Cumhurbaşkanı Erdoğan: Tüm silahlar yasaklansın

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Tüm silahlar yasaklansın

Dünyada kimyasal silahlarla ölenlerden çok daha fazla insanın konvansiyonel silahlarla öldüğüne dikkat çeken Erdoğan, “Kimyasal, konvansiyonel beraber değerlendirilmeli. Sonucu ölüm olan hangi silah olursa olsun yasaklanmalı” dedi

25 Eylül 2018, Salı 04:37 Son Güncelleme:
YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Birleşmiş Milletler (BM) toplantısı için geldiği ABD’de, “Türkiye’nin DAEŞ ve PKK’ya karşı yürüttüğü meşru operasyonları eleştiri yağmuruna tutanlar; devlet terörü uygulayan rejimler karşısında hiçbir adım atmıyorlar. Dünyadaki devler, savaşlar ile ilgili ağzını açarsa ‘kimyasal silah’ diyerek karşı tavır koyuyorlar. Kimyasal silahtan şu anda çok daha fazlası konvansiyonel silahlarla öldürülüyor. Hiçbir zaman bu liderlerin ağzından konvansiyonel silahla ilgili açıklama duymazsınız. Sonucu insanlığın ölümü olan hangi silah olursa olsun bunun yasaklanması gerekir. Birçok devlet kılını bile kıpırdatmadı” dedi. TURKEN Vakfı’nın Geleneksel Gala yemeğine katılan Erdoğan, vakfın bursuyla eğitim alan öğrencilere hitap etti. Erdoğan, şu mesajları verdi:

FETÖ’NÜN MUSALLAT OLDUĞU ALAN

TURKEN Vakfı, 4 yıl önce dikilen fidan kök saldı, meyve vermeye başladı. Ruhunu bir dolara satan alçaklara inat Türken faaliyetleri ile ülkemizin gururu oldu. Uzun yıllar FETÖ’cu hainlerin musallat olduğu yurt dışı eğitim alanında önemli projelere imza attı. Türken 4 yıl gibi kısa bir sürede yurtdışındaki gençlerin yuvası, ailesi, arkadaşı en yakın dostu haline geldi..

NE KADAR ACI

Ümmet ve insanlık olarak zor zamanlardan geçiyoruz. Hem insanlığımız hem de kardeşliğimiz sınanıyor. Yüzyıllar boyu insanlığın ilim, irfan merkezi olan şehirler kan ve gözyaşı ile anılıyor. Meşhur Musul Kütüphanesi işgalcilerin elinde enkaza döndü. Bağdat Kütüphanesi’nin hazine değerindeki kitapları ya imha edildi ya çalınarak kaçırıldı. İslam coğrafyasının kardeş kavgaları ve çatışmalarla gündeme gelmesi ne kadar üzüntü vericidir. Kenetlenmiş tuğla gibi olması gerekenler emperyalist kışkırtması ile her gün birbirinin kanını döküyor. Böylemi olmalıydık bu hale mi düşmeliydik? Mümin isek, Müslüman isek böyle olamayız. Barışın sembolü Kudüs ayakta alma mücadelesi veriyor. Müslümanların güçsüzlüğünden cesaret alan İsrail, ilk kıblemizin İslami karakterini silmeye çalışıyor. İşgale direnen Filistinlileri ise terörist yaftası ile dünyanın gözü önünde katlediyor. Sözüm ona demokrasi havariliği yapan pek çok ülke Filistinli sivillerin vahşice öldürülmesi karşı sesini çıkarmıyor... Kudüs kırmızı çizgimizdir. İlk kıblemiz Kudüs’ü işgalcilerin insafına teslim etmeyeceğiz.

KONVANSİYONEL SİLAHLAR ÖLDÜRÜYOR

Bir ülkenin iki dudağı arasından ‘hayır’ çıktı mı, bitti iş. Ondan dünya beşten büyük, BM reforme edilmesi gerek diyoruz. BM değişmeli. 194 üyenin de daimi üye olarak görev yapacağı dönüşümlü bir sistem oluşturulmalı. Her kıtanın temsil edildiği; her inancın, her rengin temsil edildiği BM Güvenlik Konseyi olmalı. Belli bir grubun, inancın değil, hepsinin yer alabileceği bir BM, dünyanın o beklenen barış, adil kokulu havasını teneffüse imkan verir. Türkiye’nin DAEŞ ve PKK’ya karşı yürüttüğü meşru operasyonları eleştiri yağmuruna tutanlar; devlet terörü uygulayan rejimler karşısında hiçbir adım atmıyorlar. Dünyadaki devler, savaşlar ile ilgili ağzını açarsa ne diyor: ‘Kimyasal silah’ diyerek karşı tavır koyuyorlar. Kaç kişi öldü? 100, 200, 3 bin, 5 bin. Konvansiyonel silahlarla yüz binler öldü. Konvansiyonel silahları kullananlara karşı dünya bir şey diyor mu? Sene 1915; o dönemlerde kimyasal silahlarla ilgili karar var ve o karar hâlâ egemen. Güncellenmesi lazım. Adaletsiz bir anlayış olmaz. Kimyasal silahtan şu anda çok daha fazlası konvansiyonel silahlarla öldürülüyor. En yakın deneyimi Ortadoğu’da. Hiçbir zaman bu liderlerin ağzından konvansiyonel silahla ilgili açıklama duymazsınız. Kimyasal, konvansiyonel hepsi beraber değerlendirilmeli. Sonucu insanlığın ölümü olan hangi silah olursa olsun bunu bir defa yasaklanması gerekir. Bir çok devlet kılını bile kıpırdatmadı.

