Burak Deniz: Estetik değerlere çok bağlanan bir ruh hali oluştu ama bunun da bir doyum noktası var, aslolan ruhtur

Burak Deniz: Estetik değerlere çok bağlanan bir ruh hali oluştu ama bunun da bir doyum noktası var, aslolan ruhtur

Son dönemin en öne çıkan oyuncularından. Yakışıklı, cool, yetenekli, yok yok yani! Ama o “Samimiyetle söylüyorum, eleştirileri de iltifatları da oyunculuğumla ilgili almayı seviyorum” diyor. Nasıl konuştuğunu gördükçe de samimiyetine daha çok inanıyorsunuz çünkü gerçekten derin konuşuyor. Burak Deniz’le yeni dizisi ‘Yarım Kalan Aşklar’ vesilesiyle buluştuk. Oya Çınar / oya.cinar@posta.com.tr

06 Eylül 2020, Pazar 07:01 Son Güncelleme:
YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Yeni diziniz ‘Yarım Kalan Aşklar’ 10 Eylül’de BluTV’de başlıyor. Adı kulağa hüzünlü geliyor. İzlerken seyircide yaratacağı en baskın duygular neler olacak sizce? 

Hikayenin temelinde biraz hüzün, kayıp, dram var ama projenin ters köşeliği de buradan geliyor. Dramın içerisinde komedi, şaşkınlık ve daha bir sürü duygu iç içe geçiyor. Trajikomik durumlar, hayatın her yanında değil mi zaten? (Gülüyor) Ufak bir ‘duygu değişim treninde’ hızlı bir maceraya gireceğiz…

‘BİR BAŞKASININ BEDENİNDE CANLANMA’ FİKRİNE BİR DAHA NE ZAMAN DENK GELEBİLİRDİM Kİ?

 Hikayenin sizi en heyecanlandıran “İşte bu” dedirten yanı neydi? 

Hikaye, tek başına bile daha önce karşılaşmadığımız, Türkiye’de izlemediğimiz bir şeydi. Senaryo gerçekten iyi yazılmıştı, okurken heyecanlandığım hikayelerin içinde olmak istiyorum hissini çok severim. Bununla beraber benim için de en önemli nokta, şimdiye kadar oynadığım karakterlerden farklı olması, izleyicinin daha önce hiç görmediği bir karakter olarak karşılarına çıkacak olmam gerçekten “İşte bu” dedirtti. En önemlisi de bir başkasının bedeninde canlanma fikrine bir daha ne zaman denk gelebilirim ki diye düşündüm. (Gülüyor) 

ÖLÜMÜN DE BİR YARIM KALMA OLDUĞUNA İNANMIYORUM

Bazı insanlar “Hiçbir şey yarım kalmaz, her şey ömrünü bir şekilde tamamlar” düşüncesine sahip. Siz, ölüm dışında, yarım kalan hikayelere inanıyor musunuz?

Ben ölümün de bir ‘yarım kalma’ olduğuna inanmıyorum aslında. Bedenin form olarak sona erdiği ama ruhun yolculuğuna devam ettiği düşüncesindeyim. Aslında hiçbir şey yarım kalmamış oluyor dediğiniz gibi. Hayat ve içinde yaşadığımız her macera bir şeye hizmet ediyorsa eğer, yine kendi tamamlanmamızın bir parçası olarak biz de bu döngüye hizmet ediyoruz. Yaşam içindeyse yine yarım kalmak değil o, her neyse süresinin bittiğine inanıyorum.

DAHA ÖNCE BENZER BİR KARAKTERİ NE İZLEDİM NE DE CANLANDIRDIM

Başka birinin bedeninde hayatına devam etmek zorunda kalan Kadir karakterini canlandırıyorsunuz. İnsanın empati yapabilmesi çok zor. Zorlandınız mı?

Daha önce benzer bir karakter hikayesi ne izledim ne de canlandırdım. O nedenle Kadir’le tanışmak, onu anlamak, onunla empati yapmak ve Kadir olmak başta beni zorlamadı değil açıkçası. Her projede, canlandırdığınız her karakter için, onun elinden tutma, kaldırma ve canlandırma süreci vardır.

Bu bazısında çok sancısız olur, bazısında bir süreç ister ve yavaş yavaş olgunlaşır. Kadir için de anlamam gereken bir sürü nokta ve soru işareti vardı kafamda. Çok ucu açık, bundan korkacak mıyım? Yoksa sakin olup Kadir’i dinleyip, onunla mı ilgileneceğim? Gerçekten kendi adıma çıkan işten heyecan duyuyorum. Umarım izleyici de aynı şeyi hisseder. 

SETTE ZAMAN ZAMAN KAFA KARIŞIKLIĞI YAŞADIM

Bir başkasının bedeninde hayata devam etme fikri insanı delirmenin eşiğine getirebilir. Oynarken “Böyle bir şeye mecbur kalsam ne yapardım?” dediniz mi hiç?  

