“En sapık tasarımım otomobile striptiz direği yapmak oldu!”

Kars'ta başlayan fakir ve zor hayatını bugün bütün dünyanın saygı duyduğu bir tasarım işine dönüştürmüş Erbakan Malkoç.

13 Nisan 2014, Pazar 05:00
A A

RÖPORTAJ: CANAN DANYILDIZ

- Sıfırdan başlamış hayat hikayen. Otomobil tasarlama ne iş?

Karslıyım, 11 çocuklu bir ailenin çocuğuyum. Zordur hayat şartları, malum hem fakirlik hem de uzak, soğuk bir şehir. Anne ve babamı art arda kaybedince İstanbul’daki abimin yanına geldim mecburen.

- Otomobil tasarlama fikri Kars’ta çıkmadı herhalde?

Yok, ama daha ilkokulu okurken sınıf arkadaşlarımdan daha belirgin bir zekam olduğu anlaşılıyordu. Hatta 2. sınıfta sınavla 4. sınıfa atladım.

- Hayallerin var mıydı?

Çocukluğumu hiç yaşamadım, çemberim vardı bir tane, oyuncak diye onu bilirim mesela. Şimdi olduğum yerle ilgili bir hayalim yoktu; ama otomobillere hayranlığım vardı. Şehre indiğimizde görürdüm; nasıl gidiyorlar? Nasıl hareket ediyorlar? diye düşünürdüm.

- Sonra?

Yetim kalınca İstanbul’a abimin yanına göç etmek zorunda kaldım. Okul hayatı da Kars’ta bitti böylece. Köyde en azından bir iki ineğimiz var; yağımızı vs. yapabiliyorduk ama burada hiçbir şeyimiz yoktu; abim beni zanaat öğreneyim diye tamirhaneye çırak vermek istedi, ben de tabii!

- İşte o an...

(Gülüyor) Ya, abim beni Yeşilyurt’ta iyi bir tamirhane götürdü; daha doğru düzgün Türkçe bilmiyorum düşün! Usta ‘gelsin ama buna para vermem’ dedi. Ben tabii şok! Abime ‘Ne diyor yahu bu?‘ dedim! Ama o zamanlar işi öğrenmek için kabul ediliyorsan; zaten Allah’tan belanı mı arıyorsun, bir de para ha! Yok artık!

- Çok uyanıksın ha!

Ya Canan, para kazanmak gerekiyor öyle deme. Yol parası yok, kahvaltı yok... Bir de usta beni çalıştıracak düşünsene! Çocuk aklı, nasıl ‘he’ dersin ki? Abime ‘biraz çalışıp para kazanacağım, boyacı sandığı yaptır; ayakkabı boyayacağım’ dedim.

 - Kaderinle pazarlık ediyorsun resmen!

Abim, ‘Oğlum boşver parayı şimdi; otomobil deyince gözlerin parlıyor’ dedi, ‘Zaten öyle de yok, böyle de yok para, hiç olmazsa sevdiğin yerde ol’ diye ikna etti.

- Hırslı ve gözü açık birisin anladığım!

Evet hırslıyım çok! Hem azim hem hırs, hem yokluğun verdiği istek... Çaresizlik keza. Yeşilyurt o zaman da lüks bir semt; hiç görmediğim otomobilleri gördüm ilk kez; ama tek azmim hırsım ne biliyor musun? Avcılar’daki evimizden işe gidecek tren biletini nasıl alırım...

- Tasarımcı hikayen ne vakit başlıyor?

Çırak olarak girdim, 6 ay sonra mucitlik başladı; dikiz aynası ve sağ ayna bile yoktu o zaman! Böyle fark yaratacak şeyler icad ediyordum, ama daha fazla dayak yemeye başladım tamirhanede, üstüme vazife değil diye. 4 yıl böyle gitti bu iş. Parasız ve hırsla.

- Farklı biri olduğunu anlıyordun sanırım!

Evet, mucitliğe; tasarlamaya çok meraklıydım. Üniversite okusaydım; endüstri tasarımı olurdu bölümüm muhakkak.

- Hala ilkokul mezunu musun peki?

Hayır dışarıdan ortaokul bitti; liseyi bitiriyorum şu an; üniversite diploması da olacak.

- Kompleksli misin? Hırsın içinde kendini eğitimsiz ve köyden geldiğin için kanıtlamak da var mıydı?

Kompleksim hiç yok. Allah birine daha çok verdiyse; bir bildiği vardır diye düşünürüm. Ama imkansızlıktan okuyamamış benim gibi insanların da bir şey olabileceğini göstermek çok istedim.

- Oldun mu sence?

Yok, daha yapacağım çok şey var. Ama Canan; hayallerin peşinden koşsun insanlar asla yılmasınlar, vazgeçmesinler. İşlerini iyi yapsınlar; o zaman mutlaka başarı ve para da arkasından geliyor. Benimki bunu gösterme telaşı. Zorluklar yaratıcı ve farklı yaptı.

