Düşük doğum ağırlığı, bebek için risk oluşturuyor

Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması verilerine göre doğum kilosu belirtilen çocukların yüzde 10’u 'düşük doğum ağırlığı'na sahip. Düşük doğum ağırlığının birçok nedeninin olduğunu söyleyen Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op.Dr. Meriç Çağrı Ağır "Bu bebekler ultrason görüntülemesinde kadın doğum hekimlerince yakalanır. Doğum öncesinde çocuk doktorlarına bilgi verilerek doğum öncesi gerekli hazırlıkların yapılmasının sağlanması çok önemli" diye konuştu

20 Aralık 2018, Perşembe 12:56 Son Güncelleme:
A A
Düşük doğum ağırlığı, bebek için risk oluşturuyor

Düşük doğum ağırlığının bebekler için risk oluşturduğunu vurgulayan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op.Dr. Meriç Çağrı Ağır, “Düşük doğum ağırlığı, gebeliğin 37. haftasından sonra doğan bir bebeğin ağırlığının 2 bin 500 gramın altında olması durumudur. Düşük doğum ağırlıklı bebekler risk altındadır" dedi.

HERHANGİ BİR DÖNEMDE BAŞLAYABİLİR

Bazı bebeklerin anne karnında yaşadıkları problemlerden dolayı düşük doğum ağırlığı ile dünyaya gelebildiklerini belirten Op.Dr. Meriç Çağrı Ağır, “Anne karnında yaşanan sorunların neticesinde bebeğin büyümesi için gerekli oksijenin ve besin maddelerinin yeterli oranda sağlanamadığı durumlarda ortaya çıkar. Düşük doğum ağırlığı, gebeliğin herhangi bir döneminde başlayabilir. Hamileliğin erken döneminde başlayan gelişme gerilikleri, genelde kromozom kaynaklı problemler veya annenin ek hastalıklarından kaynaklanan daha ciddi durumlardır. 32. hafta sonrasında başlayan büyüme geriliklerinde ise bebek artık belli bir gelişim ve ağırlığa ulaştığı için risk nispeten daha azdır” diye konuştu.

TEK RİSK FAKTÖRÜ ANNE DEĞİL

Düşük doğum ağırlığının birçok nedeninin olduğunu ifade eden Op.Dr. Meriç Çağrı Ağır, “Düşük doğum ağırlığı tek başına anne adayından kaynaklı problemlerden oluşmaz. Bebeğe bağlı; çoğul gebelik, enfeksiyon, kromozom problemleri gibi nedenler olabileceği gibi anne adaylarına bağlı rahim ve plasentaya ait faktörlerden de kaynaklanabilir.Bu 3 nedenden kaynaklı risk faktörlerini belirlemek ve engellemeye yönelik girişimleri geliştirmek son derece önemli. Bu sayede yaşam kalitesi yüksek bireylerin oluşturduğu sağlıklı toplumlara erişmek mümkün olur” ifadelerini kullandı.

SİGARA ETKİLİYOR

Gebelikte sigara kullanımının bebeklerde doğum ağırlığını etkilediğine dikkat çeken Op.Dr. Meriç Çağrı Ağır, “Sigara plasenta perfüzyonunu düşürür ve hemoglobinin oksijen transportunu engeller. Gebelik sürecinde sigara kullanımına devam eden anne adaylarının bebeklerinde doğum ağırlığının azaldığı gözlemlenir. Sigara kullanımına devam eden anne adayları, bebekleri için risk oluşturur. Alkol ve uyuşturucu gibi bebeğin gelişiminde sorun teşkil edebilecek maddelerin kullanılması da düşük doğum ağırlığı riskini ortaya çıkarır. Ayrıca anne adaylarında bulunan hipertansiyon, diyabet, anemi, kalp, rahim ve enfeksiyon gibi hastalıklar düşük doğum ağırlığı riskini artırır" açıklamasında bulundu.

45 KİLO ALTI RİSKİ ARTIRIR

Anne adaylarının beslenmelerine dikkat etmesi gerektiğini vurgulayan Op.Dr. Meriç Çağrı Ağır, “Anne adaylarının sağlıklı kilo alması gebelik süreçlerinde bebeğin gelişimi için oldukça önemli. Anne adayı nasıl beslenirse bebek de o doğrultuda gelişim gösterir. Anne adayının 45 kilonun altında olması, bebeğin yeteri kadar beslenememesine neden olur ve düşük doğum ağırlığı riski oluşturur” uyarısında bulundu.

PREMATÜRE BEBEKLERLE KARIŞTIRILIYOR

Düşük doğum ağırlık bebeklerin, prematüre bebeklerle karıştırıldığına dikkat çeken Op.Dr. Meriç Çağrı Ağır sözlerini şöyle sürdürdü: "Düşük doğum ağırlığı, prematüre sonucunu doğurmaz. Prematüre, gebeliğin 37. haftasından önce doğan bebeklerdir. Prematüre bebeklerin organları gelişmediği için sağlık sorunları yaşanabilir. Düşük doğum ağırlıklı bebekler ise gebelik haftasına göre ağırlığı az olan bebeklerdir."



SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

;
Sıradaki haber yükleniyor...