Çocuklara tüketim bilinci nasıl kazandırılır?

Çocuklara tüketim bilinci nasıl kazandırılır?

Tüketim çılgınlığı çağımızın en büyük sorunu. İhtiyacımız olmadığı hale yeni şeyler almak evimizde kullanmadığımız bir ton eşya ile yaşamak anlamına geliyor. Sosyal medya ve influencerlar aracılığıyla yönlendirilen tüketim çılgınlığı başta çocuklar olmak üzere her yaştan insanı etkiliyor. Uzman Psikolog ve Pedagog Ebru Şen çocuklara erken yaşta tüketim bilincini kazandırmanın yollarını anlattı.

08 Mart 2020, Pazar 13:36 Son Güncelleme:
YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Günümüzde aileler çocuklarının doyumsuzluğu ve tatmin olamayışından şikayetçi. Uzmanlar, tüketim çılgınlığı olarak adlandırılan bu durumun birincil çevre ve sosyal medyanın bir yansıması olarak görüyor.

Günümüzde ailelerin en çok yakındıkları konulardan birinin ‘Tüketim Çılgınlığı’ olduğunu söyleyen Uzman Psikolog ve Pedagog Ebru Şen, “Bu durum ailenin her bir bireyinde görülebildiği gibi, çocuklardaki alma, aldığından ve alınandan çok çabuk hevesin kaçışı aileleri endişelendiriyor. Pek çok aile çocukların ve ergenlerin yaş aralıkları farklı da olsa bu bakış açısına sahip yetişkinler olmaya gittiklerini görüyor.” diyor.

Çocuklarda tüketim bilinçsizliği nasıl tetikleniyor?

Teknolojiyle iç içe ve teknolojiye oldukça hakim bir şekilde büyüyen çocukların sosyal medya yoluyla tüketime yöneltildiğini vurgulayan Ebru Şen şunları söyledi:

“Çocuk eğlence endüstrisinin bu açık alandan faydalanması da olağan. Geleneksel oyun alanlarından mahrum olan ve ebeveynleri ile geçirebilecekleri süreler sınırlanmış olan günümüz çocuklarına çok sayıda medya mecrasından görsel ürün medyadan, reklamlardan, billboardlardan sunmaktadır. Bu konuyla ilgili örnek verecek olursam, İzzet Baysal Üniversitesi Arş. Gör. Arzu Çat 2018 yılındaki ‘’Reklamlardaki çizgi karakterlerin çocuk tüketicilerin satın alma davranışına etkisi’’ konulu araştırmasında buna değinmiş. Pazarlanan film, animasyon, çizgi film, video vb. ürünler ve içerisindeki çizgi film karakterleri her türlü tüketim ürününe dönüşmektedir ve hedef çocuklardır” der.

Zamanının çoğunu televizyon, tablet ve bilgisayar karşısında geçiren çocukların maruz kaldığı görselleri, reklamları takip edebilmek biz aileler için oldukça zordur. Ayrıca reklamların birey üzerindeki etkisi de ters orantılıdır. Yani yaşça daha küçük olan çocuklar için reklam, yetişkinlerden daha büyük bir etkiye sahiptir. Bu yüzden özellikle küçük yaştaki çocuklar televizyon ve reklam içeren diğer sosyal mecralardan uzak tutulmalıdır. Televizyonlarda yayınlanmakta olan çizgi filmler, zayıf içerikleri, şiddet ve çok fazla sayıda reklam içermeleri nedeniyle çok sayıda eleştiri almaktadır. Araştırmacı Larrick, cumartesi sabah kuşağındaki yayınları izleyerek ticari mesajlara harcanan zamanı kaydetmiş ve 20 dakikalık bir zamanda, 6 dakika reklam (8 reklam) ve 14 dakika çizgi film tespit etmiştir. Bu, bir çocuğun bir saatte 24 reklam gördüğü anlamına gelmektedir.”

Çocuklar sosyal mecralardan etkileniyor

Psikolog ve Pedagog Ebru Şen, televizyon dışında, çocuklar artık küçük yaşlardan itibaren Youtube gibi mecraları oldukça aktif şekilde kullandığını dikkat çekerek, “Youtube’un kısmi faydaları arasında çeşitli eğitici animasyonlara kolayca ulaşmak var, artık çoğu aile (biz uzmanlar önermesek de dahi) çocuklarına bebeklik dönemlerinden itibaren Youtube’da İngilizce animasyon ve şarkı dinleterek İngilizce öğretebiliyor. Ancak aileler fayda aldığını düşünseler de Youtube’da çıkan reklamlar ve bu reklamları kontrol edememek maalesef ki zarara da uğratıyor. Yalnızca tüketime yönelten reklamlara maruz kalmıyor çocuk, ayrıca Youtube otomatik olarak bir sonraki videoya geçtiğinden bir yetişkin tarafından eğer sürekli kontrol edilmezse sakıncalı videolara da geçebiliyor. Çocuk biraz daha bağımsızlık kazandığı ve ailenin kontrolü dışında vakit geçirmeye başladığında ise Youtube’da sadece eğitici videolar değil, Influencer diye adlandırdığımız, çoğu zaman ürün tanıtan kişileri de aktif şekilde takip ediyorlar. Influencerlar özellikle de rol model olarak ünlü kişiler marka tanıtımı, marka bilinirliği konusunda çocuk ergenlerin tercihleri üzerinde etkili olmaktadırlar. Çocuklar hayranı olduğu ünlülerin kullandığı markaları kullanmak istemekte, tanıttığı ürünleri fiyatı ne kadar yüksek olursa olsun talep etmekte, sosyal medya ortamında popüler olan ürün ve markaları tercih etmektedirler.” diye konuştu.

