Erdoğan Köşk'te emeklilik yolunda!

Erdoğan Köşk'te emeklilik yolunda!

SONAR Başkanı Hakan Bayrakçı'dan ezber bozan çıkış:Recep Tayyip Erdoğan'ın Cumhurbaşkanlığı AKP için sonun başlangıcıdır. AKP artık tek başına iktidar olamaz

02 Eylül 2014, Salı 20:26 Son Güncelleme:
YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

10 Ağustos’taki Cumhurbaşkanlığı seçiminin ardından siyasette kartlar yeniden dağıtılıyor. İlk kez halkın oylarıyla seçilen bir Cumhurbaşkanı olarak Köşk’e çıkan Recep Tayyip Erdoğan ile birlikte ‘Yeni Türkiye’ söylemi gündemde. ‘Yeni Türkiye’de Erdoğan’ın tercihiyle Başbakanlık koltuğuna oturan Ahmet Davutoğlu ile oluşan yeni kabinenin icraatları kadar, bir sistem değişikliği olup olmayacağı ve AKP’yi nasıl bir siyasi geleceğin beklediği de merak konusu. Diğer yandan 2015 Genel Seçimleri öncesinde ana muhalefet partisi de hareketli; çatı aday Ekmeleddin İhsanoğlu etrafında başlayan tartışmalar ve alınan %38.4’lük oy oranı sonrasında, CHP’de Olağanüstü Kurultay var. Ana muhalefetin vitrin isimlerinden Muharrem İnce, Kemal Kılıçdaroğlu ile Genel Başkanlık yarışında. Türkiye’nin hareketli siyasi gündemini 10 Ağustos Cumhurbaşkanlığı seçiminde yaptığı isabetli tahminle bir kez daha dikkat çeken SONAR Başkanı Hakan Bayrakçı ile konuştuk. İşte Bayrakçı’nın çok konuşulacak tespitleri..

SORU: Recep Tayyip Erdoğan’ın halk tarafından 12. Cumhurbaşkanı seçilmesiyle birlikte, ‘Yeni Türkiye’ söylemi gündemde. Sizbu ifadeden ne anlıyorsunuz? ‘Yeni Türkiye’nin eskisinden farkı ne olacak?

Hakan Bayrakçı: Tamamen Erdoğan kontrolünde bir Türkiye tasavvur ediliyor, hayal ediliyor. Bana göre ise Erdoğan’ın cumhurbaşkanı oluşu, AKP döneminin son perdesinin başlangıcı. Çünkü Türkiye’de insanlar, hangi şekil, hangi resim hangi fotoğraf çizilirse çizilsin 60 senedir siyasi partilerin liderlerine, başbakanlara ya da muhalefetin liderlerine bakarak oy kullanıyorlar. Oy kullanma alışkanlıkları içinde parti liderini incelemek var. Şu anda parti lideri Ahmet Davutoğlu; yani sonun başlangıcı dediğimiz dönemin AKP lideri Ahmet Davutoğlu. Tecrübelerime istinaden söylüyorum, Davutoğlu, Tayyip Erdoğan kadar oy alabilecek birisi değil. Seçmen Erdoğan cumhurbaşkanı diyeyine AKP’ye oy verebilir şeklinde bir psikoloji var. Yaşadıkça göreceğiz; olaylar Ahmet Davutoğlu’nun etrafında yoğunlaşmaya başlayacak.

 

SORU: Ahmet Davutoğlu’nun iyi bir lider olabileceğini düşünenler var…

Hakan Bayrakçı : Davutoğlu yetenekli birisi olabilir. Düzgün bir imaj da çizebilir. Ama birkaç sebepten ötürü Tayyip Erdoğan kadar oy alamayacağını, popüler olamayacağını düşünüyorum. Bir kere fizik olarak Erdoğan daha iyi görüntü veriyordu. İmaj dezavantajı var. İkincisi nutuk konuşması iyiama, Erdoğan hem kürsü konuşması hem de nutuk konuşmasıile başarılı. Ahmet Davutoğlu’ndan bu bağlamda çok daha iyi. Dolayısıyla yani söylediği sözler ya da tutacağı yol çok önemli değil bence. Genel bakış olarak Tayyip Erdoğan kadar oy alamayacağını düşünüyorum. İstedikleri taktiği uygulasınlar. Bundan sonra Erdoğan genel seçimlerde önde olamayacak. Yani parti adına oy istiyorum diyemeyecek. Bu AKP için büyük bir dezavantaj.

