“Etraf 'Ferrari'sini Satan Bilge' dolu”

“Etraf 'Ferrari'sini Satan Bilge' dolu”

'Seksenler' dizisinin 'Gülden'i Ayşe Tolga'nın iyi yaşam uzmanı olduğunu biliyor muydunuz? Oyuncu, yıllardır sağlıklı beslenme ve doğal terapilerle ilgileniyor. Bu birikimlerini 'İyilik Sende' isimli bir kitapta topladı. Kitap vesilesiyle buluştuk, derin mevzulara girdik

02 Nisan 2016, Cumartesi 05:00 Son Güncelleme:
YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Röportaj: Kezban YILMAZ

kezban.yilmaz@posta.com.tr

Kişisel gelişimde kitap yazanlar kervanına siz de katıldınız...

Doğal terapiler, bütünsel sağlık, şifa sistemleri, beslenme, yoga, meditasyon gibi konuları insanlara anlatıyordum zaten. Çok fazla şey birikmişti. Bu kadar şeyi bilip insanlarla paylaşmamak olmazdı.

Bu kitabınızla bir fark yarattığınızı düşünüyor musunuz?

Kitapta ruhsal problemlerden stres yönetimine, kaygı bozukluğundan sivilce ve selülit sorunlarına, fitnesstan evde uygulayacağınız beslenmeye kadar her şey var. “Yaşadığımız sorunlara karşı ruhsal, bedensel ve zihinsel olarak ne yapmalıyız?” sorusunu da cevapladım. Biz ruh, beden ve zihin olarak ayrılmaz bir bütünüz. Fakat sadece fizik bedene odaklanmışız. Oysa baş ağrısının nedeni başka bir şey olabilir. Bu giderilmediği sürece sadece baskılanır, uyuşturulur, üstü kapanır. Ama var olmaya devam eder. Kitabım, bilmediğiniz bir şeyi değil, uzun zamandır unuttuğunuz doğruları anlatıyor. Çünkü o kadar çok bilgi bombardımanı altındayız ki, kafamız karışıyor. Kimi gluten (buğdaydaki protein) iyidir diyor, kimi kötü...

Doğrusu ne?

Herkesin beslenmesi kişiye özel. Sana iyi gelen şey bana gelmeyebilir. Öncelikle kaygılarımızdan kurtulup çözümün bizde olduğunu anlamalıyız.

“HERKES 34 BEDEN OLMAK ZORUNDA MI?”

Kitabınızda “Herkes 34 beden olmak zorunda mı?” diyorsunuz. Neden?

Dünyada kadın bedeni üzerinden yapılan her şey bir politika, bir moda. Kadın 38 bedense mutsuz oluyor. Çünkü moda dünyasının sunduğu mesaj: 34 beden kızlar güzeldir. Bir kadın olarak bu, sizin kendinizle daha az barışık olmanızı sağlıyor.

Bu konulara ilginiz çocuklukta mı başladı?

Hayır. Farklı bir çocuktum ben. Hep resim yapar, doğa ve hayvanlarla ilgilenirdim. ‘Şehnaz Tango’da oyunculuğa başladım. 25 yaşımda babamı kanserden kaybettim. Sonra suratımda sivilceler çıktı. “İnsanlar neden hastalanıyor?” diye sorguladım. “Ben kimim, niye buradayım?” diye soran bir çocuktum zaten. Spiritüel konularla ilgilenince kim olduğumu buldum. Önce kendimi, sonra dünyayı şifalandırmayı istememle başladı her şey.

Nasıl gelişti bu şifalandırma süreci?

6-7 sene bana iyi gelen bir dönem yaşadım. Önce yogayla tanıştım. Sonra Hindistan’dan Peru’ya, Tayland’a kadar gezdim. Kişisel gelişim, doğal terapi, meditasyon ve şifa sistemlerini öğrendim. Çok okudum, araştırdım.

“ÇOCUKKEN BABAMDAN ŞİDDET GÖRDÜM ”

Kendinizde neyi iyileştirdiniz?

Sorunlu bir çocukluğum vardı. Evimizde kavga, dövüş eksik olmazdı. Baba şiddetiyle büyüdüm. Uzun süre onun kalıntılarını temizlemekle uğraştım. Kendinizle uğraşmak, özünüzü bulmak, hem kim olduğunuzu anlamanıza hem de karanlık taraflarınızı aydınlatmanıza yol açıyor.

İnsanlar artık yaşamlarında sadeleşmeye mi gidiyor?

