Böbrek taşı neden oluşur? Böbrek taşı tedavisi

Böbrek taşı ile ilgili merak edilen konulara açıklık getiren Prof. Dr. Tibet Erdoğru, tedavi süreci ve sonrasında uygulanması gereken adımları açıkladı.  

27 Şubat 2020, Perşembe 13:33 Son Güncelleme:
YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News
Böbrek taşı neden oluşur?

Böbrek taşı neden oluşur?

"Böbrek taşı neden oluşur?" sorusuna cevap veren Prof. Dr. Tibet Erdoğru, hastalığın oluşumunun ardından yapılması gereken işlemleri ve ses dalgası tedavisinin bilinmeyenlerini anlattı.

Peki, böbrek taşı ağrısı nasıl geçer geçer ve cerrahi müdahalede dikkat edilmesi gereken noktalar nelerdir? İşte detaylar...

 Böbrek nasıl bir organdır?

Böbrek nasıl bir organdır?

Böbrekler her iki yanda (sağ ve sol) fasulyeye benzeyen şekli olan karnın arka duvarını oluşturan kasların hemen önünde organlardır. Böbreklerin asıl fonksiyonu kandaki zararlı maddeleri filtre etmek ve idrar şeklinde atmaktır. Ayrıca vücudun tuz ve su dengesinin sağlanması ve devamlılığından da sorumludur. İdrar böbreklerden idrar kesesine (mesane) üreter adı verilen kanallar vasıtasıyla taşınır.

 Böbrek taşı neden olur?

Böbrek taşı neden olur?

Bunu anlamak için basitçe biraz da böbrek yapısından ve fonksiyonundan başlamak lazım. Sağ ve sol böbrekte toplam ikişer milyon tane süzgeç olduğunu hayal edin. Kandaki zararlı maddeler bu süzgeçten su ile beraber süzülür. Süzgeçten geçen maddeler (tuzlar, kimyasal maddeler) yanında süzülen su o kadar fazladır ki, bu sıvı miktarı günlük yaklaşık 100 litredir. Süzgeçlerden sonra küçük kanallardan bu sıvı ve tuzlar geçerken bir denge içinde tekrar vücuda emilir. Bu geri emilme olmasaydı vücudumuzdan atılan 100 litre idrar için bizim her gün 100 litre su içmemiz gerekirdi. İşte tüplerden, vücuda geri emilen sıvı yanında tuzlar da vücudumuzda bir denge içinde tutulur. Emilmeden atılan fazla madde ve tuzlar ile böbrek toplayıcı havuzuna günde yaklaşık 1-2 litre idrar adı verilen sıvı gelir.

Kanda, aşırı alınan ya da vücutta oluşan maddeler çok yüksek miktarda olursa ya da az su içilmesine bağlı az miktarda idrar sıvısı olursa, bu maddeler daha yüksek yoğunlukta (konsatrasyonda) idrar ile atılır. Yoğun olan maddeler belirli bir eşik yoğunluk değerini aşınca kristalleşir ve bu kristaller de birbirine yapışarak kumları ve bunlar da birleşerek taşı oluşturur.

Böbrek taşları içeriğine bağlı olarak çeşitli yapıdadır. Ancak en sık böbrek taşı kalsiyum ve oksalat birleşmesinden oluşan (kalsiyum-oksalat) taşlardır. Bunun yanında ürik asit, kalsiyum fosfat, sistin ve infeksiyon taşları da görülür. Böbreklerin toplayıcı sisteminde taşların oluşması için birkaç neden tek başına ya da birlikte olmalıdır ki böbrekte yoğun maddeler kristalleşsin ve birleşip taşı oluştursun. Bu nedenler şöyle sıralanabilir:

  1. Ağızdan yüksek miktarda o maddenin alınması ve kanda miktarının çok artması ve idrara da bu nedenle çok geçmesi,
  2. Maddeyi metabolize eden organda, maddenin fazla yapılması ve kana fazla salınması ve idrara bu nedenle çok geçmesi,
  3. İdrarda maddenin yoğunlaşmasına neden olacak az miktarda idrar oluşması (mesela az su içme, çok su kaybı)
  4. İdrarda maddelerin birbirine yapışmasını ve dolayısıyla taşın oluşmasını önleyen koruyucu maddelerin çok azalması

 Böbrek taşı belirtileri nelerdir?

