Birinci Dünya Savaşı'nı konu alan 10 muhteşem film

Savaş filmleri, hem senaryo hem de sinematik açısından en etkileyici filmler arasında yer alır. Birinci Dünya Savaşı filmleri de tarihsel anlamda özellikle yararlıdır. Genel olarak bir savaş filmi izlemek size tarih bilgisi açısından pek çok yarar sağlar. İşte dünya savaşlarını anlatan en iyi 10 film!

12 Eylül 2020, Cumartesi 17:09 Son Güncelleme:
YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News
İnce Kırmızı Hat

İnce Kırmızı Hat

Terrence Malick, 20 yıllık aranın ardından, James Jones’un otobiyografik romanının bu çarpıcı uyarlamasıyla yönetmenliğe döndü. İnce Kırmızı Hat, Guadalcanal Savaşı’ndaki bir Amerikan birliğine odaklanıyor. Film, güçlü sinematografisiyle savaşın cennet gibi bir manzarayı nasıl cehenneme çevirdiğini resmediyor.

 Kwai Köprüsü

Kwai Köprüsü

Bu ünlü savaş epiği, Japon işgali altındaki Burma’da geçiyor. Alec Guinness, esirlerle bir köprü inşa etmeyi takıntı haline getirmiş Albay Nicholson’u canlandırıyor. Albay Nicholson’un mantığı şu: Eğer esirler yapabilecekleri en iyi köprüyü inşa edebilirlerse bu morallerini düzeltecek ve İngiliz askerlerinin Japonlar’dan daha üstün olduğunu gösterecek. Ancak albay, bunun düşmana yardım etmek anlamına geldiğini göz ardı ediyor. Film 7 dalda Oscar kazandı.


 Roma, Açık Şehir

Roma, Açık Şehir

Unutulmaz görüntüleri ve Anna Magnani’nin muazzam oyunculuk performansıyla film, bir İtalyan yeni gerçekçilik klasiği. Açık Şehir, Nazi işgali altındaki Roma’da başlayan İtalyan direnişinin sert bir ifadesi.

Dunkirk

Dunkirk

Nolan’ın Dunkirk tahliyesini anlattığı filmi, çıktığı gibi büyük savaş filmleri arasında kendine yer buldu. Görüp görebileceğiniz en sürükleyici filmlerden biri olan Dunkirk, üç ayrı hikaye içeriyor: Sahildeki askerler, gökyüzündeki avcı uçakları ve canlarını tehlikeye atarak kanalı tekneleriyle geçen siviller.

 Er Ryan’ı Kurtarmak

Er Ryan’ı Kurtarmak

Er Ryan’ı Kurtarmak’a kadar hiçbir Hollywood filmi savaşın yarattığı kıyımı böyle açık gösterememişti. Filmin şok edici ve gerçekçi açılış sekansı, Normandiya Çıkarması’nın Omaha Plajı kısmında geçiyor. Daha sonra Tom Hanks’in birliği üç oğlunu kaybeden annenin kalan tek oğluna kavuşabilmesi için düşman hattının ardına yürürken Spielberg şu soruyu soruyor: Savaş cehenneminde nasıl zarafet bulabilirsiniz?

 Gel ve Gör

Gel ve Gör

Bu Rus başyapıtı, filmin birçok olaya tanık olmuş yazarı Ales Adamovich’in yaşadıklarına dayanıyor. Böylece 14 yaşındaki Belaruslu bir çocuğun Nazi barbarlığının yaşattığı travmayla bir direnişçiye dönüşmesine tanık oluyoruz.


Kazablanka

Kazablanka

Filmdeki olaylar çoğunlukla gece kulübünde geçse de, Kazablanka savaşın etkisini göstermesi ve Nazi karakterleriyle klasik bir savaş filmi. Yıldızları, senaryosu, yönetmeni ve müzikleriyle dört dörtlük olan film; Hollywood’un en iyi, en sevilen ve en efsanevi yapımlarından biri.

Gallipoli

Gallipoli

Kimilerine göre abartılmaması gereken bir eser, kimilerine göreyse düşük bütçesinin getirisiyle içten bir şaheser. Fakat ne olursa olsun, Birinci Dünya Savaşı’nın en çok kan dökülen cephelerinden Çanakkale’nin objektife alındığı bir filmi es geçmek olmazdı. Belki yalnızca filmin final sahneleri Gelibolu’da (ya da Avustralya’da Gelibolu’ya benzeyen mekanlarda) geçiyor fakat iki Anzak askerinin halet-i ruhiyesine indiğimiz özel bir film Gallipoli.

 King and Country

King and Country

Savaş filmleri listemizin en iç acıtan eserlerinden biriyle daha karşınızdayız. Losey’in King & Country’si rütbesiz genç bir askerin batı cephesinden Londra’daki evine doğru yola çıkmasının ardından yaşananları anlatıyor. Bu er savaş bunalımı mı yaşıyor yoksa gayet basit bir tabirle savaş kaçağı mı? Dirk Bogarde’ın canlandırdığı subay görünenle gerçeğin arasındaki farkı ortaya çıkarıp genç askeri korkaklık sebebiyle idam edilmekten korumaya çalışıyor. “Bir erkek çok fazla şeyi sineye çekebilir. Çok fazla kanı, çok fazla kiri, çok fazla ölümü…” diyor Bogarde’ın karakteri mahkeme heyetine fakat genç askerin sineye çektiklerini mahkeme üyelerinin anlayabilmesi için fazlası gerekiyor.

 Lawrence of Arabia

Lawrence of Arabia

8 kez Oscar’a aday olup da hiçbirini kazanamadan geçtiğimiz sene hayata gözlerini yuman Peter O’Toole’un efsane performansıyla ismini ve cismini daha uzun yıllar boyunca hatırlatacak olan David Lean eseri Arabistanlı Lawrence, Birinci Dünya Savaşı sırasında İngilizler tarafından Arap yarımadasına, oranın halkını Osmanlı’ya karşı kışkırtması için gönderilen casusun gerçek hikayesini anlatıyor. Filmin fildişi kulesinden etrafa bakan batılı gözüyle çekildiğini söyleyen insan sayısı azımsanamayacak kadar fazla; fakat hiçbir eleştiri bu dört saate yakın süren filmin senaryosundan oyunculuklarına, teknik yönlerinden müziklerine kadar tek kelimeyle muhteşem olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Savaşın cephelerden ibaret olmadığını, psikolojik yönünün kan dökmekten daha etkili olabileceğini acımasızca göstermesi bir bakıma iç acıtsa da epik filmler kervanında bir dönüm noktası olduğunu tartışmaya gerek bile yok.


Bu Video
İlgini
Çekebilir
Sıradaki haber yükleniyor...
holder
SIRADAKİ HABER Kate Winslet: Woody Allen ve Roman Polanski ile çalıştığıma pişmanım