 

SORU: Ama Erdoğan’ın partili bir cumhurbaşkanı görüntüsü çizmekten çok da rahatsız olacağı düşünülmüyor.

Hakan Bayrakçı: Şimdi yarından öte insanlar yavaş yavaş gözlerini Ahmet Davutoğlu’na çevirmeye başlayacaklar, çünkü başbakan o. Akşam haberlerde ‘Başbakan Davutoğlu dedi ki’, ‘Başbakan Davutoğlu şuraya gitti’, diye Davutoğlu haberlerini girmeye başlayacaklar. Yani Erdoğan’ın çok farklı bir cumhurbaşkanı resmi çizmeyi düşünmesi, başbakanın işlevsel özelliğini yok etmeyecek. Zaten şu anda anayasa ve teamüller gereği olarak, icraat ve yönetim ağırlığı başbakandadır. Şimdi diyebilirler ki, ‘Canım Erdoğan takmıyor zaten’, tamam da cumhurbaşkanı olarak, örneğin bütün bakanlar kurulu toplantılarının başında mı duracak? O durumda göreve getirdiği adam, yani Ahmet Davutoğlu zayıf değil, bir hiç olarak ortada olur. Batının tutumunu göreceksiniz, hepsi Davutoğlu’nu izleyecekler. Vatandaş da Davutoğlu’nu izleyecek. Bu toplum 65 senedir başbakanı takip etmeye, başbakanı izlemeye ve icraatlarını gözlemeye alışık. Bu tablonun değişmesini de istemiyor. Bakın Erdoğan 2-3 yıldır bir başkanlık ya da yarı başkanlık sistemi, gelsin mi diye anket yaptırıyor. Kendi yaptırdığı bütün anketlerde %66 hayır parlamenter sistem devam etsin diyor halk.

 

SORU: Sayın Erdoğan’ın Başkanlık sistemini istediği ve Köşk’te de şu andaki yetkileri ile 7 sene oturmak istemediği biliniyor…

Hakan Bayrakçı: AKP Anayasa’yı değiştirecek oyu bulamaz, aksine oy kaybedecek. Tayyip Erdoğan anayasayı değiştirebilecek bir oya hiç ulaşabildi mi? Hayır. Erdoğan’ın ulaşamadığı bir oya Davutoğlu ulaşabilir mi? Hayır. Hatta bana göre tek başına iktidar olabileceği sayıya, yani 276milletvekiline dahi ulaşamaz. Tayyip Erdoğan’ın 30-40 ile geçebildiği tek başına iktidar olma rakamını Davutoğlu tutturamaz. İlk genel seçimde AKP tek başına iktidar olma gücünü kaybeder. Anayasayı değiştirme gücüne sahip olabilmek için gereken oyu alacak kişi kendini mücadelenin dışına çıkartmıştır.

 

SORU: Erdoğan aslında emeklilik yolunda bir adım attı mı diyorsunuz?

Hakan Bayrakçı: Evet; kendisi buna inanmak istemiyor olabilir. Bu iktidar devam etmez, AKP Davutoğlu ile iktidarı kaybederse ben nasıl olsa 7 yıl Cumhurbaşkanıyım bundan sonra da emekli olurum diye düşünmüş olabilir.

 

SORU: Diğer yandan Abdullah Gül faktörü var. Gül ne yapacak; köşesine mi çekilecek yoksa bir mücadeleye mi girişecek?

Hakan Bayrakçı: Abdullah Gül bugüne kadar akıllı, doğru tercihler yaptı ama cesur adımlar atmadı. Cumhurbaşkanlığı döneminin son yıllarına baktığımda da Tayyip Erdoğan’a çok kızdığı halde cesur ve kararlı, kızgınlığını yansıtan adımlar görmedim. Hatta eşleri hanımefendi son çıkışıyla birlikte çok daha atak bir görüntü sergiledi. Gül ya AKP içinde mücadele edecek, beni çok fena tasfiye ettiniz ben de buradayım diyecek ya da benim burada yerim yok başka bir çatıda mücadele ediyorum diyecek. AKP için sonun başlangıcı dediğim noktada bu tür faktörler de var. Yeni bir merkez sağ parti gündeme gelebilir.