Böbrek taşı belirtileri nelerdir?

Böbrek taşının en sık rastlanan belirtisi böbreğin olduğu bölgedeki ağrıdır. Bu ağrı bazen hafif bazen çok şiddetli kriz şeklinde olabilir. Hastalar tarafından tarif edilen yaşanabilecek en şiddetli ağrılardan biridir.Ayrıca taş bir yabancı cisim olduğundan idrarda enfeksiyon yaparak böbrek iltihabına ve dolayısıyla yüksek ateşe neden olabilir. Eğer böbrekte iltihap olmazsa ve sadece idrar yolunda enfeksiyon mevcutsa, bu da idrar yaparken yanmaya neden olabilir.

Böbrek havuzu (pelvis) ya da üreter kanalı içinde oynamaya bağlı burada kanamaya yol açarak idrarda kanamaya neden olabilir. Böbrek taşlarında ağrı, ateş ya da idrar yaparken yanma ve kanama belirtileri tek tek olabileceği gibi beraber de olabilirler. Bazen ani ve şiddetli ağrılar sırasında refleks olarak mide-barsak kasları da spazma uğrayabilir ve buna bağlı bulantı hatta kusma olabilir.

 Böbrek taşında neden şiddetli ağrı olur?

Böbrek taşında neden şiddetli ağrı olur?

Böbrek havuzundaki taş idrar kanalı (üreter) içine düşünce ya da böbrek çıkışında kanalı tıkayınca arkasındaki havuz içinde, böbrekten idrar yapımı devam ettiği için gelen idrara bağlı, yüksek bir su basıncı oluşur. Bu basınç böbreği saran kapsülün aniden ve şiddetli gerilmesine neden olur, bu gerilme şiddetli böbrek ağrısına neden olur.

Bazen de böbrek havuzunda değil de, küçük kadehcik (kaliks) içindeki taşlar oynayıp bu minik havuzun (kadehcik havuzunun) kanalını tıkar ve sadece o bölgedeki kadehin içinde yüksek basınca ve yine şiddetli ağrıya neden olur. Bu ağrı o kadar şiddetlidir ki, barsak kasları aniden spazma uğrar ve bulantı hatta kusma da bu ağrıya eşlik edebilir.

 Böbrek taşı ağrısı nasıl geçer?

Böbrek taşı ağrısı nasıl geçer?

Şiddetli böbrek taşı ağrısında beraberinde bulantı veya kusma olabileceği için ağızdan ağrı kesiciler etki etmeyebilir. Bu nedenle ilk planda acil servise ya da bir üroloji kliniğine başvurarak damardan ya da kalçadan yapılacak ağrı kesiciler ile ağrının azaltılması ya da dindirilmesi önerilir. Böbrek kapsülündeki gerilmeye bağlı idrar kanalındaki spazmın azaltılması için sıcak uygulama rahatlatıcı olur. Bu spazm azalırsa taşın etrafından bir miktar idrar aşağıya süzüleceği için böbrek havuzundaki su basıncı azalır ve böbrek kapsül gerginliği azalarak ağrıda azalma sağlanabilir.

Eğer ağrı ardışık şekilde ağrı kesicilere rağmen devam ediyorsa ya acil kanala düşmüş taşa müdahale gündeme gelebilir ya da idrar yolundan endoskopik girilerek idrar kanalına idrar drenajını sağlayacak geçici bir tüp (stent) yerleştirilir. Prof. Dr. Tibet Erdoğru tarafından önerilen bu yaklaşımda özellikle ağrı ile beraber yüksek ateş varsa erfeksiyon olmuş bu idrarın mutlak suretle drenajı için stent yerleştirilmelidir. Enfeksiyon içeren ve taşın engellemesi nedeniyle böbrek içinde birikip yüksek basınçla böbrek dokularına ve kana sirayet eden mikroplu idrarın neden olduğu sistemik infeksiyon ve ateşin tedavisi, ancak bir stent yardımı ile idrarın drenajının sağlanması ve enfeksiyonlu idrarın böbrekten atılabilmesi yanında yoğun antibiyotik tedavisiyle mümkündür. İdrarı stent ile drene etmeden sadece antibiyotik tedavisi ile infeksiyon kontrolü pek mümkün olamaz.

