Doğru beslen, diyabete dur de!

Doğru beslen, diyabete dur de!

Gaziantep SEV Amerikan Hastanesi bu yıl kuruluşunun 135. yılını, Uzman Diyetisyen Dilara Koçak'ın da katıldığı yenilenen 'Diyabet Kliniği'nin açılışıyla kutladı. Dünya Sağlık Örgütü'nün diyabeti "salgın" olarak tanımladığını belirten Koçak'ın "Sağlıklı Beslenme"yle ilgili verdiği tavsiyeler de oldukça önemliydi

10 Mayıs 2014, Cumartesi 14:42 Son Güncelleme:
YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

SENİM TANAY KARAKUŞ

senim.tanay@posta.com.tr

twitter.com/senim_hande

İstanbul merkezli Sağlık ve Eğitim Vakfı’na (SEV) bağlı olan Gaziantep SEV Amerikan Hastanesi, bu yıl kuruluşunun 135. yılını kutladı. Bu kutlamaya eşlik etmek için İstanbul’dan Gaziantep’e giderken aklımdan geçen tek şey, itiraf etmeliyim ki Gaziantep’in o eşsiz tatlarla bezenmiş mutfağıydı. Üstelik konuşulacaklar arasında başı çeken en önemli konu, diyabet; yani şeker hastalığıyken… İçten yüreklilikle size şunu söyleyebilirim; tarihin sağlıkla birleşerek şifaya dönüştüğü bir yer varsa işte onlardan birisi de Gaziantep SEV Amerikan Hastanesi’dir. Duvarlarından bahçesine, acil servisinden ameliyathanesine kadar her yer size adeta bambaşka hikâyeler sunuyor. Ancak benim size anlatacaklarım, bu hikâyelerin daha çok sağlığa dair olan kısmına ait.

Geçtiğimiz günlerde Gaziantep SEV Amerikan Hastanesi, yenilenen ‘Diyabet Kliniği’ni Uzman Diyetisyen Dilara Koçak’ın katıldığı bir törenle açtı. 1879 yılından bu yana sadece Gazianteplilere değil tüm Güneydoğu’ya şifa dağıtan hastanenin yenilenen diyabet kliniği, bölgenin en kapsamlı diyabet tanı ve teşhis kliniklerinden biri olma özelliği taşıyor.

Açılışta bir konuşma yapan SEV Amerikan Hastanesi Başhekimi Dr. Sermet Kileci, Türkiye’de diyabetin gün geçtikçe daha büyük bir tehlike oluşturduğuna dikkat çekerken son yapılan araştırmalarla ilgili bilgiler vermeyi de ihmal etmedi. Kileci, Güney bölgelerinde özellikle erkeklerde diyabet riskinin daha fazla olduğunu, tüm bu sonuçları göz önünde bulundurarak diyabet kliniklerini yenilediklerini de belirtti. Kileci, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bildiğiniz gibi bölgedeki en yaygın hastalıklardan biri ne yazık ki diyabet... Biz de bu nedenle Diyabet Bölümü’ne özel bir önem verdik ve ciddi yatırımlar yaptık. Yenilenen Diyabet Kliniğimiz bölgedeki en komplike diyabet ve diyabete bağlı rahatsızlıkların tanı ve tedavisinde önemli bir adres olmaya devam edecek. İlerleyen günlerde Türk Diyabet Vakfı ile bir dizi yeni çalışmanın da yapılacağının müjdesini vermek isterim.”

Toplantının diğer konuşmacısı ise, Uzman Diyetisyen Dilara Koçak’tı. Dilara Koçak, hükümetin diyabetle mücadeleye bir sağlık politikası olarak öncelik verdiğini ve Cumhurbaşkanlığı himayesinde yaklaşık 3 yıldır “Diyabeti Durduralım” adlı bir kampanyanın da yürütüldüğünü söyledi.

Diyabetin son yıllardaki yüksek artış hızı nedeniyle Dünya Sağlık Örgütü'nün diyabeti “salgın”olarak tanımladığını belirten Koçak “Diyabet, aslında 21. yüzyılın bize getirdiği yeni hayat modeliyle doğrudan ilişkili. Spordan uzak, hareketsiz bir yaşam tarzının yaygınlaşması, hazır gıdaların daha çok tüketilir olması, öğün zamanlarının kısalması obeziteyi, yüksek tansiyonu, diyabeti ve kalp hastalıklarını hızlandırıyor. Gaziantep de ne yazık ki obezite ve diyabetin oldukça yaygın olduğu illerden” dedi.

