Ediz Hun: Sokakta görenler 'Vah vah! Ne hale gelmişsiniz!' diyor

Yeşilçam'ın en yakışıklı, en romantik jönlerindendir Ediz Hun. Türk Sineması'na 44 yıl hizmet verdi. Şimdi 78 yaşında. Üniversitede Türk ve Dünya Sineması dersleri veriyor. Uzun zamandır sessizdi. Merak edip kapısını çaldık. Buyurun dünden bugüne uzanan nostaljik sohbetimize siz de katılın

30 Eylül 2018, Pazar 05:00 Son Güncelleme:
A A
Ediz Hun: Sokakta görenler 'Vah vah! Ne hale gelmişsiniz!' diyor

ALEV GÜRSOY CİMİN

alev.gursoy@posta.com.tr

Hayat nasıl gidiyor?

78 yaşındayım. Çok iyi ve sağlıklıyım. İstediğini yiyebiliyorsan, rahat uyuyabiliyorsan gerisi önemli değil. Benim için en büyük mutluluk bu. Gayet güzel yaşıyorum.

Türkiye’nin en yakışıklı erkeklerinden biriydiniz. Yaşlılık söylemini kabullenemiyor zaten insan...

İnsan psikolojisi çok enteresan. Bazıları beni gördüğünde sizin gibi nezaket gösterip “Ağabey çok iyisin, hiç değişmemişsin. Aynı Ediz Hun’sun” diyor. Üç beş adım attıktan sonra birisi de diyor ki “Vah vah! Ne hale gelmişsiniz!” Kendi kendime yaş ilerledikçe değişiklik olacağını söylüyorum.

Sonra da diyorum ki “Tanrım bir taraftan mutlu ediyorsun, diğer taraftan da bu muameleye maruz bırakıyorsun.” Bir bildiği vardır herhalde.

Siz kendinizi kaç yaşında hissediyorsunuz?

Hâlâ 50’lerdeyim. Ruhla da alakalı bir durum bu. Tabii yaş ilerledikçe insan fiziken değişiyor, bu normal.

BİZ OYUNCU DEĞİL SANATÇIYIZ

Sizlerin büyüsü başkaydı. Hâlâ unutulmuyorsunuz...

Çünkü eskiye özlem var. Belki senaryo olarak zayıftık ama bizde nezaket vardı, samimiyet vardı... Tabii, yokluk da vardı. Şimdiki gibi iyi şartlara sahip değildik. Karavanlarımız yoktu mesela. Şimdikiler o açıdan şanslı. Ayrıca oyuncu değil, sanatçı denilmeli. Oyuncu yanlış bir tabir.

Neden yanlış?

Biz sanat icra ediyoruz. Rol gereği oynuyoruz. Ama işin adı sanat. Yani bana deseniz ki “Şu an ağlaman gerekiyor.” Hemen gözlerim dolar. Bunu hissetmeniz lazım. Karşınızdakine de bunu hissettirmek zorundasınız.

İyi sanatçı nasıl olur?

Türkan Şoray da Fatma Girik de Filiz Akın da muhteşem sanatçılardı. “İyi sanatçı kim?” diye sorarsanız onları söylerim. Bizleri sayarım. Hakikaten bizler o dönemde çok bedel ödedik ama çok iyi filmler çektik. Para kazanmayı hiç düşünmedik.

AMPULÜ BENİM BULDUĞUMU ZANNEDEN GENÇLER VAR

Yeni jenerasyonu nasıl buluyorsunuz?

Başlarda, sette birkaç dizide oynayana kadar önyargılıydım. Ben açık sözlü bir insanım. Hafif küçümsemeli bir eda ile dedim ki; “Gençler acaba nasıl, iyi oyuncular mı?” Sonra bir baktım ezberler mükemmel, oyun sunumu mükemmel. Yönetmene gidip dedim ki “Bunlar bizi geçmişler, Yeşilçam çok geride kalmış.” Müthişler!

Eleştiriniz var mı?

Var tabii. Misal sinemaya çok meraklılar ama bilime değil. Zaten eğitim konusunda biraz kaygılıyım, sisteme dair endişelerim var.

İyi eğitmenli eğitim şart. Eğitmenin de iyi eğitilmesi lazım. Ampulü benim bulduğumu zannedenler var. Ben de diyorum ki, “Thomas Edison büyük amcam olur. 1879’da ampulü taktı, New Jersey’i aydınlattı.” Hiç unutmam bir keresinde bir öğrencim, “Hocam, deniz kızını nerede görebilirim?” dedi.

Siz de bir eğitimcisiniz...

Okan Üniversitesi’nde öğretim görevlisiyim. Çevre Ekoloji Bilimleri ve aynı zamanda Dünya Sineması- Türk Sineması dersi veriyorum.

DİN OLMASA MİLLET BİRBİRİNİ YER

Sizce bir toplum nasıl huzurlu olur?