İDLİB’DE BÜYÜK KATLİAMIN ÖNÜNE GEÇİLDİ

3.5 milyon mülteci şu anda topraklarımızda onlara ev sahipliği yapıyoruz. 35 milyar dolar harcama yaptık. Türkiye’nin çabaları olmasaydı İdlib’de de benzer felaketler yaşanacaktı. ürkülen, korkulan büyük katliamın önüne geçilmiş oldu. Bu temenni ederim ki daim olsun. Zulme rıza zulümdür. Kanayan yarayı sarmak için ölümü dahi göze alırız.

Suriye, Arakan ve Filistin’de ciddi mücadeleler verdik. Suriyeli sivilleri Esed rejimi insafına terk etmedik, yeni katliamları engelledik. Diyecekseniz ki PYD-YPG, PKK yan kuruluşları bu imkanları nereden buluyor? Suriye kuzeyini terör koridoru olmaktan çıkaracağız dedik. Stratejik ortaklarımız farklı adımlar attı. 18 bin TIR silah ve mühimmat oralara geldi. Kendisine de söyledik, beklemezdik.

FETÖ NEDEN VERİLMİYOR?

FETÖ denilen teröristle ilgili olarak, istedik maalesef vermediler. Bunlar tabi bizde soru işaretlerini doğuruyor. 400 dönümlük arazide beyler gibi yaşıyor. Neden verilmiyor, manidardır. Bu kadar para nereden geliyor diye bakılınca şu ABD’den charter schooldan elde edilen para 800-850 milyon dolar.

‘Güvenli bölgeleri artıracağız’

Erdoğan, Fırat’ın doğusu konusunda da “Son İdlib krizinde olduğu gibi, tek bir sivilin dahi burnunun kanamaması için diplomatik alanda yoğun çabalar yürüttük. Bu gayretlerimizin meyvesini almaya da başladık. Bir dönem teröristlerin ellerini kollarını sallayarak dolaştığı bölgelerde, bugün Suriyeli çocuklar hiçbir korku duymadan okullarına gidiyor. Afrin’de gidiyor, El Bab’da gidiyor, Cerablus’ta gidiyor. İnşallah önümüzdeki dönemde Fırat’ın doğusunu da kapsayacak şekilde, Suriye’nin içindeki güvenli bölgeleri artırmaya devam edeceğiz. Ülkemize yönelik terör tehdidi son bulana, Suriye’nin geleceğine kast eden çetelerin kökü kazınana kadar mücadelemizi sürdüreceğiz” dedi.

Erdoğan, Türk Amerikan Ulusal Yönlendirme Komitesi (TASC) tarafından düzenlenen etkinlikte de İslam dünyasına özeleştiri mesajları verdi.

‘Vahdet eksikliği’

Erdoğan şunları söyledi:“İslam ülkeleri, bırakın küresel meseleleri, kendi dinlerini, geleceklerini ilgilendiren konularda bile yeknesak bir duruş sergileyemiyor. Açık söylüyorum, Filistin meselesinin onca yıldır çözüme kavuşturulamamasının sebebi, İsrail’in hukuk tanımazlığından daha çok Müslümanlardaki vahdet yani birlik eksikliğidir. Gözü dönmüş bazı Budistlerin Arakan’da kardeşlerimizi vahşice katletme cesareti gösterebilmeleri de yine İslam dünyasının parçalanmışlığından kaynaklanıyor. Suriye’deki zulmün 7 yıldır bitirilememesinin nedeni de İslam dünyasına öncülük edecek devletlerin basiretsizliğidir.” 

Kaynak: Milliyet

Sıradaki haber yükleniyor...
holder
SIRADAKİ HABER Son dakika! Günlük kiralık evde 2 kadına kabusu yaşattılar! 2 gözaltı