Eliz Sakuçoğlu: Ben hayat cambazıyım

Uzun zamandır ortalarda görünmeyen ünlü stil danışmanı Eliz Sakuçoğlu’nu büyüteç altına aldım. Ben sordum, o tüm samimiyetiyle cevapladı

19 Ekim 2019, Cumartesi 08:00
A A
Eliz Sakuçoğlu: Ben hayat cambazıyım

Dilara Doğan

dilara.dogan@posta.com.tr

Uzun zamandır göremiyoruz sizi. Hayatınızın nasıl bir dönemindesiniz?

Ektiklerimi biçme dönemimdeyim. 35 yaşındayım. Tıpkı Dante gibi, hayatın tam ortasındayım...

Hayatınızdan memnun musunuz?

Çok şükür.

Bitmek bilmeyen bir enerjiniz var. demin buraya girdiniz ve herkesin gözleri anında size çevrildi. Bu durumun farkında mısınız?

Bu konuda mütevazı olamayacağım çünkü bu enerjinin bana verilmiş çok özel ve kıymetli bir şey olduğunu biliyorum artık. “Artık” diyorum çünkü bunun farkına varıp anlamam çok zaman aldı ve hiç de kolay olmadı. İçimde kendi dünyamı ve başkalarının dünyalarını aydınlatacak ve ısıtacak kadar yoğun enerjim olduğunu hissediyorum. Ne kadar çok insan hayatına dokunursam, ne kadar çok insanın mutluluğuna sebep olursam o kadar çok enerjim artıyor sanki.

Hayatınızın son günü olduğunu bilseniz bile, o son günü hayat devam edecekmişçesine tutkulu yaşarsınız gibi. Sizce bunu hissettiren şey ne?

Çünkü gerçekten öyle yaşıyorum. Sanmasınlar ki bana hayat hep çok güzel. Hiçbirimize değil ama ben yaşadığım her an, aldığım her nefes için şükrediyorum. Herkesin bir ‘ölmeden önce yapmak istedikleri listesi’ vardır benim ise ‘şükür listem’ var.

Kendinize bakınca nasıl bir insan görüyorsunuz?

Canı görüyorum en saf haliyle.

Kendinizi hangi kelimeyle tanımlarsınız?

‘Hayat cambazı’ diye tanımlıyorum.

En çok neye inanıyorsunuz?

Sonunda iyilerin ve iyiliğin kazanacağına...

Çocukluk hayallerinizden biri neydi?

Avukat olup, masumların, yenilenlerin haklarını arayan kişi olmayı çok istemiştim.

Eskiden olsa aşk için her şeyimi verirdim ama doğru olan bu değilmiş

Aşka inanıyor musunuz?

En gerçek ve son olan aşka, ona beslediğim umuda, birbirini bulmak için bir yola çıkmış iki ruhun o büyük kavuşma anına inanıyorum.

Zor bir sevgili misiniz?

Kendime sürekli meydan okuyorum, sınırlarımı zorluyorum, geliştiriyorum, yenileniyorum. İlişki yaşadığım kişi eğer kendi kişisel gelişimine önem vermeyen biriyse ona zor gelebiliyorum.

Peki siz aşık olunca nasıl bir kadın oluyorsunuz?

Dünyayı fethedecek kadar güçlü ama öte yandan yeni doğmuş bir bebek kadar da savunmasız.

Erkek olsanız kendinizin en çok neyinden etkilenirdiniz?

Yaşama sevincimden.

Özgürlük sizin için ne anlam ifade ediyor?

Kişi kendinin efendisi olmalı!

Aşk için yapabileceğiniz en büyük fedakarlık nedir? Fedakarlık nedir? Onun için yaptıklarınız mı yoksa kendiniz için yapmadıklarınız mı?

Eskiden olsa aşk için her şeyimi verirdim ama doğru olan bu değilmiş. Hakiki aşk hiçbir şey istemez, tam tersi özgürleştirir daha da yükseklerde uçmanı sağlar.

Sevgiliniz telefonunuzu karıştırsa nasıl tepki verirsiniz?

Şeffaf olmanın verdiği sonsuz rahatlık ile tepki vermezdim.

Hayatta herkes ikinci bir şansı hangi durumlarda hak eder?

Yaptığından ders çıkaran her kimse ikinci şansı hak eder.

Bazıları bir aşkın sonsuza dek sürmesi için mutlaka bir suç ortaklığı gerektiğini düşünüyor, katılıyor musunuz?

Suç işlemeye gerek yok. Benim gibi deli ve hayat dolu olması o aşkın sonsuz olmasına yeter.

Aradığı aşkı bulamayan biri nerede hata yapıyordur?

Yıllarca peşine düşüp başka bedenlerde aradığımız, hasret kaldığımız aşk, aslında kendi içimizdeyse ve evren bunun farkına varmamızı istiyorsa…

Kendime yaptığım en doğru yatırım spor

Kendinizi güzel buluyor musunuz?

Dış güzellik geçici ve çoğu zaman aldatıcı. Ben kalbime tuttuğum aynadaki yansımayla ilgileniyorum ve evet onu beğeniyorum. Benim için tek gerçek kalp güzelliği.

Sadece güzelliğini kıskandığınız biri var mı?

Gıpta ettiğim birçok güzel insan var.