“Otomobilin arkası gece kulübü olur”

- Otomobil tasarımlarında çok seksi ve ‘fantezik’ hatta sapık istekler oluyor mu?

Jakuzi yaptığım da oldu! Adam giderken suda oynamak istiyor.

-Bu çok basit oldu!

Tamam tamam! Striptiz direği yaptım! O en acayip istekti! Yolda giderken böyle fantezi yapmak isteyen oldu!

- Tuhaf...

Bir müşterim de aracının arkasını gece kulübü gibi tasarlamamı istedi, yolda giderken yoldan çıktığı oluyormuş! Bak bu da tuhaftı. Müzik sistemi, loş ışıklar ve kız arkadaşıyla flört ve dans edeceği çok seksi bir ortam istedi. Biz de öyle bir atmosfer yarattık hakikaten ona!

- Muhafazakar birisin aslında, hiç ‘yuh’ deyip istek çevirdiğin olur mu?

Doğru tespit! Ama iş, özel ve sosyal hayatım birbirinden farklıdır Canan. Ve bu 3’ünü asla birbirine karıştırmam! Altına imza atmayacağım istekler oluyor; ama kötü bir şeyde imzam olmasını istemem, o kadar. Yoksa başkasının istekleri beni ilgilendirmez.

“Porsche ve Mercedes burun kıvırıyordu, şimdi hayranlar”

- Senin tasarımındaki farkın ne?

Mucit ruhlu biriyim; taklit aslında yaptığım şey. Vizyonu geniş biriyim; farklı düşünürüm; herkesten önce hayal ederim. Düşündüm, hayal ettiğim her şeyi bir de ortaya koydum. Marifetim bu. Herkes düşünür; ama ortaya koymak başka bir meziyet.

- Bugünkü geldiğin noktayla geçmişin arasındaki makas arası çok açık!

Baktığımda evet! Öyle! Bugün otomobillerim, evlerim; iş yerim ve ödüllerim var; ama hiçbir gün ‘şu gün de işe gitmeyeyim, keyif yapayım’ dediğim bir gün olmadı. Hep çalışmak zorundaydım.

 - Geri dönelim; tamirhaneye...

Kalfa oldum, usta oldum ve hal böyle olunca 5-10 metre kendi atelyen olsun diye hayal kurmaya başladım. Bu defa sorumluluk daha büyük; gelen otomobilde fark yaratacak aksesuarlar vs. yapmak ve adapte etmek.

- Hoş geldin modifiye!

Öyle deme! Hiç hafta sonun olmadan çalışıp kendini ve mucitliğini kanıtlamaya çalışıyorsun. Orijinal gelen arabaları nasıl farklılaştırırım, üzerine ne yapabilirim diye düşünüp yapmak zorunluluğu...

- Hiç korkmaz mısın? Geri çekilmez misin?

Hedefe doğru yola koyulduysam olmaz... Duraksamalar olur o yolda; gecikmeler olur ama kafama koyduğum şeyi yaparım Canan! Tren istasyonunda biletim yok diye dayak yiyen çocuğum, bir daha o günlere geri dönmek ister miyim? Asla! Bu yüzden hep çok çalıştım ve Dizayn Vip’i kurdum.

- Onu anladık! Geldiğin noktaya bakılırsa

! Dünyanın en iyi otomobil, yat ve jet üreticilerine tasarım yapıyorum, bir Türk olarak; onların hayal edemediği şeylere imza atıyorum. Dünya insanına satıyorum şimdi yaptıklarımı.

- Nasıl güvenirler ki sana bu kadar önemli insanlar?

Bir lafım var; balı iyi olanın sineği Bağdat’tan gelir... İşimi iyi yaptım, gerisi de geldi. Kardan yürüyen vardır; bir de karda çıkan izi takip eden vardır! Ben ilki oldum.

- Ne farkın var diğer tasarımcılardan?

Bir kere kişiye özel kavramının öncülerindenim. Tasarladığım araç bir diğerine asla benzemez. Sen daha aklından geçirirken ben taslağı çizip önüne koyarım.

- Çok pahalı bir şey mi bu tasarım?

Bunun üst ve alt sınırı yok! Yani bütçen ve isteklerine göre değişiyor! Milyon euro olan da var 100 bin dolar olan da.

- Mercedes, Porshe ya da Jaguar gibi markaların sana bakışı ne?

Onlar çok şaşırıyorlar görünce, hele de bunu bir Türk yapmışsa! İlk başlarda burun kıvırıyorlardı; ama şimdi arkamdan bakıyorlar Canan! Ben işimi iyi yapıyorum! Kafayı bir işle kırdıysam; geçmiş olsun! O benim olur!

