Ebru Akel Sançak: Hepimizin derdi; kim ne der?

20 yıldır ekranlarda. Ama yüzü hiç eskimiyor. Hep yeni ve zinde. Sunuculuk, oyunculuk derken arada iki kitap yazdı. Kendi tarzından ilham alarak Akel’s markasını yarattı. Bu tempoya rağmen mutlu evliliğinin ve anneliğin keyfini sürüyor. Ebru Akel diyor ki: Ben çok klasik bir tipim. Bildiğiniz ‘Türk kızı’yım. Ev makarnası da yaparım, fettuçini de.

22 Temmuz 2018, Pazar 05:00
A A

Bekir Saçar

bekir.sacar@posta.com.tr

Yıllardır ekranlardasın. Yüzün hiç eskimiyor. Yazın programlar tatile girdi. Seninki girmedi. Bu bu başarının sırrı ne?

İki yıldır yaz kış devam ediyoruz. Benim televizyonda sunmadığım, mutfağında olmadığım proje kalmamıştır. Ama ben programı sunmayı hedeflemem, anlamayı ve anladığımı iyi yoğurmayı hedeflerim. Kendi metinlerimi yazmakla ilgili kurallarım vardır. Onun dışına çıkmam. Beni farklı kılan bu sanırım.


Yeni dizi projesi yok mu?

Çok yorucu bir tempo gerektiriyor maalesef. Ama iyi bir proje olursa o tempoyu göze alırım.

Eşinden basetmişken evliliğinin altıncı yılındasın. Ebru nasıl bir kadına dönüştü bu süreçte?

Klasik bir tipim, bildiğin Türk kızıyım. Evlendikten önce ve sonra diye bir ayrım yok bende. Çok aşık olduğum bir adamla (iş adamı Özer Sancak) evlendim. Öncesinde nasılsa her şey yine öyle devam etti. Benim için her şey daha dün gibi. Evlilik aşkı öldürmüyor.


Oğlun Eren de beş yaşına girdi. Neler hissediyorsun?

Anne olduktan sonra naif yanlarım daha çok ortaya çıktı. Onun dünyasında olmak bana iyi geliyor. İyi ki anne olmuşum.

Türkiye’de kadın olmak zor mu?

Kadın olmak başlı başına zor. Ama son dönemde kadının da iş dünyasında yerinin çoğaldığını gözlemliyorum. Kadın kendini bildikten ve belli bir eğitimde olduktan sonra onu hiç kimse durduramaz.İnsan istedikten sonra sınırlarının olmaması gerektiğine inanıyorum.



Nasıl bir dünya hayal ediyorsun?

Herkesin birbirine sevgiyle bakabildiği, sanatın, müziğin, insanı besleyen duyguların daha ön planda olduğu bir dünya hayal ediyorum. Bence her şeyin anahtarı sevgi. İnsanların biraz normalleşmesi lazım. Doğalımızı yitirdik sanki. Biraz rahatlasak, oturmayı bırakıp kalkıp dans etsek her şey daha güzel olacak.

Ama bizde dans edenlere acayip bir şey yapıyormuş gibi bakıyorlar...

Haklısın. Çünkü insanlar birbirine bakıp ne düşündüklerini anlamaya çalışmaktan başka bir şeye fırsat bulamıyor. Bu çok gereksiz bir mücadele ve yorucu. “Kim ne der?” sorusuyla fazla meşgul oluyoruz. Oysa insanın kendini özgürce ifade etmesinin en güzel yollarından biri dans etmek. Ben bahçemde müziği açıp hiçbir şeye aldırmadan dans etmediğim bir gün düşünemiyorum.

Hayatında büyük pişmanlıkların, keşkelerin var mı?

Tabii ki var. Zaman zaman “Nereden girdik bu işe Ebru?” dediğim olmuştur. Ama ben o dramatik tiplerden değilim. Yapılan her hatanın iki tarafı olduğunu düşünürüm. Bizim camiada gardını önceden almak gerek. Edindiğim tecrübeler bana bunu öğretti.

Seni en çok ne heyecanlandırır?

İyi müzik, iyi resim, iyi dans eden biri beni heyecanlandırır. İnsan bedeniyle yapılan her sanat beni çok heyecanlandırır. Oğlum Eren’in gelişimi ve onunla yaşadığım ilkler, yenilikler beni çok heyecanlandırıyor. Eşim Özer kitesurf yaparken çok heyecanlanırım. Rüzgarla öyle mücadele ediyor ki... Kendini ada vapuru zanneden bir eşim var.

Mutfakla aran nasıl, yemek yapar mısın?

Yemek yapan bir anneyim. Fakat bir dönem durağanlaştım. Sebebi eşimin vejetaryen olmasıydı. Sadece balık yerdi. Durum böyle olunca da yaratıcılığımı yitirmeye başlamıştım. Artık et yiyor çok daha renkli ve çeşitli bir mutfağımız var. Aşçılık okuluna da gittim. Ev makarnası da yaparım, fettuçini de.

Yaptıklarını yemiyorsun galiba. Hep formda hep güzel ve zarifsin. Sırrın ne?

Doğum öncesi 17 kilo almıştım. Ben ben değildim. Doğumdan iki buçuk ay sonra ekranlara döndüm. Ama 34 beden olan ben 38-40 beden kıyafetlere zor giriyordum. Ama zamanla her şeyin normale döneceğini biliyordum. Bence en büyük sır özgüven. Özgüveni olan kadın her haliyle güzeldir. Ben de kendiyle son derece barışık bir insanım.

CANI ACIMAYAN SESİNİ ÇIKARMIYOR

CANI ACIMAYAN SESİNİ ÇIKARMIYOR

Çocuk gelinler ve çocuk istismarı hakkında ne diyorsun?

Ah ah diyorum! Bu konuda konuşmak bile tüylerimi diken diken ediyor, sinirlerimi bozuyor. Her şey eğitime dönüyor işte. İdam meselesi üzerine de çok düşünüyorum. Ama idam çözüm değil. O işlenen suçun karşılığının cezasını fazlasıyla çekmesi gerekiyor. Çocuk istismarı affedilemez bir şey. Nefretle lanetliyorum ve kınıyorum.

Son yıllarda şov dünyasında da tacizler arttı...

Canı acımayan hiç kimsenin sesini çıkartacağını zannetmiyorum. Demek ki bu insanların haklarına tecavüz ediliyor. Herkesin kendini koruma ve savunma hakkı var.

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.