Cansel Elçin: Hayat boyu beraber olacağımızı biliyoruz

Cansel Elçin: Hayat boyu beraber olacağımızı biliyoruz

Cansel Elçin ve Zeynep Tuğçe Bayatlı ağustosta nikah masasına oturmuştu. Ege’de kısa bir balayı yapan çift, set programlarından ötürü büyük balayına henüz geçtiğimiz günlerde çıkmıştı. Rotalarını da Meksika’ya çevirmişlerdi. Cansel Elçin ile Meksika’dan girdik, dizi sektöründen çıktık. Uğur Alkapar / ugur.alkapar@posta.com.tr

06 Mart 2021, Cumartesi 07:02 Son Güncelleme:
YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Salgından siz nasıl etkilendiniz?

Pandemi hepimizi yıprattı ama bir yandan da birleştirdi. Birçok şeyin ne kadar kıymetli olduğunu, sevdiklerimizle vakit geçiremediğimizi gördük. Bu nedenle doğaya ve sevdiklerimize karşı daha hassas davranmaya başladık..

Meksika’da koronavirüs önlemlerinin daha gevşek olduğu söyleniyor. İzlenimleriniz neler?

Hiç alakası yok. Bizde henüz yeni geçilen normalleşme evresi orada çok daha önceden başlamış. Restoranlar yavaş yavaş yüzde 50 kapasiteyle açılıyordu. Bir Japon restoranına girdik. Güvenlik portalından geçerken dezenfektan püskürtüyorlardı. Her masa garsondan ayıran cam vardı. Maske ve siperlik takıyorlardı. Ekonominin devam etmesini sağlamaya çalışıyorlar. Dalış yaparken de tedbirlilerdi. Paletleri bile dezenfekte ediyorlardı.

Daldınız mı?

Benim deneyimlerim vardı. Tuğçe ilk defa daldı. ‘Eve Dönüş’ dizisinde Şahika Ercümen’den eğitim alıp dizide sualtında camı kırıp birini kurtarıyordum.

Tulum’un plajları, partileri, gece eğlenceleri hareketli mi gerçekten?

Biz öyle bir yerde değildik. Yüzde 25 kapasite ile çalışan bir otelde kaldık. Kimse yoktu ve çok romantikti. Bir günlüğüne Tulum’un merkezinde halk plajlarının olduğu yere gittik. Partilere denk gelmedik. Zaten gece kuşu değiliz. Erken yatıp sabah kalkıp spora, yürüyüşe giden insanlarız.

Meksika’da akrabalarınız var...

Abimin eşi Meksikalı: Angelica. 3 tane de çocukları var. 20 senedir Meksika’ya gidiyorlar. Ben ilk kez gittim. Bu kadar güzel olacağını tahmin etmezdim.

Orada sizi hangi dizilerinizden tanıyorlar?

Daha çok ‘Gönülçelen’. ‘Eve Dönüş’le de tanıyorlar. Kısa süren dizileri bile izliyorlar. Bizde televizyonda düşük reyting alsa da dijitalde milyonlarca kez izlenen diziler var.

Oyuncularımız çoktan dünyaya açıldı değil mi?

Tabii. Bizi bir sürü insan tanıyor ama biz bunu nasıl değerlendireceğiz? Eşimle ben dört dil konuşuyoruz. Fransızca, İngilizce oynayabiliyorum da. İngilizcede farklı aksanlar yapabiliyorum. Pandemiden önce Kanada’da bir filmde oynadım. Fransa’da zaten bağlantılarım var. Ortak prodüksiyon ile iki ülke arasında geçen uluslararası diziler çekilebilir.

Eşinizin de oyuncu olması tatlı bir rekabet yaratıyor mu?

Dizilerimiz son dört bölümde aynı günde karşı karşıya geldi. Rekabet olsaydı çok eğlenir gülerdik. Ama herkes kendi dizisini izledi.

Set yoğunluğu görüşmenize engel oldu mu?

Yoğun çalıştık ama birbirimizi görebiliyorduk. Artı iyi oluyordu, paylaşacak anlatacak bir sürü hikayemiz oluyordu.

İkinci kez evlendiğinize göre evlilik kurumuna inanıyorsunuz?

Seviyorsan evlenmesen de bir şey fark etmez. Eğer evlilikle ilgili kuşkun varsa aşkını ve sevgini sorgulaman lazım. Biz birbirimizi sevdiğimiz için şüphe duymadık. Birlikte çok yolculuk yaptık. Badireler atlattık. Birini tatilde ve zor durumda kalınca çok iyi tanırsın. Hayat boyu beraber olacağımızı biliyoruz.

İki oyuncunun ilişkisi nasıl?

Ben neden oyuncu olmak istediğim sorusunu çok soruyorum. Çünkü dünyada bazı şeyleri değiştirmek istedik. “Bakın böyle duygular var” diye göstermek için oyuncu olduk. İnsan hikayelerini göstermek için oyuncu olmak istedik. Bu yüzden de oyuncu çok hassas bir karaktere ve duyguya sahip. Ona yaklaşmasını bileceksin.

‘BEŞ SANİYE ŞANS VERİYOR’

Geçen sezon sahnelediğiniz ‘Çıplak Vatandaşlar’ tam bu söylediğiniz nedenle başarılı oldu değil mi?

Orada İngiliz tarihine ait bir olay söz konusuydu... Tüm dünyada böyle şeyler yaşanıyor. En çok oyunun finaldeki striptiz sahnesi konuşuldu. Evet, dikkat çekici bir sahneydi ama biz orada insana dair çok önemli bir hikaye de anlattık.

Sahne mi, kamera önü oyunculuğu mu?

Çok farklı alanlar. Tiyatrodaki tecrübe size kamera önünde özgüven getiriyor. Bu daha heyecanlı benim için. Evinden söküp getirmişsin seyirciyi. Direkt gözlerinin içine bakarak bir şey anlatıyorsun. Televizyon seyircisi ise koltuğunda, elinde kumanda, sana beş saniye şans veriyor.

Diziniz yeni final yaptı. Ama boş durmayacaksınız değil mi?

Bilimkurgu bir film ve dijital işlerden teklifler var. Kendi yazdığım projelerimi de değerlendirmeye çalışıyorum.

Dizilerde oynayan mankenler hakkında ne düşünüyorsunuz?

Bana ulaşan genç arkadaşlarımıza önce soruyorum: Oyunculuk mu yapmak istiyorsun, ünlü olmak mı? Bu soruyu duyanların yüzde sekseni kaçıyor zaten. Televizyonda güzel kızları yakışıklı erkekleri görmek isteyen bir kitle de var. Önemli olan bir işe girdikten sonra orada kalabilmek. Oyuncu olmak zeka isteyen bir şey. O da yetmiyor, çalışmak lazım. Sokağa inmek, gözlemlemek, meraklı olmak, çok okumak, çok film izlemek gerekiyor.

Sıradaki haber yükleniyor...
holder
SIRADAKİ HABER Zeynep Alikoç'tan sonra şimdi de Suna Aydın... MasterChef yarışmacılarının inanılmaz değişimi