Dünyadaki biyoçeşitliliği koruyabilmemiz için sadece 10 yılımız kaldı

Dünya 6'ncı kitlesel yok oluşla karşı karşıya. Birleşmiş Milletler ajansına göre, dünyanın 3'te 1'inin korunması ve yaban hayatının devam etmesi için çevre kirliliğinin yarıya indirilmesi gerekiyor. İnsan elinden gelen bu kirlilik devam ederse, 10 yıl içinde yok olma riski taşıyan 1 milyon tür var.

16 Ocak 2020, Perşembe 10:42 Son Güncelleme:
A A
Dünyadaki biyoçeşitliliği koruyabilmemiz için sadece 10 yılımız kaldı

BM Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi, önümüzdeki on yıllarda devam eden biyolojik çeşitlilik kriziyle mücadele etmek için küresel hedefler belirleyen bir taslak planı yayımladı. 2010 yılında Japonya'da düzenlenen iklim zirvesinde ne yazık ki dünya beklenen çabayı göstermedi. Şimdi ise ekosistemler ve insanlar eşi benzeri görülmemiş orandaki bir yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Taslak planda yer alan madde, 'Biyoçeşitlilik ve sağladığı faydalar insan refahı ve sağlıklı bir gezegen için esastır. Devam eden çabalara rağmen, biyolojik çeşitlilik dünya çapında kötüleşiyor ve bu düşüşün daha da kötüleşeceği öngörülüyor' diyor.


Acil eylem gerektiriyor

BM Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi, kırılgan biyolojik çeşitliliğimizi 2030 yılına kadar stabilize etmeyi ve ekosistemlerin 2050 yılına kadar iyileşmesini sağlamayı ve doğa ile uyum içinde yaşamak için nihai bir vizyona izin vermeyi amaçlıyor. Sözleşmenin amaçladığı hedefler, hem yerel hem de küresel düzeyde acil eylem gerektiriyor. Bunu başarmak için, taslak planlar önümüzdeki on yıl için karbon emisyonunun azaltılmasından gıda sürdürülebilirliğine kadar 20 hedef ortaya koyuyor.

Güney Afrika'da kurumuş bir baraj

Hedeflerden ilki, biyolojik çeşitlilik için önemli olan bölgeleri korumak. Denizde ve karada bu alanların oranı yüzde en az yüzde 30. Katı koruma kapsamına girecek alanlar ise en az yüzde 10. Diğer 2030 hedefleri, tüm vahşi türlerin ticaretinin yasal ve sürdürülebilir olmasını sağlamak, ekonomik sektörlere ve bireysel tüketime daha fazla sürdürülebilirlik sağlamak ve yerli toplulukları koruma çabalarında güçlendirmektir.

Taslak planda, bazı hedefler en savunmasız topluluklar için daha iyi gıda güvenliği ve temiz su sağlamak gibi insan yaşamının kalitesine odaklanıyor. Taslak plan, Çin'in Kunming kentinde düzenlenen bir biyolojik çeşitlilik zirvesinde Ekim 2020'de sonuca bağlanıp kabul edilecek.

Dünyanın karşılaştığı kitlesel yok oluşlar

1982'de Jack Sepkoski ve David M. Raup beş kitlesel yok oluş tespit etti. Dünyanın karşılaştığı 5 kitlesek yok oluş şöyle;

  • Ordovisyenlerin yok oluşu: Yaklaşık 440 milyon yıl önce meydana geldi. Yok olma boyutu ise, tüm canlı türlerinin yüzde 80'ini kapsıyor. Nedeninin kıtaların kayması ve iklim değişimi olduğu düşünülüyor.
  • Geç Devoniyen nesli: Okyanuslarda oksijen eksikliği, hava sıcaklıklarının hızlı soğutulması, volkanik patlamalar veya meteor saldırıları nedeniyle Devoniyenlerin yüzde 80'inin yok olduğu düşünülüyor.
  • Permiyan nesli: Yaklaşık 250 milyon yıl önce meydana geldi. Tüm canlı türlerinin tahmini% 96'sı ortadan kaldırıldı. Kesin nedeni bilinmiyor ancak, asteroit saldırıları, volkanik aktivite, iklim değişikliği ve mikroplar olabileceği düşünülüyor.
  • Triyas-Jurasik: Yaklaşık 200 milyon yıl önce yaşandı.Tüm canlı türlerinin yarısından fazlasını ortadan kaldırdı.Bazalt taşkınları, küresel iklim değişikliği ve okyanusların pH ve deniz seviyelerinde değişen büyük volkanik aktivitelerin bu yok oluşa neden olduğu düşünülüyor.
  • K-T Kitlesel Yok Olma: Yaklaşık 65 milyon yıl önce meydana geldi. Tüm canlı türlerinin yaklaşık yüzde 75'i ortadan kalktı. Nedeninin aşırı asteroit veya meteor etkisi olduğu düşünülüyor. Dinozorların bu felakette yok olduğu düşünülüyor.

6'ncı kitlesel yok oluş

Bilim adamları yıllardır kitlesel yok oluşun ortasında olduğumuzu ve buna insanın neden olduğunu söyleyip durdular. Şu anda Avustralya'da yaşayan ve söndürülemeyen yangınların nedeni, insan eliyle gerçekleşen iklim değişimi ve çevre kirliliği. 2019 BM raporunda yer alan ana tehditler; daralan habitatlar, doğal kaynakların kullanılması, iklim değişikliği ve kirlilik.