Saygıyla. Ben Çerkez kökenliyim. Ama ondan önemlisi şudur: Benim için Kürdü, Türkü, Lazı, Çerkezi eşittir. İyi insansa eğer, gücüm var benim, onu sırtımda taşırım. Kötü insansa unutmam, kindarımdır. Alevisi, Sünnisi hepsi eşit bende. Din de olacak, bilim de olacak. İlahi bir kudret var ona inanırım ama bilim çerçevesinde değerlendiririm her şeyi. Din olmasa millet birbirini yer. Din de olacak, hangi dinden olursan ol. Ben bütün insanlara ve dinlere saygılıyım.

"CANIM EFENDİM, ÇOK İYİSİNİZ" DİYENLERDEN ÜLKEYE HAYIR GELMEZ

Siz milletvekilliği de yaptınız. Türkiye’nin gidişatını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Atatürk ilkelerine bağlı bir insanım ve demokrasiye inancım sonsuz. Türkiye’de gördüğüm kadarıyla çok kaliteli, çok iyi yetişmiş insanlar var. Onlara imkan sağlamak lazım. Belki kaba olacak ama çok iltifatkâr davrananlar değil de kendi işini bilenler Türkiye’ye faydalı olacak. Böyle “Canım efendim, çok iyisiniz” diyenlerden hayır gelmez.

Bazıları sanatçıların siyasi konularda fikir beyan etmesini eleştiriyor...

Sanatçı da insandır ve görüşleri vardır! Görüşlerini de korkmadan dile getirebilmelidir. Bu son dönemde pek mümkün olmuyor gerçi!

Neden?

Fazıl Say’ın başına gelenleri söylemem yeterli bence. Çok ayıp edilmedi mi kendisine? Linç kültürü var. Kimse düşüncesini söyleyemiyor. Sorun aşırıcılık. Farklı görüşlere saygı duymamak. İnsanlar neden görüşlerini özgürce söyleyemesin? Ben hayatım boyunca daima hür yaşadım. Hayatımı özgürce devam ettirip özgürce bu dünyadan gitmek isterim.

Özgür müyüz sizce?

Bu kişiye göre değişir. Ben özgürüm ama başkası öyle olmadığını düşünebilir. Ben kendi özgürlüğümden mutluyum şu anda. Hükümetle ilgili politik bir düşüncem yok. İktidarla bir sorunum da yok. Politik bir duruşum yok. Yaptım, bitirdim. Atatürkçüyüm sadece.

Dönmezsiniz artık sanırım siyasete.

Teklif var ama dönmem. Çünkü şu anki ortam huzursuz bir ortam. Ben kimseye biat etmem, sadece saygı duyarım. Biat başka, saygı duymak başka.

O kadar inşaat yapılıyor zor durumdaki sanatçılara birer daire verilse...

Yeşilçam bitti mi?

Bitti. Sadece Yeşilçam’ın ruhu devam ediyor. Bugün bizler çok şükür hayatımızı sürdürüyoruz. Ama çok zor durumda yaşayan sanatçılarımız var. O kadar inşaat yapılıyor, bu arkadaşlarımıza birer daire verilse... Hiç mi sanatçıya kıymet yok? Ben istemiyorum ama lütfen ihtiyacı olanlara versinler. Ama sesimi duyan kimse yok! Sözlerim bu atmosferde buharlaşıp uçuyor.

Biz, sanatçıların kıymetini onları kaybettikten sonra mı anlıyoruz sizce?

Tarık Akan’ı kaybettik. Çok kıymetli bir sanatkârdı. Hemen Teşvikiye Camii’ne gittim, kalabalıktan göz gözü görmüyordu. Ama yaşarken fikirlerinden ötürü linç ettiler. Hayattayken kıymet bilmiyoruz. Sanatçı adamın farklı düşünceleri olabilir. Buna kızmamalıyız. Sanatçıları sanatıyla değerlendireceksin. Yazık değil mi Tarık’a? En verimli çağında, 68 yaşında vefat etti. Karamsarım. Birçok sanatçı sokakta öldü. Açlıktan, kimsesizlikten ölen bile oldu. Devlet bunlara sahip çıkmalı.

45 YILLIK EVLİLİĞİN SIRRI

Çok ünlüydünüz. Çapkınlıklarınız var mıydı?

Her erkekte olduğu kadar. Gençsin, yakışıklısın. Neden olmasın ki? Gayet güzel, zarif hanımlar oldu hayatımda. Ben onları incitmemeye çalışır, hep onlara nazik davranırdım. Aşırılıklarım yoktur. Kadınları çok iyi okşayacaksın, hoş tutacaksın.

Berna Hanım ile olan 43 yıllık evliliğinizin sırrı da kadın ruhundan anlamanız mı?

3 Ocak 1973’te evlendik. Ondan evvel de uzun süren bekarlık hayatım oldu. Hayatıma girmiş olan kadınlara mümkün olsa da sorabilseniz... Hiçbiri hakkımda kötü bir şey söylemez.

SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

;
Sıradaki haber yükleniyor...

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.