Kaygının odasında büyüyen gençlik: 'Ev genci' artıyor

Bir zamanlar dinlenme alanı olan genç odaları, şimdi kaygının sığınağına dönüştü. ‘Ev genci’ kavramı artık geçici bir durum değil; sosyal hayatla bağını koparan, geleceğe dair umudunu yitiren gençlerin yeni kimliği haline geldi. Uzmanlar, bu sessiz yalnızlığın ruhsal bir çöküşe zemin hazırladığı uyarısında bulunuyor.
Sevim Büyüktaş Demir
Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2024 yılına ait ‘İstatistiklerle Gençlik’ raporuna göre, ülkemizde 15-24 yaş aralığında 12 milyon 800 bin genç bulunuyor. Bu gençlerin yüzde 22.9’u ne eğitim sisteminde yer alıyor ne de bir işte çalışıyor. Oran kadınlarda yüzde 30.1, erkeklerde ise yüzde 16.2. Uzmanlara göre bu tablo, son yıllarda giderek yaygınlaşan ‘ev genci’ olgusunun da yansıması.
DİJİTAL DÜNYAYA YÖNELİM FAZLA
Uzman Klinik Psikolog Cumali Aydın, ‘ev genci’ kavramının yalnızca işsiz veya eğitim dışı gençleri değil, aynı zamanda dijital dünyaya fazlaca yönelmiş, sosyal ilişkilerini sanal ortama taşımış gençleri de kapsadığını belirtiyor. Aydın’a göre, “Bu gençler genellikle dışarıda olmanın kaygı, başarısızlık korkusu ya da değersizlik duygularını tetiklediğini söylüyor. Bu yüzden ev, bir güvenli alan haline geliyor. Ancak uzun vadede bu güvenli alan farkında olmadan bir psikolojik kapana dönüşüyor.”
EV GENCİ NEDEN ARTTI?
Cumali Aydın, ‘ev genci’ olgusunun artışında üç temel faktörün öne çıktığını vurguluyor: “Pandemi dönemi evde kalmayı normalleştirdi, ekonomik belirsizlik gençlerde ‘ne yapsam da işe yaramıyor’ duygusunu büyüttü, toplumsal başarı baskısı ise birçok genci geri çekilmeye itti.” Artık birçok gencin dış dünyayı, ‘imkânların değil, yetersizliklerinin aynası’ olarak gördüğünü belirten Aydın, bunun bir tür duygusal savunma mekanizması haline geldiğini söylüyor.

PSİKOLOJİK ETKENLER ÖN PLANDA
Evde kalmayı tercih eden gençlerde kaygı bozuklukları, özgüven eksikliği, depresyon ve başarısızlık korkusu gibi psikolojik etkenler öne çıkıyor. Aydın, özellikle sosyal anksiyetesi olan gençlerin topluluk içinde olmayı tehdit olarak algıladığını ve ‘denemektense hiç başlamamayı’ daha güvenli bulduklarını belirtiyor. Bunun yanında işsizlik, eğitim fırsatlarındaki eşitsizlik ve aile baskısı da bu tabloyu derinleştiriyor. Dijital dünya ise kısa süreli bir kaçış alanı sunarak gençlerin gerçek yaşamla bağ kurmasını geciktiriyor.
BEYNİN SOSYAL BAĞLARI KOPUYOR
Cumali Aydın, Japonya’da ‘hikikomori’ olarak tanımlanan bu durumun Türkiye’de de gözle görülür biçimde arttığına dikkat çekiyor: “Uzun süreli sosyal izolasyon, özgüven ve planlama becerilerini zayıflatıyor. Beynin sosyal etkileşimle ilgili ağları pasifleşiyor. Bu da ilerleyen yaşlarda iş hayatına uyum sağlamayı, ekip çalışması yürütmeyi ve ilişkiler kurmayı zorlaştırabiliyor.”
ÇÖZÜM: BASKI DEĞİL, ANLAYIŞ
Cumali Aydın, ailelerin bu süreçte ‘tembellik’ ya da ‘sorumsuzluk’ gibi etiketlerden kaçınması gerektiğini vurguluyor: “‘Bir işe gir de kendine gel’ gibi baskılar, gencin geri çekilme nedenini ortadan kaldırmaz, aksine utanç duygusunu büyütür. Doğru yaklaşım, neden geri çekildiğini anlamaya çalışmak ve küçük sosyal adımlarla cesaretlendirmektir. Ev genci olmak bir son değil; doğru destekle, anlayışla ve güven duygusuyla aşılabilecek geçici bir dönemdir.”

TÜRKİYE’DEN 45 ÜNIVERSİTE LEIDEN DÜNYA SIRALAMASINDA
Türkiye’nin sağlık temalı ilk devlet üniversitesi olan Sağlık Bilimleri Üniversitesi, eğitim faaliyetlerini İstanbul’da tarihi Mekteb-i Tıbbiyye-i Şahane Külliyesi’nde sürdürüyor.
Hollanda’nın Leiden Üniversitesi bünyesinde faaliyet gösteren Bilim ve Teknoloji Çalışmaları Merkezi (CWTS) tarafından hazırlanan Leiden Dünya Üniversiteleri Sıralaması 2025 sonuçları açıklandı. CWTS Leiden Ranking, Yükseköğretim Kurulu’nun (YÖK) da tanıdığı dört küresel değerlendirme kuruluşundan biri. CWTS Leiden, Web of Science veri tabanına dayalı analizlerle üniversitelerin sadece yayın sayısını değil; yayınların atıf etkisi, uluslararası iş birliği düzeyi, açık erişim performansı ve toplumsal katkı potansiyelini ölçüyor. Türkiye’den 45 üniversite listeye girdi. Sağlık Bilimleri Üniversitesi, Türkiye birincisi olarak dünya genelinde 302’nci sırada yer aldı. Bunu Hacettepe (378) ve İstanbul Teknik Üniversitesi (564) izledi. Ayrıca Koç, Bilkent, Başkent, İstanbul Medipol ve Sabancı Üniversiteleri de listede yer alıyor. Anadolu üniversiteleri de yükselişte: Erciyes (810), Fırat (900), Çukurova (913), Selçuk (963) gibi üniversiteler, uluslararası görünürlük kazandı.