BM, dünya üzerindeki 8 milyon türün 1 milyonunun önümüzdeki 10 yıl içinde yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğu konusunda uyardı. Küresel türlerin yok olma oranı, 10 milyon yıl içinde ilk kez yüzlerce kat daha fazla.

İnsanlar, sanayi öncesi dönemlerden bu yana dünya topraklarının yüzde 75'ini ve deniz ekosistemlerinin yüzde 66'sını değiştirmiştir. Bu değişiklikler, okyanuslara atılan atıklardan insan tarafından kullanılan istilacı türlere kadar farklı şekilleri kapsıyor.

Ekosistemi harap ettik

Son 250 yılda, yaklaşık 600 bitki türü yok edildi. Bitki türlerinin yok edilişi, insan kaynaklı olduğu için normalden 500 kat daha hızlıydı.


Bitkilerin kitlesel yok oluşu, insanlar da dahil olmak üzere milyonlarca tür için sorunlara neden oldu. Sorunun büyük bir kısmı nüfus artışı, artan talep ve tükenmiş kaynaklarda yatmaktadır. Artan nüfusumuz nedeniyle beslenecek daha fazla insanımız ancak çok az besin kaynağımız var. Gezegenin azalan biyolojik çeşitliliği tarımı tehdit ediyor, hayvan ırklarını ve ürünleri riske atıyor.


https://www.instagram.com/p/B7Wbc0vlveI/?igshid=1hyruc43yazr5

Dünya üzerindeki insan nüfusu ise artmaya devam edecek. Şu anda 7,6 milyar olan insan nüfusunun 2050 yılında 9,8 milyara ulaşması bekleniyor. Bunun sonucu olarak da gıda, altyapı ve arazi kullanımı da dahil olmak üzere birçok kaynak talebini ciddi şekilde etkileyecek.

15 bin yıllık virüsler açığa çıktı

Üstteki fotoğraf, 1890-1900 yılları arasında İsviçre Wengen'de çekildi. Alttaki fotoğraf ise, 27 Ağustos 2019'da çekildi. İki fotoğraf arasındaki buzul farkı, iklim değişiminin korkutucu yüzünü ortaya çıkarıyor.

Yaşanan iklim değişimi, binlerce yıl önce yer altında kalan virüslerin de gün yüzüne çıkmasına neden oldu. ABD ve Çinli bilim insanları, tüm dünyayı virüsler konusunda uyarıyor. Tibet'te hızlı bir şekilde eriyen buzullardan örnek alan bilim insanları, alt tabakalarda donmuş halde 33 virüsün bulunduğunu tespit etti. Bunların 28'i ilk kez görülüyordu. Virüslerin yaşı ise 15 bin! Buzulun altında binlerce yıllık uykuya yatan ölümcül virüsler, havayla temas ettikleri anda harekete geçebiliyor ve insanlar bu virüslere karşı savunmasız.


2019 tarihin en sıcak yılı oldu

BM İklim Değişikliği Konferansı'nda ayrıca, 2019'un tarihteki en sıcak ikinci yada üçüncü yıl olarak kayda geçeceği bildirildi. Sanayi öncesi dönemlere göre küresel sıcaklık artışının 1.1°C artış gösterdi. Bunun sonucu olarak da okyanuslarda, 50 yıl önce 45 olan oksijensiz bölge sayısının bu yıl 700’e çıktığı kaydedildi. Deniz canlılarının toplu ölümlerle karşı karşıya olduğu belirtilirken sudaki ısınmanın sıra dışı tropik fırtınalara yol açacağı uyarısı yapıldı.

Peki iklim değişimini önlemek için ne yapacağız?

Dünya için, daha doğrusu, kendi geleceğimiz için neler yapabiliriz? Her hükümetin fabrika bacalarında filtre kullanımını zorunlu hale getirmesi büyük önem taşıyor. Yeşil alanların artırılması da başka bir gerekli unsur. Bir de kimyasal atıkların su ve toprağa karıştırılmaması var. Peki biz her ülkenin bunu yapmasını bekleyerek çevreye katkı sağlayabilir miyiz? Elbette hayır. Kendi yaşam standartlarımızda yapacağımız ufak değişiklikler sayesinde çevreye faydalı olabiliriz.

  • Plastik şişede su altın almaktansa, kendinize cam bir matara satın alarak suyunuzu yanınızda taşıyabilirsiniz. Bu sayede plastik kirliliğini engelleyebilirsiniz. Aynı şekilde plastik poşetler kullanmaktansa bir alışveriş çantası edilebilirsiniz.
  • Enerji tasarruflu ve geri dönüşümü olan ürünler satın almaya özen gösterin.
  • Bulduğunuz her boş toprağa bir fidan ekin ya da bir tohum koyun.
  • Arabanızın çevre dostu olduğundan emin olun.
  • Geri dönüşümü olan her ürünü gerekli çöp kutusuna atın.
  • Eski eşyalarınızı ve kıyafetlerinizi dönüştürün ve gereksiz ürünler satın almayın.

Mine Bozkurt

mine.bozkurt@posta.com.tr

Sıradaki haber yükleniyor...
SIRADAKİ HABER Endonezya'da deniz seviyesinin yükselmesi sonucu 2 ada su altında kaldı