Kesinlikle. Etraf ‘Ferrari’sini Satan Bilge’lerle dolu. İnsanlar artık ruhlarına, hayat amaçlarına uygun olmayan işleri bırakıyor. CEO’luğu bile elinin tersiyle itip Güney’e yerleşiyor, marul yetiştirip pazarda satıyor.

" 8 HAFTADA DEĞİŞTİRİYORUZ İNSANLARI"

‘8 haftada değişim’ programı başlattınız. İnsan 8 haftada değişebiliyor mu gerçekten?

Tabii. Mesela şişmanlamanın arkasında zihinsel ve ruhsal nedenler olabilir. Bunu sosyal medyadan duyurduk, insanlar katıldı. Kişiye nasıl besleneceğini ve yaşaması gerektiğini anlatır, alışkanlıklarını değiştirirseniz herkes ideal kilosunda kalabilir.

Kilolu olmanın arkasında ne olabilir ki?

Kilolu insanlara şunu soruyoruz: “Kilon giderse yerine ne koyarsın?” Aldığımız cevaplar şöyle; “Dünya benim için güvenli değil. O yüzden kendimi yağ tabakalarının arkasına saklıyorum”, “Kendimi ve potansiyelimi göstermeye hazır değilim, çünkü onay almayabilirim.” Çoğu zaman zihinsel kalıplarımızdan ötürü zayıflayamıyoruz. O yüzden diyetisyen, spor hocası ve psikolog eşliğinde kilo verdiriyoruz.

İnsanlar en çok yanlışı nerede yapıyor?

Bir şeylerin değişmesi için kahraman bekliyor. Asıl kahraman kendileri.

“KENDİMLE FLÖRT ETMEYİ SEVİYORUM”

Hayatınızda biri var mı?

Yok. Şanslıyım; aşık oldum, sevdim, sevildim. Şu an tam gaz işime odaklandım. Şan şöhret değil, insanlara faydalı olabilmek önemli. Büyük acılara şahitlik ediyoruz. Dünya dibe vuruyor. Ama ben buraya geliş amacımı biliyorum. Yaratıcıyla o kadar büyük bir bağ içindeyim ki, her baktığım şeyde aşkı görüyorum. Sana baktığımda da gözlerim doluyor. Aşkı cisimleştirmeye ihtiyacım yok.

Büyük konuşmuyor musunuz biraz?

Bir şeyler olabilir ama özel olarak aramıyorum. Çünkü o arayış biz kadınlara kendimizi eksik hissettiriyor. Mutsuz bir şekilde hep diğer yarını arıyorsun! Diğer yarın diye bir şey yok! O sensin! Ben, uzun zamandır kendimle flört ediyorum. Kendimin en iyi arkadaşıyım. “Dünyanın en güzel kadınını yemeğe çıkarttım” diyorum.

Kusura bakmayın ama biraz ezik bir yaklaşım değil mi bu?

Hayır. Bir şey aramadığınızda ve bütün olduğunuzda zaten o geliyor. Genç kızken adamdan olmadık şeyler beklemişim. O zaman mutsuz olman çok normal. Önce kendi tarafını tamamla. Ben ordayım, sadece izliyorum. Uzunca bir zamandır olmadığım kadar verimliyim, her şey süper!

Bir kez evlenip ayrıldınız, tekrar evlenmeyi düşünür müsünüz?

Evliliği denedim, bitmemesi için de elimden geleni yaptım. Evlilikte insan ruhunun zorlandığını, evliliğin içinin boşaltıldığını düşünüyorum. Gerçek evliliğe inanıyorum. Ruh eşini ilk gördüğünde anlıyorsun. Ama o kadar çok kafamız karıştırılıyor ki; evlenmek için kariyerine, evine, arabasına bakıyoruz. İnsana bakmıyoruz! Dolayısıyla mutsuz olan çok.

"ESTETİK YOK BOTOKS VAR"

Bu kadar yoğunlukta kızınıza zaman ayırabiliyor musunuz?

Elbette. 6 yaşında, anaokulunda. Benimle her yere geliyor, sete bile...

Ruhunuza uygun biri çıkarsa evlenir misiniz?

Özgür ve mutlu olmak daha iyi. “Keşke daha önce iki çocuk sahibi olsaydım” diyorum. Artık biraz zor ama şart da değil.

43 yaşında olmanıza rağmen hala çok genç görünüyorsunuz. Estetik var mı?

Yok. Ama 28 yaşından beri kaşlarımın arasına botoks yaptırırım. Dudak kenarına da dolgu... Herkese tavsiye ediyorum.

Sıradaki haber yükleniyor...
holder