Diyabet kliğinin yenilenme açılışının ardından ikinci adresimiz, Gaziantep Üniversitesi Şahinbey Araştırma ve Uygulama Hastanesi Oditoryumu’ydu.  Uzman Diyetisyen Dilara Koçak, burada tıp öğrencileri ve Gazianteplilere “Sağlıklı Beslenme” konusunda kapsamlı bir sunum yaptı. Koçak, yaptığı konuşmada hepimizin merak ettiği konularla ilgili kafalarda yer alan soru işaretlerini bir bir giderdi.

Neler konuşuldu diye merak edenlere, işte Dilara Koçak’tan sağlıklı beslenmeye dair ipuçları:

KAHVALTIYI ATLAMAYIN

Kahvaltı, günün en önemli öğünü. Özellikle çocuklar ve kilo vermek isteyenler için güne başlamanın ilk şartı olmalı.  Ancak gece geç saatte yemek yediğimizde ve sabah uyandığımızda biraz da fazla yemiş olmanın pişmanlık duygusuyla kahvaltı atlanıyor. Öğle yemeği de geçiştirilirse akşam üstü ve gece yeme döngüsü tekrar etmeye başlıyor. Başka bir deyişle gece yemelerinizin sebebi aslında, kahvaltıyı atlıyor olmanız diyebiliriz.

KARBONHİDRATSIZ OLMAZ

Hayatınızdan ekmeği tamamen çıkarmayın. Rafine edilmemiş yani kabuğu ayrıştırılmamış ürünleri tercih edin. Beyaz ekmek yerine tam tahılları, pirinç yerine bulguru seçin.

HER ŞEYİN FAZLASI YAĞA DÖNÜŞÜR

Bazı vitamin ve mineraller yağda emildiği için salatayı yağsız yemeyin. Örneğin, havuç salatasındaki A vitamini alabilmeniz için bir miktar yağa ihtiyacınız var. Bu nedenle salatalara bir tatlı kaşığı yağ koyun. Meyveleri posa ihtiyacı nedeniyle kabuklarıyla yiyin ve çok iyi yıkayın. Meyve, sebze, et fark etmez; fazla yediğiniz her şeyin vücudunuzda yağa dönüşeceğini unutmayın.

AÇ KALARAK ZAYIFLAMA

Tartıda zayıfladığınız görmek için 24 saat aç kalmanız yeterli; ancak bu gerçek kilo kaybı değil. Bu yöntemle vücut su kaybına uğruyor ve kaslar küçülüyor; ama yağlar erimiyor.  O anda organizma da kendisi için gerekli olan enerjiyi yakalamak için kasları enerjiye dönüştürüyor. İşte bu nedenle gün boyunca yemek yemeyen kişi kendini güçsüz hissetmeye başlıyor; çünkü karbonhidrat almadan 12 saatte tüm depolar boşalır, kan şekeri düşer, tatlı isteği artar, güçsüzlük artar.

GEÇ YENEN YEMEKLERE DİKKAT!

Özellikle gece yapılan atıştırmaları vücudumuz daha zor yakar; bu nedenle de yediklerimizin yağa dönüşme ihtimali yüksektir. Fiziksel aktivitenin en az olduğu gece saatlerinde atıştırma yapacaksanız tercihlerde; enerjisi düşük ve bol lif içeren çeri domates, salatalık, havuç, kereviz sapı gibi besinlere yer verin.

SU, SU, SU

Aslında herkesin bildiği ancak ya geçiştirdiği ya da unuttuğu bir konu su tüketimi. Su tüketmek için susamayı beklemeyin, susama hissettiğinizde vücudunuzda yüzde 1’lik su kaybı gerçekleşmiş demektir. Aşırı su kaybı, konsantrasyon güçlüğü ve hafıza bulanıklığı yaratır.

HAFİF BESLENİN

Tam tahıllı ürünleri tüketmeye özen gösterin.  Yağ alımını sınırlamak için kızartma ya da kavurma yerine ızgara, buğulama, haşlama ya da fırında yöntemleri tercih edin. Süt, yoğurt ve peynirin az yağlı olanlarını tüketmeye alışkanlık haline getirin. Et ve tavuğun görünür yağlarını ayırın, bu kısımları tüketmeyin. Sebze veya baklagil yemeklerini pişirirken 1 kilograma 2 yemek kaşığı kadar sıvı yağ ilave edin. Öğle ve akşamki öğünlerinize salata ekleyin; ancak sos olarak sadece 1 tatlı kaşığı zeytinyağı, limon ve sirke kullanın.