Çocuklara tüketim bilinci nasıl kazandırılır?

Ebru Şen, çocuklarda tüketim bilincini kazandırmanın yollarını anlattı:

Tüketici davranışları aile içinde belirlenir

İyi ve ilgili ebeveynliği acaba çocuklarımızın her türlü talebini karşılamaya çalışarak mı yapmaya çalışıyoruz? Tüketim bilincini aşılamak, vermek isterken biz öğretmeye çalıştığımız bilinçte miyiz? Bir bireyin tüketim davranışlarını belirleyen ve dış dünyaya karşı sorumlu aynı zamanda sorgulayıcı olarak sosyalleşmesini sağlayan en önemli kurum ailedir. Tüketici davranışları daha çocukken aile içinde belirlenir. Çocuklara bu dönemde her konuda olduğu gibi tüketim alışkanlığı konusunda da ailelerin olumlu model olması gerekmektedir. Bu bilinç ve bakış açısı doz doz ve sürekli verilmelidir. Sürekli ve tutarlı olmayan hiçbir davranış kalıcı etki oluşturmaz. Örneğin çocuğun kumbarada biriken paralarıyla oyuncağının alınması, küçülen, eskiyen giysilerin çocukla birlikte belirlenerek, yeni sezon alışverişlerinin buna göre yapılması, kullanılamayacak olan giysilerin ayrılarak bir başkasına verilmesi gibi davranışlar çocuğun tüketimi somut olarak görmesine ve tüketme davranışında kendine ait sınırlar kazanmasına yardımcı olabilir. Atmak yerine değerlendirme fikri ile evimizdeki eşyaları yeniden revize ederken çocuklarımızın da işin içinde olması önemlidir.

Tüketen değil, üreten çocuklar yetiştirmeye odaklanın

Almak konumundan yapmak konusuna geçildiğinde tüketen değil, üreten çocuklar yetiştirilmiş olur. Evde bu bilinçte yaşayan bir ebeveyn dahi olsa yapılan bir araştırmalara göre çocukların bilinçli tüketici olma düzeyleri de artmaktadır. Bu da bize bilinçli tüketici anne veya babanın çocuklarına rol model olma ihtimalinin yüksek olduğunu kanıtlamakta. Bunun yanı sıra alınacak eşya / gıda / giysi vs. hakkında ailenin çocukla karşılıklı konuşmasının da (ihtiyaca yönelik mi değil mi?) önemli olduğunu ifade etmeliyim. Aile ve çocuk arasındaki karşılıklı konuşma, çocukların ürünleri akıllıca ve verimli bir şekilde satın almalarını, onları kullanma yeteneklerini ve toplumda hakları, sorumlulukları ve görevleri hakkında tüketici olarak kendilerini nasıl algıladıklarını da etkilemektedir.

Öğretmenler planlama ve üretim becerilerini desteklemeli

Çocuklara tüketim bilinci kazandıran bir diğer etkense okullarımızdır. Günümüzde okulların, eğitimli bireyler, iyi vatandaş yetiştirme görevlerine bilinçli tüketici yetiştirme amacı da eklenmiş durumdadır. Tüketici eğitimi, ilgili kanunların güvencesi ile örgün eğitim sistemimizin zorunlu ilk basamağı olan ilkokul kademesinde Hayat Bilgisi dersi programı ile başlamaktadır. Öğrencilerin kaynakları etkili kullanma becerisi ile; zamanı, para ve materyali kullanması, bilinçli tüketici olması, çevre bilinci geliştirmesi ve çevredeki kaynakları etkili kullanması, planlama ve üretim becerileri edinmesi hedeflenmektedir. Öğretmenlerin, ailelerin hayat bilgisi dersindeki bu konuya önem vermeleriyle bilinçli tüketici olma durumları da artacaktır.

Kendinizi değiştirin

En önemlisi biz yetişkinlerin ne kadar bilinçli TÜKETİCİ olduğudur. Bunu kendimizde hedef kılmaz isek ilerde toplumu oluşturacak çocuklarımızdan beklememiz ne kadar gerçekçi olacaktır? 

Betül Meral SARIİZ / posta.com.tr

betul.sariiz@posta.com.tr

Bu Video
İlgini
Çekebilir
Sıradaki haber yükleniyor...
holder
SIRADAKİ HABER Çocukların bağışıklık sistemini güçlendirmek için 7 doğal yol