Böyle bir durum insanı delirmenin eşiğinde bırakmaz, direkt delirtir bence (Gülüyor).  Her saniye şaşkınlığının ve şokunun arttığı bir olayın içindesin ama toparlanman ve adapte olman gereken bir kaosa dalıyorsun ve bunu sadece sen biliyorsun. Ben sette bile zaman zaman ciddi kafa karışıklıkları yaşadım. Gerçekte böyle bir durumu yaşamak içinden çıkılması çok zor bir durum olurdu herhalde.

DİLAN’LA BİRBİRİMİZE ÇOK GÜVENEREK ÇALIŞTIK 

Başrolde Dilan Çiçek Deniz ile partnersiniz. Eğlenceli mi birlikte çalışmak?

Dilan’ı bildiğiniz gibi uzun zamandır tanıyorum. O çok uyumlu ve samimi, aynı zamanda set disiplini olan ve yanında rahat hissettiğim bir arkadaşım. Her şeyden önemlisi birbirimize çok güvenerek çalıştık, yıllar sonra tekrar birlikte çalışmanın tadını çıkarıp eğlendik diyebilirim. Set aralarında bayağı güldük gerçekten. 

Dizinin tanıtımında geçen “Aşk, iki beden arasında değil ruhlar arasında yaşanır” ifadesinden çok etkilendim. Ama bunu ütopik bulanlar da var. Siz bu tanımlamaya inanıyor musunuz? 

Ben ütopik demezdim. Evet, özellikle tüm mecralar aracılığıyla tamamen görsele hizmet etmeye başlayan bir çağda yaşamak zorundayız maalesef. Tüm dünyada genç yaşlarda başlayan ve yaş ortalaması gittikçe de düşen, bedensel anlamda estetik değerlere çok bağlanan bir ruh hali oluştu. Ancak bunun da doyuma ulaştığı bir nokta var ve yaş ilerledikçe her birey aslolanın ruh olduğuna varıyor bence. Tabii günümüz koşullarında bu ne kadar kolay, ne derece hızlı ulaşılabilecek bir doyum bilmiyorum. Ama bir noktada herkesin ilişkilerini ruhlar arasında hissetmeye başladığı bir dönem olacaktır diye düşünmeyi tercih ediyorum. 

Oyunculuk, her şeyden önce yüksek empati duygusu gerektiriyor. Böyle bakınca kendinizi ne kadar iyi tanıdığınızı düşünüyorsunuz? 

Evet, çevremdekileri hissetmek ve empati kurmak açısından iyi olduğum söylenir ancak kendi dehlizlerime henüz vakıf değilim. İnsanın yaşı kaç olursa olsun her gün kendisiyle ilgili yeni bir şey keşfeder, bu da sürekli kendini geliştirmeye, yaratmaya, öğrenmeye çalışan insanın kendisiyle olan mücadelesidir aslında. Yaşamak da her deneyim de kendinle tanışmak ve yüzleşmek değil mi zaten!

Hayatın bütününe bakınca,  hala keşfedemediğinizi düşündüğünüz konular neler? 

İnsanın kendisiyle ilgili her gün yeni bir şey keşfetmesi bile oldukça anlamlı ve inişli çıkışlı bir süreç. Kendimle ve hayatla ilgili herkes gibi bir keşfim, kaybım, keşfedemediklerim ve keşfettiklerimi geç fark ettiğim şeyler var. Çok derin konular aslında bunlar ve benim en yakınlarımla yaptığım yaşam felsefesine bağlı dönemsel sohbetlerden, konuştukça ve gün yüzüne çıktıkça üzerine düştüğüm meseleler...

Yeniden setlerde olmak çok keyifli olmuştur eminim ama bir yandan da endişe duydunuz mu? Sette kendinizi güvende hissediyor musunuz?

Uzun süre karantina ve pandemi stresiyle hepimiz gibi bende evde kaldıktan sonra sete koşarak gittim (Gülüyor) ciddi anlamda özlemiştim çalışmayı… İlk başta ufak bir tedirginlik oldu tabii ki! Karantina ve hastalık psikolojisi herkesi bir şekilde etkiledi ancak bireysel önlemleri aldıktan sonra, gerisine zamanla alışıyor insan.

AŞKI TANIMLAMAK ONU KISITLAMAK GİBİ

Dizide derin bir aşk hikayesi izleyeceğiz. Sizin aşk tanımınız ne? 

Buraya sığmayacak kadar detaylı bir hadise bu, klasik tanımlamaların hepsini alıp bir de üzerine hiç söylenmemişleri söylemek lazım herhalde. O nedenle aşk, gerçekten çok kişiye özel. Tanımlamak oldukça zor ve kısıtlayıcı bir şey benim için. 