Stilinizi nasıl tarif edersiniz?

Belli bir tarza sahip olmadığımı düşünüyorum. Çok kafa yormuyorum. Ruh halime göre giyiniyorum.

“Asla giymem” dediğiniz bir şey var mı?

“Asla” kelimesi lügatımda yok.

Spora ne kadar tutkunsunuz?

Enerji kaynaklarımın başında spor geliyor. Kendime yaptığım en doğru yatırımlardan biri.

Şu an elinde cips paketi, kucağında çikolatayla bizi okuyan birine ne söylerdiniz?

Aaa beni tarif ettin! Bu gerçekten ben olabilirim. Zannedilenin aksine öyle sağlıklı bir beslenme programım yok; dengeli beslenmeye önem veriyorum.

Buzdolabınızın olmazsa olmazı nelerdir?

Süt, peynir, yumurta ve acı biber.

Yataktan çıkmak istemediğiniz anlar oluyor mu?

Oluyor, çıkmak zorunda değilsem çıkmıyorum. “Demek ki sakinleşmeye, dinlenmeye ihtiyacım varmış” diyorum ve o gün kendime mola veriyorum. İnsanlar sürekli bir yerden bir yere koşuyorlar. Her yerde olmak istiyorlar, fazla hızlı yaşıyorlar.

Sosyal medyasız bir hayatı nasıl tarif edersiniz?

Özgürlük.

Çok paranız olsa evinizde görmek istediğiniz sanat eseri hangisi olurdu? 

Ben tüm paramı insanları mutlu etmeye yatırırdım. Bu dünyadan gideceğimiz gün sadece anılarımız bizimle gelecek. Geride ne kadar çok mutlu yüz bırakırsam o kadar değerli bir hayat yaşamışım demektir. Bu da sahip olabileceğim en büyük sanat eseridir.

Sonsuz sabrıma sinir oluyorlar

Ani iniş çıkış anlarınızla nasıl baş ediyorsunuz?

Hayatın anahtarı denge. Onu bulduğumdan beri kolay kolay sarsılmıyorum.

Bir başka kişi olsanız kendinizin en çok hangi huyuna sinir olurdunuz?

Sonsuz sabrıma ve sessiz sedasız gidişlerime...

Sizi samimi bulmayan birini aksine nasıl ikna edersiniz?

Benimle aynı frekansta olmayan birine kendimi sevdirmeyi veya anlatmayı bırakalı çok oldu!

Hayatınız film olsa tarzı ne olurdu? merakla izler miydiniz?

İçinde bir aşk hikayesi olan bilimkurgu filmi olurdu. İzlerdim tabii.

Kıskançlık ruh hastalığıdır

Kıskançlık kelimesi sizde nasıl bir his uyandırıyor?

Benim hayatımın hiçbir alanında karşılığı olmayan bir duygu kıskançlık. Türlü türlü yüzü olan bir ruh hastalığı. Kıskançlık bir özgüven sorunudur. Kıskançlık bir tür bilinç dışı aşağılık kompleksidir. Elinde olanlarla yetinmeyi beceremeyip onun bunun yaratıcılığını veya hayat sevincini baltalayarak engellemek istemektir. Kıskançlık, kaybetme korkusudur. Keşke insanlar bu duygudan tamamen arınmış olsa.

Bir gün bir çocuğunuz olsa ona ilk olarak ne öğretmek isterdiniz?

Koşulsuz sevgiyi.

Kendinizi en çok hangi konuda şanslı hissediyorsunuz?

Enerjim konusunda çok şanslıyım.

Sizce bugüne kadar başınıza gelen en iyi şey ne?

Farkındalığım.

Bir dostunuz sizi çok geç bir saatte çok uzak bir yere çağırsa ne yapıp edip yanına koşar mısınız?

İyi günde ve kötü günde hep yanlarında olduğumu bilirler.

“Keşke” dediğiniz ne var?

Tek keşkem 2006 yılında rahmetli babaannem Elize’nin ani ölümü... Keşke ölmeden çağırdığında yanına gitseydim. O gün bir söz verdim, bir daha ‘keşke’m olmayacak.

Kadın erkek değil, insan

Türkiye’de kadın olmanın gerçeği ne sizce?

Kadın, erkek, heteroseksüel, homoseksüel tüm bu sıfatların ortadan kalktığı gün, hepimizin aynı olduğumuzu, yani basitçe ‘insan’ olduğumuzu kabul ettiğimiz gün, dünyadaki birçok sorunun çözüme ulaşacağına inanıyorum.

Hangi şarkının size yazılmış olmasını isterdiniz?

Onur Akın – ‘Seviyorum Seni’ ve Nu – ‘Man O To’

Müzik acıktırır

Hadi şimdi siz kendinize bir soru sorun…

Müzik senin için ne ifade ediyor?

Cevabım şöyle: Müziği gerçek anlamda anlayan, kainatı ve bütün varlık alemini anlar. Müzik birçok insanın ruhunu doyuruyor gibi görünse de, aslında bir acıktırma sanatıdır. İnsan ruhunu; güzeli, hakikati, şifayı, kalbi, düşünceyi, estetiği ve ahengi keşfetme yönünde acıktırır. Dolayısıyla müzikle insan önce kendini bulabilir ve bilebilir, akabindeyse olabilir…


Sıradaki haber yükleniyor...