“Tasarladığım otomobili üreticisi bile tanıyamıyor” “bile Tasarladığım otomobili üreticisi tanıyamıyor”

- Burada istediğin değeri buluyor musun peki?

Başka bir ülkede olsam daha fazla değer verirlerdi; o kesin. Çok iyi bir soru bu! 20 bin euro’luk aracı alıp üzerine 4,5 kat katma değer yapabilen bir firmayım; hem de dünyanın Mercedes, Porsche gibi markaları bunlar ha! Bazen yaptığım iş; aracın bana gelen ilk fiyatından daha pahalıya çıkıyor. Burada çok engelim var.

- Uluslararası bir de ödülün var?

Evet, AB başmüzakerecimizden ıslak imzalı bir teşekkür mektubu aldım; ‘Avrupa’nın en iyi tasarım otomobili ödülü’ benim olduğu için. Yeni yeni farkediliyorum. Biz otomobil üretmediğimiz halde bu ödülü alıyoruz düşünsene!

- Destek olsa, Türk otomobil markası da çıkarır mısın?

Neden olmasın, hayalini kuruyorum bile. Yurtdışındaki otomobil firmalarında mühendisler Türk, işçiler Türk... E anlamıyorum, biz neden burada üretmiyoruz? Neden güvenilir bir şey çıkmasın? Çok teklif alıyorum dışarıdan ama gitmem.

- Başka kurumlarla aran nasıl Malkoç?

Üniversiteler peşimde; her hafta neredeyse birine gidiyorum konuşmacı olarak. Hayat hikayemi ve başarımı anlatmayı, çocuklarla paylaşmayı seviyorum. İsteyince yapamayacağın şey yok.

- Hayatın şimdi ne durumda?

Evlerim, otomobillerim ve hatırı sayılır büyüklükte bir yazlığım var. Çok iyi kazanıyorum ve yaşıyorum. Ayrıca yaptığım otomobiller en fazla takipçisi olan Instagram ve Facebook otomobil sayfalarında yayınlanıyor, markalar bile ürettikleri hangi araç olduğunu anlamıyor düşünsene!

- Kendi otomobillerin nasıl?

Biri iş için kullandığım. İçinde faks, telefon, internet yani ofis anlamında ne ararsan var. Biri ailemle gezdiğim; ısıtmalı koltuklar, çocuklarım için oyunların olduğu arabam. Bir diğeri de sosyal hayatımda kullandığım spor arabam. Müzik sistemi; iç aksamı havalı...

  -Ailen nasıl? Çocuklarından sana çeken var mı?

Kızım ve oğlumda var tasarım ruhu; hatta ufak ufak da bir şeyler çiziyorlar. Benim yaratıcı tarafımdan almışlar.

- Eşin, sen şimdi paralanınca kıskanıyor mu seni?

Yok! (Gülüyor) Benim nasıl biri olduğumu bilir o. Parayla şımarmayacağımı ve yanlış bir şey yapmayacağımı. Güveni tam!

- En korktuğun şey ne?

İftira ve bir de eski hayatıma geri dönmek...

- Kimlerle çalışmazsın Erbakan? Var mı kıstasların?

Aptal insanlara hiç tahammülüm yok!

“Arabada sevişmek için özel alan isteyen var”

- ‘Sevgilimle kırıştırıcam kimse görmesin’ diye gelen var mı?

Ne biçim sorular yahu bunlar! (Kahkaha atıyor) Evet tabii ki de var! Ama bu yasak değil ki! Siyah film cam çekmek ya da gizli bir alan yaratmak!

- Seks yapmak için özel alan isteyen var mı?

Sen beni işimdem mi edeceksin! Mahrem istekler tabii ki oluyor! Mesela çok seksi el yapımı bir yatak odası yaptım müşterime, sevgilisiyle vakit geçirecek!

- Futbolcular da var değil mi müşterilerin arasında?

Selçuk İnan, Burak Yılmaz, Wesley Sneijder’a kadar çok insan var. Evet, spor araç yapıyorum daha çok onlara. ‘Sporumu yaptıktan sonra aracıma bineyim’ der mesela futbolcu müşterim, ama bir mekanın önünde inecektir; hazır olmak ister araçta. Gerçek bir markayım bu anlamda.

- Parasını ödemeyen oldu mu hiç?

Oldu evet! Olmaz mı!

- E bir daha gelirlerse iş yapar mısın onlarla?

Hayır! Daha doğrusu; ön ödeme olmazsa çalışmam. Önlemimi alıyorum mutlaka!

- Ses getirecek bir tasarım var mı bu ara?

Var! Bir jetin içini tasarlıyorum, her şey altından olacak. Elini dokunduğun her şey altın!

- Çok Arap işi!

Kime olduğunu daha söyleyemem, ama çok ses getirecek!

