Deprem sonrası ebeveyn ve çocuk psikolojisi

Deprem sonrası ebeveyn ve çocuk psikolojisi

Ruh sağlığı uzmanları İzmir'de meydana gelen ve çevre illerde de çok şiddetli hissedilen depreme maruz kalan yetişkinler ve çocuklarda travmaya bağlı stres bozukluğu oluşabileceğine dikkat çekiliyor. Psikolog Begüm Sevinç ve Uzman Klinik Psikolog Yasemin Kamalı, bu konuyla ilgili ailelere önemli açıklamalarda bulundu.

30 Ekim 2020, Cuma 17:12 Son Güncelleme:
YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Uzman Klinik Psikolog Yasemin Kamalı, meydana gelen depremlerin çocukların psikolojik gelişimine etkisi üzerine önemli açıklamalarda bulundu. Kamalı, depremin her yaş grubu için farklı anlamı olduğuna değinerek, "12 yaş yani ergenliğin altındaki çocuk için depremin anlamı farklıdır. Bu nedenle çocuğun yaş grubuna göre depremin anlatılması oldukça önemli. Çünkü çocuk ailenin de endişesini taşıyarak birtakım korkular geliştirebilir." ifadelerini kullandı.

"Korku ve kaygı bulaşıcıdır"

Bu kapsamda ebeveynlere çok fazla iş düştüğüne dikkati çeken Kamalı, şöyle devam etti: "Korku ve kaygı gibi durumlar bulaşıcıdır. Örneğin, depremi yoğun yaşamamış çocuklar videolarda ya da televizyonlarda bu ana şahit olabiliyor. 

Bu noktalarda çocuğa gerekli açıklamaların yapılması, anne ve baba kaygılıysa en azından çocuğa karşı bu durumun azaltılması oldukça önemli. Çünkü anne ve baba endişelenirse çocuk da endişelenir. Ama biz normalleştirirsek mesela ‘bu doğal afet, bunun önüne geçmek çok mümkün değil ama önlemler alabiliriz' gibi söylemlerde bulunursak çocuğu rahatlatmış oluruz."

"Kendini sorumlu tutabilir"

Kamalı, çocuk zihninin depremi bir sürü sebebe bağlayabildiğine değinerek şu değerlendirmede bulundu: "Mesela çocuk "Allah bizi cezalandırıyor mu, acaba kardeşime kötü davrandım, anne ve babama geçen gün karşı geldim o yüzden mi oldu." gibi düşünceler kurabilir. Kısacası çocuk kendini sorumlu tutabilir. Bu noktalarda bunlarla hiçbir alakası olmadığını çocuğa göstermek çok önemli. 

Çocuklar kaygıyı bizden farklı olarak yaşar. Yetişkinlerde görülen birçok semptom, patoloji çocukta da görülür. Ama bunun dışında; çocukta aşırı huzursuzluk, rüyalarda depremi görme, uyuyamama, evden çıkamama gibi durumlar görülebilir ya da sürekli ebeveynlerine "ölecek misin ya da yanımda olacak mısın?" gibi sorular sorabilir. 

Bu tarz durumlarda hakikaten onların yanında olduğunuzu, güvende olabilmek için neler yapmak gerektiğini anlatmalısınız. Veya bu durumun onun yüzünden olmadığını, depremin bir doğal afet olduğunu ve çok basit bir dille onun sorduğu sorular çerçevesinde anlatmak oldukça önemli."

"Ergenleri sakinleştirin"

Çatışmaya en elverişli grubun ise ergenler olduğuna dikkati çeken Kamalı, şu bilgileri paylaştı: "Ergenler ölüm gerçeğiyle daha fazla karşılaşmış ve soyut bir kavramı daha rahat algılayabilen bir grup. Fakat orada da şöyle bir şey olabiliyor; internetle haşır neşir oldukları için bu defa daha fazla şey bildiklerini sanıyorlar. 

