“Efsun'un eşi benzeri yok”

'Kavak Yelleri' dizisinde 'Su' karakterine hayat veren Ceren Moray 'O Hayat Benim'in varoş kızı Efsun rolünde müthiş bir performans sergiliyor. Günümüz toplumsal yapısının aynası olan Efsun karakteri için durmaksızın çalışıyor Ceren. Kafede otururken kulak misafiri olduğu saç boyası sohbetini bile karakterine yansıtabiliyor. Ve çok kızdığı varoşluğun sembolü olan Efsun için “Çok kıymetli bir rol. Elimden geldiğince Efsun'un tadını çıkaracağım” diyor

17 Ocak 2015, Cumartesi 05:00
A A

RÖPORTAJ: ELMAS DERECİ
elmasdereci@gmail.com

* Oyunculuk kariyeriniz nasıl başladı?

15 yaşıma kadar Pera Güzel Sanatlar’da tiyatro eğitimi aldım. O süreçte ilk dizimden teklif geldi. Müjde Ar, Salih Güney ve Fatma Belgen ile birlikte ‘Serseri Aşıklar’da oynadım. Üniversiteden sonra babam kalp krizi geçirdi, çok sarsıldım. Yüksek lisansa hazırlanırken durdum, hayatıma yeniden yön vermeyi denedim. Konservatuarı bitireli altı yıl oldu, hala öğrenci psikolojisini taşıyorum. Yarım bıraktığım yüksek lisansı tamamlayıp doktoramı yapacağım.

* Ailenizle birlikte mi yaşıyorsunuz?

30 yaşındayım, tek çocuğum, yalnız yaşıyorum. Hayatta en kıymet verdiğim, ailemdir. Komik, eğlenceli bir aileyiz. Annem ve babamla birlikte büyüdük. Oturur değişim ve gelişimlerimizi konuşur, birbirimizi eleştiririz.

* Aileniz nasıl bir çocuk olarak yetiştirdi sizi?

Bizimkiler onur takıntılıdır. Onurlu, adil, gururlu yetiştirildim. Bir tek kendimi koruma öğretisini alamadım. Her şeyle çok ilişkiliyim, hem ruhen hem aklen kendimi yoruyorum. Bardak düşecek olsa “Bana ne, benim sorumluluğum değil” demem, camın kırılıp elimi kesebileceğini düşünmeden bardağı kurtarmak için atlarım.

* Kardeşiniz olsun ister miydiniz?

Hiç eksikliğini hissetmedim. Birini sevecek küçücük bir şey bile bulsam onunla dostluk kurar, alıp evime götürmek isterim. Mülkiyet duygusuyla değil, ailemden biri olsun diye. Bazen kontrol dışı gelişebiliyor bu durum, o zaman da sıkıntıya dönüşüyor. Çünkü herkes seni, senin sevdiğin gibi sevmeyebiliyor.

* Hayatınızda biri var mı?

Var. Toplumsal meseleleri konuşabildiğim, aynı şeylere gülebildiğim ve özel alanlarıma saygılı biri var. Yalnızlığıma aşırı düşkünüm ve olabildiğince koruyorum. Evim mahremiyetim. Yalnız kalmazsam, kendimi yemek yaparken, okurken, kedim Vasfiye’yi severken görmezsem iyi hissedemem.

"ÖZGÜEN SORUNUMU EFSUN'LA AŞTIM”

* ‘Kavak Yelleri’nde Su rolündeydiniz. O zaman balıketiydiniz, şimdi dal gibisiniz.

‘O Hayat Benim’e başladığımızda 50 kiloydum, bir ara 39’a düşmüştüm. Zayıflamak için bilinçli bir şey yapmadım. Vejetaryenim. Sete gelen yemekler etliyse yemiyor, kıvır zıvır ile besleniyordum. Şimdiki fiziğim; yetişkin olup hatlarımın oturmasıyla ilgili.

* Efsun rolü geldiğinde ne düşündünüz?

Karakteri okuyunca bayıldım. Bana gelen işlerden yola çıkarsam, Efsun uzun süredir televizyonlarda yazılmamış bir karakter. Beni oyunculuk ve ruhsal alanda geliştirdi. Ciddi bir özgüven problemim vardı, Efsun karakteri ile onu aştım. Artık Efsun’la ilgili “Bu sahneyi nasıl oynayacağım” kaygısı gütmüyorum.

* Karakter için hazırlık süreciniz oldu mu?

İşiniz oyunculuksa; toplumun her kesiminden insan nasıl davranır, suyu bile nasıl içer, gözlem yapmanız gerekir. Efsun, yaşadığımız zamanda bizi kontrol etmeye çalışan mekanizmalara çok benzeyen bir yerden geliyor. Cehaleti, yobazlığı savunurken sınıf atlama çabasında. Efsun’la sokakta yürürken, bir kafede otururken de karşılaşabilirsiniz. Karakteri canlı tutmak için Facebook ve Twitter’daki farklı kesimlerden insanların diyaloğunu, birbirlerinin fotoğraf altlarına yazdıklarını okuyorum.

* Bundan sonra nasıl bir rol gelmeli ki bu güçlü rolünüze artılar katsın?

