'Eşimin yokluğuna alışamadım'

Oyunculuğu ve hanımefendiliğini bilmeyen yoktur. Geçen yıllara inat dimdik ayakta. Bizi evinde ağırlayan tiyatro ustası Nevra Serezli (70) iki yıl önce hayatını kaybeden eşi Metin Serezli'nin yokluğuna alışamamış. O anlattı, biz duygulandık. Dedi ki; “Metin'i kaybettikten sonra çok bocaladım. Hala alışamadım yokluğuna. Hayatıma anlam katan şey; çocuklarım ve torunlarım.”

17 Ocak 2015, Cumartesi 05:00
A A

RÖPORTAJ: ÖMER GÖREN

* Nevra Hanım ‘Sihirli Annem’ ve ‘Diğer Yarım’ dizilerinden sonra sizi ekranda göremedik. Neden?

‘Sihirli Annem’ bir fenomendi. Ama dizi her gün istendi, çok yorulacağım için ayrıldım. ‘İki Yarım’ ise iyi reyting yapan dizilerin karşısında kan kaybetti. Diziyi çekerken ‘Kocan Kadar Konuş’ adlı bir komedi filminden teklif alınca şaşırdım. Ben öyle alışık değilim 20 yıldır film teklifi almayıp da arka arkaya gelmesine. “Aaaa, ne oluyor yahu?” dedim.

* Filmde başrolde misiniz?

Yan roldeyim. Hikayelerin yakışıklılar ve güzeller üzerinden olması yüzünden genç oyuncular revaçta. Belli bir yaştan sonra ‘başrolde oynamak’ diye bir şey olmaz. 40 senedir başrolde oynadım, şimdi şikayetçi değilim. Öyle komplekslerim de yok.

* Müzikallerde şarkı söylerdiniz. Şarkıcılık teklifleri gelmedi mi?

Kabare yaptığım yıllarda gelirdi. Yeni doğum yapmıştım ve tarzım değildi, reddetmiştim. Müzikallerde söylemekten yanaydım. Normal hayatta bana iki kelime şarkı söyletemezsiniz. Mikrofon uzatıldığında ‘detone olurum’ utancıyla masanın altında anında yok olurum. Babam piyano, Metin gitar dersleri aldırmışlardı bana, beceremedim.

* Bunca yıl çalıştınız, hala da çalışıyorsunuz. Neden?

Ne yapayım çalışmayıp? Duramıyorum ki yerimde. Kendimi boş ve huzursuz hissediyorum. Benim için ideali hem dinlenip hem de işimi keyifle yapmak. Bir dizi başlıyor mesela, ‘Ay, o biterse ne yapacağım’ diye düşünüyorum. Tiyatrom da yok bu ara. Metinciğim’den sonra evin giderlerine ve masraflarına vakıf oldum. O hayattayken beni yormazdı, her şeyi hallederdi. Onu kaybettikten sonra çok bocaladım. Kendimi ancak toparlıyorum. Bu yüzden de çalışmak zorundayım.

“EŞYALARIN YERİNİ DEĞİŞTİRMEDİM”

* “Metinciğim” derken gözleriniz yaşarıyor, sesiniz titriyor. Zordur tabii ama eşinizin yokluğuna alışabildiniz mi?

Net olarak hayır! Tabii ki her gün gözyaşları içinde uyanmıyorum ama onun yokluğuna alışmak da mümkün değil. Evdeki eşyaları bile ne kaldırdım ne yerlerini değiştirdim. Çünkü onların kokusu bambaşka! Biz çok dertleşir ve konuşurduk. Kavgalarımız bile çok çekişmeli ve tatlı olurdu. Karı-kocadan öte arkadaş gibiydik. Ben 45 yıllık arkadaşımı, kavga ettiğim insanı kaybettim.

* Bir nebze de olsa eşinizin yerini dolduran biri olmadı mı?

Torunlarım Beste, Bade, Serra ve çocuklarım doldurabiliyor ancak yerini. Bana olan ilgileri sakinleştirici etki yapıyor. Kendime “Bak hayat devam ediyor, yaşam böyle de güzel” diyorum. Çocuklarım ve torunlarım olmadan anlamsız bir hayatım olurdu.

* Affınıza sığınarak soruyorum: “Ölenle ölünmez, hayat devam ediyor; gönül kapılarını kapatma” derler. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Hiç kimse böyle bir şey söylemeye ne cesaret edebilir ne de esprisini yapabilir.

“BARIŞMASI GÜZEL DİYE MAHSUS ONA KÜSERDİM”

* Metin Bey’le yaşayıp da asla unutamadığınız bir anınızı anlatır mısınız?

O kadar çok ki. Ama babamdan beni istemesi çok hoş ve enteresandı. Metin bir elinde gül, diğerinde gofretle istedi beni. O zaman dahi gümüş gondol tepsiye çikolata dizilir, bir buket de gül yaptırılarak gidilirdi kız istemeye. Ama biz parası çok olan tiyatrocular değildik. Metin, babamın gözünü boyamak da istemiyor. Çikolata mı? Al sana gofret. Gül mü? Al sana tek bir gül. ‘Ancak bu kadarla kız isterim’in esprisini yapmak istedi, tam da dengine düştü. Çünkü babamın kafası da buydu. Babam da “Ulan, tam bana göre damat” dedi ve bu olay yıllarca aile arasında anlatıldı.

* Eşinizin en çok hangi yönlerini özlüyorsunuz?

Hem kızar hem bağırırdı bana. “Metin sus” derdim, hemen yanımdan uzardı. Çok güzel naz yapardım. Her türlü nazıma katlanır, hiç üşenmeden ne istiyorsam gidip alırdı. Bazen kadınlığımı kullanayım diye naz yapar, bazen de mahsus kavga edip küserdim. Barışması çok keyifli olurdu çünkü. Ardından sevgi sözcükleri, yazılı çiçekler filan... Onu ne kadar çok özlediğimi kelimelerle anlatamam. O benim her şeyimdi.

PIRASALI BÖREK TARİFİ

* Mutfakla aranız nasıl? Maalesef ki iyi! Bu yüzden de kilo alıyorum. Zeytinyağlı dolma hariç her yemeği yaparım ama iddialı konuşmasını sevmem. Yeni tariflere kendimden bir şeyler katmak hoşuma gider. Önceleri kendimden pek emin olmadığım için misafirlerime bir gün evvelden deneme yemekleri yapardım.

* Okurlarımıza bir ‘spesiyal’inizin tarifini verir misiniz?

Pırasalı börek tarifi vereyim: Yarım ya da bir kilo pırasayı soğan halkası şeklinde kesin. Çok az zeytinyağı, karabiber ve tuzla öldürün, soğumaya bırakın. Soğuyunca üç yufkaya üç yumurta kırıp pırasanın üstüne döşeyin. Üzerine lor veya labne koyun. Yufkanın kenarını etek kıvırır gibi kıvırıp boydan boya zeytinyağı sürün, rulo yapın. İster kesip ister gül böreği gibi döndürerek tepsiye yerleştirin. Yumurta sarısını hafifçe sürüp fırına verin.

SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

;

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.