Çocuklarla mahremiyet nasıl konuşulur? Dijital mahremiyet nasıl sağlanır?

Çocuklarla mahremiyet nasıl konuşulur? Dijital mahremiyet nasıl sağlanır?

Çocuk istismarı ile mücadelede en önemli kalkan çocuklara beden mahremiyetini anlatmaktan geçiyor. Çocuğa verilecek cinsel bilgi ve eğitimin çocuğun aldığı akademik eğitim gibi olması gerektiğinin altını çizen Uzman Psikolog ve Pedagog Ebru Şen çocuk mahremiyet eğitiminde ailelerin mutlaka bir uzmandan destek almalarının önemine dikkat çekiyor. Günümüzde mahremiyetin sadece fiziksel olmadığını anlatan Ebru Şen, ailelerin özellikle ‘dijital mahremiyeti’ de önemsemeleri gerektiğini söylüyor.

04 Mart 2020, Çarşamba 14:45 Son Güncelleme:
YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Ebeveynlerin, çocuklarla 3 yaşında itibaren geciktirmeden yapması gereken konuşmaların başında mahremiyet konusu geliyor. Çocuk istismarını anlayamadıkları ya da neyin doğru veya yanlış davranış olduğunu bilmeleri konusunda çocuklarla mahremiyet eğitimi konuşulmalıdır.

Mahremiyet eğitiminin başlarında ebeveynler çocuklarına cinsel kavramları anlatma noktasında gergin olabiliyorlar. Çocukların bedenleri ile ilgili konuşurken doğru yaklaşımı sergilemek önem taşıyor. Mahremiyetisadece fiziksel anlamda da düşünmemek gerekiyor. Aileler tarafından dijital mahremiyetin nasıl sağlanacağı, çocukların dijital dünyanın kontrolsüz bilgi paylaşımı ve yönlendirmelerinden etkilenmemesi için alınacak önlemler de önem taşıyor. Uzman Psikolog ve Pedagog Ebru Şen’e çocuklarda mahremiyet eğitimi ve dijital mahremiyet merak edilenleri sorduk.

Çocuklara mahremiyet nasıl konuşulur, nelere dikkat etmeliyiz?

Mahremiyet, gizlilik, bir şeyin gizli hali, bir şeyin gizli yönü demektir. Mahremiyet eğitimi ise, çocuğa cinsel bilgiler ile birlikte verilen bir eğitimdir.

Cinsel eğitim ‘’cinsellikle ilgili gerekli bilgileri öğrenme, olumlu duygu ve davranışları kazanma çabalarının tümü” olarak tanımlanabilir. Mahremiyet eğitimi, cinsel eğitimin bir parçası ve önemli de bir detayıdır. Anne babalar çocukları ile cinselliği konuşurken zorlanmalarının temelinde konuyu ne şekilde ve ne kadar anlatacaklarını bilememeleri ve konunun toplum arasında utanılacak bir konu gibi algılanması yatmaktadır. Oysaki çocuğa verilecek cinsel bilgi ve eğitim, çocuğun aldığı akademik eğitim gibi olağan ve doğal bir eğitim olmalıdır.

Burada önemli olan anne babanın da kendini geliştirmesi ve çocuğunun yaşına, gelişim düzeyine uygun sorularına cevap verebilmeyi öğrenmeleridir. Mahremiyet kavramında çocuğun hem kendi bedenine hem de başkasının bedenine saygı duyması ve bedeninin özel alan olduğunu anlaması önemlidir. Anne ve baba çocuğuna bu bilgileri verecek ilk kişidir. Çocuk kendi bedenini keşfederken, aynı zamanda cinsel kimliği ile de barışık bir yaşam yaşaması için anne babasının cinsellik konusundaki bakışından etkilenecektir. Cinselliğini ya utanılması gereken bir yan ya da sağlıklı bir gelişim adımı olarak görecektir. Ebeveynler konu hakkında kendilerini geliştirmek ve karşılaşacakları sorulara hazırlıksız yakalanmamak adına uzmanlardan destek alabilirler. Ayrıca cinsellik ve mahremiyet konusunda yazılan pek çok kitap yine onlara ışık tutacaktır.

Dijital dünya mahremiyet ihlallerine neden oluyor

Çocuklar dijital dünyada güvende mi?

Çağımız iletişim teknolojileri çağı. Sürekli ve hızlı bir şekilde gelişmekte olan bilgi ve iletişim teknolojileri aynı hızla hayatımızın her alanında ve her anında yer almakta. Bu gelişmeler beraberinde dijital kimlik, vatandaşlık ve yaşam da sunmaktadır. Akıllı cihazlar ve internetin yaygınlaşmasıyla çoğalan sosyal medya platformları da dijital hayata geçişi kolaylaştırmaktadır. Ancak bu dijital yaşam birçok avantaj sunarken bazı belirsizlikler ve riskleri de içermektedir. Dolayısıyla dijital dünyada yaşamanın zorluklarıyla başa çıkabilmek ve bilinçli ve sorumlu bir dijital vatandaş olabilmek için bir takım teknik, zihinsel ve sosyal becerilere mutlaka sahip olmak gerekir. Dünya Ekonomi Forumu’na göre tüm 21. yüzyılda çocukların sahip olması gereken sekiz önemli dijital yaşam becerilerinden birisi Mahremiyet Yönetimidir!

