Derya Baykal: Hep işimde, evimdeyim ne zaman kimi göreyim de aşık olayım?

Derya Baykal uzun yıllar tiyatro yaptıktan sonra televizyona yöneldi. 16 yıldır atölyeye çevirdiği stüdyolarda kendi ürettiği el işleriyle ve yaratıcı fikirlerle izleyicilerin karşısında. Yeni programı ‘Derya Baykal ile Gülümse’ Teve2’de başladı. Kendisiyle buluştuk, yeni programından eski eşi Ferhan Şensoy’a, kızlarına ve aşka uzandı sohbetimiz...

A A
Derya Baykal: Hep işimde, evimdeyim ne zaman kimi göreyim de aşık olayım?

■ Yeni programınız ‘Derya Baykal ile Gülümse’ başladı. Nasıl gidiyor?

Harika gidiyor, daha çok yeni ama gün geçtikte ivme kazanıyoruz. Zaten benim kemik bir izleyicim var. Sağ olsunlar, beni hiç yalnız bırakmıyorlar. El emeğini sevenler, yeni fikirlere değer verenler bizi nerede olsak hemen buluyor.

■ Programın içeriği de çok zengin…

El işinden yemeğe, sağlığa kadar herkesin merakına göre bir program anlayışımız var. Ben nasıl bir programı izlerken bana bir şey öğretsin, oradan yeni fikirler edineyim istiyorsam, yaptığım programın da aynı zenginlikte olmasına özellikle dikkat ediyorum.

■ Alanında uzman isimleri ağırlıyorsunuz ama neredeyse orada yapılan her işe hakimsiniz…

Benim bir atölyem var. Orada yok yok diyebileceğim bir malzeme çeşidim var. Ben Eminönü gibiyim. Atölyemde kurslar veriyorum. İlerleyen zamanlarda oranın okul gibi olmasını istiyorum. Hep böyleydim. Evim hep dükkan gibiydi. Sonra oraya sığamayınca atölye tuttum. Her zaman yeninin peşindeyim. Çok araştırırım. Yurt dışına gidince dünyada neler oluyor diye bakarım.

■ Başladığınızdan bu yana hiç uzun ara vermediniz. Bu kadar talep görmenizi neye bağlıyorsunuz?

Disiplin, çok çalışmak… Ama en önemlisi bunu aşkla yapıyor oluşuma bağlıyorum. O ürünü televizyonda her sunucu anlatır. Ama benim gece yarılarına kadar aşkla yaptığım o şeyi kimse benim gibi anlatamaz. Bir de ben imkanı olmayan seyircimi çok kollarım. Ucuz malzeme ile neler yapabileceklerini göstermek, onlara yardımcı olmak çok kıymetli.

■ İmkanı olmayanları düşünmek için biraz yokluk görmek gerekmiyor mu?

Siz yokluk gördünüz mü? Tabii ki yokluğu biliyorum. Ben varlıklı bir ailenin çocuğu değilim. Bizim çocukluğumuzda hiçbir şey yoktu. Bugünkü gibi telefonlar, tabletler yoktu. Pazarlarda plastik bebekler vardı. Tüm zamanımız onlara elbise dikerek geçerdi. İmkanı olanlar için bile bir şeylere ulaşmak kolay değildi. Yurt dışından bir şey gelirse onla hepimiz oynardık.

KIZLARIMIN OYUNCU OLMALARINI HİÇ İSTEMEDİM

■ Nasıl bir annesiniz?

Evhamlı, meraklı… Bazen bunaltıcı oluyorumdur belki ama yapım bu. Onlar da beni idare ederler zaten hep. “Bu kadın böyle ne yapalım” diyorlar herhalde (Gülüyor). Artık neredeyse onlar benim annem gibi oldu.

■ Size müdahaleleri oluyor mu?

