Çiçek Dilligil: Kilolu olduğum dönemde bana hep komik roller verildi. Ne yani tombiş insanlar entrika çeviremez mi?

Çiçek Dilligil: Kilolu olduğum dönemde bana hep komik roller verildi. Ne yani tombiş insanlar entrika çeviremez mi?

Tiyatroya büyük kazançlar sağlayan, sanatla iç içe bir ailenin bize kazandırdığı iyi bir oyuncu o. Dilligil ailesinin çiçeği Çiçek Dilligil’den bahsediyorum. Onu kimi zaman beyaz perdede kimi zaman reklamlarda kimi zaman dizilerde gördük. Hepsinde de başarılıydı. Şimdi TRT 1’de yeni b aşlayan ve güzel bir aile komedisi olan ‘Tövbeler Olsun’ dizisinde izliyoruz onu. Hem oynadığı rolü hem hayatı hem eskileri konuştuk. Alev Gürsoy Cimin / alev.gursoy@posta.com.tr

04 Ekim 2020, Pazar 07:00 Son Güncelleme:
YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Tövbeler Olsun’ gibi komedi aile dizilerini izlemeyi özlemiştik. Çok kalmadı sanki ekranlarda bu dizilerden.

Böyle sıcak bir aile dizisini çok özlemiştik ama mütevazı davranmayacağım; prodüksiyon anlamında da çok özenilen, üzerine çok titizlenilen bir iş oluyor. Aynı zamanda sıcak bir aile hikayesi var. Komedisinin içinde dramı ve birçok mesajı da olan çok kaliteli bir iş. Sulu, zırtlak veya kaba komediler benim kişisel olarak uzak durduğum bir tarz. Durum komedisi benim için daha kıymetli ve bu da öyle bir iş.

‘Tövbeler Olsun’da anaç ruhlu Hülya’ya hayat veriyorsunuz. Hem diziyi hem rolünüzü sizden dinlemek isteriz.

Birçok gelenek ve görenekte birleşen ama yaşam biçimi ve hayatın onları getirdiği noktada zıt kalan iki aile var. Necipli ailesi çok keyifli çekirdek bir aile. Hülya da harika bir kadın, çok hayran olarak onu izliyorum, okuyorum, oynuyorum. Çok güçlü bir kadın. Kocasının arkasında gibi gözükse de aslında daima yanında hatta bazen problem olduğunda önüne geçip panter gibi davranan bir karakter. Kızıyla olan ilişkisinde de öyle. Gelenekçi bir kadın ama aslında ayakları yere sağlam basan, doğru kararlar verebilen bir kadın. Sevgi dolu, sıcak ve samimi.

KOMEDİNİN ERKEĞİ DİŞİSİ OLMAZ

Rasim Öztekin “Kadın asla komik değildir, Türkiye’de erkek komedyenler daha başarılıdır” demişti. Buna katılıyor musunuz?

Komedinin erkeği dişisi olmaz. Komedide Türkiye’de ilk akla gelenler; Ayşen Gruda, Gülse Birsel, Demet Akbağ’dır. Oyunculuk bir bütündür, komedi çok daha zordur. İnsanları daha kolay ağlatırsınız ama daha zor güldürürsünüz. Sanata seksist açıdan bakanlara karşıyım.

İNSANLAR YÜZÜNÜ GÖZÜNÜ ESTETİK YAPTIRDIĞINDAN ARTIK ÇOCUKLARI ONLARA BENZEMİYOR

Geçenlerde oyuncu Hazal Kaya “Dizi sektöründe kilolu kadına başrol verilmiyor. Kilo aldığım dönem kapak çekimine gidip sonrasında iç sayfalara alındığım oldu” dedi. Sizin buna benzer yaşadığınız tecrübeler var mı?

