Çocukluk döneminde annenin kaygısı ergenlik dönemini etkiliyor

Annelik birçok insanda kaygının yükselmesine neden olabiliyor. Araştırmalar sonucu annenin sürekli stresli ve kaygılı olmasının ise ergenlikte hiperaktiviteyle bağlantılı olabildiği tespit edildi. Uzmanlar ise ailenin bütünüyle destek almaya ihtiyacı olduğu ise özellikle hatırlatılıyor.

11 Temmuz 2020, Cumartesi 10:03 Son Güncelleme:
YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Çocuğunuz ergenliğe girdi ve yerinde duramıyor veya dikkatini toplayamıyor mu? Kaygılı ebeveynlerin çocuklarının, ergenlik çağına geldiklerinde hiperaktivite belirtileri gösterdiği konusunda önemli bulgular ortaya kondu.

Yapılan bir araştırmaya göre, hamilelik esnasında ve yaşamın ilk birkaç yılı boyunca kaygı düzeyi yüksek seyreden annelerin çocuklarının, ergenlik çağına geldiklerinde dikkat eksikliği ve hiperaktivite belirtileri gösterme ihtimali iki katına çıkıyor. Annenin kaygı düzeyini hem aile içi ilişkiler hem de yaşadığı ortamın arttırdığı göz önüne alındığında, Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu belirtileri gösteren ergenlere yardım için daha geniş bir çerçeveden bakma gereği dikkat çekiyor.


Bilim insanları, doğum öncesi ve erken yaşam koşullarının sağlık üzerinde uzun vadeli etkilerinin olduğundan yola çıkarak geniş bir araştırma tasarladı. ABD’de yapılan çalışmada, hamilelikten ergenliğe kadar olan dönemdeki geniş bir anne-çocuk grubu ele alındı. Gebelikten çocuğun 5 yaşına gelişine kadar olan evrede kaygı düzeyi yüksek seyreden ve terleme, titreme, baş dönmesi ve uykusuzluk gibi fiziksel kaygı belirtileri gözlenen annelerin çocukları incelendi. Düşük, orta ve yüksek kaygı düzeyi gösteren anneler ayrı gruplar halinde ele alındı.

Çocuklara 8,5 yaşında yapılan dikkat testlerindeki performanslarda, orta ve yüksek kaygı düzeyi olan annelerin çocuklarında belirgin bir performans düşüklüğü görülmedi. Ancak 16 yaş grubuna bakıldığında, endişe düzeyi yüksek annelerin çocuklarında hiperaktivite bulguları daha fazla tespit edildi. Ortalama kaygı gösteren annenin çocuğu ile düşük kaygı gösteren annenin çocuğu arasında bile iki katı düzeyde bir fark bulundu. Bu da “Bir annenin yaşadığı stres, neredeyse bir nesil sonra, çocuğunda ortaya çıkabiliyor.” şeklinde yorumlandı.

Araştırmada, annedeki yüksek kaygının hiperaktivite ile ilişkisi olduğu ama annenin ihmalinin hiperaktivite ile doğrudan ilişkili olmadığı not alındı. Çocukluktaki ihmalin etkilerinin çok farklı şekillerde ortaya çıktığı ve incelenmesi gerektiği ise ayrıca belirtildi.


Annelere destek önemli

Annelere destek önemli

Elbette ki annenin kaygılı oluşu, Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu’nun doğrudan sebebi değil. Genetik, biyolojik ve çevresel faktörlerin de etkili olduğu da özellikle hatırlatılıyor. Ancak DEHB’nin bazı belirtilerinin, annenin yaşadığı kaygı ile ilişkili oluşu, araştırmanın vurguladığı şeyler arasında. Bunun neden olabildiği üzerinde iki türlü görüş var. Bir görüş, plasentadan geçen stres hormonlarının bebeğin gelişmekte olan beyni üzerindeki etkili olduğu üzerine. Diğeri ise, ergenlikte değişen hormon değişiminin de eklenmesiyle ergen beyninin annede algılanan anksiyeteye yanıt vermesi yönünde.

Araştırmacılar, hamilelik esnasında kaygı düzeyinde hormonların etkisiyle bir artışın yaşadığını da hatırlatıyor. Buna örnek olarak, ele alınan annelerin 3’te 1’inin orta veya yüksek kaygı düzeyinde oluşu gösteriliyor. Durum böyle olunca, annenin doğal olarak yükselen kaygı seviyesini sağlıklı düzeye getirmek için desteğe ihtiyaç duyduğu vurgulanıyor.

Bu noktada sadece anneye odaklı değil, yaşanılan tüm çevreye dikkat etmek gerekiyor. Kaygı aktarılan çocuğa ebeveylerin yardımcı olması için öncelikle yaşanılan ortam üzerinde çalışılması gerekiyor. Bunun için gerektiğinde uzman desteğine ailece başvurmak öneriliyor.

Bu Video
İlgini
Çekebilir
Sıradaki haber yükleniyor...
holder
SIRADAKİ HABER Çene yapısı bozuklukları konuşmayı olumsuz etkileyebilir!