Cinsel hayatta mutluluk için

Cinsel hayatta mutluluk için

Epimediumlu Macun, cinsel performansı artırıcı, erken boşalmayı önleyici bir bitkisel destektir

25 Mart 2012, Pazar 22:25 Son Güncelleme:
YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

 

Gonore adıyla da bilinen belsoğuklu-akut ya da kronik gidişli, daha çok id rar yolları ve üreme organlarının muko zasına yerleşen ve cinsel ilişkiyle bulaşan hastalıktır. Enfeksiyon kan dolaşımı oluyla vücudun dölyolu, dölyatağı tüpepididim kanalı, prostat, eklemler, jnjunktiva (göz dış zan), yutak ve kalp başka bölümlerine de yayılabilir.Belsoğukluğu tanısında en güvenilir yöntem irinli akıntıda gonokoklann aranmasıdır. Akıntı bir lam üzerinde toplanır, sabitleştirilir, boyanır ve opak mikroskopla incelenir. Enfeksiyon varsa mikroskopta çok sayıda granüllü nötrofil ve bunların sitoplazmasında yer alan gonokoklar görülür. Aşağıdaki mikroskop fotoğrafında okla işaretli ola rak küçük kahve çekirdeklerini andıran gonokoklar görülmektedir. Bunlar kullanılan boyama yöntemine göre koyu mavi ya da kırmızı renkli olabilir. Enfeksiyon uzun süredir varsa mikroorganizmalar hüc re sitoplazmasının dışında da görülebilir.

CİNSEL PERFORMANSINIZI DORUĞA ÇIKARIN

YAYILMASI

BeIsoğukluğu cinsel ilişkiyle bulaşan hastalıkların en yaygınıdır. Gonokoklann en önemli kaynağı, enfeksiyonun kuluçka döne minde olduğu hastalar ve belirti vermeyen kronik olgulardır.

BELİRTİLERİ

Hastalığın 48-72 saat süren kuluçka döneminden sonra ilk klinik belirti ortaya çıkar. Hasta siyeğin dış ucunda yanma duyar. Siyeğin ucu kızarmış, şişmiş ve aşırı kanlanmış durumdadır. Birkaç saat sonra san-yeşil renkte irinli bir akıntı başlar. Akıntı kendiliğinden ya da penis başı sıkıldığında bol miktarda gelir. İd rar yaparken duyulan yanma gittikçe ar tar ve bazen idrar yapmayı zorlaştırır. Hastada baş ağrısı, halsizlik ve hafif ateş görülebilir, ama hastalık genellikle ağır belirtilere yol açmaz. Hastanın iki ayrı kaba idrar yapması istendiğinde (Thompson testi) ilk kaptaki idrann da ha bulanık olduğu ve içinde hemen dibe çöken artıkların bulunduğu saptanır. Bu na karşılık ikinci kaptaki idrar daha ber raktır. Bu durumda hastada ön siyek akut gonokok enfeksiyonu olduğu düşü*nülür. Ön siyek deyimi enfeksiyonun si yeğin dışa yakın bölümünde bulunduğunu anlatır. Bu bölüm yapısından ötürü sandalsı çukur denen genişlemiş alandır.Enfeksiyon önemsenmez ya da tam tedavi edilmezse kronikleşir. Kronikle şen enfeksiyonda akıntı gittikçe azalır ve belirtiler büyük ölçüde geriler.

Önce sülfamitlerin, daha sonra da penisilinin kullanıma girmesiyle belso ğukluğunun komplikasyonları çok azal mıştır. Bu tür ikincil sorunlardan örne ğin anüs çevresinde dolgunluk duygusu, dışkılama ve idrar yapma sırasında ağ rıyla kendini belli eden prostat iltihabı günümüzde ender görülmektedir. Pros tatın düzbağırsak (rektum) yoluyla ya pılan muayenesi hastaya çok ağrı verir ve prostat bezinin elle sıkılmasıyla idrar yolundan hastalığa özgü parçacıklar atı lır. Belsoğukluğunun günümüzde de gö rülen bir komplikasyonu epididim ilti habıdır (epididimit). Bu hastalığın belir tileri siyekte irinli akıntı birikmesiyle birdenbire ortaya çıkar. Başlıca belirti ler şiddetli ağrı, enfeksiyonun yerleştiği erbezinde şişme, yüksek ateş ve genel durum bozukluğudur. Hastalığın her iki erbezine yayıldığı durumlarda erken te davi yapılmazsa, ersuyu (sperma) kana lı tıkanmasına bağlı kısırlık gelişir.Belsoğukluğu kadınlarda erkeklere göre çok daha sessiz gidişlidir. Genel likle fark edilmez ya da kadınlarda sık görülen sıradan bir “akıntı” olduğu dü şünülerek önemsenmez. Belsoğukluğu kadınlarda daha çok dölyatağı (rahim) boynu kanalına yerleşir; bu kanal dölya-tağıyla dölyolu arasındaki geçiş bölgesi dir. Bazen de hastalık siyektedir. Kadın larda siyek daha kısa ve az karmaşık ya pıda olduğundan, enfeksiyon siyekteyse şiddetli belirtiler görülmez; yalnız idrar yaparken ağn vardır. Buna karşılık en feksiyon dölyatağı boynundaysa dölyo-lundan bol miktarda san-yeşil renkte akıntı gelir. Bu dönemde yapılan jineko lojik muayenede dölyatağının dölyoluna açılan ağzında ödem, kan toplanması, şişkinlik ve kızarıklık” gözlenir. Bölge yüzeyini döşeyen mukoza örtüsü zede lenmiştir ve kolayca kanar. Ayrıca döl yatağı boynu kanalından bol miktarda akıntı gelir. Bu akıntıdan alınan örneğin bir lam üzerine damlatılıp metilen mavi si ile boyanarak mikroskopta incelen mesiyle hemen tanıya varılır.