İdrar kanalındaki (üreterdeki) taş nasıl düşer?

İdrar kanalındaki (üreterdeki) taş nasıl düşer?

Böbrek havuzunda oluşup üreter denilen idrar kanalına düşen taşlara 'üreter taşı' denir. Üreter taşının teşhisinde günümüzde kullanılan en gereli tanı yöntemi damardan ilaçsız (kontrastsız) üriner sisteme yönelik bilgisayarlı tomografidir. Ağrı nedeniyle başvuran bir hastada şiddetli ağrı, ağrı kesicilerle giderildikten sonra en basit tanı yöntemi tam idrar tahlilidir. İdrar tahlilinde yüksek miktarda kan hücreleri (eritrosit) olması durumunda, Prof. Dr. Tibet Erdoğru tarafından önerilen ilk teşhis yöntemi, üriner sistem ultrasonografisi değil, yukarıda sözü edilen bilgisayarlı tomografi. Bunun birkaç nedeni var.

  1. Ultrasonografi sadece böbrek taşlarının varlığında ya da dikkatli bir gözlemle idrar kanalının idrar kesesine açıldığı noktadaki taşları görebilir. Ayrıca böbrek havuzundaki genişlemeyi gösterebilir. Üreter kanalı içindeki taşları, barsakların arkasında olması, leğen kemiği bölgesinin ve barsak gazlarının engellemesi nedeniyle göremez. Şiddetli ağrı ile başvuran böbrek ağrılarında çoğu kez taş üreter kanalına düşmüş olduğundan, ultrasonografi bu taşın gösterilmesinde yetersiz kalır.
  2. Ultrasonografik değerlendirme, yapan kişinin deneyimine göre yorumlanmasında farklılık gösterebilir.
  3. İlaçsız (yani damardan kontrast madde verilmeden) çekilen üriner sistem bilgisayarlı tomografisinde, taş protokolüne göre çeklidiği için alına ışın çok düşüktür ve çok hızla çekilir (1 dakikadan kısa.)
  4. Böbrek, üreter, mesanede ve diğer böbrek ve üreterdeki taşların varlığını da, çeken kişiye bağlı olmaksızın homojen nitelikte gösterir.
  5. Sadece üreterdeki taşın varlığını değil, taşın boyutlarını ve hatta taşın kalsiyum yoğunluğunu ölçerek, “taş ilaç tedavisi ile ne kadar olasılıkta düşürülebilir, ilaç tedavisi ile düşme olasılığı yok mudur, taş kırma tekniği yani ses dalgaları ile kırılabilir mi? gibi konularda da bilgi sahibi olmayı sağlar.

Eğer bu söz edilen teknikle üreter taşı tespit edilirse ilaç tedavisi ile kendiliğinden düşürülebilir mi? Bunun planlaması için bazı özelliklere dikkat edilmeli.

  • Taşın boyutu (özellikle enine boyutu) 6 mm ve altında ise ilaç tedavisi yardımı ile 15 gün içinde kendiliğinden düşmesinin ihtimali yüzde 70 civarındadır.
  • Taşın üreter kanalına oturduğu yerde yoğun üreter duvarı (idrar kanalı duvarı) ödemine bağlı yoğun kalınlaşma varsa ve taşın enine çapı 7 mm ve daha büyük ise ilaç tedavisi ile düşmesi veya ses dalgası ile kırılması ihtimali çok azalır.

Üreter içinde tespit edilen taşın enine çapı 6 mm civarında ve üreter kanalında ciddi ödem yoksa ağızdan verilen ağrı kesici, idrarı kayganlaştırıcı ilaçlar ve üreter kasının spazmını önleyen ve hatta gevşeten ilaçlar ile kendiliğinden zaman içinde düşmesi takip edilir. Bu dönemde sıcak uygulama üreter duvarının kaslarının gevşemesinde çok yardımcı olur. Eğer böbrek havuzundaki genişleme çok aşırı değilse ve ilaçla tedavi döneminde böbrek fonksiyonlarında kayıp söz konusu olmayacaksa, bu şekildeki üreter taşında ilaç tedavisi ile taşın kendiliğinden düşmesinin takibi tercih edilir. Ancak bazı durumlarda, ilaçla tedavi ederken bile tekrarlayan şiddetli ağrı krizleri olması nedeniyle yaşam kalitesi düşebilir ve bu durumda taşın kendiliğinden düşmesini beklemek gereksizdir. İdrar kanalı içinden endoskopik ve lazer ile müdahale edilerek tedavi gerçekleştirilmelidir.