BENİM İÇİN AŞKTA ‘YOLDAŞLIK’ KAVRAMI GEÇERLİ

Eski röportajlarınızı okuduğumda, aşktan hep ‘yol arkadaşlığı’ gibi bahsettiğinizi fark ettim. Hiç tutkudan, heyecandan bahsetmemişsiniz. Sizin için yol arkadaşlığı, aşkın kimyamızda yarattığı diğer tüm şeylerden daha mı değerli? 

Tutku, delilik hali, kimya, karşındaki insanı göremeden yapamama, kıskançlık… Bunların hepsi çok değerli ve belki de insanlara “Bu aşk” dedirten şeyler. Biraz da yanıltıcı ve kısa vadede çok etkili duygular, buna katılıyorum. Tabii ki bu duygu tüneline girdiğimde bunlar benim için de böyle gelişiyor ancak dediğim gibi hepsi kısa vadede bir rüzgar yaratıyor ve geçiyor… Benim için daha ayağı yere basan ilişkilerde ‘yoldaşlık’ kavramı geçerli. Aşk da bu yolda daha doğru şekilleniyor zaten. 

HİÇ TAHMİN EDEMEYECEĞİN BİRİNİN AĞZINDAN ÖYLE BİR CÜMLE ÇIKAR Kİ O AN HAYATINIZA GİRMİŞ OLUR

“Normalde dışarıda gördüğünde güzel ya da çirkin demeyeceğin, fark etmeyeceğin kişiler, bazı durumlarda gözüne çok karizmatik ve etkileyici gelebiliyor” demişsiniz. Size ne karizmatik gelir?

Doğru demişim (Gülüyor).  Gerçekten öyle etkileneceğinizi hiç düşünmeyeceğiniz ki bu herhangi bir ilişki şekli olabilir… Özel hayatınız veya arkadaşlık, dostluk fark etmez… Aklınıza bile gelmeyecek insanların ağzından, öyle bir anda, öyle bir laf çıkar ya da beklemediğiniz bir hareketiyle sizi öyle bir yerden yakalar ki hayatınıza o an girmiş olur, anlamazsınız bile! O nedenle bir insanı benim için gerçekten değerli yapan şeyler; zeka kıvraklığı, espri ruhu, yaşam kalitesi…

ELEŞTİRİ VE İLTİFATLARI OYUNCULUĞUM ÜZERİNDEN ALMAYI SEVİYORUM

Ekşi Sözlük’te biri hakkınızda şöyle yazmış: Türkiye’nin seksi erkek kotasını sadece Birkan Sokullu ile ikisi doldurabilir. Bu kadar beğenildiğini bilmek insanda bir ego büyümesi yapıyor mu?  

Aksine; sevmek, sevilmek güzel tabii ama samimiyetle söylüyorum, eleştirileri ve iltifatları oyunculuğum üzerinden almayı daha çok önemsiyorum.

BU KADAR GÖRÜNÜŞ ODAKLI YAŞAMAYALIM KİMSE, KİMSENİN YAŞAM ZEVKİNİ GİYDİĞİ GÖMLEKTEN ANLAYAMAZ

Sosyal medyada, “Birinin sadece nasıl giyindiğine bakarak, onun tüm yaşam zevkini tahmin edebilirim” diye bir cümleye rastladım. Böyle bir düşünceye katılır mısınız?

Belirli uç tarzlar veya kalıplar dışında insanların ne giydiğinin, onun karakteri hakkında bir fikir verebileceğini düşünmüyorum. Bu kadar dış görünüş odaklı yaşamayalım bence. Herkesin bir tarzı, tavrı elbette olmalı ama kimse kimsenin giydiği gömlekten tüm yaşam zevkini anlayamaz. Kaldı ki aksine, gördüğüne inanmak daha da yanıltıcı olabilir bence.

Peki, kendi görünümünüzle ne kadar ilgilisiniz? Çok çabasız görünen bir cool’luğunuz var…

O gün nasıl hissediyorsam öyle giyiniyorum. Kendi adıma çok zorlandığım bir zaman diliminde değilim. Gerçekten çabasız dediğiniz düzeni ve cool’luğu seviyorum. 

Kısa kısa…. 

Kendinizi şımartmak istediğinizde ne yaparsınız? 

Yakın dostlarımla buluşurum ki beni şımartsınlar…

Sıradan bir günde uyandığınızda yaptığınız ilk şey? 

Hapşırmak (Gülüyor).

Şehirden kaçmak istediğinizde genellikle aklınıza düşen ilk yer?

Adres vermeyeyim ama doğada, dağ başı veya deniz kenarı bir yerler geliyor aklıma.

Sürpriz sever misiniz, yoksa her şey kontrolü dahilinde olsun isteyenlerden misiniz?

Sürprizleri kim sevmez!

Size çok iyi gelen bir şey?

Hayvanlarla vakit geçirmek ve doğa yürüyüşüne çıkmak. 

;
Bu Video
İlgini
Çekebilir
Sıradaki haber yükleniyor...
holder