Yatak odası isteyen de oluyor mu araçta sevişmek için!

(Kahkaha atıyoruz) Olmaz mı! Adam sevgilisiyle ya da karısıyla aracın içinde hoş vakit geçirmek istiyor; onun isteklerine uygun bir oda tasarlıyorum ben de.

- Minicik aracın içinde şoför de var! Ses?

Teknoloji o kadar gelişti ki! Deli misin! Şoförle bağlantı tamamen ses ve görüntü olarak kesiliyor, araç sahibi içeride istediği gibi keyfine bakıyor. İhtiyaç duyarsa elinin altındaki telefondan ulaşır adama.

  -‘Şu kızı arabaya atıcam, camı karanlık olsun’ diyen var mı?

(Gülüyor) var tabii! Onun aracına kimi atacağı bizi ilgilendirmez! Ama evet yapıyoruz, ne isterse. Ama araca kimi atacağına karışmıyorum!

Düzelteme 24 Mart 2014’te yayınlanan Ömer Çelakıl röportajımızda İslam bu kadar birleştirici, peki bu kadar savaş, kavga niye? sorusunun yanıtını ‘Peygamberimiz Kabe’ye girişini engelleyenlere karşı kin güdülmemesini tavsiye eder’; Ekonomi-finans anlamında da işaretler vardır, kendi yararına kullanıyor musun? sorusunun yanıtını da ‘Euro-Dolar paritesi 1’in altına düşecek’ olarak düzeltiriz.

“Bülent Ersoy en zor müşterim”

- Nasıl ilerliyorsun müşterinle? Tanıman gerekiyor mu?

Önce gelir aracın sahibi; bazen kendini bana bırakır; bazen aklında bir şey olur. Birkaç zaman vakit geçiririz; yemeğe gideriz; dışarı çıkarız, sohbet ederiz. Onu tanıdığımda nasıl bir araç beklediğini de anlarım. Ve gerçekten de ihtiyaçlarının ve beklentinin üzerinde bir tasarımla karşılaşır. Önce kara kalem çizerim, sonra üç boyutlu gelir karşına iş.

- Kimler var müşterilerin arasında?

Türkiye’nin, hatta dünyanın en iyi isimleri... Pizza Hut’ın sahibinden tut da Starbucks’ın üst düzeyine kadar, hatta Madonna bile! Şimdi hepsini sayamayacağım; gizlilik sözleşmem bulunanlar var. Ama aklından birini geçir misal; işte onun otomobilini ben tasarlıyorum.-

- Neden gizlilik isterler ki?

Hayır, kişiye özel tasarım istiyor adam. Kendisinde olanı başka biri görmesin bilmesin istiyor! Bu yüzden gizlilik anlaşması şartını koyuyor. Ayrıca ünlüler birbirleri konusunda kıskanç! ‘Ona şunu yapmışsın, benimki böyle olmasın’ derler ve onun önünü alamazsın!

- Sana ‘çılgın Türk’ diyorlar!

Evet, biliyorum; haklılar da. Başladığım noktaya ve geldiğim yere bakılırsa!

- Türklerden kimler var?

Ajda Pekkan, Bülent Ersoy, Tarkan, Mazhar Alanson, Petek Dinçöz, Kenan İmirzalıoğlu...

- Türkler dünya ünlülerinden daha zordur!

(Gülüyoruz) En çok Bülent Ersoy’un aracını tasarlarken zorlandım! Çok zor hanımefendi Canan! Zor seçiyor. Bir kumaş için 4 ay bekledik. Renklerini seçmek o kadar sürdü, düşünebiliyor musun? Şaşaalıdır Bülent Hanım biliyorsun.

- Kaprisli yani!

Yok abi! Kaprisinden değil! Zor beğenir o! Daha da anlatamam beni paralar (Gülüyoruz).

- Bilirim! Ajda Pekkan otomobili için ne istedi merak ettim!

Onun aracına çok özel bir müzik sistemi kurduk. Trafikte zamanı geçerken demolarını dinlemek; iş yapmak istedi. DVD seyredebiliyor tıpkı sinemadaki gibi, konser ve klip izleyebiliyor. Kıyafetlerini değiştirebileceği özel bir oda bile var.

  -Kenan İmirzalıoğlu’nunki nasıl?

Ya o daha çok set arasında tüm vaktini geçireceği geniş bir araç istedi benden. Kıyafetlerini değiştirebileceği, dinlenebileceği. Keyif önde olsun istedi.

- Tarkan’ın aracı da senden çıkma...

Evet, Tarkan çok önceden tasarladığım bir aracı kullanıyor. Özel istekleri olan biri değil kendisi; sade bir tasarımımı kullanıyor.

(06.04.2014 tarihli Posta karnaval'dan alınmıştır.)

SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

;

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.