Oluyor tabii. “Anne onu öyle yapma, bunu böyle yapma, sosyal medyaya o fotoğrafı öyle koyma” gibi şeyler oluyor. Ama benim hoşuma gidiyor. Çünkü ikisinin de fikrine çok değer veriyorum. İkisi de çok aklı başında. Onların gözlerine çok güveniyorum.

■ Siz onlara müdahale eder misiniz?

Onlar artık bana aldırmıyorlar dermişim (Gülüyor), biz hepimiz birbirimizin fikrine değer veririz. Tabii ki söylerim fikrimi her zaman. Bazen aşırıya kaçarsam kendi kendimi eleştiririm. Acaba bu kadarı hayatlarına müdahale mi oluyor diye dikkat etmeye çalışırım. Ama her zaman konuşarak ortayı buluruz.

■ Ünlü anne babanın çocukları olmak onlar için bir bedel olmuş mudur?

Oldu tabii ki. Ben de çok zorlandım dönem dönem. O yüzden kızlarımın oyuncu olmalarını hiç istemedim, bunun için özel çaba sarf ettim. Ama yetiştikleri ortam gereği doğal olarak oyuncu oldular zaten. Ferhan sinema, televizyon ve oyunculuk okudu. Derya resim okudu.

■ Bazen “Tüm hayatımı onlara adadım, fedakarlığın dozunu biraz kaçırdım mı acaba” diyor musunuz?

Yooo! Benim tarzım bu. İyi ki yapmışım. Yine olsa yine yaparım. Kimisi sıkılır “Ben torun bakmak istemiyorum” der. Çok saygı duyarım ama ben öyle değilim. Bu saatten sonra da kendimi değiştirmeyeceğim. Memnunum böyle.

ÇOCUKLARIM SAHİPSİZ DEĞİL, KİMSE ONLARA İFTİRA ATAMAZ

■ Oyuncu oldukları için kızlarınız Derya ve Ferhan Şensoy da göz önünde. Zaman zaman sizin hoşunuza gitmeyen haberler çıktığında tepkiniz ne oluyor?

Ben çocuklarımın hayatına dair her şeyi, her noktasına kadar biliyorum. O yüzden gerçeği yansıtmayan haberler yapıldığı zaman bir anne olarak tabii ki çok üzülürüm. Çünkü biz yapımız gereği bu tip haberler çıktığında çıkıp cevap vermiyoruz. Biz konuşmayınca sırf bu sebeple suçlu gibi gözüküyoruz. Hiçbir zaman kendimizi ortaya atıp da “Yok o iş öyle değil, işin aslı bu” diyerek gereksiz diyaloglara girmiyoruz. Hakkımızı her zaman yasal yollarla aradık. O davaların hepsini de kazandık. Ama bunu çıkıp da “Biz o davaları kazandık” diye anlatmadık. Biz biliyoruz neyin ne olduğunu. Bu da bize yetiyor.

■ Ama dediğiniz gibi hiç cevap vermemek de yanlış anlaşılmalara neden olabiliyor...

Ben ilahi adalete çok inanırım. Kimseye haksızlık yapmam. Ama bana yapıldığında da ilahi adaleti görürüz. Daha göreceklerimiz var. Bize yapılanların sonuçlarını zamanla halkımızın da göreceğini biliyorum. Benim çocuklarım sahipsiz değil. Kimse onlara iftira atamaz, haksız yere laf edemez. Hani bir söz vardır, “Gerçeklerin er geç ortaya çıkmak gibi güzel bir huyu vardır” diye. Ben buna inanıyorum.

TELEVİZYONDA TİYATRONUN EKMEĞİNİ YİYORUM

■ Tiyatrodan neden tamamen uzaklaştınız?

Çünkü şu an yaptığım iş tüm zamanımı alıyor. Neredeyse 24 saat çalışıyorum. 16 yıldır böyle. Televizyona karar verdim ve bu şekilde ilerledim. Yoksa tiyatroya istesem tabii ki devam edebilirdim. Ama ben burada her gün tiyatro yapıyorum. Her gün prömiyerim var gibi... Burada tiyatronun ekmeğini yiyorum. Bir hikayeyi güzel anlatıyorsam, her şeye bir espri katıyorsam, tüm bunlar tiyatro sayesinde zaten.