Düşmeyen ya da düşürülmesi mümkün olmayan üreter taşı tedavisi

Düşmeyen ya da düşürülmesi mümkün olmayan üreter taşı tedavisi

İdrar kanalına yani üretere düşmüş bir taş birkaç nedenden dolayı düşmüyor olabilir. Bunlardan en önemli neden taşın çapının büyük olması ve üreter içinde takılmasıdır. Diğer nedeni taşın üreter kanalı duvarında oluşturduğu ödem ile lümenin daralması ve taşı daha da sıkıştırmasıdır. Bazen taşın çentikli olması nedeniyle üreter kanalı içine takılması da nadir de olsa görülebilir. 

Taşın üreter kanalı içinde takılması, genellikle böbrek havuzunun çıkışında ya da çıkışın hemen altında veya üreterin leğen bölgesindeki büyük damarların üstünden geçtiği (çaprazladığı bölgede) lümenin daralmasından dolayı olur. Ayrıca üreterin idrar kesesine açıldığı alt uçta da sıklıkla taşın takılması ve düşürülememesi ile karşılaşılır. Üreter kanalında kalmış taşlarda en etkin tedavi endoskopik olarak idrar yolundan girip taşın lazer ile kumlara ya da 1-2 mm'lik parçalara kırılmasıdır. Bunun için genel anestezi altında çok ince bir endoskopik cihazla üreter içine kadar girilir ve taş görülerek lazer enerjisiyle parçalara ayrılır. Endoskopik cihaz özellikle üreter kanalının alt bölümlerinde kıvrılmayan (rijid) iken, üreterin üst kısmındaki taşlarda daha sıklıkla kıvrılabilen (fleksibl) endoskopik cihaz kullanılır. 

Eskiden bu taşları basket adı verilen bir yakalayıcı telin içine kavrayıp çekilmesi ile tedavi ederken, günümüzde basket yöntemi nadir kullanılır. Lazerle büyük taşın parçalara ayrılmasından sonra parçaların toplanması için bu basket cihazı ek olarak kullanılabilir. Ancak taşı kırmadan basketle taşın çekilmesi üreter kanalında istenmeyen yaralanmalara neden olabilir. Taşın üreter kanalı içinde endoskopik cihaz içinden geçirilen lazerle kırılması sırasında taş kırma gücünün etkisiyle yukarıya, hatta böbrek içine kaçabilir.

Prof. Dr. Tibet Erdoğru, taşın lazerle kırılması sırasında geriye kaçmasını önleyen malzemeleri tavsiye ediyor. Endoskopik lazer uygulama ile taşın kumlara ya da 1-2 milimetrelik parçalara ayrılması ve dökülmesi sonrasında işleme son verilir. Ancak mutlaka başka taşın kalmadığı kontrol edilir. Üreter içinde taşın yaptığı travma ve buna ek olarak lazerle kırma sırasındaki travmaların arttırdığı üreter kanalı duvarındaki ödem lümeni daraltacağı için ameliyattan sonra şiddetli ağrı atağıyla karşılaşmamak için üreter içine stent adı verilen geçici bir borucuk yerleştirilebilir. Bu stent, hem idrarın drenajına yardım eder ve ameliyat sonrası sanki taş düşürüyormuş gibi ağrı ataklarının yaşanmasını önler, hem de üreter duvarındaki ödemin daha hızlı iyileşmesine olanak sağlar. Ağrı yaşanmayacağı için hasta 1-2 günde işine ya da sosyal yaşamına dönebilir.

Vücut dışından gönderilen ses dalgalarıyla taş nasıl kırılır?

Vücut dışından gönderilen ses dalgalarıyla taş nasıl kırılır?