Ebeveynlerine "Siz bilmiyorsunuz, her yerde bunlar var, ben araştırdım, okudum, böyle yapılması gerekiyor." gibi çıkışlarda bulunabiliyorlar. Tabii anne ve baba farklı bir kuşaktan olduğu için çatışma başlıyor. Ailelerin bu noktada biraz dinlemesi ve çocuklarını sakinleştirmesi gerekiyor. Ama aileler "Bizim kaç yıllık tecrübemiz var, senin telefonda ya da tablette okuduğunla değil bu işler." diyerek çatışmaya girdiğinde bu defa ergen dinlenilmediğini, saygı görmediğini hissedip daha farklı bir şekilde depreme tepki gösterebilir."

"İleride stresle baş edemeyebilir"

Deprem anına maruz kalan çocukta travma yaşanabileceğine karşı uyaran Kamalı, şu bilgileri paylaştı: "Deprem travması yaşayan çocukta evden çıkmama, okula gitmeme, karın ağrısı, bulantı, kusma ya da uykuya dalmada güçlük, annesini dışarıya bırakmak istememe gibi durumlar olabiliyor. Bu noktalarda ebeveynin dikkatli davranması gerekiyor. 

Deprem travması yaşayan çocuğa psikolojik destek şart, psikososyal destek ağlarından yararlanmak oldukça önemli. Bu noktada oyunlarla, oyuncaklarla depremi anlatmak, deprem anına karşı neler yapılabileceği, nasıl önlemler alınabileceği çocuklara öğretilmeli. Çocukluk çağında deprem travmasını atlatamayan bireylerde her an ölüm, ani bir tehlike karşısında kayıp yaşayacağı, kendini ya da yakınını kaybedebileceği görülebilir. 

Mesela bu bireylerde tahammül, stres, kaygı gibi durumlara baş edebilme becerisi düşük olabiliyor. İlla deprem olmak zorunda değil mesela iş yerinde yaşadığı stres karşısında da çok yoğun bir tepki gösterebiliyor."

"Depremle ilgili konuşun"

Kamalı, her depremden sonra sosyal medyada yaşanan kaostan çocukları uzak tutmanın mümkün olamayacağına dikkati çekerek, sözlerini şöyle tamamladı: "Benim önerim bu noktada ebeveynlerin çocuklarıyla beraber oturup bunları belirli bir ölçüde izlemesi. 

Örneğin 1 saatlik haber videosunun tamamını değil de olayın özetine hakim olup sonrasında depremle ilgili çocuğunuzla konuşabilirsiniz. Mesela İstanbul'da deprem olacağı söyleniyor ama biz bu konuda neler yapabiliriz, deprem çantasında nelerin olması gerekiyormuş gibi söylemlerde bulunabilirsiniz. Aslında bunu beraber yaparak çocuğa da interneti nasıl kullanacağını öğretmiş oluruz. 

Öte yandan çok küçük yaşlardan itibaren örneğin; ana sınıflarında deprem derslerinin verilmesi çok önemli. Örneğin; o anın yaşatılması, tatbikat yapılması, nasıl önlemlerin alınması gerektiği, deprem çantasını beraber hazırlamak gibi. Çocuklara böyle durumlarda ne yapması gerektiği oyun yoluyla anlatılabilir. Çünkü çocukların en gerçekçi dili oyundur. Oyun yoluyla belki bunların anlatılması oldukça önemli."

Deprem gibi felaketlerin bireylerde ve toplumlarda travmaya neden olacağını belirten Psikolog Begüm Sevinç ise bu travmaların hem ruh sağlığını hem de beden sağlığını etkileyerek insan yaşamını olumsuz etkilediğini vurguluyor.

Deprem sonrasında hangi belirtiler görülebilir?

