Booker International Prize sahibi ‘Dolunay Kadınları’: Dolunayda doğan acılar

Booker International Prize sahibi ‘Dolunay Kadınları’: Dolunayda doğan acılar

Birbirinden farklı karakterlerin hayatlarına değinin Jokha Alharthi tarafından kaleme alınan ‘Dolunay Kadınları’, 2019 Booker International Prize ödülünün sahibi. // Öyküm DENİZ

12 Şubat 2021, Cuma 12:12 Son Güncelleme:
YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Yaşarken fark edemediğimiz bir gerçek vardır: Her şeyin birbirine adeta ince bir bağ ile bağlı olması. Şu an bulunduğumuz yerde olmamıza geçmişte aldığımız bir karar neden olmuş olabilir ya da bugün tahammül bile gösteremediğimiz bir durum geçmişteki bir yaramızdan çıkagelmiştir. Bu sadece kendimizle ilgili bir durum değil. Arkadaşlarımız, seçtiğimiz ortamlar, ailemiz, ilgi alanlarımız ve daha sayamayacağım kadar kabarık bir liste bizimle birlikte yaşadığımız hayatta istemeden söz sahibi olmakta ve kararları alırken hissettirmeden boşlukları doldurmaktadır. Dışarıdan bakıldığında kusursuz görünen bir hayat derine indikçe yamalarını göstermektedir. 

Jokha Alharthi tarafından kaleme alınan “Dolunay Kadınları”, 2019 Booker International Prize ödülünün sahibi. Dolunay Kadınları, birbirinden farklı karakterlerin hayatlarına değinirken aynı zamanda farklı bir kültürün içerisinde büyümüş bu karakterlerin birbirleriyle olan o bağının da görünmezliğini ortadan kaldırıyor. 

Gelenekler ve çatışma

Geleneklere bağlı olarak büyütülmüş bir kadın olan Salime, kendi kızlarını da bildiği yolda yürütmek için çabalar. Geleneklere göre bir kadının doğururken çığlık atması anlamsızdır. Hastaneye giderek onlarca para vermesi, doğurduğu çocuğu tanımadığı ve hangi kültürde yetişmiş olduğunu bilmediği hasta bakıcılara emanet etmesi de akıl alır bir gerçek değildir. Bu yüzdendir ki Salime bütün çocuklarını adeta bir at gibi ayakta doğurmuştur. Fakat kızı Meyye çocuklarını şehrin en iyi hastanesinde doğurmak ister. Bir başka geleneğe göre dünyaya gelen her çocuğa makul isimler verilmelidir. Meyye, gençken kendisine bir kere bakması için günlerce dua ettiği karşılıksız aşkının Londra’ya gidişini izlemiştir. Bu yara, gelecekte sırf sevdiğini içinde barındırdığı için Londra ismini doğacak ilk çocuğuna vermesine neden olacaktır. Bir gelenekten başka geleneğe şahit olmamış bir insan yavrusu bile yaş aldıkça bu dünyaya kafa tutmayı öğrenmektedir. Gelenekler dile gelir, saygıdeğer büyükler söylenir, ana babalar ayıplar. Fakat kalbin sesi istediğinde hepsini bastırabilecek güçtedir. 

Erkekler kimin kaderini yaşar?

Bunun yanı sıra varlığını her zaman hissettiğimiz aşkın, alışageldiğimiz ataerkil düzeninin tersine bir erkeğin ağzından anlatılan acizliğin, kadınların söz aldığı her bölümde yere serilen bir erkek karakterin ev sahibi “Dolunay Kadınları” kitabı. Bunca zaman kadınların, annelerinin kaderini yaşadığı söylenmiştir. Peki ya erkekler de babalarının kaderini mi yaşamaktadır? Hayatımızı altüst edip alttan bakmayı öğrendiğimiz bu kitapta altının üstünden daha güzel olmadığını kim söyleyebilir?

Güneşte kadınlar doğuyor, dolunayda ise acıları.  

Dolunay Kadınları

Jokha Alharthi

Çeviri: Süleyman Şahin

Timaş Yayınları

224 sayfa 

Sıradaki haber yükleniyor...
holder
SIRADAKİ HABER Sinema tarihinin en klostrofobik 10 filmi