım. Aynı yıl Gemlik Körfezi’nin kirletilmesini protesto etmek için İstanbul’dan İtalya’nın Ancona şehrine kadar pedal çevirdim.

Bu, ilk yurtdışı seyahatimdi. O nedenle heyecan ve merak içindeydim. Avrupa’da yolların düzenliliğine, bisikletli insanların fazlalığına hayran kalmıştım. 1992’de de ‘Kar Adam Şenlikleri’ için yoğun kar ve tipi altında Bursa’dan Uludağ’a bisikletle çıktım.

Tipiden dolayı yüzüm o kadar üşümüştü ki, gözlüğü çıkarınca yüzümün rengini gördüğüm zaman korkmuştum.

Çıktığınız yoculukları kaleme aldınız mı?

Paylaşılmayan geziler biraz eksik oluyor. 1994 yılında, Atlas Dergisi için bisikletle Kaçkar Dağları’na çıktım, o müthiş deneyimi okurlarla paylaştım. Ertesi yıl, yine Atlas Dergisi için Fas’ta, Atlas Dağları’na çıktım. Yine bisikletle.

Temmuz ayında, bir arkadaşımla birlikte, 60 derece kavurucu sıcakta Sahra’yı geçtim. Hemen ardından 4200 metreye tırmanıp kamp yaptım, bu sefer de soğuktan titredim.

Çıkarken 3000 metreden sonra her 20 metrede bir durmak zorunda kaldık nefes alabilmek için. Yine Atlas Dergisi için 2002’de Mısır’a bir gezi düzenledim. Yanımda bir arkadaş daha vardı. Kahire’den start verdiğimiz geziyi 20 gün sonra Kızıldeniz’de bitirdik.

Bu seyahatlerinizde dikkatinizi çeken şeyler oldu mu?

Doğu ülkelerinde gezerken hissettiğimiz ilk şey yoğun polis baskısıydı. Örneğin Mısır seyahatinde eskortsuz gezi yapılmasına izin vermediler. Hatta bazı bölgelerde polis arkamızdan zırhlıyla geldi.

Polislerin silahın yanısıra hançer taşımasına çok şaşırdım. Fas’ta da çocuklar etrafınızı sarıyorlar ama “Polis” dediğinizde çil yavrusu gibi dağılıyorlardı.

“Venedik’e kadar kürek çektim” 

Son yıllarda adınızı deniz maceralarıyla da duyuyorum.

Evet, bir başka tutkum da o. Düzenli olarak kürek çekiyorum denizlerde. 1999’da İstanbul- Dalyan arasını kürek çekerek geçtim. O geziyi de Atlas Dergisi için kaleme almıştım. 2001’de de Marmaris’ten- Antalya’ya geçmiştim. Ertesi yıl ise Antalya-İskenderun arasını kürek çekerek geçtim.

Denizle daha çok ilgilenmişsiniz sanki...

Denizi çok seviyorum, bu yüzden daha içli dışlı oldum. Pir-i Reis anısına, 2003 yılında İstanbul-Gelibolu arasında kürek çektim. Geleneksel hale getirmek istiyordum bu etkinliği. Bu yüzden üç yıl boyunca aynı tarihlerde üst üste yaptım ama ilgi görmeyince bıraktım.

Kürek çekerek yurt dışına çıkmak gibi maceralarınız da var.

Evet. 2005’te, sandalımla İstanbul-Atina arasını kat ettim. Bu gezi, başta Sadun Boro olmak üzere tüm Türk denizcilerine adanmıştı. Son olarak da geçen sene, İstanbul-Venedik arasında kürek çektim.

Venedik Limanı’na girerken Antenor Anıtı’nın önünde karşılama yapıldı bana. Sandalımın adı da Antenor’dur. Troyalı mitolojik karakterdir. İtalyan basını büyük ilgi gösterdi, televizyonlara davet edildim, gazetelere röportajlar verdim.

Ama Yunan Sahil Polisi, Limni ile Lavro arasında kürek çekmeme izin vermedi, çünkü açık denizdi. O mesafeyi feribotla almak zorunda kaldım.

“Venedik-Portekiz yolculuğuna çıkacağım” 

Kimbilir ne kadar zordur kürekle yolculuk?

Bana göre hiç zor değil. Aslında kimse için zor olmadığını kanıtlamak adına bazen arkadaşlarımı gezilerime davet ederim. Örneğin geçen yıl, İstanbul’dan Darıca’ya kadar görme kusurlu bir arkadaşıma kürek çektirdim.

Bir kadın arkadaşım da birkaç gününü benimle geçirdi, kürek çekti. Tabii ki zorlukları var ama ‘yapılamaz’ değil.

Gezilerinizin devamı gelecek mi?

Temmuz ayında Venedik- Portekiz için start vereceğim. Biliyorsunuz bu yıl Pir-i Reis’in 500. yılı kutlanıyor. Gezimi ona adayacağım.

Kullandığınız sandallar nasıl? Büyük mü? Yani deniz geçecek kadar büyük mü?..

Çoğu geleneksel yapıda. Kullandığım ilk model 4.10 cm. boyunda, bildiğin balıkçı sandalıydı. Amaca uygun hale getiriyor, düzenliyor, kullanıyorum. 2005 gezisinde kullandığım tekneyi ben tasarlamıştım mesela. 4.30 cm. uzunluğunda, çift kürekli ahşap bir sandaldı.

(06.07.2013 tarihli Cumartesi Postası ekinden alınmıştır.)

SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

;
Sıradaki haber yükleniyor...

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.