Ezgi Şenler: Hayatta önce 'ben' demeliyiz

Ezgi Şenler: Hayatta önce 'ben' demeliyiz

Duru bir güzelliği ve doğal bir oyunculuğu var. Hayatımıza ‘Bodrum Masalı’yla girdi. Ankara Devlet Konervatuarı, modern dans bölümünden mezun. Çocukluğundan beri bale yapıyor ama deyim yerindeyse kader ağlarını örüyor ve o kendini dizi setlerinde buluyor. Kanal D’nin yeni dizisi ‘Çatı Katı Aşk’ın başrol oyuncularından Ezgi Şenler karşınızda. / Oya Çınar / oya.cinar@posta.com.tr

12 Temmuz 2020, Pazar 07:00 Son Güncelleme:
YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Çatı Katı Aşk’ ile yaz ekranlarına sıcak bir giriş yaptınız. Neler bekliyor seyirci?

Yeşilçam tadında, unuttuğumuz mahalle hayatını bize tekrar hatırlatacak, içinde sımsıkı aile bağları olan samimi bir hikaye bekliyor seyirciyi. Aşkı anlatan ve aşkın beraberinde getirdiği yalanla çevrili tatlı bir hikayemiz var. 

HİKAYENİN TANIDIK OLMASI DEĞİL ONU NASIL AKTARDIĞINIZ ÖNEMLİ

Yeşilçam ruhu için “Yine mi?” diyecek, klişe bulacak çok kişi vardır. Onlara cevabınız ne olur?

Yeşilçam efsanedir. Bunun üstüne söz söylenmez bence. Yeşilçam tadında uzun zamandır ekranda olan bir dizi hatırlamıyorum ben. Yeşilçam hayattan hikayeler anlattı hep, bizim o hikayeleri tanıdık da olsa seyirciye nasıl aktaracağımızdır önemli olan. Hikayemizin bir büyüsü var. Her karakterin altı dolu. Duyguları seyirciye iyi yansıtmak önemli olan.

Siz, bir projeye “Evet” derken hikayeden çok, nasıl işlendiğiyle mi ilgileniyorsunuz? 

İkisi de çok önemli. Karakteri hissediyorsam ve anlamışsam devamı geliyor zaten. Dizilerde, karakterler doğal olarak gelişerek ilerliyor. Oynadıkça ve hissettikçe o karakteri büyütüyor ve yaratıyoruz. 

ARKADAŞLIĞI, DOSTLUĞU VE SICAK BİR AİLEYİ İZLEYECEĞİZ

İddialı mısınız? “Ortaya gerçekten seyirlik bir iş çıktı” diyor musunuz? 

Biz, elimizden gelenin en iyisini yaptık. İddialıyız tabii ki. Çünkü birçok diziye göre bizim dizimizi ayıran çok fazla faktör var. Sadece aşk izlemeyeceğiz. Arkadaşlığı, dostluğu ve en önemlisi sımsıcak bir aile hikayesini izleyeceğiz. 

Canlandırdığınız Ayşen, nasıl biri? Sizi hangi yönleri etkiledi? 

Ayşen hayalperest, iyi kalpli, herkesin yardımına koşan, ailesini asla üzmek istemeyen ve gururlu bir kız. Tatlılığı bir yana, bazı sert tavırları ve çok net kuralları var. Doğrularından şaşmıyor. Her zaman mahallenin göz bebeği olmuş ve ailesine çok bağlı. 

“DEDİĞİM DEDİK” BİR İNSAN DEĞİLİM YELKENLERİ SUYA ÇABUK İNDİRİRİM

Özdeşlik kurduğunuz yanları var mı? 

Benzer yanlarımız tabii ki var. Ayşen’e hayat veren onu yaşatacak olan benim. Ama ondan farklı olarak benim onun kadar net kurallarım yoktur. Ben, yelkenleri çabuk suya indiren bir insanım. Ayşen’in dediğim dedik tarafı bana göre daha fazla sanırım.

BU BENİM İLK BAŞROLÜM VE CANLANDIRDIĞIM KARAKTERE AŞIĞIM

‘Çatı Katı Aşk’, kişisel yolculuğunuzun neresinde duracak gibi görünüyor?