Hastalığın komplikasyonlan erkek lerde olduğu gibi kadınlarda da enfeksi yonun yukarıya doğru yayılmasına bağ lıdır. Başlıca komplikasyonlan dölyolu ağzmm her iki yanında bulunan Bartho-lin bezlerinin enfeksiyonu, dölyatağı iç duvarının enfeksiyonu (endometrit), yu murtalık iltihabı ve tüplerin iltihabıdır (salpenjit). Bunlardan özellikle yumur talık ve tüplerin iltihabı çok ciddi so nuçlar doğurur; iltihabın her İki yumur talığa yerleşmesiyle tüpler tıkanır ve kı sırlık gelişir. Bartholin bezlerinin iltiha bında büyük dudaklarda belirgin şişme, aynca şiddetli ağrı, kızarıklık ve bezle rin salgı kanalından çıkan irinli akıntı görülür. Eskiden çok yüksek ateş yapan bu iltihap uzun süreli tedavi, hatta ba zen bu bezlerin kesilmesini ve irinin dı şarı akıtılmasını gerektirmekteydi. Gü*nümüzde ise tıbbi tedavi bu hastalıkta başarılı sonuçlar vermektedir. Enfeksi yonun yumurtalık ve tüplere yayılması durumunda başlıca belirtiler kamın de rinliklerinde duyulan ağn ve bazen peri ton zedelenmesi sonucunda gelişen kann Ön duvan kaslarında sertleşmedir. Bütün bu komplikasyonlarda aynca ateş yükselir ve genel durum bozulur.

İNCELEMELER

Enfeksiyon belirtilerinin ortaya çıkma sını izleyen bir hafta içinde siyekten alınan irinli akıntı örneğinin mikros kopla incelenmesi erkek hastalarda ge nellikle olumlu (pozitif) sonuç verir. Bu durum kadınlarda değişebilir. Bu nedenle gonokok enfeksiyonundan kuş kulanılan, ama irinli akıntı incelemesinin olumsuz çıktığı bütün olgularda bakteri kültürü istenmelidir. Kültür, hastadan alınan irinli örneğin yapay bejsiyerine ekilmesi ve mikrobun laboratuvar koşullarında üretilmesidir. Enfeksi yonun düzbagırsağa yerleşen biçimle rinde hastalığı benzer belirtiler veren frengi, kasık lenfogranülomu gibi has talıklardan ayırmak için rektoskopij başvurulur. Salpenjit kuşkusunun bulunduğu durumlarda laparoskopi yardı mıyla tanıya gidilebilir. BelsoğukluğfiJ bulunan bütün hastalarda frengi olasılı-1 ğını araştırmak üzere kan testlerinin ya pılması da kesinlikle gereklidir.

TEDAVİ

Belsoğukluğu tedavisinde artık sülfa-mitler gibi eski ilaçlann yerini antibiyotikler almıştır. Önceleri etkili olabiler sülfamitler, bakterilerin direnç geliştir-mesiyle tedavi edici özelliklerini büyük ölçüde yitirmiştir. Hemen hemen bütün antibiyotiklerin etkili olduğu gonokok enfeksiyonunda gene dirençli bakteri çeşitlerinin ortaya çıkmasına bağlı ola rak penisilin kullanımı da azalmaktadır. Penisilin yerine daha çok spektinomi-sin, seftriakson ve sefoksitin gibi ilaçlar kullanılmaktadır.

Antibiyotik tedavisinin en sakine yanı, bu tedavinin yeni yakalanılan frengiyi maskelemesi olasılığıdır. Bel soğukluğu için yeterli olabilen antibi yotik tedavisi, frengi için yeterli değil dir ve yanm kalan bir tedavi program frenginin gidişini değiştirir. Kuluçka dönemi uzar; iltihabın başlangıç belirtileri (birinci evre frengi) görülmez; tah lil Wasserman tepkimesi gibi tahlil so nuçlan ancak geç dönemlerde olumlu sonuç verir.

Korunma Yolları

Bulaşmadan hemen önce ya da sonra alınan antibiyotikler belsoğukluğuna karşı en etkili korunmayı sağlar. Yerel korunmanın etkisi daha azdır; ancak antibiyotik tedavisi ile birlikte uygulandığında yararlı olabilir. Cinsel ilişkiden sonraki bir saat içinde dış cinsel organlann sabunla yıkanması ve dezenfekte edici bir maddeyle temizlenmesi en feksiyon olasılığını azaltır. Antibiyotiklerin yalnızca enfeksiyon tehlikesi olan cinsel ilişkiden önce alınmasıyla da korunma sağlanabilir. Bu korunma yöntemi frengi için de geçerlidir. 

 

;
Bu Video
İlgini
Çekebilir
Sağlık içerikleri sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.
Sıradaki haber yükleniyor...
holder
SIRADAKİ HABER Çocuklarda ateşli havalede genetik faktörlere dikkat