Emily in Paris, neden bu kadar hayal kırıklığına uğrattı?

Emily in Paris, uzun zamandır beklenen bir diziydi. Türkiye'de yayınlanmasıyla birlikte çok da şaşırtıcı olmayan sonuçla karşılaştık. Uzun zaman herkesin en çok konuştuğu dizi oluverdi. Benim diziye dair pek beklentim yoktu. Ama buna rağmen beni bile hayal kırıklığına uğratmayı başardı. Ama neden? // Neslihan Arslan

27 Ekim 2020, Salı 10:37 Son Güncelleme:
YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News
Emily in Paris'teki ofis kombinleri Avrupa Yakası'nda kaldı

Emily in Paris'teki ofis kombinleri Avrupa Yakası'nda kaldı

Diziye başlama nedenlerimden ilki, hiç bilmediği bir ülkede yaşamaya ve çalışmaya başlayan genç bir kadına hissettiğim yakınlık duygusuydu. İkincisi ise filmin bir Darren Star ürünü olmasıydı. Darren Star, Sex and the City efsanesinin yaratıcısı. Diziye sıfır beklentiyle başlamış olmama rağmen yaşadığım hayal kırıklığından bahsetmiştim başta. Bunun nedeni tamamen Darren Star. Öncelikle Sex and the City -diziyi baştan sona hiç izlemedim- size moda ve aşk konusunda bir bakış açısı sunar. Bir moda editörü, belli aralıklarla Sex and the City'den yararlanır. Sex and the City efsanesinde bir kez giyildikten sonra ikonikleşen bir elbise vardır muhakkak herkesin hafızasında. Bunu yapamamışsa bile, dizinin yayınlandığı dönemin modası hakkında fikir sahibi olursunuz. Çünkü giyilen her şey son modadır. Emily in Paris'te çalıştığı ofise neredeyse tayyörle giden bir genç kadın var. Paris'te kimsenin gerçekten o kılıkla işe gittiğini düşünmüyorum. 

Emily in Paris'in stil danışmanları, şu an günümüz dünyasında böyle giyinen insanlar yok.

Emily in Paris'in stil danışmanları, şu an günümüz dünyasında böyle giyinen insanlar yok.

Emily in Paris'teki ofis kombinleri Avrupa Yakası'nda kaldı. Bunları kişisel bir bakış açısıyla yazmıyorum, biraz Instagram biraz dergi takip eden herkes bu detayları fark etmiştir. Ayakkabısı ile çantasını, eldiveniyle de şapkasının aynı renk seçen bir insan artık kalmadı. Emily'i giydirenler sanki bir moda kitabındaki talimatları uygulamış gibi. Sokaktan bir iz taşımıyor, ruhsuz ve kusursuz. Ne şans ki, dizi sözde müthiş içtendi, Emily'nin her anına şahitlik ediyoruz gibi. Valla biz normal insanların yeri geliyor en gündelik kıyafetimiz için bile dakikaları gardrop önünde geçirmemiz gerekiyor. Bir bakıyoruz sevdiğimiz tişört kirlide, en sevdiğimiz kotun dizleri çıkmış ya da önemli günler için ayırdığımız gömlek ütüsüz. Hiçbirimiz işe haftanın 5 günü iki dirhem bir çekirdek gitmiyoruz. Keşke Emily'i bir kerecik bile olsa casual, spor ayakkabı giymese de tek seferliğine düz taban ayakkabı giydirseydiniz.

Esas kız işini fazla abartmamış mısınız?

Esas kız işini fazla abartmamış mısınız?

Evet hikayenin odağında Emily var, Emily bir Amerikalı olarak Paris'e gidiyor ve burada onun adeta hayatta kalma çabasını görüyoruz. Elbette spot ışıklarının altında o olacak ama dizide Emily'den çok daha ilginç karakterler var. Onların Emily'siz hayatlarına ve kişiliklerine de biraz olsun görme şansımız olsaydı, bu durum diziyi çok daha derinlikli kılmaz mıydı? Olayları sadece Emily'nin gözünden görüyoruz. 

Klişe klişe klişe!

Klişe klişe klişe!

Her yerde aşırı sert patronlar, birbirlerini aldatan eşler ve kruvasan var. Paris bundan mı ibaret gerçekten? Paris, insanların canları istediğinde işe gittiği bir yerse gerçekten cennetmiş. Fransızlara ilişki duyduğunuz ne kadar klişe varsa, hepsini Emily in Paris'te görmeniz mümkün. Bu diziye ayırdığım vakitte, daha önce hiç görmediğim duymadığım en azından bir şeyle karşılaşabilmiş olmayı dilerdim. 

Kısaca, Emily'nin ipek gibi, mükemmel bukleli saçlarını bir sezon kadar izledim. Ne hatırlıyorsun? diye sorarsanız, ya da ne öğrendin diye... Koca bir hiç.

Kısaca, Emily'nin ipek gibi, mükemmel bukleli saçlarını bir sezon kadar izledim. Ne hatırlıyorsun? diye sorarsanız, ya da ne öğrendin diye... Koca bir hiç.

Ama yemek yerken, ütü yaparken ve sporda rahatlıkla izleniyor. Bilemiyorum. Belki de Emily in Paris'e dair söylediklerimin nedeni Fleabag ile eşzamanlı izlemem olabilir. İki dizide de tutunmaya çalışan iki kadın başkarakter var. Temel olarak benzer sorunları var. 

Fleabag ile Emily in Paris'i kıyaslamak gibi bir gaflete elbette düşmeyeceğim.

Fleabag ile Emily in Paris'i kıyaslamak gibi bir gaflete elbette düşmeyeceğim.

Ancak daha derinlikli karakterler izlemek istiyor, daha zekice işlenmiş bir hikaye ya da gerçeklik görmek isterseniz Emily in Paris size bunları -vaat etmese de- vermeyecektir.

Bu Video
İlgini
Çekebilir
Sıradaki haber yükleniyor...
holder
SIRADAKİ HABER İçindeki seks sahneleriyle kendisinden daha çok konuşulan 8 film