Diğer işlerim de çok özel ama bu benim ilk başrolüm ve canlandırdığım karaktere aşığım. Onunla uyuyorum, onunla kalkıyorum. Ekibi çok seviyorum. Yapımcımızı, yönetmenimizi ve oyuncu arkadaşlarımı çok seviyorum. Çok fazla şey öğreniyorum… Kendimde gizlenmiş duygular keşfettim. Onları açığa çıkarabilmek, yeni duygular keşfetmek şahane bir his. Şansımız bol olsun… 

HERKESİN HAYATINDA YAŞAMAK İSTEDİĞİ AMA YAŞAYAMADIĞI BİR HİKAYE VARDIR 

Temelde bir aşk hikayesi var dizide. Sizce aşkı bu kadar değerli kılan şey ne? 

Hayat ve dünya zaten çok zor. Çok fazla bizi üzen ve sinirimizi bozan olaylar oluyor. Seyirci, bence aşk izlediği zaman bir nevi terapi oluyor. Rahatlama hissi oluyor. İki saat de olsa kafasını boşaltıyor diye düşünüyorum. Herkesin hayatında yaşamak istediği ama yaşayamadığı bir hikaye, belki sevip kavuşamadığı biri vardır. İnsanlar, dizimizi izledikçe kendilerinden çok fazla şey bulacaklar bence. 

AŞIK OLDUĞUMDA SİNİRLERİM ALINMIŞ GİBİ OLUYOR HAYAT ÇOK GÜZEL AKIYOR 

Aşık olduğunuzda bu durum, işinize nasıl yansıyor? Bazıları daha yaratıcı ve çalışkan olur mesela, bazılarınınsa tek konsantrasyonu aşk olur… 

Ben çok sakin ve huzurlu oluyorum. Dünya pembe oluyor. Sinirlerim alınmış gibi oluyor. Ben mutlu hissedince ve aşık olunca zaten hayat çok güzel akıyor. Aşk güzel bir şey. Herkes tatmalı (Gülüyor).

Nasıl biri sizi duygusal olarak etkileyebilir? 

Kesinlikle enerjimin tuttuğu, aynı frekansta olduğum ve zeki biri. Zekaya aşığım. İşinde iyi olan ve zeki olan insanlar beni çok etkiliyor. 

BİZ MUTLU OLURSAK ÇEVREMİZ DE ONA GÖRE ŞEKİLLENİYOR

Hayattaki öncelik sıralamanız nasıl? 

Bencillik olarak algılanmasın ama hayatta önce “Ben” demeliyiz. Biz iyi olup, mutlu olduğumuzda çevremiz de ona göre şekilleniyor zaten. Kendimizi sevelim, bedenimize iyi bakalım, ruh halimiz dengede olsun yeter. Hayatta sevdiğim herkes değerli benim için. Ayıramam. 

Oyunculuk sizin için çocukluktan gelen bir tutku değil sanırım. Bale yaparken tamamen tesadüf eseri ‘Bodrum Masalı’nın seçmelerine katılmışsınız. 

Hayatta bazı şeylere engel olamıyoruz ve hayatın akışında ne yaşamamız gerekiyorsa o oluyor. Küçükken bazen hayal ediyordum aslında. “Acaba oyuncu olsam, ekranda olsam nasıl olurdu?” diye. Sanırım kalbim temizmiş ve dileğim gerçek oldu. İyi ki de olmuş, hiç pişman değilim. 

OYUNCULUK YAPMASAM DA KENDİMİ HER TÜRLÜ VAR EDERİM 

Oyunculuk “Olmazsa olmaz” mı artık, yoksa gerektiğinde “Gider bambaşka bir iş yaparım” diyebiliyor musunuz?

Hayat ne getirir bilinmez. Ama ne olursa olsun elimde bale diplomam var. Ben her türlü var ederim kendimi. O konuda kendime çok güveniyorum ve çalışkan olduğuma inanıyorum. “Vardır bir hayır” deyip yoluma devam ederim.

NE YAPARSAM YAPAYIM ARKAMDA BENİ DESTEKLEYEN BİR AİLEM VAR  

Dizide farklı sosyal sınıflardan ve kültürlerden gelen insanların aileleriyle çatışmaları da var. Sizin ailenizle nasıl bir ilişkiniz var? 

Ben evin tek kızı, tek çocuğuyum. Çok mutlu ve huzurlu bir aile ortamında büyüdüm. Ailemin çoğu sanatçı. Tiyatro, bale ve müzikle iç içe büyüdüm. Sanatçı bir ailenin çocuğuyum. Baskılar, kavgalar, gürültüler olmadı hiç bizim ailede. Her şeyi konuşarak hallettik. Ne yaparsam yapayım, arkamda beni destekleyen bir ailem var. O konuda kendimi çok şanslı hissediyorum. 

