Cem Yılmaz yeni projesini anlattı: Bir 'Gora' değil tabii ki... Olmaması için uğraşıyoruz!

Ocak ayında ‘Karakomik Filmler’ dediği 60 dakikalık iki ayrı filmi, tek film olarak vizyona sokmaya hazırlanan Cem Yılmaz: Tarzım değişmedi, ben hep böyle acı, kara komik, ‘Hokkabaz’ tadında işler yapmak istiyordum...

29 Eylül 2018, Cumartesi 05:00
A A
Cem Yılmaz yeni projesini anlattı: Bir 'Gora' değil tabii ki... Olmaması için uğraşıyoruz!

ŞİRİN SEVER

İstanbul’un resmen kışa döndüğü, bol fırtınalı, epeyce soğuk bir akşam üzeri Sirkeci vapur iskelesinde, bir vapurdayız.

Donuyoruz ama heyecanlıyız çünkü burası Cem Yılmaz’ın film seti. Bir grup gazeteci; hem filmi dinleyeceğiz, hem filmlerden bazı sahneleri izleyeceğiz.

Cem Yılmaz, ‘Arif V 216’nın ardından, bazılarının radikal bulduğu ama kendisine sorduğumuzda ‘özüne döndüğünü’ söylediği filmler çekiyor şu sıra. Yönetmenliğini ve senaristliğini üstlendiği ‘Karakomik Filmler’ serisi... ‘Kaçamak’ ve ‘2 Arada’ isimli 60 dakikalık ve bağımsız hikayelere sahip bu filmler; tek bir film olarak Ocak ayında vizyona girecek.

Serinin ilk 60 dakikalık filmi, ‘Kaçamak’.

Bodrum ve İstanbul’da çekimleri gerçekleşen ‘Kaçamak’, 4 kafadarın çıktıkları detoks tatilinde başlarına gelen komik olayları anlatıyor. Cem Yılmaz, Zafer Algöz, Necip Memilli ve Özkan Uğur başrolde. İzlediğim birkaç sahne gerçekten komikti.

Bu filmin hemen arkasından izlenecek diğer film ‘2 Arada’.

Tüm hikaye arabalı vapurda geçiyor, Cem Yılmaz ‘Ayzek’ isimli bir çaycıyı oynuyor. Zafer Algöz, Ozan Güven, Cemre Ebuzziya, Cem Davran da filmde.

Cem Yılmaz’ın bu hikayedeki dişleri, keli, yarattığı karakter gerçekten şaşırtacak. ‘Kaçamak’tan daha dramatik öğelerle süslü, acı, ‘kara’ bir komedi.

Olayı kavradıysak feribotta neler konuşulduğuna geçeyim...

Biz kamarada çaylarımızı yudumlarken Cem Yılmaz giriyor. Tokalaşırken; “Amma fit olmuşsun” diyorum. “Ata’nın hayatını çekiyordum, o yüzden o kadar kilo aldım” diyor.

Dakika bir gol bir, kahkahalar.. Hemen ekliyor, “Kelim nasıl?” Tepesindeki açıklığa bakıyoruz, açıklıyor: “Kendim yaptım!” Gerçekten kendisi kesiyormuş tepesindeki saçları, makyaj ekibi de o kelliği iyice açıyor. Her şey inandırıcı ve doğal olması için.

Art arda esprilerden sonra soruyoruz; Cem Yılmaz bu kez neyin peşinde?