İddialı konuşmayı sevmem ama şu sıra gösterilen dizilerde Efsun gibi bir karakter yok. 30 yaşında bir aktristin başına gelebilecek en güzel şey başıma geldi. Çok kıymetli bir rol, dolayısıyla bunun üstünde ne oynarım bilmiyorum. Elimden geldiğince Efsun’un tadını çıkaracağım. “Belki bende de görgüsüzlük vardır”

* Efsun karakterini deforme ettiğiniz söyleniyor.

Dil, toplumun ikna mekanizmalarının birincil parçası. İnsanı bir şeye ikna edecekseniz dili çok iyi kullanmalısınız. Dizinin reytinginin bu kadar yüksek olmasının bir nedeni de dil ile ilgili deformasyon yapılması. Gündemi yansıtan ülke profiliyle aynı yani. Kız, liseyi terk etmiş, yoz ve cahil, 50 kelimeyle konuşuyor. Öğrendiğini, merak etmeden, öğrendiği kadarıyla bilen bir kız.

* Peki başarınızın ardında yatan sadece gözlem mi yoksa sizin de içinizde biraz varoşluk var mı?

Orta sınıf, memur ailesinden geliyorum. Sınıf atlama çabam hiç olmadı ama şu anda daha önce yaşadığım hayatın bir üstünde yaşıyorum. Görgüsüzlüğüm de yok ama başka bir taraftan vardır belki. Ben Efsun’u çok cahil bir yerden kurdum. En lüks butikten Vuitton çanta alma gayretinde olan ama “Pardon da yani, pahalı kıyafetler giyip içki de içiyorsun” diyen biri. Dolasıyla o tutkulu yozluk tam olarak Efsun. Çekim arasında kafede oturuyorum mesela, yan masada iki kız saç üzerine konuşuyor... Hemen oradan bir diyalog üretiyorum; “Bebeğim, bak şu balyajın tonunu bir türlü ayarlıyamıyosuuun” diye. Hikayede Yusuf Dede’yi bahçeye gömüyorlar ya; o kadar senaryonun içindeyiz ki kendimiz olduğumuz anlarda bile orada bir mezar varmış gibi basmıyor, üstünden atlıyoruz.

 

“ÇANTAYA DEĞİL, TATİLE PARA HARCIYORUM”

* Ceren Moray beş-on yıl sonra kendini nerede görüyor?

Yazmayı seviyorum, bir senaryo hazırlığındayım. Kendime üç yıl süre verdim, senaryoyu oyun veya film olarak çekeceğim. Oyunculuk kadar senarist ve yönetmen olarak ilerlemeyi de istiyorum.

* Şöhret sizce ne demek?

(Efsun olarak cevaplıyor) Şöhreet, herkesin sahip olması gereken şeydir (gülüşmeler). (Ceren olarak cevaplıyor) Kişinin özgürlüğünü kısıtlayan bir durum. Çok tercih etmediğim bir şey.

* Ya özgürlük nedir?

(Efsun olarak cevaplıyor) Yaniii özgürlük, sonuçta kocanla evinde oturduğun zaman televizyon izleyebiliyorsan, özgürsündür yaniii (gülüşmeler). (Ceren olarak cevaplıyor) Toplumsal olarak herkesin düşman bellediği bir şey.

*Dizi piyasası iyi kazandırıyor. Yatırımınız var mı? Nasıl değerlendiriyorsunuz?

Para kazanıp ev alayım, araba alayım, marka çantalar kullanayım gibi bir gayretim yok. Buzdolabım daima dolu olsun, bana yeter. Farklı ülkeler görmeyi, kültürleri öğrenmeyi çok seviyorum, paramı da buna harcıyorum.

BİRAZ DA SİYASET

* ‘Kadın Cinayetlerine Dur De Platformu’nda çalışıyorum. Toplantılar yapıp fikir geliştiriyor, üretiyoruz. Devleti ve aileden sorumlu bakanımızı da aramızda görmek istiyoruz.

* Eğitimli kadın da şiddete uğruyor ama saklıyor! Çünkü utanıyor. Benim başıma da gelebilir bir gün ve ben bunu ifade edebilirim. Bunu konuşmak, olayla yüzleşmek gerekiyor ki yol alabilelim.

* Torba Yasası, korunma hak talebini reddediyor! Eminim birçok insan Torba Yasası’ndaki bu maddeden haberdar değil. İnsanları bilinçlendirmek için bir kısa film hazırlıyoruz. Öyle bir film olsun ki şiddet görmüş Gelincik Mahallesi’ndeki kadına da plazalarda çalışana da dokunsun.

* Osmanlı edebiyatçıları dilin değişmesi için isyan etmiş. Osmanlıca’yı okullarda zorunlu kılmaya çalışıyorsunuz, öte yandan adam Türkçe’de ‘ki’yi ayırmayı bilmiyor. Osmanlı edebiyatçıları, yazarken üretmeyi kısıtladığı ve yetersiz olduğu için dilin değişmesini istemiş. Ellerinde tabletle dolaşan insanların böyle bir öneriyi ortaya atmaları tuhaf.

SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

;

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.