Erdoğan'dan önemli açıklamalar

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İslam İşbirliği Teşkilatı Sosyal İşler Bakanları Zirvesi'nde konuştu.

09 Aralık 2019, Pazartesi 13:05 Son Güncelleme:
A A
Erdoğan'dan önemli açıklamalar

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasından satır başları: Konferansın düzenlenmesinde emeği geçen İslam İşbirliği Teşkilatı birimleri ile Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımız başta olmak üzere herkese teşekkür ediyorum. Dün de teşkilatımızın üst düzey kamu ve özel yatırım konferansında, İslam dünyasının dört bir yanından gelen kardeşlerimizle buluşmuştuk.

Önceki hafta ise İslam İşbirliği Teşkilatı Ekonomik ve Ticari İşbirliği Daimi Komitesi İSEDAK’ın 35’inci Bakanlar Oturumunu gerçekleştirmiştik. Ayrıca İstanbul sık sık, teşkilatımıza bağlı kurumlarımızın çeşitli etkinliklerine sahne oluyor. Tüm bu toplantıların İslam ülkeleri arasındaki ilişkilerin her düzeyde ve her alanda gelişmesine, yakınlaşmasına vesile olacağına inanıyorum.

Müslümanlar güçleriyle orantılı etkiye sahip değil 

İslam medeniyetini hak ettiği seviyeye çıkarma işi bizlere müslümanlara düşüyor. Dünya nüfusunun 4'te 1'ine sahip olan müslümanlar maalesef güçleriyle orantılı etkiye sahip değil. Çeşitli sebeplerle içine kapanan İslam ülkeleri imkanlarını heba ediyor.

İnsanlığın bugünkü gelişmişlik seviyesinin temelleri İslam coğrafyasında atılmış olmasına rağmen, Müslümanların günümüzde yaşadığı sıkıntıların sebeplerini iyi düşünmeli, analiz etmeli ve çözüm yolları üretmeliyiz. Aksi takdirde, sadece şikayet etmekle, sadece dövünmekle, sadece konuşmakla bir yere varamayız. Hele hele çareyi başkalarından beklemekle elde edeceğimiz hiçbir şey olamaz.

İsrail'e sert sözler

İslam İşbirliği Teşkilatı'nı hayal ettiğimiz seviyeye çıkarabilirsek bu sorunlara son verebiliriz. O günlerin yakın olduğuna inanıyorum. İslam İşbirliği Teşkilatı'nın kuruluş davasında Kudüs vardır. İsrail'in insanlık tanımayan tavrı, Kudüs'teki sıkıntıları yeni bir boyuta taşıdı.

Türkiye olarak, Kudüs ve Filistin’deki zulüm konusunda dile getirdiğimiz itirazlarda, çoğu defa yalnız kaldığımızı hissediyoruz. Esasen son yıllarda maruz bırakıldığımız terör saldırılarının ve ekonomik sabotajların gerisindeki sebeplerden birinin de bu ilkeli duruşumuz olduğunun farkındayız.

Ama bedeli ne olursa olsun, Hakkın, hakikatin ve mazlumun yanında yer almayı sürdüreceğiz. Kudüs davasından, Filistinlilerin haklarını savunmaktan ve tüm mazlumlarla dayanışma içinde olmaktan asla vazgeçmeyeceğiz.

Batı ülkelerinde giderek yayılan İslam düşmanlığı da büyük bir sorun teşkil ediyor. Her ne şekilde olursa olsun sonunda mağdur olan müslümanlardır. Eğer bunlara biz ses çıkarmazsak, biz daha çok dayak yeriz.

İslam ve Müslüman düşmanlığı sorunu

Aynı şekilde, Keşmir, Arakan ve Türkistan başta olmak üzere, pek çok yerde Müslümanlar aleyhine gelişmeler yaşanıyor. Batı ülkelerinde giderek yaygınlaşan İslam ve Müslüman düşmanlığı da bir başka önemli sorundur.

Yaşanan sıkıntıların bir kısmı doğrudan cana ve mala saldırı şeklinde, bir kısmı sinsi asimilasyon politikaları görünümünde, bir kısmı ise körü körüne bir düşmanlık biçiminde tezahür ediyor. Her ne şekilde olursa olsun sonuçta mağdur olan, mazlum durumuna düşen hep Müslümanlardır.

