Etkileşim çok insanlık yok

Erol Köse'nin düşme görüntülerinin saniyeler içinde yayılması, dijital çağın karanlık yüzünü bir kez daha ortaya koydu: “İlk paylaşan olma hırsı.” Uzmanlara göre bu dürtü, empatiyi yok eden ve hızla büyüyen yeni bir dijital bağımlılık. Etkileşim uğruna yapılan her paylaşım, bir ailenin acısını ömür boyu büyütüyor.
Murat GÜLDEREN / Posta
Bir insan hayatını kaybediyor, ancak saniyeler içinde başka bir yarış başlıyor: ‘İlk kim paylaşacak?’ Olay anına tanıklık edenlerin bazıları yardım etmek yerine kayıt tuşuna basıyor, görüntüyü görenler ise durup düşünmek yerine hızla başkalarına gönderiyor. Böylece bir trajedi, dakikalar içinde milyonlarca kişinin ekranına ulaşıyor. Ünlü yapımcı Erol Köse’nin 16. kattan düşme olayında olduğu gibi ve buna benzer tablolar, sosyal medyada yeni bir bağımlılık türünün hızla yayıldığının en somut örmeği.
ALGORİTMA BARBARLIĞI
Peki niye böyle oluyor? Cevabı: ‘İlk paylaşan olma” hırsı. Bu tutum, sosyal medya platformlarının kendi iştahıyla birleştiğinde kontrol edilemez bir boyuta ulaşıyor. Çünkü sosyal medya platformlarının algoritmaları, trajedinin içeriğine, acının derinliğine veya etik değerlere bakmaksızın, sadece ‘etkileşim’ hızına odaklanıyor. Sarsıcı bir görüntü ne kadar çok izlenir ve ne kadar çok kişi tarafından paylaşılırsa, sistem bunu bir ‘başarı’ olarak kodlayıp daha fazla insanın önüne düşürüyor.
PLATFORM KÂR EDİYOR
Bir başka deyişle, sosyal medya devleri trajedi üzerinden dönen bu trafiği filtrelemek yerine, sessizce ödüllendirerek adeta dijital bir yangına körükle gidiyor. Sonuçta, platformların kâr odaklı bu “izlenme süresi” takıntısı, insan onurunu birer istatistiğe dönüştürerek bu dijital vahşeti her geçen gün daha da körüklüyor. Bu kontrolsüz trafik, kullanıcıların etkileşim iştahını kabartırken bir yandan da toplumun en temel insani refleksi olan empati duygusunu hızla yok ediyor. Başkasının acısını sadece bir ‘izlenme sayısı’ olarak gören bu çarpık bakış açısı, bizi başkalarının trajedisine karşı tamamen duyarsızlaşan dijital birer izleyiciye dönüştürüyor.
İLK BEN GÖRDÜM HAVASI
Uzmanlara göre bu davranışın temelinde “ilk ben gördüm, ilk ben paylaştım” duygusu yatıyor. Kişi, gündemi yakalayan ve çevresine aktaran kişi olmanın verdiği görünmez bir statü elde etmeye çalışıyor. Bu durum, klasik merak duygusunun ötesine geçerek dijital bir rekabete dönüşüyor. Özellikle şok edici ve sarsıcı içerikler söz konusu olduğunda bu dürtü daha da güçleniyor.
YENİ BİR BAĞIMLILIK
Uzman Klinik Psikolog Berivan Kaya, konuyla ilgili yaptığı değerlendirmede, etkileşim yaratmanın da artık dijital bir bağımlılık haline geldiğini belirterek, “Bu bir refleks haline gelmiş duyarsızlıktır. Telefonu çıkarıp kayıt almak artık düşünmeden yapılan otomatik bir hareket. Çünkü zihinlerimiz olayları ‘yaşanacak bir durum’ olarak değil, ‘paylaşılacak içerik’ olarak kodlamaya başladı. Ama mesele sadece alışkanlık değil. Aynı zamanda sorumluluktan kaçıştır. O an kayıt tuşuna basmak, çoğu zaman yardım etmemeyi seçmektir” dedi.
ACILAR İÇERİK OLDU
Sürekli acı, şiddet ve ölüm görüntülerine maruz kalmanın insanları daha anlayışlı değil, daha mesafeli yaptığını ifade eden Kaya, şunları söyledi: “Artık birinin hayatındaki en travmatik an, bizim için ‘ilginç bir içerik’ haline gelebiliyor. ‘Bak ne olmuş?’ dediğimiz şey, aslında birinin hayatının en kötü günü. Bunu görüp hâlâ paylaşabiliyorsak, sorun empatiyi geri plana atmış olmamız. Çünkü o görüntüyü paylaşan kişi şunu düşünmüyor: ‘Bu insanlar bunu her gördüğünde tekrar yıkılacak.’ Bunun yerine şu düşünce öne çıkıyor: ‘Bu video tutar mı?’ Bir insanın travmasını içerik haline getirmek, onu yeniden dolaşıma sokmak; sadece duyarsızlık değil, aynı zamanda sorumluluktan kaçmaktır.”
DUYGULAR SIRADANLAŞTI
Sürekli vahşet ve ölüm videoları izlemenin insanların duygularını sıradanlaştırdığını kaydeden Kaya, şöyle devam etti: “Bu, insanı robot yapmaz ama daha az hisseden birine dönüştürür. Bu çok daha sinsi bir tehlikedir. Çünkü bir noktadan sonra acıyı görürsünüz ama hissetmezsiniz. Sosyal medyada etkileşim almak bir bağımlılık haline gelmiştir. Beğeni, yorum ve izlenme; bunların hepsi kısa süreli bir tatmin sağlar. Bu tatmin, tekrar tekrar aynı şeyi yapmaya iter.”
İLK REFLEKS YARDIM OLMALI
Kaya, bu dijital vahşetin, toplumsal bir cinnete dönüşmemesi için de şu uyarılarda bulundu: “Bir olay anında ilk refleks telefonun kamerasını açmak değil, ‘Nasıl yardım edebilirim?’ sorusunu sormak olmalı. Bir trajediyi paylaşmadan önce kendinize şu soruyu sorun: ‘Bu görüntüdeki kişi benim bir yakınım olsaydı, milyonların bunu izlemesini ister miydim?’ Paylaştığınız her sarsıcı video, mağdur yakınları için travmanın yeniden yaşanması demektir.”
12'nci kattan düştü, hayata tutundu! 14 yaşındaki Ecrin'in mucize kurtuluşu: 'Baba sizi bırakmayacağım'
Sahte evrağa inandı, uyarıları dinlemedi! Bileziklerini bozdurdu, polis son anda durdurdu
Feci kazada çifte acı! 2 gencin ölüm haberini alan yakınları olay yerinde kalp krizi geçirdi
Korkudan kimseye söyleyemediler! Aile sorunca "Metin gölette battı" dediler
Bozbey hakkındaki iddianamede yeni detaylar: 'Pasta kutusunda rüşvet'






