“Dizi seyretmem sıkılırım”

Yapımcı ve senarist Birol Güven 2015'e pek iddialı girdi. Bu yıl dört filmde ve iki yeni dizide onun imzasını göreceğiz. Ayrıca üçüncü kitabı 'Tatil Diyalogları'nı da unutmayalım. Birol Güven ile Acıbadem'deki ofisinde buluştuk, tüm yeni projelerinden reyting sistemine, sohbet ettik

17 Ocak 2015, Cumartesi 05:00
A A

RÖPORTAJ: ELÇİN CAN
elcin.can@posta.com.tr

* Bugünlerde hayatınızdan memnun musunuz?

Ben meşgul olduğumda mutluyum. ‘Mandıra Filozofu’ gibi yaşama hayalimiz var tabii ama öyle yaşamıyoruz. Aşırı yoğun olmak benim tercihim. Aslında kendim kaşınıyorum.

* TV8’de ‘Homofis’ adlı yeni diziniz başladı. Reytingler biraz düşük değil mi?

TV8 izleyicisi dizi kanalı formatına alışkın değil, zamana ihtiyacı var.

* Yeni bir diziniz daha var. Adı ‘Rumuz Cavidan’. Konusu ne?

Evlenemeyen bir kızın komik hikayesi... O evlenemediği için kardeşleri de evlenemiyor. Çirkin değil ama kelimenin tam anlamıyla kısmetsiz bir kız. Bu dizide bizde yaygın olan ‘kısmet’ lafının peşine düşüyoruz. Henüz kanal belli değil.

* Acımasız reyting sistemi için ne düşünüyorsunuz?

20 yıldır reytingden şikayet etmedim. Başarılı olunca iyi, başarısız olunca kötü. Ben böyle bir kategoriye girmek istemiyorum. Reyting denen şeyin televizyonculardan çok reklamcıların sorunu olduğunu düşünüyorum. Reyting ölçümlerini reklamveren yapıyor. Reyting sistemi aslında reklamın fiyatını belirliyor. Reklamveren bu sisteme inanıyorsa sıkıntımız da yok, itirazımız da.

* Güzel dizilerin yayından kaldırılması normal mi peki?

Kendimi bildim bileli reytingi düşük diziler kaldırılır. Bu normal. Ancak diğer sektörler de ölçülmeli. Başarısız doktorlar da muayenesini kapatsın o zaman. Herkesin bir reytingi olsun.

* Reyting yüzünden dizinizin kaldırılması düşüncesi sizi korkutmuyor mu?

Eskiden daha duygusaldım ama artık önümdeki maçlara bakıyorum. Sektör de daha soğukkanlı oldu. Kimse ‘dizim kaldırılır mı’ korkusuyla yapmıyor dizi. Sektörümüzde reyting yetmezliği hastalığımız var.

* Beğendiğiniz diziler var mı?

Dizi izlemiyorum, sıkılıyorum çünkü. Sadece haberdar olmak için ilk bölümleri seyrederim. ‘Diriliş’i beğendim. Bu yılın başarılı işlerinden biri olacak.

* Yeni kitabınızın adı ‘Tatil Diyalogları.’ Bu kitabı yazma fikri nereden çıktı?

Turizmci Başaran Ulusoy, bir gün televizyonda 8 milyon Türk’ün yurt dışına seyahate gittiğini söylemişti. Bu rakam bana çok fazla geldi. Türk insanının yurt dışındaki küçük sorunlarını yazmak istedim. Küçük sorunları çok severim. Türkler’in yurt dışı tatiline gitmek için katlandığı zahmetleri ve orada yaşadığı komik olayları yazdım.

* “Bu kitap önemsiz şeyler anlatan önemli bir kitaptır” demişsiniz.

‘Yatak Odası Diyalogları’ kitabımın devamı... ‘Aynı çift tatile gitse ne yaşar’ diyerek yola çıktım. Vize başvurusundan tutun da valiz hazırlığı, havaalanı güvenlik sıkıntıları, yurt dışındaki kültür farklılıkları, herşey var. En temel sorunlarımız olan tuvalet ve domuz eti dahil. Bu sorunların fotoğrafını çektim.

* Kitabın ‘Yengen ve Şengen’ adını verdiğiniz filmini de çekiyorsunuz.

Filmde, kitaptaki fotoğrafları bir hikaye ile birleştireceğiz. Belgesel tadında olacak. 3 Nisan’da vizyonda olacak.

* ‘Mandıra Filozofu’ adlı filminiz geçen yıl bir milyon gişe aldı. Bu yıl da ‘Mandıra Filozofu 2 İstanbul’ geliyor. Neden İstanbul?

‘Mandıra Filozofu’nu ikincisi için çekmiştik zaten. İlk filmde karakterimizi tanıttık. Asıl hikaye ikinci filmde... İnsanların kafasında şu oluştu: ‘Gökova’da mandıra filozofu olmak kolay.’ Hatta Hıncal Uluç “Bu bir masal” dedi. Biz de ‘şehirde mandıra filozofu olunur mu, modern hayatla nasıl mücadele edilir’ kısmını konu aldık. Daha komik, daha derin bir film oldu. Sizi sert bir şekilde hayatla yüzleştireceğiz.

* Bana da biraz masal gibi geliyor...

Nazım Hikmet’in çok güzel dizeleri vardır, filmde de geçiyor. Hikmet “Önemli olan esir düşmek değil, teslim olmamak” der. Modern hayat bizi esir aldı, teslim olup olmamak sizin elinizde.

* Siz mandıra filozofu gibi yaşar mısınız?

Yaşıyorum zaten. Mandıra filozofu hırslara kapılmadan vazgeçebilmektir. Şahsen dünyadaki herşeyden vazgeçebilirim. Bence mutluluk burada. İki projem çok önemli; oğlum ve kızım. Gerisi umrumda değil. “Diziler kanalların filmler bizim”

* Dizi mi sinema mı?

Sinema. Çünkü diziler kanalların, filmler bizim. Diziler kanallar tarafından bize yaptırılıyor, taşeronuz. Dizilerin sonunda yazan ‘bu kanal bu diziyi şu firmaya yaptırmıştır’ ibaresi sanatsal tarafımı tatmin etmiyor. Ama sinemada daha özgürüz. Sinemada tüm riskler bize ait. Daha az dizi, daha çok film derdindeyim.

* “Asla çalışmam” dediğiniz oyuncular var mı?

Yok. Önyargılı değilimdir. Nefret edecek kadar önemsemem insanları. Herkesle çalışırım.

BI YIL DÖRT FİLMİ VİZYONDA

Mandıra Filozofu 2 İstanbul’ ve ‘Yengen ve Şengen’ filmlerinin dışında Birol Güven’in imzasını attığı iki film daha bu yıl seyirciyle buluşacak. Biz sorduk, Birol Bey anlattı:

‘Sebahat & Melahat’:

Daha çok çocuklara ve gençlere hitap eden, eğlencelik bir film. Karadeniz’in yerel starları Seymen Aydın ve Adem Yılmaz’ın, çapkın kocalarının peşinden İstanbul’a uzanan komik hikayelerini anlatıyor.

‘Merdiven Adam’:

Bir halk kahramanını anlatıyoruz bu filmde. Ailesinde ve çevresinde yetersiz bir kişiliği biz kahraman yapıyoruz. Çalıştığı havaalanından hurda bir merdiven kamyonet alıyor... Bu araçla mahallesinde neler yapabildiğine tanık olacaksınız

SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

;

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.