TATLIYI ÇOK SEVİYORSANIZ…

Tatlıyı çok seviyorsanız diyetinizden tamamen çıkarmayın. Haftada bir iki kez sütlü tatlıları tercih edebilirsiniz. Böylece günlük beslenmenize daha çok bağlanırsınız.

BÖLGESEL ZAYIFLAMA MUCİZESİ YALAN!

Bölgesel kilolarınızdan tamamen kurtulma gibi şansınız maalesef yok. İlaç ve kremlerle bölgesel yağlarınızı sihirli bir şekilde yok edemezsiniz. Sadece kalça eriten diyet veya sadece göbeği yakan egzersiz olmaz. Kalori kısıtlaması depo yağların yakılmasını sağlar, egzersizse kas kuvvetini artırarak kasın yağ yakma kapasitesini artırır ve enerji harcamasıyla kalori yakımına destek olur. Vücudu bandajlamak, bacağa naylon sarmak, terleten şortlar giymek, su ve para kaybından başka işe yaramaz.

SAĞLIKLI YAŞAM ÖNERİLERE KULAK VERİN!

Dilara Koçak anlatıyor...

(Haberin devamını okumak için 2. sayfaya geçiniz.)

Porsiyonları küçültün: Kendinize yasaklar koymak yerine her şeyden küçük miktarlarda tüketin.

Çayı ve kahveyi şekersiz için: Günde 5 şeker 100 kalori enerji verir. Her gün sadece 100 kaloriden vazgeçerek yılda 36 bin 500 kalori tasarruf eder, yıl sonunda 5 kg zayıflarsınız.

Salatanın yağına dikkat: 1 tatlı kaşığı zeytinyağı yeterlidir. Bundan fazlası 50 kalori demektir.

Haftada 1 - 2 kez kurubaklagil: Mercimek, nohut, kuru fasulyeyi ihmal etmeyin. Haşlayıp salatalarınıza katabilir, çorbasını yapabilirsiniz.

Doymuş yağ tüketimini azaltın: Hayvansal besinlerin; süt, yoğurt, peynir ve etlerin yağsız olanlarını tercih edin.

Alkol tüketimini sınırlandırın:
Alkol seviyorsanız tercihiniz şarap olsun. Rakı, votka ve viski yüzde 45-50 oranında alkol içerirken, şarapta bu oran yüzde 12-15’tir.

Her sabah aynı kahvaltıyı etmeyin:
Bazı günler yeme biçiminizi değiştirin. Tek yönlü beslenmeyerek farklı tatları deneyin.

Haftada 1-2 gün yumurta yiyin: 1 yumurta sarısı ile 3 yumurta beyazını karıştırın. Böylece daha az yağ ve kolesterol daha çok protein ve kalsiyum alırsınız.

Fiziksel açlık ile duygusal açlığı ayırın: Cesaretinizi yitirmeyin, hep pozitif düşünün.

Öğün atlamayın: Atlanan her öğünden sonra, diğer öğündeki besin tüketimi daha fazla olmaktadır.

Çeşitli beslenin: Hiçbir besin tek başına mucizevi bir özelliğe sahip ve hiçbir besin tek başına suçlu değildir. Hedefiniz hep ölçülü beslenmek olsun.

Kalori saymayın, dengeli beslenin: Her öğün, beş temel besin grubundaki yiyecekleri birlikte tüketin. Bu şekilde beslenme, besin öğeleri arasında dengeyi sağlarsınız.

Etiket okumaya başlayın:
Doğru besini ararken, mutlaka etiketleri okuyun. Besinlerin kalori, yağ ve tuz değerlerini, son kullanma tarihlerini inceleyin.

Yaşam biçiminizi ve düşünce şeklinizi yenileyin: Dengeli beslenme ve iyi yaşamı hayatınızın bir parçası haline getirin ve etrafınıza da bunu anlatın.

‘Ya hep ya hiç’ demeyin: Diyetiniz bazı günler veya öğünler bozulabilir. Sakın “Battı balık yan gider” demeyin. Bu düşünce, küçücük bir çikolata veya biraz patates kızartmasından daha çok zarar verir.

Meraklısına not: Gaziantep SEV Amerikan Hastanesi’nin tarihiyle ilgili bir kitap hazırlığı var şu sıralar.  Önümüzdeki günlerde okuyucusuyla buluşacakmış. Benden söylemesi… ;)





2

Sağlık içerikleri sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.
Sıradaki haber yükleniyor...
holder
SIRADAKİ HABER En sık görülen 11 cinsel korku!