Çocukken evcilik en sevdiği oyundu...

Şovmen Beyazıt Öztürk için her zaman; “Anneler için hayırlı evlat, genç kızlar için ideal eş, erkekler için eğlenceli bir dost...” denir. Her şeyin çabucak tüketildiği bugünlerde Beyazıt Öztürk; “Beyaz Show'un 20'nci yılını kutluyor. Onu hep gülen yüzüyle görüyoruz ekranda... Ama hayatının büyük bölümü acılar ve zorluklarla dolu...

08 Kasım 2015, Pazar 05:00
A A
Çocukken evcilik en sevdiği oyundu...

Hazırlayan: Seral CUMALI

seral.cumali@posta.com.tr

Beyazıt Öztük, 12 Mart 1969’da Bolu’da doğar. Babası Ali Rıza Bey polistir; Beyazıt ilk ve orta okulu Anadolu’nun farklı yerlerinde tamamlar. Çok haşarı bir çocuktur Beyazıt.

Beyazıt Öztürk çocukluğunu bir röportajda şöyle anlatır: “Bahçede oynarken otobanı geçerek evin karşısındaki kız meslek lisesine giderdim. Kızlar beni çok severdi. Sokakta geçti çocukluğum. Tam top oynarken annemin sesiyle oyundan başımı kaldırırdım: ‘Beyazııııt ezan okunuyor haydi artık eve gel...’

Namaz kılmıyorum ki ezan okunurken çağırıyor; bunu çocukken çok mantıksız bulurdum... Evcilik çocukluğumda çok keyifle oynadığım bir oyundu. Çünkü herkes evinden birşeyler getirirdi. Kimisi kilim, kimisi de yemek.

Mahallede dolaşan, kuru ekmek toplayan amcalar vardı. Annem beni yanlarından zor alırdı. Eve gelip yemek yemezdim, onların torbalarından ekmek yerdim. Tel arabam vardı, çok severdim. Hâlâ oyuncak alıyorum...”

Babasının felç olduğu gün...

Beyazıt Öztürk 15 yaşındayken babası Ali Rıza Bey kalp krizi, ardından felç olur. 50’lerindedir Ali Rıza Bey. Nurten Hanım ise 34’ündedir. Gemlik’e taşınırlar. Beyazıt Öztürk, bir röportajında bu acı olayı; “Babamda tahammülü, annemde sabrı gördüm. 16 sene felçli babama baktı annem...” diye anlatır.

Beyazıt babasının vefatının ardından Eskişehir Anadolu Üniversitesi Seramik-Heykel Bölümü’ne girer. Beyazıt Öztürk, Eskişehir’deki üniversite hayatını bir röportajında şöyle anlatır: “Benim bu gün cebimde olan ve yediğim yüzde 80 ekmek Eskişehir Anadolu Üniversitesi sayesinde, yüzde 20’si de Ankara Yenimahalle’den, çocukluğumdandır...

Eskişehir’in sadece okul anlamında değil; bekar evi, arkadaşlık, bankamatik kuyruğunda bekleyip parayı görememek, Cennet Pide’ye borç takmak gibi her anlamda hayatıma büyük katkısı olmuştur...

Bekar evinde Tito lakaplı arkadaşım, bir de sokak köpeğimiz vardı. Sabah çıkarken köpeğimize kuru ekmekler bırakır, akşam döndüğümüzde yiyecek bulamayınca, ekmek kalmış mı diye köpeğin kabına bakardık. Kirasını ödeyemediğimiz için evdeki eşyaları gece kaçırır gibi taşıdığımızı hatırlarım.

r’leri söyleyemiyor diye sunucu yapmadılar

Beyazıt üniversitedeyken Eskişehir radyolarında çalışmaya başlar. ‘R’ harfini söyleyemediği için sunuculuk isteği reddedilir. Yaptığı programlar ilgi çeker. Sonra ev arkadaşının kurduğu ‘Genç Radyo’da program sunar....

Ev arkadaşlarıyla ‘Gına’ adlı mizah dergisi çıkarır, ‘Beyaz’ adını ilk burada karikatürlerinde kullanır. Seramik sergileri açar, lisanslı basketbolcu olur. Beyazıt, Ömer Karacan’ın kurduğu Radyo Klas’ın teklifi üzerine İstanbul’a gelir. ‘Gece Tavuğu’ adlı programla dinleyici kitlesi oluşturur.

Karacan tarafından 1995’te kurulan Number One TV’ye geçen Beyazıt, ‘Beyaz’ adıyla canlı yayın yapar. Yüzü görünmeden, karanlık bir siluet olarak izleyiciye seslenir, çok sevilir. Ardından televizyona geçer. 20 yıl önce başladığı ‘Beyaz Show’ devam etmekte. Bu arada dizi ve sinema filmlerinde rol alır, hatta bir müzik kaseti bile doldurur.

Beyazıt Öztürk’ün dönemin ünlü mankeni Çağla Şıkel ile aşkı 2001’de medyanın odak noktası olur. Daha sonra aşklarını gözönünde yaşamamayı tercih eder Beyazıt. Yine dönemin ünlü mankeni Demet Şener, sunucu Tanem Sivar, eski manken Ebru Güzel gibi isimlerle beraberliği olan Beyazıt Öztürk 46 yaşına gelmesine rağmen evlenmez ve adı ‘müzmin bekar’a çıkar.

Beyazıt Öztürk bu konuda bir röportajında şöyle der: “Evlilik bir kere olsun, tam olsun mantığıyla ince eleyip sık dokuyorum. Annemden gördüğüm bağlılığı, asla boşanmayacağım bir evliliği hayal ediyorum...”

Sıradaki haber yükleniyor...
SIRADAKİ HABER Ornitolog James Bond