Bireyler kendilerine ait bilgileri kendi istekleri doğrultusunda 1 ve 0’lardan oluşan dijital dünyada paylaşması sosyal medya araçları ile artmıştır. Marmara Ünversitesi’nden Öğretim Üyesi Doç. Dr. Asiye Yıldız, 2012 yılındaki araştırmasında, ‘’Dijital hayatın ilkelerini bilmemek ya da farkında olmamak, bireyleri çoğu zaman zor duruma düşürerek, gizlilik ve mahremiyet ihlallerine neden olmaktadır’’ der. Çocukların/ gençlerin, sorunlarını ya da sırlarını, bu ortamlarda sosyolojik ve psikolojik gereksinimlerinden dolayı kendisine yakın hissettiği kişi ya da gruplarla paylaşması aslında mahremiyetin ihlal edilmesidir.

Çocuklar paylaşımlarının doğuracağı sonuçları düşünmüyor

Çocuklar dijital dünyada güvende mi?

Bu konuyla ilgili İngiltere’nin Ulusal Suç Ajans’ına (National Crime Agency) bağlı Çocuk İstismarı ve Çevrimiçi Koruma Birimi (Child Exploitation and Online Protection Command) 2009 yılında Beck’nin Hikâyesi (Becky’s Story) adlı kısa film yayınladı.

Filmde Becky adlı bir kız öğrencinin sosyal medyadaki davranışlarından bahsediliyor. Becky’nin, gerçek hayatta yapmayacağı şeyleri (evimizin kapısını açık bırakmak, yaşadığımız yeri herkese söylemek, fotoğraf albümümüzü birilerine ödünç vermek gibi) sosyal medya paylaşımlarıyla nasıl da kolayca verebildiğini gösteriyor. Sonuçta, öğrencinin dijital hayatın ilkelerinin farkında olmadan paylaşım yaptığı ve bu paylaşımlarının doğuracağı sonuçları düşünmediği ortaya çıkıyor. Mahremiyetin boyutları toplumdan topluma ve devirden devire değişebilir. Bireylerin gerçek hayattaki mahrem algısı değişiklik gösterirken dijital hayattaki mahremiyet algısının da değişiklik göstermesi gayet normaldir.

Kişilerin gerçek hayatta mahrem olarak gördükleri konuları, dijital ortamda hiç düşünmeden paylaşması mahremiyet ve dijital mahremiyetin boyutlarını etkilemektedir.

M ve Z kuşakları için mahremiyet algısı değişiyor

Mahremiyet algısı var mı?

2014 yılında yapılan ITICAM’da (International Trends and Issues in Communication & amp; Media Conference) Araştırma Görevlileri Berk Çaycı ve Elif Karagülle bu konuyu kuşaklar arasında incelemişlerdir. Araştırmalarında X kuşağından Z kuşağına değişen bir mahremiyet algısı olup olmadığına bakmışlar ve Facebook merkezli olarak mahremiyet algısının yeni bir kültür anlayışına bağlı olarak gün geçtikçe değiştiğini, kişilerin kendilerini ifşa ettiklerini ancak bunun sosyal medya platformlarının gizlilik ihlalleri doğrultusunda yaşanan mahremiyet olarak herhangi bir problem oluşturmayacağını ifade etmişlerdir.

Çünkü bireyler kendi istekleri doğrultusunda bilinçli ya da bilinçsiz olarak bilgi paylaşımı yapmaktadır diye eklerler. Ancak S. B. Berkup ise doktora tezinde bu tür bilgi paylaşımlarının birer mahremiyet ihlali olduğunu belirtirken, M ve Z kuşakları için mahremiyet algısının oldukça farklı olacağını dile getirir. (M kuşağı 1995-2003 arası Z kuşağını da 2004 sonrası doğanlar olarak tanımlamıştır)

Ebeveynler önce kendini denetlemeli

Çocuklarımıza mahremiyet eğitimini nasıl vereceğiz? Dijital mahremiyet nasıl sağlanır?

Öncelikle yapmanız gereken ilk konu güvenli internet kullanım paketi kullanmak olmalıdır. 18 yaş altındaki çocuklarınıza (Unesco’ya göre hatta 21 yaş altı) güvenli web kullanımı hakkında bilgi verilmesi, kendi özlük bilgilerinin, adresinin, fotoğraflarının bir başkasına (anne baba bilgisi haricinde) verilmesinin tehlikeli ve sakıncalı olduğu açık ve net anlatılmalıdır. Çocuğunuzun üye olduğu siteleri, sosyal medya hesaplarını ve oynadığı oyun sitelerini mutlaka denetleyin. Çocuğunuz eğer şifre koyuyorsa tarafınızdan da bu şifrenin bilinesi gerekliliğini sakin şekilde anlatın. Ara ara girdiği siteleri ve sosyal medya hesaplarını denetleyin. Bunları yaparken amaç korumak ve kollamak onu açık-riskli tehlikelerden alıkoymaktır. Karşılaştığınız olası sıkıntılı durumlarda, sert ve katı tepkiler vererek cezalandırma yerine öğretici ve yol gösterici olmayı tercih edelim. Ayrıca çocuğunuzun okuldan eve geldiğinde yaptığı aktiviteleri renklendirerek ve çeşitlendirerek hayatına başka dallarda eklemenin bir ebeveynlik görevi olduğunu da unutmayalım. Çocuğunuzun ödev sonrasında yaptığı yalnızca aktivitenin internet olmamasına gayret edin. Daha çok konuşun, sohbet edin ve birlikte yapabileceğiniz yeni aktiviteler keşfedin. Tüm bunların öncesinde de kendimizin iyi bir rol model olup olmadığını düşünelim. 

Betül Meral SARIİZ

betul.sariiz@posta.com.tr

Bu Video
İlgini
Çekebilir
Sıradaki haber yükleniyor...
holder
SIRADAKİ HABER Çocukların bağışıklık sistemini güçlendirmek için 7 doğal yol