Ezgi Çelik: Cahit Sıtkı Tarancı'nın sözü çok korkutucu. 35 yaş yolun yarısı değil! Yaşlanma fobim var

Ezgi Çelik: Cahit Sıtkı Tarancı'nın sözü çok korkutucu. 35 yaş yolun yarısı değil! Yaşlanma fobim var

Dada Sahne’de Okan Bayülgen’le ‘Harem Kabare’yi sahneleyen Ezgi Çelik’le buluştuk. İşini, geleceğe dair planlarını, özel hayatını konuştuk. Bekir Saçar / bekir.sacar@posta.com.tr

26 Ocak 2020, Pazar 08:01 Son Güncelleme:
YAZI BOYUTU

35 yaşındasınız ama 28 yıldır sahnedesiniz. Oyunculuğa nasıl başladınız?

Annem de babam da gazeteci. Sanat dünyasından çok arkadaşları var. Ben çocukken bir sohbet sırasında Şehir Tiyatroları’nda Çocuk Eğitim Birimi kurulacağını söylemişler. Bana “İlgini çeker mi?” diye sordular. Ve macera böyle başladı.

‘Söz’, ‘Muhteşem Yüzyıl: Kösem’, ‘Arka Sokaklar’ başta olmak üzere birçok dizi, sinema ve tiyatroda oynadınız. Şimdi bir de ‘Sobe’ adında ünlü konukları ağırladığınız bir podcast yayını yapıyorsunuz. Hayalini kurduğunuz yere gelebildiniz mi?

Sobe, bir radyo yayını. Eskiden yapılan radyo programlarına çok benziyor. Konuklar ağırlıyorum ve sohbet ediyoruz. Dijital platformda takip edebiliyorsunuz. Hayal konusuna gelince, bu meslek için hayal kurmanın çok da geçerli olmadığını anladım. Ergenlikten 30 yaşına kadar hep hayaller kurdum. Geldiğim noktadan ve yaptığım her şeyden çok memnunum.

Son yıllarda diziler, izleyicileri tiyatrodan uzaklaştırmış olabilir mi?

Bir dönem tiyatrolara ilgi kesinlikle azaldı ama son iki yılda tiyatro dünyası müthiş bir yükselişe geçti. Şu an 300’ün üzerinde oyun sergileniyor ve salonların hepsi dolu. Sinema ve dizilerde oynayanların çoğu tiyatro yapmaya başladı. Ünlü isimlerin tiyatrolarda oynaması seyirciyi salonlara çekti.

Okan Bayülgen’le ‘Harem Kabare’yi sahneliyorsunuz. Okan Bayülgen’le çalışmak zor mu?

Onunla aynı sahnede olmak harika! Oyunculuğunu aşırı beğeniyorum. Onunla çalışmanın hiçbir zorluğunu görmedim. Çok titiz ve hep en iyisi olsun istiyor. Sanırım zorluğu buradan geliyor. Bu ay sonunda Almanya, Hollanda ve İngiltere turnemiz var. Her ülkede üç şehirde oynayacağız.

‘Muganniye Safiye’ belgeselinde Safiye Ayla’ya hayat verdiniz. Nasıl bir histi?

Bu Türk Eğitim Vakfı’nın projesiydi. Türkan Derya, çok sevdiğim ve çalışmak istediğim bir yönetmendi. Türkan Hoca bana “Safiye Ayla’nın 15’ini de, 25’ini de 60’ını da sen oynayacaksın” dedi. Bu bir oyuncu için muhteşem bir şey. Bu proje sayesinde Safiye Ayla’nın ne muhteşem bir kadın olduğunu öğrendim.

Tek kişilik oyununuz ‘Hoşdeng’ izleyicilere neler anlatıyor?

Metni kendim yazdım, kendim oynuyorum. Hoşdeng, ‘hoş ses’ demek. Oyun, kendini ifade etmekte zorlanan, kendini sadece şarkılarla ifade edebilen bir kadını anlatıyor. Kadına şiddeti konu aldığım bir oyun. Bu sezon da Türkiye ve Avrupa turnelerim olacak.

Bir gün çocuk yapmak istersem evlenirim

Adınız hiç aşk dedikodusuna karışmadı. Sevgiliniz yok mu?