■ Özel hayatınızda nasıl hissediyorsunuz?

Çalıştığım zaman çok mutluyum. Çocuklar “Anne iyi ki başladın, yoksa ruh sağlığın bozulacaktı” diyor.

■ O yüzden mi bu kadar genç ve güzel kalıyorsunuz?

Bir gün sizi yolda gördüm. O kadar güzeldiniz ki “Erkek olsam arkasından giderim” dedim… Keşke erkek olsaymışsın da peşimden gelseymişsin (Gülüyor). Yaklaşık dört aydır özel bir diyet uyguluyorum. Ketojenik besleniyorum. Protein ve sebze ağırlıklı bir diyet. Torunlarımla eğleniyorum. Ben fiziksel yaşıyla içsel yaşı birbirini tutmayan bir insanım. Ama genetik bir durum da var sanırım. Cildimin kalitesi ondan kaynaklanıyor.

■ Geldiğiniz noktada hayat size en çok ne öğretti?

Sanırım hayatta sürprizlerin ve öğrenmenin hiç bitmediğini… Özellikle insan ilişkilerinde sürprizlerin hiç bitmediğini, her zaman her şeye hazırlıklı olmak gerektiğini öğrendim. Asla “Bu benim başıma gelmez ya da bunu bana yapamazlar” dememek lazım. Her şey olur, her şey yapılır.

■ Bu his güvensizlik de getiriyor mu biraz?

E işte onu öğreniyorsun ve olumsuz bir durumla karşılaştığında daha çabuk toparlıyorsun. Yoksa herkes hata yapar, herkes düşer. Ama nasıl ki tenis oynarken topun nereden geleceğini bilirsen sen de kendi konumunu ona göre ayarlıyorsun, bu da onun gibi bir durum.

■ Peki biz neden Ferhan Şensoy’dan sonra sizi başka biriyle yan yana göremedik?

Bilmem… Çok işime kaptırdım kendimi. Birine ayıracak zamanım yok ki!

■ İnsan o duyguları, flörtü hiç mi özlemez, ihtiyaç duymaz?

Allah söyletiyor seni (Gülüyor). İnşallah olur, ne diyeyim. Özellikle olmasın diye çaba sarf etmiyorum. Ama ben bir yerlere gitmiyorum. Ortamlara girmiyorum. Sürekli işimdeyim ve evimdeyim. Ne zaman, kimi göreyim de aşık olayım?

■ Ama siz aşka açık değilsiniz galiba?

Açık değilim değil. Açık olmaya gerçekten zamanım yok. Sürekli sapık gibi çalışıyorum.

'FERHAN İLE AYRILMASAYDIK' DEMİYORUM GEÇTİM ORALARI

■ Bazen geriye bakınca “Keşke Ferhan ile hiç ayrılmasaydım” dediğiniz oluyor mu?

Geçtim oraları... Onları da artık düşünmüyorum. İyi bir dostluğumuz var. Çok kıymetli ve değerli benim için. Her şeyden önce çocuklarımın babası.

■ Hiç kırgınlığınız da mı yok?

Kırgınlık olabilir. Onun bana vardır belki, benim de ona vardır ama zamanla onlar bitiyor. Hele arada çocuk olunca kötü duyguları beslemiyorsunuz. Bugüne kadar çocuklarıma bir kere babaları hakkında olumsuz bir şey konuşmamışımdır. Zaten onlar yetişkin artık. Benden nasihat alacak durumda değiller ama ben yine de “Babanızı aradınız mı? Babanızı sordunuz mu?” diye özel ihtimam gösteririm bu konuya.

RÖPORTAJ: OYA ÇINAR

oya.cinar@posta.com.tr

Sıradaki haber yükleniyor...
SIRADAKİ HABER 'Osmanlı Yükseliyor'da rol kaptı