Olmaz mı! Tüp mide ameliyatı olmadan önce, çok kilolu olduğum dönemlerde, bana hep komik roller verildi. Ne yani, tombiş insanların içinde kötülük yok mu? Entrika çeviremez mi? Oysaki bizler bedenimizle değil ruhumuzla oynuyoruz. Tüp mide ameliyatından sonra güzel karakter ve roller gelmeye başladı ama ben rol gelsin diye değil, tansiyon ve şeker problemi yaşadığım için tüp mide ameliyatı oldum. Rol skalam değiştiğinde mutlu oldum ama sadece dış görünüşle insanları kalıplaştırmak çok acımasızca.

Estetiğe bakışınız nedir?

Gayet başarılı sonuçlar olabiliyor ama kişinin yüzünü, gözünü, ifadesini değiştirecek estetiğe karşıyım. İnsanlar, yüzünü gözünü estetik yaptırdığından çocukları onlara benzemiyor. Ben çok büyük bir estetik ameliyat yaptırmadım. Allah korusun, bir kaza geçirirsiniz, gereklilik olabilir. Ama tabii minimumda tutmak gerekir.

Şampiyonlar Ligi gibi bir aile

Tam anlamıyla sanatçı bir aileden geliyorsunuz; kardeşiniz Rahmi Dilligil oyuncu ve yönetmen, babanız Avni Dilligil, anneniz Belkıs Dilligil, teyzeniz Mualla Kavur, halanız Aliye Rona oyuncu. Bu ailede büyümek nasıldı?

Çok keyifli bir ailem var. Mesleki açıdan hepsini örnek alıyorum. Nelerin yapılması, yapılmaması gerektiğini herkesten önce onlardan öğrenmiş oldum. Özellikle teyzem Mualla Kavur’un oğlu Enis Fosforoğlu’nun tiyatrosunda çocukken oynadığım oyunlar, halam Aliye Rona’yla setler, annem, babam, abim ve diğer tüm aile bireyleriyle birlikte geçirdiğim zamanlar… Küçüklükten beri mesleğin içinde olduğum için alaylı bir yanım var. Sonrasında Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuarı’yla birlikte bir de okullu oldum. 20 senedir hocalık da yapıyorum. Hocalık yaparken her ikisinin harmanıyla ilerlemek çok büyük artı oldu benim için.

Metin Serezli, Erol Keskin ve Bülent Ecevit babanızın öğrencileriymiş, çok şaşırdım. Kim bilir babanızda ne hikayeler vardır.

Daha kimler kimler babamın öğrencisiydi... Babamı iki yaşında kaybettiğim için onunla olan anılarımı hatırlamıyorum. Günün birinde bana bir bakmış ve “Ben bu dünyadan giderken size çok güzel bir çiçek bırakıyorum, size bir demet çiçek armağan ediyorum” demiş. Bu bende çok özeldir.

80 İHTİLALİNDE BÜLENT ERSOY VE ZEKİ ALASYA’YLA OTELDE KAPALI KALDIK

Çocukluk zamanlarınız gözünüzün önünden şöyle bir geçince ne hissediyorsunuz?

Bizim çocukluğumuz başkaydı. Babamı erken kaybettikten sonra hep annemle birlikteydik. Abim de Hacettepe Konservatuarı’nda yatılı okuyordu. Annemin müzikallerini izleyerek büyüdüm. ‘Hisseli Harikalar Kumpanyası’, ‘Geceye Selam’, ‘Şen Sazın Bülbülleri’… En yakın arkadaşlarım; Mehmet Ali Erbil, Nevra Serezli, Adile Naşit ve Ayşen Gruda ve onların çocuklarıydı. Kuliste çok keyifli oyunlar oynadık.

80 ihtilali zamanı, İzmir’de Kısmet Otel’de kalınırdı. Bir keresinde otelde kapalı kalmıştık. Bülent Ersoy’dan Zeki Alasya’ya, Metin Akpınar’a kadar aklınıza kimler gelirse orda kalıyordu. Hep birlikte 12 Eylül’ü geçirdik. Böylesine bir ihtilal dönemi, bir çocuk gözüyle benim için şenlikliydi. Tiyatroyla ve sanatla iç içe keyifli bir çocukluğum oldu.

Sıradaki haber yükleniyor...
holder
SIRADAKİ HABER Yaz geliyor farkında mısın? Peki, yaza hazır mısın?