Depremin ardından birçok bedensel ve psikolojik belirtiler görülebilir. Bu belirtiler kişinin günlük yaşamını olumsuz etkileyebiliyor. Depremin ardından bir ay içerisinde verilen tepkiler akut stres tepkileridir. Bu belirtiler 1 ay içerisinde birçok kişide görülebilir. Önemli olan ise 1 ay sonrasında bu belirtilerin devam edip etmediğidir. Bu tepkileri şu şekilde sıralayabiliriz:

· Süreklilik gösteren korku, dehşet duyguları

 · Şok, duygularınızı hissedememe, tepkisizlik, ağlayamama

 · Depremle ilgili yenileyici, istemsiz sıkıntı veren anıları hatırlamak

 · Depremle ilgili yineleyici sıkıntı veren düşler görmek

 · Deprem yeniden oluyormuş gibi hissetmek ya da davranmak

 · Deprem olayını hatırlatan yerlerden ya da durumlardan kaçınmak

 · Depremi çağrıştıran şeylere yönelik yoğun ya da uzun süreli bir ruhsal sıkıntı yaşama

 · Olayla ilgili önemli bir yönü anımsamama

· Yakınlarınızın ölmesi ile ilgili kendini suçlu hissetme

 · Aşırı uyarılmışlıkla ilintili: kızgın davranışlar, öfke patlamaları, her an tetikte olma hali, abartılı ilkilme tepkileri, uykuyla ilgili sorunlar görülebilmektedir.

Genel olarak kişiler olayı hatırlayamayabilir, depremin olduğu eve giremeyebilir ve insanlardan uzaklaşarak olayla ilgili konuşmayı istemeyebilirler. Bir ay sonrasında belirtilen stres tepkileri devamlılık gösteriyor ve düzeyinde artış görülüyorsa, mutlaka uzman desteği alınmalıdır.

Deprem sonrasında çocuklara nasıl yaklaşılmalıdır?

Çocuklarla depremi konuşurken; Sakin olmaya çalışın. Çocuğunuza bol bol temas edin. Sarılmak ve şefkat göstermek çocuğunuza iyi gelecektir. Rutinleri mümkün olduğunca korumaya çalışın. Travmatik olayın ardından, rutinler çocuklara hayatın devamlılığına dair güvence verir. Düzenli yemek ve uyku saatlerine sahip olmaya çalışın. Eğer depremin ardından kamp ya da çadırdaysanız bu rutinleri tekrar yaratmaya ve uygulamaya özen gösterin. 

Travmada oyunun önemi

Çocuklarınızı aktivite yapmaya ve oynamaya teşvik edin. Yaşanan zorlu olayların, zihinde işlemlenebilmesi /sindirilmesi için hareket içeren (kaç-kovala) gibi oyunlar faydalı olabilmektedir. 

Çocuklarınızı bilgilendirin!

Çocuklara, yaşanan olaylar ve süreç hakkında bilgi verebilirsiniz. Kısa ve dürüst olmaya ve çocuklarınızın olayla ilgili sorular sormasına izin verin. Medya kullanımını sınırlandırmak özellikle okul çağındaki çocuklar için kritik öneme sahiptir. 

Rahatsız edici görüntülere tekrar tekrar maruz kalmak ikincil bir travmaya sebep olabilir. Çocukların en çok ihtiyaç duyduğu şey, sorularının dinlemesi duygularını kabul edilmesidir. “Korkma” ‘’Geçti’’ gibi cümleler kullanmak yerin onu anladığınızı gösteren “Evet, korktuğunu görebiliyorum. Sana nasıl yardımcı olabilirim?” gibi cümleler kullanmaya özen gösterin.

Eğer çocuk, süren ya da gittikçe artan gerileme davranışları (Alt ıslatma, gece kabusları, parmak emmek..) ve çok kaygılı ve endişeli bir haldeyse Çocuk Ruh Sağlığı Uzmanından destek almalarını şiddetle öneririm.



Sıradaki haber yükleniyor...
holder
SIRADAKİ HABER Ergenlik döneminde geçeceği düşünüldüğü için önemsenmiyor