Eski zamanın ağaç süsleme sanatı: NAHILLAR

NAHIL sözcüğünün anlamını biliyor muyuz? Pek eski bir Türk geleneği olan süslenmiş yapay ağaçlara denir nahıl. Osmanlı şenliklerinin olmazsa olmazıdır onlar, bereket getirirler, sevinç getirirler

16 Aralık 2012, Pazar 05:00
A A
Eski zamanın ağaç süsleme sanatı: NAHILLAR

GÜL İREPOĞLU

gul.ırepoglu@posta.com.tr

Osmanlı şenliklerinde, özellikle saray düğünlerinde göz alıcı geçitler düzenlenirdi. Bu geçitlerin en dikkat çeken parçalarının başında nahıllar gelirdi; herkesin hayranlıkla seyrettiği, çok eskilerden gelen ağaç kültünün bir yansıması ve devamı olan kocaman yapay süs ağaçları... Arapça ‘hurma ağacı’ anlamında olan nahılın Osmanlı kültüründeki yaygın kullanımı şenlik ağaçlarını tanımlar.

Nahıl nasıl yapılır?

Nahılların kat kat iskeleti hafif ağaçlardan, demirden ya da gümüşten yapılırdı. Bu büyük yapma ağaçların her katına asılmış olan çengellere balmumundan ve renkli, yaldızlı kâğıtlardan türlü süs, çeşit çeşit çiçekler, yemişler, mevsimine göre bahar dalları, kurdeleler, bazen de mumlar takılırdı. Nahılcılık bir iş koluydu; örneğin 17. yüzyılda İstanbul’da dört dükkanda 55 nahılcı ustanın var olduğunu, nahılbend denen bu esnafın Aksaray ’da ve Tahtakale’de bulunduğunu gezgin Evliya Çelebi’nin yazdığı eserden öğreniyoruz.

Düğünlerin pahalı süsleri

16. yüzyılın parlak sünnet düğünlerinden birine gitsek şimdi; Sultan III. Murad ’ın kıymetli şehzadesi Mehmed ’in 1582’deki düğününe... Ve orada geçirilen göz kamaştırıcı nahılları seyretsek, tabii günümüze gelen minyatürlü düğün kitabının sayfalarından, nakkaş Osman’ın fırçasından! Buradaki altı katlı nahılların her katı farklı geometrik desende özenle boyanmış, kenarlarına püsküllü renkli toplar ve yapay üzüm salkımları asılmış, tabanların kenarları ve tepeleri renkli çiçeklerle, özellikle de lalelerle bezenmiştir. Düğün kitabında bu düğün için hazırlanan nahılların her birinin güçlü kuvvetli 50 tersane askeri tarafından taşındığı bildirilir; gözümüzde canlandırmak için iyi bir ölçü! Bu nahıllardan birinin boyunun yüksekliği ‘bir minare boyu’ olarak tarif edilir, aslında yükseklikleri 24-36 m arasında değişmektedir... Nahıl ustalarına ise 36.300 akçe verilmiştir. Ve 17. yüzyıldaki bir düğünün nahıllarına göz atarsak, bir ihtişam örneğiyle karşılaşırız: 1675 ’te Edirne’de Sultan IV. Mehmed’in kızlarının düğünüyle şehzadelerinin sünneti için 150 nahılcı çalışmış ve 40 adet göz kamaştıran nahıl üretmiştir.

Lale Devri nahılları

Lale Devri diye anılan dönemde, Sultan III. Ahmed ’in dört şehzadesinin 1720 ’de yapılan sünnet düğününün Surnamesi’nde, yani düğünü anlatan kitabın başında nahılların önemi vurgulanır: Düğüne karar verilir verilmez başlanan ilk iş nahılların hazırlanmasıdır! Hemen usta dülgerlerle nahılcılar otuz kadar demirciyle birlikte ağaçtan ve demirden iskeletler yapmaya girişir, yazarın deyişiyle ‘gayret kolunu sıvarlar’. Kitabı resimleyen nakkaş Levni de koca nahılları olanca görkemiyle yansıtır; minyatürde padişah ile şehzadeleri Eski Saray’da yapılmış olan bu nahılları düğün öncesinde görmeye gelmişlerdir ve nakkaş tam o anı betimleyivermiştir. Ağırlıkları yüzünden kalın halatlarla taşınabilen nahıllar şenlik alanına getirilirken dar sokaklara sığmayınca, rahat geçirilmeleri için evlerin sokaklara uzanan cumbalarıyla çatıların geniş saçakları yıktırılacaktır! Ancak düğün yüzünden kimsenin mağdur edilmesi istenmez, bunların tekrar inşa masrafları devlet tarafından yıktırılma sırasında, yerinde ödenecektir. Mimarların da yıkım yerinde görev aldığı bu türden bir istimlak nahıllar için alışılmış bir uygulamadır.

Değerli taşların bezediği paha biçilmez nahıllar

Nahılların kimi zaman değerli taşlarla bile bezendiği anlaşılmaktadır. Kanuni Sultan Süleyman’ın kız kardeşiyle evlenen Sadrazam İbrahim Paşa ’nın düğün için yaptırdığı altın, gümüş ve değerli taşlardan oluşan iki büyük nahıl dillere destan olmuştur. Tarihler 17. yüzyılda, Sultan İbrahim’in kızıyla evlenen Sadrazam Ahmed Paşa ’nın da değerli taşlarla ve gümüşle, altınla süslenmiş nahıllar yaptırdığını belirtir.

Günümüzde

Yalnızca şenlik süresince kullanılıp sonra bozulan nesneler olduklarından, o muhteşem nahıllar günümüze gelmemiştir, ancak tarihçilerin satırlarında okuruz onları, ve nakkaşların resimlerinde görürüz, hayran oluruz. Nahıllar kültür tarihimizdeki yaygın çiçek sevgisine işaret eder. Bu sevgi şimdi de sürmektedir kuşkusuz, Anadolu’daki bazı köy düğünlerinde çiçeklerle, gelin teliyle, ayna parçalarıyla geline benzetilen anlamlı bir nahıl hazırlama adetinin sürdüğü gibi. İnsanların gelecek için beslediği umutların parlak biçimde somutlaşmasının bir örneği...

Bütün bunlar, tıpkı bizim için takvimde yeni başlangıcın simgesi olarak bir kutlama vesilesine işaret eden ışıklı yılbaşı ağaçları gibi, bir sevincin ışıltılı biçimde dışa vurulması değil midir? O halde, nahıl geleneği neden tüm görkemiyle yeniden yaygınlaşmasın?

(09.12.2012 tarihli Posta Karnaval'dan alınmıştır.)

SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

;
Sıradaki haber yükleniyor...

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.