Evrenin derinliklerinden gelen bombalar

İnsanın, gökcismi çarpmasıyla can verme olasılığı, uçak kazasında ölme olasılığıyla aynı

28 Eylül 2013, Cumartesi 05:00
A A

Uçakların güvenliğiyle sayısız mühendis ilgileniyor ama uzaydan gelebilecek tehlikeler yakın tarihe kadar gözardı ediliyordu. Geçen şubatta Rusya’nın üzerinde bir asteroid patladıktan sonra tüm dünyada uzmanlar işi ciddiye almaya başladı. Geo Dergisi eylül sayısında bu ilginç konuya yer verdi.

Gökcismi (asteroid) iki katlı bir otobüs büyüklüğündeydi ve kuzeydoğudan gelmişti. Cisim, saatte 64 bin kilometreden yüksek bir hızla, saat 9.20’de atmosfere girdi. Gökcisminin, Rusya’nın Chelyabinsk şehrinin 15-20 kilometre üzerinde patlaması, yaklaşık 500 kiloton TNT gücündeydi. Bu, Hiroşima’ya atılan atom bombasının 30 katı kadar. Şehrin üzerinden cismin sadece kuyruğu geçtiği için, Chelyabinsk felaketi ucuz atlattı.

Eğer cisim atmosfere 70 derecelik açıyla girip yatay gitmek yerine diklemesine gelse, kente çarpacaktı. Çevreyi çölleştiren ve yakan güçlü basınç ile ısı dalgaları yayılacaktı. Bu gökcismi, kentin üstünde patladı. Parçaları (meteroid) kısmen yere ulaştı. İnsanlar isabet almadı ama uçuşan cam parçacıklarından zarar gördüler. Binalar da oluşan basınç dalgasıyla yıkıldı.

Sözünü ettiğimiz, 15 Şubat 2013’teki asteroit patlaması. Patlama, sadece kent sakinlerini şaşırtıp korkutmakla ve dünya çapında bir yankı uyandırmakla kalmadı, uzmanları da uzaydan gelecek bombalar konusunda uyandırdı. Şimdiye kadar uzak görünen bu sorun, Chelyabinsk’ten sonra korkulacak bir gerçek haline geldi. Evet, dünyamızın yüzde 70’i denizlerle kaplı.

Ve evet, bu nedenle büyük bir asteroidin karaya değil, okyanusa düşmesi ihtimali daha fazla. Ama bu ihtimalin bile etkileri felaket olabilir. Çünkü devasa bir patlama, akıl almaz tsunamilere yol açacaktır. Bu gerçeğin bilincinde olan uzmanlar, bu nedenle, potansiyel tehlike yaratan gökcisimlerini aramak için artık daha ciddi çaba gösteriyor.

Gökyüzü 24 saat taranıyor

Yeryüzüne yakın asteroidlerin teşhis edilmesi ve gözlemlenmesi basit bir prensibe dayanıyor. Teleskoplar, her gece gece bütün gökyüzünü bir çok kere kaydediyor, sonra bir bilgisayar dijital görüntüleri karşılaştırarak değişmeyen yıldız arkaplanında hareket eden ışık noktalarını arıyor. Ardından da konumlar, hareket yönü ve aydınlık derecesi, hemen Amerika’daki bir merkeze aktarılıyor: Minor Planet Center (Küçük Gezegen Merkezi).

Burası, güneş sistemimizdeki tüm küçük gezegenleri araştıran resmi bir merkez. Bu merkezdeki astronomlar şu anda 626 binden fazla asteroid ve kuyruklu yıldız verisine sahip. Asteroidler 10-100 kilometre uzunluğundaki taş ve metal kütleler. Kuyrukluyıldızlar ise gaz, toz ve buz kütleleri. Uzunlukları da 40 kilometreye kadar ulaşabiliyor. Merkezde sadece asteroid keşfi yapılmıyor, gözlemlemeye de önem veriliyor. Çünkü bir cisim sadece yeterince uzun süre takip edilirse yörüngesi hesaplanabiliyor ve gezegenimizle olası bir çarpışma belirlenebiliyor.

357 potansiyel çarpışma

Yeryüzüne yakın olması, bir asteroidin her zaman Dünya’ya çarpacağı veya yakın patlayacağı anlamına gelmiyor. Tüm asteroitler, Güneş’in etrafında hareket ediyor. Ancak yörüngeleri Dünya ile kesiştiği zaman bir çarpışma söz konusu olabiliyor. Bunun için, hem Dünya hem de asteroid aynı zamanda bu patlama noktasında bulunmalı.

Bu olasılık pek yüksek değil. Ama herşey mümkün. Bugünlerde bütün çalışmaların hedefi, Dünya yörüngesiyle kesişen tüm cisimleri bulmak ve yörüngelerini kesin olarak hesaplamak. Böylece, onlarca, hatta yüzlerce yıl öncesinden çarpışma olasılıkları ortaya çıkabilir. Günümüzde, Dünya yörüngesini kesen, boyları 1 metre ve 32 kilometre arasında değişen yaklaşık 10 bin cisim keşfedildi.

Bu sayıya, her gün en az iki tane daha ekleniyor. Bu 10 bin cisim arasından 357 tanesi, potansiyel tehlike olarak sınıflandırıldı. Çapı yaklaşık 100 metreden büyük olan ve gelecekte dünyanın en fazla 7.5 milyon kilometre yakınından geçecek tüm asteroidler bu sınıflandırmanın içinde.

Avrupa da ayaklandı

Sadece Amerika değil, Avrupa da asteroidlere gözünü dikti artık. Geçtiğimiz mayıs ayında ESA (Avrupa Uzay Ajansı), İtalya’da dünyaya yakın cisimler için bir koordinasyon merkezi açtı. Merkezin amacı, potansiyel tehlike taşıyan asteroidlerin yörüngelerini önceden belirlemek. B612 adlı vakıf ise daha da ötesini yapma peşinde.

Amerikalı eski astronot Russel Schweickart ve Edward Lu’nun kurduğu bu özel vakıf, uzaya Sentinel adlı büyük bir teleskop çıkarmak istiyor. Bu teleskop sayesinde 30 metreye kadar olan küçük asteroidler bulunabilecek. Bir başka deyişle, uzay araştırmacıları Dünya’yı bir felaketten kurtarmanın yollarını durmaksızın arıyor. Galiba, insanoğlunun yegane tesellisi de bu.

 

(21.09.2013 tarihli Cumartesi Postası ekinden alınmıştır.)

SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

;

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.