Her biri proje ürünü olan ve dinimizin adını istismar eden terör örgütleri de, bu zulümlerin bahanesi olarak kullanılıyor. İşte son NATO zirvesinde hala Fransa'nın başkanı kalkıyor İslami terörden bahsediyor. İslam kelimesinin anlamı barıştır. Siz İslami terör ifadesiyle, barışla terörü nasıl bir araya getiriyorsunuz. Böyle bir şey olamaz. Son NATO zirvesinde yine aynı ifadeleri kullandı. Ne oldu şimdi? Paris’te sarı yelekliler ortaya çıktı. Haydi durdur bakalım. Neden durduramıyorsun? Alma mazlumun ahını çıkar aheste aheste. Bunu böyle bilesin.

Bu çatı altında bir araya gelen bizlere düşen görev, nerede bir Müslümanın hakkı gasp ediliyorsa, hukuku çiğneniyorsa, varlığı tehdit altına giriyorsa, onun yanında yer almaktır.

"Kardeşlerimizin yanındayız"

Asya’da, Afrika’da, Avrupa’da, Amerika’da; velhasıl dünyanın her yerinde geleceğin bizlerde olduğuna yürekten inanıyorum. Yapılan saldırıların hiçbiri bu kutlu yükselişi durdurmaya yetmeyecektir. Ancak, tek bir kardeşimizin bile haksız yere gönlünün kırılması, gözünden yaşlar akması, yüreğinin yanması bizi vebal altında bırakır.

Görevimiz, aydınlık geleceğimize giden yolda, her bir kardeşimizin onurlu ve güvenli bir şekilde ayakta kalabilmesini sağlamaktır. İslam İşbirliği Teşkilatını, işte bu misyonu hakkıyla yerine getiren bir kurum haline dönüştürmek mecburiyetindeyiz.

İslam ülkeleri olarak en önemli zenginliğimiz yeraltı kaynaklarından ziyade genç nüfusumuzdur.

Daha da güçlendireceğimiz aile yapımız, sağlam eğitim sistemimiz ve güçlü sosyal dayanışma mekanizmalarımızla, geleceğimizi gönül rahatlığıyla emanet edeceğimiz bir gençlik yetiştirebiliriz. Batı kaynaklı tehditlere karşı, çocuklara, kadınlara, yaşlılara ve engellilere ne kadar iyi sahip çıkarsak, aile yapımızı o derece korumuş oluruz.

"Kötü gidişat durduralabilir"

Sosyal medya ve televizyon gibi iletişim araçlarının Batı kaynaklı içeriklerinin yaygınlaşmasıyla ortaya çıkan erozyona karşı teyakkuz halinde bulunmalıyız. Sınırlarımızı korurken zihinlerimizin teslim alınmasına yola açacak her türlü boşluğu, her türlü gafleti, her türlü çatlağı süratle doldurmalıyız. Bu konuda hiç de iyi imtihan veremediğimizi itiraf etmek durumundayız. Ama kötü gidişi durdurma şansına hala sahibiz. Hep birlikte neler yapabileceğimizi konuşmalı, anlaşmalı ve süratle uygulamaya geçirmeliyiz.

Aile içi şiddete de değindi

Müslümanlığımızın en önemli alamet-i farikalarından biri de, aile kurumumuzun gücüdür. Bugün geleceğini tehdit altında gören toplumların tamamının da ortak özelliği, aile kurumunu zayıflatmış, çarpıtmış ve ifsat etmiş olmalarıdır. Gelinen noktada, hiçbir teşvik, hiçbir maddi destek, hiçbir telkin, bu tür ülkelerin aile kurumlarını yeniden ayağa kaldırmaya yetmiyor. Çünkü temel çökmüş durumda.

İslam ülkeleri olarak aile kurumumuza ne kadar sahip çıkarsak, geleceğimize de o derece güvenle bakabiliriz. Kendi ülkem başta olmak üzere, bu konuda hepimize çok önemli görevler düşüyor. Güçlü aile yapısının güçlü toplum demek olduğunu, bunun da hep birlikte güvenli geleceğimiz anlamına geldiğini tekrar tekrar hatırlamalıyız. Bu bakımdan aile içi şiddet, önüne geçmemiz gereken en önemli tehditlerden biridir.