Vücut dışından şok dalgalarıyla taş kırma anlamına gelen ESWL (Extracorporeal Shock Wave Lithotripsy) mekanizmasında taş mutlaka sıvı içinde yer almalıdır. Bu sıvı da idrardır. Vücut dışından yüksek ses dalgasıyla art arda gönderilen dalgalar röntgen ya da ultrasonografi ile taşın üzerine odaklanır. İdrar içinde yüzen taşa çarpan ses dalgaları taşın yüzeyine ufak hava kabarcıkları oluşturur, ardışık gelen ses dalgasıyla bu hava kabarcığı patlar ve taş yüzeyi çatlayarak parça kopmaya başlar. Yeni hava kabarcığı oluşur, sonra gelen ses dalgası da bu kabarcıkları patlatır. Yani ESWL taşın kırılması için taşın çevresinde idrar olması gerekir. Üreter kanalına sıkışıp takılmış bir taşın etrafında idrar yoktur. Bu nedenle de ESWL ile kırılması zorlaşabilir. ESWL 2 cm’nin altındaki böbrek havuzu taşlarında daha uygulanabilir bir yöntem.

Üreter taş cerrahi tedavisinde başka bir yöntem var mı?

Üreter taş cerrahi tedavisinde başka bir yöntem var mı?

Eskiden üreter taşları açık cerrahiyle alınırdı. Günümüzde optik ve endoskopik teknolojisinin gelişmesiyle artık açık cerrahi uygulanması hemen hemen yok gibi. Ancak bazen çok büyük üreter taşlar, büyük damar komşuluğunda takılmış ve orada büyümüş olabilir. Bu taşlara ödem nedeniyle endoskopik olarak ulaşılamayabileceği gibi, stent de yerleştirilemeyebilir. İşte bu durumda laparoskopik teknikle vücuda açılan 3 ufak delikten vücuda gönderilen optik ve ince laparoskopik cerrahi aletlerle üreter duvarı kesilerek taş üreter içinden dışarı alınır ve duvar tekrar dikilir. Bu yöntemle de hasta 1-2 günden fazla hastanede yatmaz.

Üreter içine yerleştirilen stentin yan etkisi var mı?

Üreter içine yerleştirilen stentin yan etkisi var mı?

Önceden de belirtildiği gibi üreter içindeki taş lazerle kırıldıktan ve parçaları uzaklaştırıldıktan sonra üreter duvarındaki ufak kanamalar ve ödem nedeniyle stent yerleştirilmesi uygun olur. Bu stent yumuşak lastik gibi bir malzemeden yapılmış ince bir borucuktur ve üzerinde iğne deliği gibi delikler vardır. İki ucunda kıvrıktır. Bir kıvrık uç böbrek havuzu içinde, diğer kıvrık uç ise idrar kesesi içinde olacak şekilde üreter içinde yerleştirilen 26-28 cm boyunda bir borucuktur. İki ucunun kıvrımlı olmasının nedeni takıldıktan sonra hasta ayağa kalktığında böbrekten idrar kesesine düşmesini ya da idrar kesesindeki ucu yukarıya böbreğe doğru kaçmasını önlemektir.

Mesanedeki alt ucunun mesane içine dokunmasıyla mesanede hassasiyet olabilir. Bu hassasiyet kişiden kişiye değiştiğinden stente bağlı rahatsızlık da hastadan hastaya farklılık gösterir. Genellikle stent hiçbir rahatsızlık vermez ve kişi yaşamına, çalışmasına rahatça devam eder, hatta tatile bile gidebilir. Ancak bazı kişilerde aşırı hassasiyete bağlı stent alt ucu idrar kesesi içine dokundukça devamlı işeme hissi, idrar varmış hissi, batma hissi tarif edebilir. Bu rahatsızlık hissi için ayrıca bazı ilaçlar verilebilir. Bunun dışında alt uç idrar kesesine dokundukça ufak idrarda pembeleşmeye neden olan kanamalara yol açabilir. Bunun tek tedavisi bol su içmek ve bol idrar oluşmasını sağlamak.

Üreter içine yerleştirilen stent ne zaman ve nasıl alınır?

Üreter içine yerleştirilen stent ne zaman ve nasıl alınır?

Üreter duvarındaki ödem ya da böbrekteki taşın tıkamasına bağlı genişleme geçtikten sonra çıkartılması için idrar kesesindeki ucundan çekilir. Bu süre yaklaşık 2-3 haftadır. Bazı hastalar iş ya da sosyal yaşamları nedeniyle daha da uzun süre stentle geçirmek zorunda kalabilir. Stent 3 ay rahatlıkla kalabilir. Bazı hastalarda stentin mesane içine dokunması ve yarattığı hassasiyet nedeniyle ilaçlar da yeterli gelmezse bir hafta içinde stent çıkartılabilir. 