 

SORU: Muhalefete geçelim.. Meclis’teki yemin töreninde CHP Grup Başkanvekili Engin Altay tarafından fırlatılan bir iç tüzük kitapçığı gündeme bomba gibi düştü. Çok eleştirildi. Siz bu tavrı nasıl değerlendirdiniz?

 

Hakan Bayrakçı: Aslında bu olaya özgü değil; CHP zaten genelde kendi kendisini zor durumlara sık sık düşüren bir parti. Bir yandan da şunu da düşünüyorum; Engin Altay o kadar dolmuş ki bu anti demokratik tavırlardan, kendini tutamamış, sinirlerine hakim olamamış. Maksadını aşan bir hareket oldu. Esasen o olayı çok önemsemedim. Tabii şekil olarak eleştirilecektir. İnsanların moral durumlarıyla ilgili empati yaparak da değerlendirmek lazım..

 

SORU: Törende Selahattin Demirtaş ve MHP’lilerin Erdoğan’ı alkışlamaları da eleştiriliyor…

Hakan Bayrakçı: Erdoğan’ın ağır bir dille eleştirilmesi belki normal. Fakat Türk toplumu neticede yüzde 52 oy vererek Cumhurbaşkanı seçmiş. Şöyle denebilir; Türkiye’nin yüzde 52 oy vererek Cumhurbaşkanı seçtiği birini, biz kim oluyoruz da protesto ediyoruz, senin Cumhurbaşkanlığını tanımıyoruz diye. Eğer gerçekten çoğulcu demokrasiye inanıyorsak bu yüzde 52’ye de saygı göstermemiz gerekir. Sayın Erdoğan’ı ben de çok eleştirdim, eleştiriyorum; buna rağmen yüzde 52 oyla Cumhurbaşkanı olmuş birine ben Türkiye’nin Cumhurbaşkanı olarak bakarım. Bana göre MHP ve HDP’nin tutumları normal.

 

SORU: CHP de Meclis’te olmalı mıydı yani?

 

Hakan Bayrakçı: CHP zaten gerekli tavrı koyuyor. Katılırsınız oturuma, alkışlamazsınız. Ya da donuk bir şekilde alkışlarsınız. Katılmamak da bir tercihtir. Sayın Kılıçdaroğlu’nun bir tercihi, bir kararı.

 

SORU: Şimdi önümüzde bir CHP kurultayı var. Muharrem İnce de Genel Başkan adayı. Kurultay gerekli miydi? Bu kurultay sonrası CHP’de nasıl bir tablo ortaya çıkar?

Hakan Bayrakçı: Kurultay mecburiydi, gerekliydi. Çünkü Sayın Kılıçdaroğlu Cumhurbaşkanı adayını tek başına belirlemişti ve riski üstleniyorum demişti. Ve seçtiği aday %38, yani düşük bir oy aldı. Dolayısıyla bir risk aldıysanız ve tereddüt oluşmuşsa, ‘Buyurun kurultaya’ demek zorundasınız. Şimdi Sayın Kılıçdaroğlu kurultayı farklı bir sonuçla kazanırsa güven tazeleyerek yolunda devam eder. Ancak yakın bir oy farkı olması halinde, örneğin 700’e 400 gibi, bu durumda lider sorunu ortaya çıkar.

 

SORU: Peki sizin öngörülerinize göre nasıl bir tablo ortaya çıkacak?

Hakan Bayrakçı: Muharrem İnce’nin 300’ün altında oy alacağını tahmin etmiyorum. Ama 500 oy da alırsa şaşırmam. Bu demektir ki 300 ile 600 arası bir oy alabilir. Birçok tanıdığım CHP Kurultay delegesi, adaylık için KemalKılıçdaroğlu’na imza verdiğini, kapalı kabinde ise oyunu Muharrem İnce’ye vereceğini söylüyor. Benim tanıdıklarımla bir orantı çıkarılırsa, başa baş bir yarış gibi olacak. Ama her şey kabinde belli olacak. Emin olduğum şey, Muharrem İnce’ye 200 civarı imza verildiği. Yani en azından 200 kişi devre dışı bırakılmayı göze alarak İnce’yi destekliyor. Mevcut Genel Başkan’a karşı bir adayı desteklediğini açık etmek bir delege için çok zor.