Baleyi bırakıp oyunculuğa başlamaya karar verdiğinizde yaklaşımları nasıl oldu? 

Başta tereddütleri oldu tabii ki. Hep desteklediler ama “Acaba başaracak mı?” diye düşündüklerini, biraz kaygılandıklarını hissediyordum ben. Ama sonuçta onların desteği ve sevgisiyle başardım. İyi ki varlar. 

SEVDİKLERİMİ KISKANIRIM “SADECE BENİMLE İLGİLENSİNLER” TRİBİM VARDIR 

“Asla en küçük kıskançlığım yoktur” diyenlerden misiniz? Değilse bu hayatta sizi ne kıskandırır? 

“Kıskanç değilimdir” diyemeyeceğim çünkü kıskançlıklarım vardır. Ama bu kıskançlıklar ‘keşke’ kıskançlıkları değil. Annemi kuzenimden, sevdiklerimi başkalarından kıskanıyorum. Sadece benimle ilgilensinler tribim oluyor az da olsa (Gülüyor). 

ELEŞTİRİYE AÇIĞIM AMA KÖTÜ YORUMLARA, KALP KIRMAYA GEREK YOK 

Yapı olarak olumlu ya da olumsuz eleştiriye açık mısınız? Sizi ne yönde etkiler? 

Kesinlikle eleştiriye açık bir insanım. Yapıcı olan her eleştiriyi de dinler ve ciddiye alırım. Tabii ki emek vererek çıkardığım bir iş hiç beğenilmezse üzülüyorum ama bundan da kendime ders çıkartmaya çalışıyorum. Biz koskocaman bir ekiple emek veriyoruz. Mutlaka bazen beğenmeyenler oluyor. Zevkler ve renkler tartışılmaz. O izleyicinin kararı. Buna üzülmüyorum ama bazı yorumlar çok acıtıyor. Hiç empati yapılmadan, saygısızca yorum yapanlar oluyor. Onları anlayamıyorum. Kalp kırmaya gerek yok.

KARANTİNA SÜRECİNDE FARKINDALIĞIM ARTTI 

Karantina sürecinde mesleğiniz adına endişeler yaşadınız mı? 

Mesleğime dair değil ama dünyamız adına endişelerim oldu ve o endişe hala devam ediyor. Zor bir süreçten geçiyoruz… Tedbirlere uyarak, kendimize ve çevremize dikkat ederek yaşamaya alışmamız gerekiyor. 

Sette kendinizi güvende hissediyor musunuz? 

Biz setimizde gerekli tedbirlerimizi aldık ve o şekilde çekiyoruz. Sonuçta hayat devam ediyor ve bu hastalıkla bir süre yaşamayı öğrenmemiz lazım. Umarım en kısa zamanda bu pandemiyi atlatıp eski sağlıklı günlere döneriz. 

Bu süreç sizde duygusal olarak belirgin farklar yaratmış mıdır? 

Farkındalığım arttı. Dünyamıza ne kadar kötü davranıyormuşuz, onu anladım. Hayvanlara, canlılara ne kadar zarar verdiğimizi gördüm. Teknolojinin aile bağlarını kopardığını biliyorduk ama bu süreçte yeniden evde ailemizle olunca aile olmanın önemini bence daha iyi anladık. Sarılmanın, sevginin değerinin farkına vardık. Umarım bu farkındalık devam eder ve umarım nankörlük yapıp bu günlerin, sağlığın değerini tekrar unutmayız. 

AĞZINI ŞAPIRDATAN İNSANIN YANINDA DURAMIYORUM 

Bir insana çok büyük bir hayranlık duymanız için ne gerekiyor? 

Kesinlikle işinde başarılı olması ve zeki olması gerekiyor.  

En tuhaf bulduğunuz huyunuz? 

Ağzını şapırdatan ve ağızını kapatmadan sakız çiğneyen insanların yanında duramıyorum. 

Sizinle ne yapmak çok eğlenceli olur? 

Tatile gitmek...

“Komik erkek seksidir” sözü sizce klişe mi yoksa katılıyor musunuz? 

Bence tamamen klişe.

Sizi en kolay ne ağlatır?

Sinirli olduğumda hemen ağlarım.

Kalbinizi en kolay ne çalar? 

Zekâ.

Fotoğraf: Merve ADEM 

;
Bu Video
İlgini
Çekebilir
Sıradaki haber yükleniyor...
holder