‘Arif V 216’daki gibi çılgın hikâyeler değil, daha yalın hikayeler anlattığını söylüyor:

“2001’den beri yazdığım şeyler bunlar. O zaman daha ‘G.O.R.A.’ bile yoktu sinema maceramda. ‘Vizontele’, ‘Her Şey Çok Güzel Olacak’ vardı. O zaman çekseydim bunları, radikal olurdu. Zeki Demirkubuz çekmiş gibi olurdu! 10 tane böyle hikayem var. Feribottaki garson, şehir dışına detoksa giden dört ‘akıllı’, düğün basan Anadolu rockçılar, çevreci türkücü, comeback yapmak isteyen eski popçu gibi. Bunlar hep uzun metraja evrilmeyi bekliyordu…”

“2001’den beri nasıl tuttun içinde bu hikayeleri?” diyorum;

“Daha neler tutuyoruz” diyor gülerek. ‘Hokkabaz’ın neresinde duruyor bu filmler peki? “Bana yıllardır ‘Hokkabaz’ı, ‘Her Şey Çok Güzel Olacak’ı çok sevmiştik, eski filmlerin daha iyiydi, diyorlar. E onları da biz yaptık, başkası yapmadı ki! Benim sinema maceram, izlemek istediğim filmler ‘Hokkabaz’ ayarı işlerdir hep. Böyle filmler yapmak istiyordum. Art arda çizgi roman tadında filmler çekince, bu dramaları kenara atmıştım. Dolayısıyla hikayeler birikti. Ben de hızlı giriş yapayım istedim. Şimdi tür değiştirdim sanıyorlar ama benim türüm bu aslında…”

Şu notu ekliyor: “Bunlar da komik, eğlenceli fimler. Bir ‘G.O.R.A.’ değil, olmaması için de uraşıyoruz. O başka tür, bu başka tür.” “Ve bu tür eğer tutarsa, seyirci de severse devamı da gelecek” diye altını çiziyor Cem Yılmaz.

'DEFNE'Yİ DİLİNDEN DÜŞÜRMÜYOR' DİYE YAZIN!

Monitörün başına geçip filmden bazı sahneler izliyoruz. Aramızdan biri, sahnelerden etkilenip “Çekebilir miyiz bunları?” diyor saf saf. “Ben bile çekemiyorum” diyor kahkaha atarak. Sonra da ekliyor: “Defne de soruyor bazen bunu!” O an hepimiz gülmeye başlıyoruz, “Bak biz gayet düzgün davranıp sormuyoruz, sen konuyu sürekli Defne’ye getiriyorsun” diyerek takılıyoruz. Hemen şunu söylüyor: “Yazın işte ‘Dilinden düşüremiyordu’ diye…” Eli yükseltiyorum: “Seviyor, dilinden düşüremiyor diye yazalım mı?” Gülüyor, “Seviyoruz tabii niye sevmeyelim! Sesi de çok güzel ayrıca... Bir kere bile dinlemeden eleştiriyorlar. Ona kızıyorum.”

ASLINDA "NİYE BEN OYNAMIYORUM?" SERZENİŞİ BUNLAR!

Cem Yılmaz, filmin oyuncularını anlatırken; “Cem Davran, Cemre Ebuzziya, Necip Memilli ile ilk kez çalışıyorum. Daha önce çalışmadığım isimler de olsun istedim çünkü ‘aynı adamlar’ meselesi artık sıktı” diyor. İnadına aynı adamlarla film yapma gibi bir durum mu onunki?

Şöyle diyor: “Filmi yapan biziz, ‘yine aynı adamlar’ deniyor! Aynı adamların olmasında ne sakınca var ki? Ayrıca ‘Arif V 216’da Seda Bakan ve Kerem Alışık’la ilk kez oynadım. Onlara ayıp olmuyor mu? Bana göre bu ‘aynı adamlar’ serzenişinin altında şu var: Niye ben oynamıyorum!”

Cem Yılmaz, Defne Samyeli’nin kızlarının da filmde oynayacağı haberlerine getiriyor konuyu: “Devamlı bunu okuyoruz basında. Yok öyle bir şey... Hatta Defne de oynuyormuş, haberimiz yok! Gayet iyi oynar da, yok yani!”

Duramıyorum tabii, “Niye yok?” Kahkahalar patlıyor. Cem’den cevap: “İşle aşkı karıştırmıyoruz...”

SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

;
Sıradaki haber yükleniyor...

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.