 

SORU: Yani sürpriz bir sonuç da olabilir…

 

Hakan Bayrakçı: O gün 1150 kişi oy kullanırsa kazanma sayısı 576 olacak; birisi 550 diğeri 600 alırsa orada kimsenin zaferi çıkmaz olmaz.

Hele mevcut Genel Başkanı’nın zaferi hiç çıkmış olmaz. Muharrem İnce için 580 ve üzeri sürpriz olur, kıl payı kazanabilir de…

 

SORU: Peki CHP tabanı ne diyor? Bir Genel Başkan değişikliğine sıcak bakıyor mu?

Hakan Bayrakçı: İnce’nin sert tavrının tabanda karşılığı var. SONAR olarak bazı illerde çalışmalar yapıyoruz, oradan görebildiğimiz kadarıyla Muharrem İnce ile Kemal Kılıçdaroğlu karşılaştırmasında durum başa baş gibi, hatta kıl payı İnce önde. Toplumun resmi kurultaya yansırsa Muharrem İnce kıl payı kazanabilir. İnce’nin fark yiyeceğini dedüşünmüyorum.

 

SORU: Kurultay sonrası Kemal Kılıçdaroğlu’nun güven tazelemesi durumunda bir tasfiye süreci yaşanır mı?

Hakan Bayrakçı: Tabii ki bir tasfiye süreci olur. Kendisine oy vermeyen kurultay delegelerini değiştirmek isteyecektir. Muharrem İnce ile beraber devam etmek istese de delegeler bakımından tasfiye yaşanır.

 

SORU: Peki İnce’ye destek veren milletvekillerinin durumu ne olur?

Hakan Bayrakçı: Onlar da bir daha milletvekili yapılmazlar.

 

SORU: O vekiller açısından başka bir partiye transfer veya farklı bir oluşum söz konusu olabilir mi?

 

Hakan Bayrakçı: Başarılı olacaklarına inanırlarsa ayrılıp başka bir partide bileşebilirler ya da başka bir parti kurabilirler. Fakat seçimlere 1 yıldan az bir süre var. Yasal olarak bugün bir parti kursalar seçimlere katılamazlar. Dolayısıyla mevcut bir partiye girip orada onu güçlendirmeyi düşünebilirler.

 

SORU: Örneğin İşçi Partisi’ni düşünebilirler mi?

Hakan Bayrakçı: Düşünebilirler. Çünkü sayın Kılıçdaroğlukazanırsa, sayın İnce’ye destek verdikten sonra yeri önemli olup da o görevde kalabilecek bir kişi olmaz. Bu isimler de bitmek yok olmaktansa bir başka partiyi tercih edebilirler.

 

SORU: Son olarak 10 Ağustos seçimlerinde sonucu en yakın bilen araştırma firması SONAR’ın Başkanı olarak, anket firmalarına dönük eleştirileri, tartışmaları da değerlendirecek olursanız; kamuoyunda anket firmalarına dönük güven kaybı olduğuaçık. Bazı sonuçları siz de manipülasyon olarak değerlendiriyor musunuz? Kasıt arıyor musunuz?

Hakan Bayrakçı: Yanlış bir algı var; anketler seçmeni yönlendiremezler. Örneğin onlarca firma, Ekmeleddin İhsanoğlu %58 ile kazanıyor deseydi dahi sayın İhsanoğlu’nun alacağı oy yine %38 olurdu. Anket firmalarının böyle bir fonksiyonu yok. Bunu herkes yanlış biliyor. Anket firmalarının seçmene tek etki ettiği nokta, oy vermeyi düşündüğü siyasi partinin seçim barajını geçip geçemeyeceği noktasında oluyor. Seçmen bu durumda partisinin barajı geçip geçmediğine bakarak tutum geliştirebiliyor. Evet bazı anket firmaları, örneğin KONDA %57’lik bir sonuçla yanıldı. Ama bunda kasıt yok. Teknik bir hata olduğunu düşünüyorum. A&G ile KONDA’yı şaşmaz doğru sonuç veren firmalar olarak sunmanın da yanlış olduğu ortaya çıkmış oldu. Biz son seçimde yine başarılı olduk, evet. Bunun sebebi 25 yıllık deneyimimiz ve objektif kalabilmemizdir.

Sıradaki haber yükleniyor...
holder
SIRADAKİ HABER Cumhurbaşkanı Erdoğan: Herkes orada yaşanan zulme ortaktır