Dört senedir sinema yönetmeni Ramin Matin ile birlikteyim. Hiçbir zaman ilişkimizi gizlemek gibi bir çabamız olmadı. Demek ki şanslı oyunculardan biriyim ki ilişkimle gazetelere haber olmadım.

Sevgiliniz rol gereği öpüşmenize ya da erotik bir sahne oynamanıza karışır mı?

Kesinlikle karışmaz. Yaptığım işte olumsuz ve kötü olduğuna inandığı konularda fikrini beyan eder, o kadar. Bu konuda özgürüm ve sevgilim anlayışlı olduğu için çok şanslıyım.

Evlenip çoluk çocuğa karışmak gibi bir planınız var mı?

Bunu zamanın akışına bıraktık. Şimdilik gündemimizde yok ama bir gün çocuk yapmak istersem o zaman evlenirim.

Kalbinizde aşkın tanımı nedir?

Aşk, beni cesur ve tutkulu kılıyor. Hayattaki enerjim değişiyor. Aşk beni ‘survivor’ kadını yapıyor. Devamlı koşmam gerekiyormuş hissini veriyor.

Hayatınızın erkeğinde aradığınız temel özellikler neler?

Hayatın her alanında entelektüel biri olmalı. Özel zevkleri ve yaşam enerjisi olan, hayata dair her şeyi merak edip araştıran ve hep yeni bir şeyler öğrenebileceğim kişiler beni çok heyecanlandırır.

Ne tür insanlardan hoşlanmazsınız?

Sürekli şikayet eden insanlardan hiç hazzetmem. Onlardan hep uzak dururum.

Kendinizi nasıl tanımlarsınız?

Canlı, heyecanlı, enerjisi yüksek, fırlamalık yapmayı, gülüp eğlenmeyi çok seven biriyim.

Ayna karşısında ne kadar vakit geçirirsiniz?

Ben aynayı çok severim. Aynada kendimi acayip incelerim. Arkadaşlarım bu yüzden benimle çok dalga geçer.

Trafikte kadın olduğumu görenler taciz ediyor

Motosiklet kullanıyorsunuz. Trafikten kurtulmak için mi yoksa yaşam tarzı mı?

Hem trafiğe çözüm olduğu için hem de zevk aldığım için kullanıyorum. Motosiklete 15 yaşımda merak sardım. Şu an 125cc motosiklet kullanıyorum. İleride kademe kademe motorumu büyütmek istiyorum.

Türkiye’de motosiklet sürücüsü olmak nasıl?

Türkiye’de motosikletlilere karşı bir antipati var. Motosikletlileri hep rahatsız ediyorlar. Kadın olduğumu görenler de taciz ediyor. Çok taciz yaşadım. Hatta bir keresinde Ortaköy’de beni sıkıştırdılar ve ciddi bir şekilde savrulup uçtum. Savaşçı bir ruhum olduğu için vazgeçmiyorum. Olayın üzerine gidiyorum.

Yaş almaktan değil yaşlanmaktan korkuyorum

Cahit Sıtkı Tarancı “Yaş 35 yolun yarısı eder” diyor şiirinde. 35 yaşındasınız. Nasıl bir his?

Cahit Sıtkı’nın sözü çok korkutucu geliyor. Bana göre yok öyle bir şey. 35 yolun yarısı değil. Öyle düşünmek istemiyorum. Düşünürsem çok moralim bozulur.

Yaşlanmaktan korkuyor musunuz?

Yaş almaktan değil de yaşlanmaktan korkuyorum. Yaşlanma fobim var. Mesela Madonna belli yaşa kadar yaşsızdı. Şu an da yaş almış ama iyi bir Madonna var. Güzel yaş alıp almayacağımı çok merak ediyorum.

Estetik cerrahinin nimetlerinden yararlanıyor musunuz?

35 yaşındayım ve yüzümde hiçbir müdahale yok. Botoks ve dolgudan fobi derecesinde korkuyorum. Doğal yöntemleri araştırıp onlardan yararlanmaya çalışıyorum. Spor yapıyorum, sağlıklı besleniyorum ve kendime iyi bakıyorum.

Sıradaki haber yükleniyor...