Bunu çekmek için ise ofis şartlarında lokal uyuşturma ile idrar kanalından kıvrılabilen ince bir endoskop ile girilir ve bu endoskopun içinden gönderilen uzun bir cımbız gibi yakalama cihazı ile idrar kesesi içindeki ucu tutulup idrar kanalından çıkartılır. Bu işlem genel anestezi gerektirmeyen, 1 dakikadan daha kısa süren basit bir işlemdir ve lokal anestezi ile idrar kanlının bir jel ile uyuşturulması sonrasında yapılır. Yan etkisi yoktur. 

Böbrek taşı nasıl düşürülür?

Böbrek taşı nasıl düşürülür?

Böbrekteki taş belirli ebatta ise üreter içine düşebilir. Ancak 1 cm üzerindeki taşlar çok nadiren, özellikle 1.5 cm çapındaki taşlar hemen hemen hiçbir zaman kanala düşmez.4 mm altındaki böbrek taşları klinik olarak anlamlı kabul edilmez. Zira üreter kanalına düşse bile rahatlıkla cerrahi tedavi gerektirmeden düşürülür. Ancak 4-6 mm arasındaki taşlar tedavi ile düşürülebilirken 6 mm’den büyük taşlar daha zor ve ağrılı düşer.

Böbrek içindeki taşlara ESWL ile taş kırma uygulandığında, taş parçaları kontrolsüz şekilde farklı boyutlarda kırılabileceği için maalesef kırıldıktan sonra daha kolay üreter içine düşüp şiddetli ağrıya neden olabilir. Hatta bazı olgularda kırılan taşla üreter kanalı içinde art arda sıralanıp taş yolu denilen durumu oluştururlar. Bunda SteinStrasse terimi kullanılır. Maalesef bu durumda tek çare endoskopik cerrahi ile idrar kanalından girilerek taşların lazerle kırılmasıdır.

Böbrek taşı ameliyatı nasıl yapılır?

Böbrek taşı ameliyatı nasıl yapılır?

Böbrek havuzu ya da ufak havuzcukları (kaliks diyoruz) içindeki taşların tedavisi 3 yöntem ile yapılır. Bunun kararında en önemli belirleyici faktörler şunlardır:

  1. Taşın toplam boyutu (birkaç adet taş varsa hepsinin eni toplanır)
  2. Taşın sayısı ve böbrek içindeki yerleri
  3. Böbreğin yapısal ve fonksiyonel durumu
  4. Cerrahın deneyimi
  5. Cihaz ve malzeme alt yapısı

Bundan 20 yıl önce tüm böbrek taşları açık cerrahi ile tedavi edilirken 2000’li yıllarda geliştirilen perkütan endoskopi tekniğiyle vücut dışından böbreğe yapılan bir delik ve yerleştirilen boru içinden böbrek içine girilerek böbrek içindeki taşın endoskopik tedavisi gelişti. Bu perkütan yöntem günümüzde halen büyük böbrek taşlarında tercih edilen bir etkin bir teknik.

Günümüzde kıvrılabilen ince-uzun endoskopik cihaz ve lazer teknolojisindeki gelişme ve tabii ki deneyimle böbrek taşlarına ağırlıklı olarak idrar kanalından üretere ve oradan da yukarı çıkılıp böbrek içine girilerek uygulanan Fleksibl Endoskopik Lazer ile taş kırma tedavisi uygulanır. Ancak bunun için çok hassas olan kıvrılabilen ve böbrek içine kadar ulaşabilecek kadar uzun ince endoskopik cihazların yanında lazer enerji gücü ve birçok yardımcı malzeme ve cerrahi deneyim gerekir. Deneyim ile böbrek içindeki 4-5 cm büyüklüğündeki taşlar bile artık bu yöntemle tedavi edilebilir. Ayrıca her iki böbrekte de taş varsa aynı seansta hastaya pozisyon değiştirmeden iki üreter kanalına da girilerek taşların tedavisi yapılabilir. Buradaki en büyük ikinci avantaj açık cerrahideki gibi büyük kesi olmaması, perkütan teknikteki gibi böbreğe delik açılmamasıdır. Bu nedenle iyileşme süresi de perkütan teknikte 3-4 günken, idrar kanalı yolundan girilerek yapılan endoskopik yöntemde 1-2 gündür.

