Büyüdü marangoz oldu

İpek Tunga, 27 yaşında, pırıl pırıl bir genç kadın. Kurumsal hayattan Bodrum'a kaçışı ve marangoz oluşunun hikayesini anlatıyor...

11 Mayıs 2019, Cumartesi 14:30
A A
Büyüdü marangoz oldu

İpek Tunga, 27 yaşında, pırıl pırıl bir genç kadın. Endüstri ürünleri tasarımı bölümünden mezun. O da pek çoğu gibi üniversiteyi bitirir bitirmez kurumsal alanlarda çalışırken buldu kendini. Ama kendi deyimiyle asıl İpek’i o alanda bulamadı. Kendisine ‘uygun görülen’ yolda yürümeyi bıraktı ve yan yola saptı. Şimdi Bodrum Yakaköy’deki minik marangoz atölyesinde harikalar yaratıyor ve baktıkça insana “Yoldan çıkmak bazen iyidir” dedirtiyor.

Bir ışık arayanların, “Gerçekten yapmak istediğim bu mu? Olmak istediğim yer burası mı?” diye soranların ilham perileri vardır. Sen hayal ederken o yapmıştır. Ve sana “O yapıyorsa ben de yaparım” dedirtir. İşte İpek’in hikayesi de böyle. Belki de ahşap oyarak yaptığı ürünleri görünce “Büyüyünce marangoz olacağım” diyecek çocuklar olacak onun sayesinde.

SAÇLARI SARI, GÖZLERİ MAVİ, ELLERİ OJESİZ

İpek Tunga, İstanbul’da gün geçtikçe kendine yabancılaştığını ve bu şehrin gürültüsünde kendi sesini duyamaz olduğunu söylüyor. İç sesi, onun rotasını Bodrum’a çeviriyor. Bir süre sonra, büyük şehirde kısılan o ses kendinden çok emin bir tonda çıkmaya başlıyor.

Ve ona şöyle diyor: “Ben marangoz olmak istiyorum!” Çıktığı yolda sanki evren ona yardım ediyor. İstediği ve ihtiyacı olan her şey kolayca oluyor. Bir ahşabı oyarken hissettiklerini şöyle anlatıyor: “Bir parçayı yontmak şekil vermek bana olağan üstü bir durum gibi geliyor. Elbette yoruluyorum, her şeyi elde yapıyorum, ellerim nasır tutuyor ama ben parmaklarımı sarıp sarıp devam ediyorum. Ve bir kez daha okuduğum kitapların ezberinden çıkarak, ‘Gerçekten istersen olur’ mottosunu yaşayarak deneyimliyorum.”

FANTASTİK KAŞIKLAR, DEV HAM KEÇE ÇANAKLAR

Devam ediyor: “Elbette ‘Marangozum’ demek büyük bir iddia olur şu aşamada. Ben ahşap oyma yapıyorum. Fantastik kaşıklar, işlevsel aksesuarlar ve dev ham keçe çanaklar… Ayous, kestane, sedir, ıhlamur, zeytin ağaçları... Bulduğum her ağacı değerlendiriyorum.

Sabah horoz ve kurbağa sesleriyle güne başlayıp uyku saatime kadar çalışıyorum. Eskiden, kurumsal hayattayken mesai saatinin bitmesine yakın ‘Zaman geçmiyooor’ diye isyan ediyordum. Şimdi ‘Keşke bir gün 36 saat olsa’ diyorum.” “Peki neden kaşık?” diye soruyorum İpek’e. Gülüyor… “Sanırım atalarımdan birine ‘kaşığın kırılsın‘ denmiş ben de bunu dönüştürüp sevgiyle tamamlıyorum.”  

ÜRÜNLERİ NEREDEN BULABİLİRİZ?

İpek Tunga’nın hayallerini yani ürünlerini paylaştığı bir Instagram sayfası var: YAYGoods. Buradan kendisini takip edebilir, tasarladığı ürünleri görebilir ve sipariş edebilirsiniz. Ya da üç haftada bir düzenlenen Bodrum, Bitez’de, Savra Bazaar’daki etkinlikte hem İpek ile tanışabilir hem de ürünleri görebilirsiniz.

Funda Duru / POSTA

funda.duru@posta.com.tr




Sıradaki haber yükleniyor...