Seferberlik çağrısı

Kadının ve çocuğun uğradığı ruhsal ve fiziksel şiddet sorununu bitirmeden, güçlü aile yapısını inşa edemeyiz. Hep birlikte bu konuda bir seferberlik başlatmalı, “Yaradılanı severiz yaradandan ötürü” anlayışıyla huzurlu bir toplum hedefimize süratle ulaşmalıyız. Kendi aramızda kuracağımız güçlü işbirliği ve tecrübe paylaşımıyla, bu sıkıntının üstesinden çok daha rahat gelebileceğimize inanıyorum. Toplantımızda, bu konuda somut kararların alınacağını öğrenmekten memnuniyet duyuyorum.

Geçen yıl 43 milyar lira tutarında sosyal yardım ulaştırdık. Bir ülke dışında Türkiye'ye somut destek veren olmadı. Resulayn ve Tel Abyad arasında 1 milyon kişiyi iskan edebileceğimiz bölge için çalışmalara başladık.

Sizlere bir çağrım var. Arnavutluk'ta bir deprem oldu. Orada 51 kardeşimiz öldü. Tüm ailelerine başsağlığı diliyorum. Arnavutluk bir enkaz haline gelmiş durumda. Bizler bir vücudun azaları gibiyiz. Biz müslümanlar Arnavutluk'a yardım etmeliyiz. Biz destek gönderdik, gönderiyoruz. Kendilerine söz verdik, orada 500 konut yapacağız. Gerekli çalışmalar başladı.

Bu arada bir müjdeyi belirtmek isterim. İnsani Gelişme Endeksi'nde 189 ülke arasında 59. sıraya yükseldik. Türkiye ilk kez bu kategoriye girdi. Hayırlısı olsun bundan sonra daha iyi sonuçlar da alacağız.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Yüzlerce Arnavut kardeşimiz yaralandı. Şu anda Arnavutluk'un Durres kenti özellikle bir enkaz haline gelmiş vaziyette. Dün sayın Başbakan Edi Rama, o da bizim İslam İşbirliği Teşkilatı Kamu ve Özel Sektör Toplantısı'na katıldı, orada aydınlatma yaptılar. Az önce ifade ettim ya bizler bir vücudun azaları gibiyiz. Bir vücudun azaları gibi olan biz Müslümanlar Arnavutluk'taki kardeşlerine de ellerinden gelen desteği vermelidirler diye düşüyorum. Biz ilk andan itibaren tırlarla gerek AFAD, gerek Kızılay olarak gıda, ilaç, giyim, çadır vesaire bunları gönderdik, gönderiyoruz. Bu arada da kendilerine bir sözümüz var. O da 500 konut inşallah orada yapacağız ve şu anda Çevre ve Şehircilik Bakanlığımızın ekipleri Arnavutluk'un ilgili bakanlığıyla orada çalışmaları yapıyor. Üç ayrı bölgede biz bu 500 konutu süratle inşa edip, artık kış mevsiminin de içinde olma hasebiyle bir an önce bu konutlara yerleşmelerini sağlayalım istiyoruz. Aynı zamanda da kış çadırları vesaire gibi çadırlarla desteklerimizi kendilerine sürdüreceğiz. Siz değerli kardeşlerimden de aile, sosyal güvenlik bunları konuştuğumuz bir toplantıda bu destekleri duyurmayı kendim için bir görev addettim. Sizlerden de bunları bekliyoruz."

Bugün burada alınacak kararların ilgili kurumlarla iş birliği halinde hayata geçirilmesinin bizzat takipçisi olacaklarını aktaran Erdoğan, konferansın başarılı geçmesini ve sosyal politikaların sağlam temellere oturtulması bakımından bir dönüm noktası olmasını diledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, gayretleri ve emeği için üye ülkelerin temsilcilerine teşekkürlerini sunarak, "Tabii bu arada bu sabah yine açıklanan bir müjdeyi duyurmak istiyorum. Sosyal kalkınmayı konuştuğumuz bugün yayınlanan İnsani Gelişme Raporuna göre Türkiye, 2018 yıl bazlı insani gelişme endeksinde 0,806'lık değere ulaşarak 189 ülke arasında 59'uncu sıraya yükseldi. Türkiye ilk kez 'çok yüksek insani gelişme' kategorisine girmeyi başarmış oldu. Hayırlısı olsun. Bundan sonra inşallah daha yüksek derecelere de ulaşacağız." diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, aile fotoğrafı çekilmesinin ardından salondan ayrıldı.

Sıradaki haber yükleniyor...
SIRADAKİ HABER Bakan Soylu'dan Fransızca tweet