Fleksibl URS, hangi durumda perkütan cerrahi tedaviye karar verirken Prof. Dr. Tibet Erdoğru’nun vurgulayabileceği faktörler aşağıdaki şekilde sıralanabilir.

  1. Böbrek içini tümüyle kaplayan taşlarda,
  2. Büyük ve çok sert taşlarda,
  3. Böbrek içinde yoğun abseleşmiş infeksiyonla beraber olan taşlarda ilk plandan perkütan tekniğin tercih edilmesi gerekir.

Diğer yandan;

  1. 4-5 cm ebadındaki tek taşta ya da böbrek içinde çok farklı havuzcuklar içinde birden fazla taş varsa,
  2. İki taraflı böbrek taşı varsa,
  3. Üreter kanalı taşı ile beraber böbrek taşı varsa ilk planda Fleksibl URS tekniği ile cerrahi tedavi yaklaşımına karar vermek gerekir.

Ancak özellikle 3 cm den büyük taşlarda uygulanacak cerrahi tedavinin birden fazla seansta olabileceği hastayla paylaşılmalıdır.

Günümüzde ESWL çok sınırlı orandaki böbrek taşında üçüncü tedavi seçeneği olarak önerilir. Böbrekte tek taş ve üst havuzcuklarda ise ve 0.6-1 cm ebadında ise önerilebilir.

Böbrek taşı tedavisinden sonra önleyici ne yapılabilir?

Böbrek taşı tedavisinden sonra önleyici ne yapılabilir?

Günümüzde belki de pek önemsenmeyen ancak bir o kadar önem arz eden nokta bir daha taş oluştuğunda tekrar tedavi etmek değil, bir daha taş oluşmasının nasıl engellenebileceği olmalı. Özellikle ailede taş hikayesi varsa, çocuk yaşta taş hastalığı geçirmişse, tekrarlayan taş düşürme ya da taş tedavisi hikayesi varsa mutlaka bu hasta metabolik açıdan incelenmel. Zira taşın temizlenmesinden sonra hastaya bol su içmesi söylenerek yollandığında 5 yıl içinde tekrar taş oluşma riski yüzde 45-50 civarındayken metabolik değerlendirme sonrasında risk faktörüne yönelik önleyici yaklaşım (metaflaksi) uygulandığında bu oran geriler.

Taş oluşum mekanizması ve risk faktörlerinin değerlendirmesinde, yani Metabolik Analiz için taşın cerrahi ya da ESWL ile tedavisinden ve böbrek sisteminin taştan tümüyle temizlenmesinden 4-5 hafta sonra yapılması önerilir. Bu dönemde çıkartılan taş parçalarının biokimyasal olarak incelenmesi ve taşın tip ya da tiplerinin ortaya konulması önemlidir. Metabolik Analiz için 24 saatlik idrar bir toplama kabına biriktirilir ve idrardaki taş oluşumuna neden olan ve idrarda taşın oluşmasını engelleyen maddelerin seviyesine bakılır. Ayrıca kan tahliliyle taşı oluşturan maddelerin (mesela kalsiyum, ürik asit gibi) serum seviyesi ve paratiroid hormon seviyesine bakılmalıdır. 

Elde edilen sonuçlarda risk faktörü varsa 7-10 günlük diyetler düzenlenir ve tekrar idrardaki bu maddelerin seviyesindeki değişimlere bakılır. Metabolik değerlendirme sonrasında ortaya konulan metabolik risk faktörüne göre diyet, ilaç tedavisi ve hatta endokrinolojik olarak paratiorid cerrahisi ya da tedavisi dahi söz konusu olabilir. Tekrarlayan şekilde taş düşüren ya da taş oluşturan hastaların bir bölümünde metabolik risk faktörü bulunamaz. Bu hastalara bol su içmesi (günden en az 2 litre) önerilir.

Bu Video
İlgini
Çekebilir
Sağlık içerikleri sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.
Sıradaki haber yükleniyor...
holder
SIRADAKİ HABER Diş ağrılarında antibiyotik kullanılır mı?